Orijinalini görmek için tıklayınız : SİVASIMIN TARİHİ


hakandemirezen
05.08.2006, 11:52
Kronolojik Sivas Tarihi

MÖ 7000-5000
Sivas'ta İlk yerleşim dönemi

MÖ 1600-884
Hititler dönemi

MÖ 800-695
Firigler dönemi

MÖ 700-546
Lidyalılar dönemi

MÖ 550-332
Persler dönemi

MÖ 333-MS 17
Kapadokya dönemi (Makedonyalılar)

17-395
Romalılar dönemi

395-1075
Bizanslılar dönemi

658
Sivas'ın Emevilerin eline geçmesi

1059
Sivas'ın Türkler'in eline kısa bir dönem için geçmesi

1071
Danşmentliler (1080-1175 Beylik Merkezi)

1143
Yağıbasan'ın Sivas'a egemen olması

1175
Sivas'ın Selçuklular'ın eline geçmesi (1220 Başkent)

1197
Sivas Ulu Cami'nin yapılması

1224
Sivas Kalesi surlarının 1. Alaattin Keykubat tarafından yaptırılması

1232
Moğollar'ın Sivas'a saldırısı

1243
Sivas'ın Moğolla'ca yağmalanması

1256-1353
İlhanlılar dönemi

1271
Gökmedrese, Çifte minare ve Şifahiye Medreselerinin yapımı

1343
Sivas'ta Eretna Beyliği'nin kurulması (Beylik Merkezi)

1378
Kadı Burhanettin'in Eratna Beyliği'nde vezir olması

1381
Sivas'ta Kadı Burhanettin Devletinin kurulması (Beylik Merkezi)

1383
Sivas surlarının Kadı Burhanettin tarafından onarılması

1388
Memluklular'ın Sivas'ı kuşatması

1389
Sivas'ın Osmanlılar'ın hakimiyetine geçmesi

1400
Timur'un Sivas'ı istilası

1418
Çelebi Mehmet'in Sivas kalesini ve şehri onarması

1473
Fatih'in Sivas'a gelmesi

1472
Akkoyunlular'ın Sivas'ı yağmalaması

1512
Yavuz Sultan Selim'in Sivas'a gelmesi

1516
Sivas'ın “Eyalet-i Rum” olarak Genel Valilik olması

1533
Kanuni'nin Sivas'a gelmesi

1564
Meydan Cami'sinin yapılması

1868
Sivas'ın il oluşu

1878
Sivas'ta ilk matbaanın kuruluşu

1908
Ziyabey Kütüphanesi'nin açılışı

1919
Atatürk'ün Sivas'a ilk gelişi (27 Haziran)

1919
Sivas Kongresi (4 Eylül)

1919
“İrade-i Milliye” Gazetesi'nin yayını

1927
Sivas'ta ilk kazı ve araştırmanın Vander Osten tarafından yapılması

1930
Sivas-Ankara demir yolu hattının açılması (30 Ağustos)

1932
Sivas-Samsun demiryolunun açılması

1932
Sivas elektrik şebekesinin kurulması

1934
Tavra deresine elektrik santralının kurulması

1938
Divriği Demir-Çelik madenlerinin işlemeye açılması

1939
DDY Cer Atölyesi'nin kurulması

1943
Çimento Fabrikası'nın hizmete girmesi (6 Haziran)

1950
Ulaş Devlet Üretme Çiftliği'nin kurulması (l Mart)

1953
Sivas Numune Hastanesi'nin kurulması

1955
Sivas SSK Hastanesi'nin hizmete girmesi

1963
Sivas içme suyu şebekesinin kurulması

1966
Sivas Havaalanı'nın yapılması

1967
İl Halk Kütüphanesi'nin yapılması

1972
Sidaş İplik Fabrikası'nın kurulması

1973
Sivas Tıp Fakültesi'nin hizmete girmesi (29 Ekim)

1979
Sivas Beton Travers Fabrikası'nın üretime başlaması

1982
Cumhuriyet Üniversitesi'nin açılması

1985
Sivas Hazır Giyim Fabrikası'nın kuruluşu

1987
Sivas Demir-Çelik Fabrikası'nın açılması

1989
Kangal Termik Santrali'nin açılışı

1990
Kılıçkaya Hidro Elektrik Santrali'nin açılışı

1992
Gazibey Barajı'nın açılışı

1993
Hanlı-Bostankaya arası çift hatlı demiryolunun açılışı

1993
4 Eylül Barajı inşaatının başlaması

1997
Sivas Devlet Tiyatrosu'nun açılışı

ademgoze
05.08.2006, 12:01
çok güzel bu bilgileri bilmiyorduk araştırma için sağolun bilgilendik...

PRoFeSSioNaL
05.08.2006, 12:08
gardaş nerden buluyosun yazsaydın ya altına bizde bilgisayara ataradık başka şeyler varsa neyse saol böle bişey yaptığın teşekkür ediyoruzz

ş.usta
05.08.2006, 12:26
uygarlık'ların,gercek beşiği,sivasolduğu,birkezdaha kanıtlanmış oldu.
Sivas'ta İlk yerleşim dönemi MÖ 7000-5000 densede,kesin tarih bilinmemektedir.
selcuklular döneminde,altıncağını yaşamıştır, bence sivasın gelişimini tamalayamayışının, sebebi,osmanlıların gereken ilgiyi sivasa göstermeyişidir.
cumhuriyet,döneminde yapılanlar'da yetersiz kalmaktadır.
sivas'ın güçünü,potansiyelini,elele vererek tüm türkiyeye göstermeliyiz.

nazimgulturk
05.08.2006, 12:58
8000-9000 YILLIK TARİHİMİZ VAR DÜNYADA AZDIR BÖYLE ŞEHİR VE BİZ BU ŞEHİRLİYİZ GURU DUYMALIYIZ:.........

***REİS 58***

RECEP_YÜKSEL
05.08.2006, 13:21
Kronolojik Sivas Tarihi

MÖ 7000-5000
Sivas'ta İlk yerleşim dönemi

MÖ 1600-884
Hititler dönemi

MÖ 800-695
Firigler dönemi

MÖ 700-546
Lidyalılar dönemi

MÖ 550-332
Persler dönemi

MÖ 333-MS 17
Kapadokya dönemi (Makedonyalılar)

17-395
Romalılar dönemi

395-1075
Bizanslılar dönemi

658
Sivas'ın Emevilerin eline geçmesi

1059
Sivas'ın Türkler'in eline kısa bir dönem için geçmesi

1071
Danşmentliler (1080-1175 Beylik Merkezi)

1143
Yağıbasan'ın Sivas'a egemen olması

1175
Sivas'ın Selçuklular'ın eline geçmesi (1220 Başkent)

1197
Sivas Ulu Cami'nin yapılması

1224
Sivas Kalesi surlarının 1. Alaattin Keykubat tarafından yaptırılması

1232
Moğollar'ın Sivas'a saldırısı

1243
Sivas'ın Moğolla'ca yağmalanması

1256-1353
İlhanlılar dönemi

1271
Gökmedrese, Çifte minare ve Şifahiye Medreselerinin yapımı

1343
Sivas'ta Eretna Beyliği'nin kurulması (Beylik Merkezi)

1378
Kadı Burhanettin'in Eratna Beyliği'nde vezir olması

1381
Sivas'ta Kadı Burhanettin Devletinin kurulması (Beylik Merkezi)

1383
Sivas surlarının Kadı Burhanettin tarafından onarılması

1388
Memluklular'ın Sivas'ı kuşatması

1389
Sivas'ın Osmanlılar'ın hakimiyetine geçmesi

1400
Timur'un Sivas'ı istilası

1418
Çelebi Mehmet'in Sivas kalesini ve şehri onarması

1473
Fatih'in Sivas'a gelmesi

1472
Akkoyunlular'ın Sivas'ı yağmalaması

1512
Yavuz Sultan Selim'in Sivas'a gelmesi

1516
Sivas'ın “Eyalet-i Rum” olarak Genel Valilik olması

1533
Kanuni'nin Sivas'a gelmesi

1564
Meydan Cami'sinin yapılması

1868
Sivas'ın il oluşu

1878
Sivas'ta ilk matbaanın kuruluşu

1908
Ziyabey Kütüphanesi'nin açılışı

1919
Atatürk'ün Sivas'a ilk gelişi (27 Haziran)

1919
Sivas Kongresi (4 Eylül)

1919
“İrade-i Milliye” Gazetesi'nin yayını

1927
Sivas'ta ilk kazı ve araştırmanın Vander Osten tarafından yapılması

1930
Sivas-Ankara demir yolu hattının açılması (30 Ağustos)

1932
Sivas-Samsun demiryolunun açılması

1932
Sivas elektrik şebekesinin kurulması

1934
Tavra deresine elektrik santralının kurulması

1938
Divriği Demir-Çelik madenlerinin işlemeye açılması

1939
DDY Cer Atölyesi'nin kurulması

1943
Çimento Fabrikası'nın hizmete girmesi (6 Haziran)

1950
Ulaş Devlet Üretme Çiftliği'nin kurulması (l Mart)

1953
Sivas Numune Hastanesi'nin kurulması

1955
Sivas SSK Hastanesi'nin hizmete girmesi

1963
Sivas içme suyu şebekesinin kurulması

1966
Sivas Havaalanı'nın yapılması

1967
İl Halk Kütüphanesi'nin yapılması

1972
Sidaş İplik Fabrikası'nın kurulması

1973
Sivas Tıp Fakültesi'nin hizmete girmesi (29 Ekim)

1979
Sivas Beton Travers Fabrikası'nın üretime başlaması

1982
Cumhuriyet Üniversitesi'nin açılması

1985
Sivas Hazır Giyim Fabrikası'nın kuruluşu

1987
Sivas Demir-Çelik Fabrikası'nın açılması

1989
Kangal Termik Santrali'nin açılışı

1990
Kılıçkaya Hidro Elektrik Santrali'nin açılışı

1992
Gazibey Barajı'nın açılışı

1993
Hanlı-Bostankaya arası çift hatlı demiryolunun açılışı

1993
4 Eylül Barajı inşaatının başlaması

1997
Sivas Devlet Tiyatrosu'nun açılışı


BU ARAŞTIRMALARA DEVAM ET GARDAŞ BİZLER SİVASLIYIZ EN ESKİ ŞEHİRLERDEN BİRİYİZ ÇÜNKÜ BİZLER YİĞİDOYUZ TEBRİKLER HAKAN KARDEŞ

HakkıTİMUÇİN
05.08.2006, 13:52
M.S 12.07.1968

İsmail Hakkı TİMUÇİN'nin bir cuma sabahı 05:00 Ece mahallesinde dünyaya gelmesi
:D :D :D

aykut-akay
06.08.2006, 14:05
Sivas son 8 yılda çok büyük gelişme göstererek çok büyük bir kent olma yoluna doğru ilerlemektedir.1990-97 döneminde merkez ilçe nüfusu sadece 9.000 kişi artarak 223.000 kişiden 232.000 kişi ye çılmıştır ancak 2000-06 döneminde 58.000 kişi artarak 310.000 kişi olmuştur.


Tarihçe
Eski adı "Sebasteia" olan Sivas, Anadolu'nun en eski ve önemli şehirlerinden biridir. Kazı ve araştırmalarda ele geçen buluntular, yörede ilk yerleşim Neolitik Çağ'a (M.Ö. 8000-5500) uzandığının gösterir. M.Ö.2000'lerde değişik yerleşmelere sahne olur.

M.Ö. 17. yüzyılda Hitit sınırları içinde yer alıyordu. Geç Hitit devletleri döneminde güney kesimi "Tilgarimmu" adıyla anılmaya başladı. M.Ö. 7. yüzyılda Kimmer ve İskit istilalarına uğradı. M.Ö. 6. yüzyıl başlarında Medler'in, aynı yüzyılın ortalarında da Persler'in hakimiyetine girdi. M.Ö. 4. yüzylılın ikinci yarısındaki kısa süreli Büyük İskender'in Makedonya yönetiminin ardından Kapadokya Krallığı'na bağlandı. M.S. 17'de bütün Kapadokya ile birlikte Roma İmparatorluğu'nun egemenliğine girdi. Bu dönemde kısa sürelerle Partlar'ın ve Sesaniler'in eline geçti. Bizans döneminde önce Armeniakon Tehması'nın sınırlar içindeydi. 12. yüzyılda Sebesteia Tehması'na bağlandı. Resim:Siv harta.jpg Selçuklu Türkleri Malazgirt Savaşı'ndan önce Sivas'a kadar uzandılar ve şehri 1059'a doğru bir ara ele geçirdiler. Fakat yörenin kesin olarak Türk hakimiyetine girmesi Malazgirt Zaferi'nden kısa bir süre sonre oldu. Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın kumandanlarından Emir Danişment şehri ele geçirdi. Şehir uzun bir süre Danişmentliler'in elinde kaldıktan sonra 1174'te II. Kılıç Arslan tarafından Selçuklu Devleti sınırları içerisine alındı. Selçuklular devrinde Sivas yeniden gelişti. Şehrin surları 1221'e doğru, Sultan Alaattin Keykubat tarafından onartıldı. Kısa bir süre sonra Moğollar'ın saldırıları başladı ve Kösedağ yenilgisi'nden (1243) sonra Selçuklu topraklarıyla birlikte Moğolların eline geçti.

Sivas anıtlarının en önemlileri XIII. yüzyılın ikinci yarısındaki İlhanlılar devrinde yapıldı. Sivas, Kayseri ile birlikte İlhanlılar'ın Anadolu'ya gönderdikleri valiler taradından merkez olarak kullanıldı. XIV. yüzyılın ilk yarısında Sivas'a gelen İbn-i Batuta, burayı İlhanlılar'ın Anadoluda'ki en büyük şehri olarak tanımlar. İlhanlı valilerinden Alaeddin Eratna Bey, 1345'te bağımsızlığını ilan ederek, önce devletine merkez olarak Sivas'ı seçtiyse de daha sonra Kayseri'ye taşındı. Eratna'nın 1353'de ölümünden sonra Kadı Burhanettin onun yerini aldı, fakat Akkoyunlu beyi Karayülük Osman ile yaptığı bir savaşta öldü (1398). Bunun üzerine Sivaslılar topraklarını Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıd'a teslim ettiler. 1400 yazında Timur Sivas'ı ele geçirdi, şehri savunan askerleri öldürttü, halkı kılıçtan geçirtti, şehri yağmalattı ve surları yıktırttı. Timur istilasından sonra şehir bir süre Kadı Burhaneddin'in damadı Mezid Bey'in elinde kaldı. 1403-1408 arasında tekrar Osmanlı hakimiyetine geçti ve bir eyalet merkezi oldu.

XVII. ve XIX. yüzyıllar arasında zaman zaman Anadolu'da meydana gelen ayaklanmalardan zarar gördü. 1649'da şehirden geçen Evliya Çelebi, surların kuşattığı alanda 44 mahalleye bölünmüş 4600 ev bulunduğunu, ayrıca Yukarıkale adını verdiği İçkale ve Paşa kalesindekilerle 6060'ı bulduğunu yazar. XIX. yüzyıl gezginlerinin şehir nüfusu için verdikleri rakamlar genellikle birbirini tutmaz. Bu yüzyılın sonuna doğru nüfusun 30.000-45.000 arasında değiştiği sanılıyor.

XIX. yüzyıl başında bütün Osmanlı topraklarında Islahat Devri başlamıştır. Önce 7 sancak ve 72 kazadan oluşan Sİvas, gittikçe daralmış ve önemini kaybetmiştir. Valiliğine bile mirimiranlar atanıyordu. 1813'te bu usulden vazgeçilerek yeniden vezir atanmasına başlandı. Bir yıl sonra şehirde büyük bir veba salgını başgöstedi. Eyalet teşkilatı bazı küçük değişikliklerle XIX. yüzyıl ortalarına kadar sürmüştür. 1863'te tatbike başlanan vilayetler teşkilatı içinde kurulan Sivas vilayeti; Sivas, Amasya, Tokat ve Şebinkarahisar (Karahisar-ı Şarki) sancaklarına ayrıldı. Bu durum Cumhuriyet döneminde sancakların vilayet haline getirilmesine kadar devam etti.

Sivas'ın Milli Mücadele'nin kazanılması da önemli bir yeri vardır. Bu mücadelenin hazırlık döneminde Mustafa Kemal Paşa önce, 27 Haziran 1919'da Samsun'dan Erzurum dönüşü burda 4 Eylül 1919'da Sivas Kongresi'ni topladı ve 18 Aralık 1919'da Ankara'ya gitmek üzere şehirden ayrıldı. 28487 km² yüzölçümü ile Türkiyenin 2.Büyük İlidir.

1281 köy ile en fazla köye sahip ilimizdir.

1927 yılında Chicago Üniversitesinden Sivas’a gelen arkeologların ve 1945 yılında da Türk arkeologların yaptığı kazı ve araştırmalara göre Sivas Tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşim birimi ve şehir merkezidir. Ayrıca en eski dünya medeniyetleri olan Persler, Etiler, Hititler, Asurlar Sivasta hüküm sürmüşlerdir.

İç Anadolu Bölgesinde yer alan Sivasın arazi yapısının büyüklüğü nedeniyle topraklarının bir kısmı da ,Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgesinde bulunmaktadır.Ancak Doğu Anadolu bölgesine daha uyumludur.

Karadenizin tek yolcu treni olan Samsun Postası Sivas'tan gönderiliyor.Ayrıca Sivas Tren İstasyonu olarak büyük bir kavşak konumundadır.Bugün birçok ilin demiryolu bağlantısı direkt olarak Sivas üzerine kuruludur.

Cumhuriyet tarihinin de ilk vagon ve lokomotif fabrikası ve Cer atelyesi TÜDEMSAŞ Sivasta 1939’da Sivasta kuruldu.TÜDEMSAŞ kurulduğun da dünyanın en ileri tesislerinden biriydi.2003 yılında,II.Irak Savaşının başlarında TÜDEMSAŞ Saddam yönetiminin başında bulunduğu Irak’a 300 vagonluk ihracat yaptı.Bugün hala dünyanın değişik yerlerinden TÜDEMSAŞ’a gelen siparişler değerlendirilmektedir.

Türkiye de kışın en sert yaşandığı şehirlerden biridir.Çok aşırı soğuk bir kış yaşanır.

‘Sivas’ ismi Roma İmparatorluğu zamanında şehrin adı olan Sebast dan gelmektedir.

Atatürk’ün ‘Cumhuriyetin Temellerini Burada Attık’ dediği Sivas ta 4 Eylül 1919 da ,Sivas Erkek Lisesinde toplanan Sivas Kongresi,alınan kararlar bakımından kurtuluş savaşı öncesi toplanan EN ÖNEMLİ kongredir.Hiçbir ülkenin manda ve himayesinin kabul olunmayacağı ve Milletin İstikbalinin yine milletin azim ve kararıyla kurtulucağı kararları bu kongrede alınmıştır.

Selçuklu döneminde başkent olmuştur.

1400 Yılında Anadoluyu ele geçirmeye çalışan Timur hem Türk hem de müslüman olduğu halde, Sivas’a saldırdı. 180 000 kişilik ordusuyla ve fillerle 4000 kişilik Osmanlı ordusunu gafil avlayan Timur,Sivas’ı yakıp yıktı,hem de halka her türlü işkenceyi yaptı. Bugün halen Şifaiye Medresesinde o günden kalan yangın izleri mevcuttur.

Gökmedrese,Çifte Minare Medresesi,Şifaiye Medresesi,Buruciye Medresesi,Ulu cami gibi Selçuklu devrinin en önemli İslam eserleri Sivas ta bulunmaktadır.

Osmanlı döneminde Bölge Eyaleti olmuştur.1516 yılında alınan karara göre Sivas’a; Kayseri,Tokat,Amasya,Yozgat,Ço rum,Divriği ve Arapkir ilçe olarak bağlandı.

Dünyaca ünlü Kangal köpeği,Sivasta yetişmektedir.Kangal köpeği genetik olarak en mükemmel kombinasyonlardan birine sahiptir ve yüksek seviye de eğitilebilirlik özelliği taşımaktadır.

Ülkemizin önemli enerji kaynaklarından biri olan Kangal Termik Santralı Sivastadır.Ayrıca burada Türkiyenin en büyük linyit işletmesi bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyetinin 14.Devlet Üniversitesi olan Cumhuriyet Üniversitesi,1974 te Sivasa 5 km uzaklıkta Kayseri yolu üzerine kurulmuştur.Cumhuriyet Üniversitesi Kampüs olarak bilinen en büyük üniversitelerimizden biridir.

Ülkemizin en büyük nehri olan Kızılırmak, Sivas-Kızıldağdan doğmaktadır.

Tedaşın 2003 raporlarına göre SİVAS, tüm Türkiye genelinde Kütahyanın ardından gelerek en az kaçak elektrik kullanılan 2. şehir olmuştur.

Günümüzde Ünlü Sivaslılar

Doç.Dr. Abdüllatif Şener ; 55.Cumhuriyet Hükümetin de Maliye Bakanı 59.Cumhuriyet Hükümetinin Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı(Bir dönem Hacettepe Üniversitesi,İktisat bölümünde de bulunmuştu.)

Yavuz Bülent Bakiler ; Şair ve Yazar

Beşir Ayvazoğlu ; Yazar ve Şair

Doç.Dr. Ahmet Turan Alkan ; Gazeteci,Yazar,Tarihçi(Cumhuri yet Ünv.)

İlhan Kesici ; Eski Milletvekili ,Politikacı

Cem Yılmaz ; Stand-Upçı,Oyuncu

Ayı Yadigar ; Kemal Sunal filmlerinin unutulmaz karakter oyuncusu

Nurettin Sözen ; İstanbul B.Ş.Belediyesi Eski Başkanı , Sivas Milletvekili

Muhsin Yazıcıoğlu ; Politikacı , Eski Milletvekili

İbrahim Toraman ; Milli Futbolcu (Beşiktaş)

Ümit Özat ; Milli Futbolcu (Fenerbahçe)

Zafer Gültekin ; Milli Kaleci (Ankaragücü)





Sivas ilinin ilçeleri
Sivas | Akıncılar | Altınyayla | Divriği | Doğanşar | Gemerek | Gölova | Gürün | Hafik | İmranlı | Kangal | Koyulhisar | Suşehri | Şarkışla | Ulaş | Yıldızeli | Zara

aykut-akay
06.08.2006, 14:09
daha genis bilgi icin



http://tr.wikipedia.org/wiki/Sivas


http://tr.wikipedia.org/wiki/Sivas

http://tr.wikipedia.org/wiki/Sivas

FATIMA
06.08.2006, 14:32
Sivasımızın köklü tarihi olduğunu biliyor ve her zamanda gurur duyuyoruz.Ancak bu konuda bazı sıkıntılarımız olduğuna inanıyorum.Geçen yaz sivasa hem hasretimizi gidermeye hemde tatilimizi değerlendirmek için gittiğimizde çok üzüldüm.Daha fazla tarihi mekan göreceğimi sanırken bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar az yer görebildim.Sebebi ise maalesef belediyemizin yada kültür bakanlığınınmı diyeyim bu konuda hassasiyet göstermemiş olması.İnanıyorum ki sivasta henüz açığa çıkmamış onlarca medeniyetin kalıntıları çürüyüp gidiyor.Bence gereken çalışmalar yapılmalı,ve hem sivasımızın kalkınmasına yardımcı olacak güçler açığa çıkarılmalı hemde bir ulusun geçmişine ışık tutulmalı diye düşünüyorum.Diğer bi rahatsız olduğum konu ise korunması gereken tarihi kalıntılar maalesef çocuklara ve kimsesizlere oyun aracı olmuş tüketilip gidiyor.Burdan bir kez daha gerekli merciilere sesleniyorum."Lütfen değerlerimize sahip çıkalım,tarihimize ve onun simgelerine bu saygısızlığı yapmayalım"..Saygılar...

aykut-akay
06.08.2006, 14:47
Sivas
(Sivas) İdari Yapı: şehir
Bağlı: il Sivas
Hasan CANPOLAT

ŞEHİR Sami AYDIN
www: M.Ö. 8.000
Özellikleri
Alanı
Toplam 28477 km2 km²
Metro 2857 km2 km²
Rakımı 1300 metre m
Nüfus
() 794,000
Yoğunluk 27/km²
Merkez 310,000
websitesi: www.sivas.gov.tr
www.sivas.bel.tr

alan kodu: 346
plaka kodu: 58

aykut-akay
06.08.2006, 14:48
AKSU

Dünyada bütün medeniyetlerin su kenarında kurulması suyun yöreye ayrı bir güzellik katmasına rağmen, Sivas yıllarca sadece suyun akışını izlemiş, suyu kesilen dereleri de çöplük olarak kullanmış bîr şehirdir. Bunu terse çevirmek için en büyük projelerimizden biri olan AK-SU Projesi yani, şehir içerisindeki derelerin ıslahı projesi hayata geçirildi.




Proje tamamlandığında;

1-13 Mahallenin gayrimenkul değerleri %100 artacak.

2- Çevre modern bir hale gelecek.

3-Çevre kirliliği azalacak.

4-Bölge yeni iş ve ticaret merkezlerine kavuşacak.

5- Sivas turistik açıdan bir kazanım daha elde etmiş olacak.



Şehir merkezinin tam ortasından geçen 8 kilometrelik Mısmılırmak Deresini ıslah ve düzenleme projesine start verildi. 8 kilometre uzunluğunda, 13 mahalleyi doğrudan ilgilendiren, 7 trilyonluk bu proje üç etapta tamamlanarak, Sivas'ın çehresi değişecek.



Halfelik ve Karaağaç Köprüsü arasında kalan 770 metrelik ilk etap 870 milyar lira harcayarak tamamlandı.

Projenin tamamlanmasıyla; o bölgede geniş kapsamlı çevre düzenlemesi ve rekreasyon çalışması yapılacak. 4 Eylül Barajı'nın artan sularıyla yapay şelaleler ve dinlenme havuzları oluşturulacak. Suyun etrafında; çay bahçeleri, restoranlar kurularak, şehrin yeni bir cazibe merkezi kazanması sağlanacak ve şehrin yayılın,ısın.ı katkı sağlanacak.


http://www.sivas.bel.tr/bpi.asp?caid=194&cid=610

talha58
14.01.2007, 12:11
Arkadaşlar acaba Sivas'ı ne kadar tanıyoruz. Sivas hakkında ne kadar bilgiye sahibiz. Ben fazla bilinmediğini düşündüğüm bir kaç noktayı burda yazmayı düşündüm. Buraya sizin de katkı yapmanızı ve Sivas hakkında bilinmeyenlerin azalmasını arzu ediyorum.

İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet'in hocası Molla Hüsrev'in Sivaslı olduğunu ve Fatih'in hocasına danışıp icazet aldığını dolayısıyla İstanbul'un fethinde Sivaslı Molla Hüsrev'in önemli katkısı olduğunu...

Sivas'ın Divriği ilçesinde yer alan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın Unesco (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu ) tarafından Dünya Kültür Mirası Listesinde yer aldığını ve bu listede yer alan Türkiye'deki dokuz kültürel ve doğal yapıdan birisi olduğunu...

Anadolu Selçuklu Devleti ve beylikler döneminde birçok medresenin inşa edildiği ve adeta bir medreseler şehri haline gelen Sivas'a Osmanlı Devleti'nin şehre hakim olduğu beş asırlık devir boyunca sadece bir medrese inşa edildiğini ve bu medresenin de Küçük Minare Mahallesi'nde yaptırılan İhsaniye Medresesi olduğunu... Ayrıca bu medresenin Sivas Valilerinden Said İbrahim Paşa'nın babası Himmet Ağa tarafından yaptırıldığını... (bakınız ; Ömer Demirel Kuruluşundan Günümüze Çeşitli Yönleriyle Bir Osmanlı Mahallesi : Küçük Minare Mahallesi , Türk Yurdu Dergisi, Aralık 1999-Ocak 2000, sy. 148 )

Selçuklular ve Beylikler döneminde Sivas, Kayseri , Konya gibi şehirlerin çok büyük imar ve kalkınma faaliyetlerine sahne olmuş olmalarına rağmen Osmanlıların Türk-İslam fetih anlayışı nedeniyle batıya ve dolayısıyla Bursa, Edirne ve İstanbul gibi şehirlere önem vermesinden dolayı ağırlık merkezinin batıya ve Balkanlara kayması neticesinde Sivas'ta ve çevresinde yapılan eser sayısının azalmış olabileceğini ...

Divriği Ulu Camii için bir Amerikalı tarihçinin “Bu eser bizde olsaydı , cam bir kafes yapar ve eseri bu cam kafesin içinde saklardık” dediğini ve Türkiye'de ise bu eserin bir türlü restore edilip, cazibe haline getirilemediğini...

Sivas'ın Osmanlı Devleti zamanında Paşa Sancağı ( eyalet merkezi ) haline getirildiğini ve böylelikle Karaman ile birlikte Anadolu'daki iki Paşa Sancağı'ndan biri olduğunu ve böylece Sivas'ın çevresindeki birçok ilin Sivas'a bağlı sancaklar haline getirildiğini...

2004 yılında Osmanlı arşivlerine en çok ilgiyi gösteren yabancıların A.b.d.'liler olduğunu ve ayrıca Japonların araştırdıkları önemli konulardan birisinin de Rum Vilayeti ( Sivas-Kayseri ) tarihi olduğunu ..

Fransızların 2004'te arşivlerde yaptıkları araştırmalardan ilgilendikleri konular arasında “Büyükşehir ve dışındaki Sivaslıların geleneklerindeki değişim ve gelişmeleri” incelediklerini....

Star Gazetesi'nin 13 Eylül 2004 haberine göre İstanbul'un 12 milyon nüfusunun 1,5 milyonunu Sivaslıların oluşturduğunu ve İstanbul'daki 1922 hemşehri derneğinin 615'ini İstanbul'daki Sivaslıların kurduğunu, ayrıca bu derneklerden 312'sinin Sivaslılar Vakfı'na bağlı olduğunu... Bundan başka kurulan CMS sistemiyle Sivas'ta olup bitenden İstanbul'da 12 bin kişinin anında haberdar olduğunu...

İstanbul'da yaşayan Sivaslıların en yoğun yaşadıkları ilçenin Maltepe ve burdaki Zümrütevler Mahallesi olduğunu ve İstanbul'da seçilen Sivaslı tek ilçe belediye başkanının AKP'li Maltepe Belediye Başkanı Fikri Köse olduğunu...

Sivas'ın başta Anadolu Selçuklu Devleti olmak üzere Danişmentliler, Kadı Burhaneddin, Eretna Devleti gibi devletlere başkentlik yaptığını Divriği'nin de Mengücekliler hakimiyetinde kaldığını, Kadı Burhaneddin ve I. İzzedin Keykavus gibi hükümdarların mezarlarının Sivas'ta olduğunu...

Türk edebiyatının güçlü temsilcileri ve Türkçe'yi en iyi kullanan aydınlardan gösterilen Yavuz Bülent Bakiler, Beşir Ayvazoğlu , Ahmet Turan Alkan ve Ergun Göze gibi aydınların Sivaslı olduklarını ve Sivas ile ilgili birçok eser yazıp, Sivas hasretlerini her fırsatta dile getirdiklerini...

Aralarında İsrail, Kuveyt , Hong Kong gibi güçlü ekonomilere sahip 111 ülkeden daha büyük Hollanda, Belçika gibi ülkelere yakın yüzölçümü olan Sivas'ın yüzölçümü olarak Türkiye'de Konyadan sonra ikinci büyük il olduğunu... Sivas'ın Avrupa'nın en eski cumhuriyeti olan San Marino'nun 470 katı alana sahip olduğunu... Sivas topraklarının Türkiye'de üç ayrı bölgeye yayıldığını...(bakınız ; Türkiye Gazetesi , 31 Temmuz 2005 Pazar , sy. 7.)

Türkiye'nin yıllık demir cevheri üretiminin yarıdan fazlasınının Sivas Divriği tarafından karşılandığını, Sivas'ın sölestin yatakları açısından ülkede yüzde 90 ve asbest yatakları açısından da yüzde 58 paya sahip olduğunu, ayrıca Sivas'ta 4 altın, 17 bakır, 42 demir, 127 krom, 5 kurşun-çinko, 20 manganez, 12 nikel, 2 wolfram, 7 manyezit, 22 mermer, 34 sölestin, 23 tuzla, 31 asbest, 3 talk, 16 linyit, 2 kaolen, 1 barit, 6 kaplıca kaynağı, 1 adet memba suyu, maden suyu, çok sayıda çimento hammaddesi, tuğla-kiremit hammaddesi, jips ve kireçtaşı zuhur ve yataklarının yanında bentonit, diyatomit, zeolit, florit, grafit, asfaltit, kükürt, vermikülit, antimuan, arsenik, uranyum-toryum, karbondioksit ve nadir toprak element zuhurları bulunmasına rağmen bir çok yer altı kaynağının kullanılamadığını veya işletilmediğini..(bakınız ; Türkiye Gazetesi , 31 Temmuz 2005 Pazar , sy. 7.)

Sivas şehrinin eskiden beri surlarla çevrili olduğunu ve Selçuklu Devleti ile Osmanlı Devleti zamanlarında bu surların var olduğunu, günümüzde yapılan kazırlarda özellikle dış surlarla ilgili kalıntıların bulunduğunu...(bakınız ; Ömer Demirel, Sivas Şehir Hayatında Vakıfların Rolü, TTK Yayınları, sy. 11 )

Kanuni Sultan Süleyman'ın Veziri Koca Hasan Paşa'nın da Sivaslı olduğunu...

Türkiye'de kayak sporunun ilk kez Sivas'ta başlatıldığını..


EVET ARKADAŞLAR benden şimdilik bu kadar. Sivas ile ilgili sizin bildiğiniz bizim bilmediğimiz her türlü bilgiyi buraya eklerseniz güzel olur kanatindeyim.

SivasSpor58-ist
14.01.2007, 12:51
Kanuni Sultan Süleyman'ın Veziri Koca Hasan Paşa'nın da Sivaslı olduğunu...
VAY BEA SİVASLIYMIŞ

1967_CLUB_10UR
14.01.2007, 13:01
Abdulvahab Gazi

Abdülvehhap Gazi Sivasta türbesi bulunan ve ve Anadolunun en büyük velilerindendir. Evliya çelebiye göre Abdülvehhap Gazi Sivaslıdır. Hz. Peygamberimizin huzurunda müslüman olmuş; Hz.Ali de kemerini bağlayarak kendisini pir yapmıştır. Yüzon sene yaşayan Abdülvehhap Gazi Sivas ta vefat etmiş, bugünkü türbesine defnedilmiştir.

Türbe ve tekkeler içerisinde özel bir yeri ve önemi bulunan Abdülvehhap Gazi Türbesi, Sivas ta halkın en çok ziyaret ettiği, kötü alışkanlıklarını terketmek, bela ve uğursuzluktan kurtulmak isteyenlerin dua ettikleri bir ziyaret yeridir. Gerek İl Merkezinde ve Yurdun çeşitli yerlerinden gelenlerinde ziyaret ettikleri bir türbedir.

Bilmiyorum5
14.01.2007, 13:29
cok guzel bır calısma tesekkurler leblebı82

sivassss
14.01.2007, 13:33
Kardeş emeğine yüreğine sağlık,
Çok faydalı ve çok güzel bir çalışma,
Tebrik ederim seni...

Yiğiter
14.01.2007, 15:20
peki ekonomik olarak bilmediğimiz şeyleri de yzacak olan var mı aramızda

1967_CLUB_10UR
14.01.2007, 16:03
Üreten Şehir Sivas



Sivas yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, sosyal ve kültürel yapısı, kentsel gelişimi, eğitim altyapısı ve birikimi, tarımsal üretim gücü ve ulaşım altyapısı ile ekonomik ve sosyal kalkınma için önemli potansiyellere ve avantajlara sahiptir.
2003 Yılı Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralamasında 81 il içerisinde 53. sırada yer alan Sivas ili Dördüncü Derecede Gelişmiş İller Grubunda bulunmaktadır.
2001 yılı Sivas ili GSYİH’nın sektörel dağılımında en yüksek payı yüzde 22,4 ile sanayi sektörü alırken, ulaştırma ve haberleşme sektörü 2. sırada, daha önceki yıllarda ilk sırada yer alan tarım sektörü üçüncü ve son olarak ticaret sektörü de dördüncü sırada yer almaktadır.
Sivas’ta 2001 Yılı Kişi Başına Düşen Geliri 1.399 Dolar olup, ülke düzeyinin yüzde 65’i seviyesindedir.
Nüfusunun yüzde 66,5’inin tarım, yüzde 24,1’inin hizmet, yüzde 5,4’ünün sanayi ve yüzde 4’ünün inşaat sektöründe çalıştığı Sivas ili, ekonomik ve sosyal gelişmenin yetersiz olması nedeni ile Türkiye’nin göç veren illeri arasında yer almaktadır.
1990’lı yıllara kadar özel sektör eliyle sanayileşmenin yok denecek kadar az olduğu Sivas’ta devlet eliyle kurulan işletmeler ilin sanayileşmesinde, ekonomik ve sosyal gelişmesinde uzun yıllar önemli bir yer tutmuştur. 1989 yılında kurulan 1. Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte sanayileşme hareketleri de yön değiştirmeye başlamış ve 2003 yılından itibaren de Teşvik Yasası ile hız kazanmıştır. 113 yatırımcı ile 4.337 kişiye istihdam sağlanan 1.Organize Sanayi Bölgesinde halen 46 tesisin inşaatına da devam edilmektedir.
Gelişen sanayileşmeye bağlı olarak merkez ilçede 2. Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte Şarkışla ve Gemerek ilçelerinde de Organize Sanayi Bölgelerinin kurulması yatırım programına alınmıştır. Ayrıca il genelinde 10 ayrı Küçük Sanayi Sitesinde yer alan 1.608 işyeri ekonomideki önemli altyapılardır.
Sivas ilinde kamu ve özel sektöre verilen yatırım ve KOBİ teşvikleri sayesinde, sanayi ve ticaret sektörlerinde yaşanan gelişmelere paralel olarak ilde Gümrük Müdürlüğü, TSE ve İhracatçılar Birliği İrtibat Bürosu kurularak, hizmet altyapısı güçlendirilmiştir. Ticaret, bankacılık, inşaat ve diğer hizmet sektörlerinde de son yıllarda önemli gelişmeler görülmektedir.
Başta demir olmak üzere, il genelinde bulunan birçok maden çeşidine sahip olan Sivas’ta, maden ve madene dayalı sanayinin il ekonomisinin gelişmesinde ve sanayileşmesinde önemli rol oynayacağı unutulmaması gereken bir gerçektir.
Ancak, sanayileşme ve birlikte iş yapma kültürünün eksikliği, şirketleşmenin yetersizliği, bölgesel zenginliklerin yeterince değerlendirilememesi ve göçe bağlı olarak ortaya çıkan kalifiye eleman yetersizliği Sivas’ın ekonomik gelişmesinde karşılaşılan en önemli sorunlardır.

Sivas 2023 Stratejik İl Gelişme Planı kapsamında Ekonomi sektörünün mevcut durumu analizi yapılarak, sektörün vizyonu, stratejik amaçları ve hedefleri belirlenmiştir.

gülkız
14.01.2007, 18:31
Sivas İlinde Sosyal Güvence Kapsamındaki Nüfusun Dağılımı

KURUM/BİRİM SAYI İL NÜFUSUNA ORANI(%)

SSK 244.132 32,33
BAĞ-KUR 128.739 17.04
EMEKLİ SANDIĞI* 193.974 25,68
YEŞİLKART 150.148 19,88
2022 (Merkez) 4.763 0,63
TOPLAM 721.756 95.58


Kaynak : İl Sağlık Müdürlüğü (* : 2004 Aralık verileri)


Sivas İli Toplam Banka Mevduatının Gelişimi (Milyar TL)

Mevduat Türü 2000 2001 2002 2003 2004
Tasarruf Mevduatı 74.638 106.067 145.257 179.455 242.924
Mevduat Sertifikası 0 0 0 0 0
Resmi Kuruluş Mev. 5.007 13.163 20.624 21.594 28.491
Ticari Kuruluş Mev. 11.022 18.203 31.248 48.554 47.002
Bankalar Mevduatı 45 65 346 280 40
Döviz Tevdiatı 110.378 249.096 340.812 329.556 373..990
Diğer Mevduat 7.168 4.680 12.628 23.504 31.147
Altın Depo Hesapları 1 3 0 0 0
Toplam (Sivas) 208.259 391.277 550.915 602.943 723.594
İç Anadolu Bölgesi 15.637.138 23.386.240 29.399.595 36.630.843 44.739.509
Türkiye* 63.648.625 109.443.578 135.461.293 153.227.340 187.293.849
İç Anadolu B. /Türkiye (%) 24,57 21,37 21,70 23,91 22,82
Sivas/İç Anadolu B. (%) 1,33 1,67 1,87 1,65 1,69
Sivas/Türkiye (%) 0,33 0,36 0,41 0,39 0,39
Kaynak: Türkiye Bankalar Birliği; * : Kıbrıs ve Yabancı Ülkeler mevduatı dahil edilmemiştir.

- Sivas İli 2005 Yılı İtibariyle Konsolide Bütçe Gelirleri Tahsilatı (Kümülatif Toplam-Bin YTL)

DÖNEMİ Konsolide Bütçe Genel Bütçe Vergi Gelirleri Vergi Dışı Gelirler Sermaye Gelirleri Alınan Bağış ve Yardımlar Katma Bütçe Öz Gelirleri
Ocak 11.996 11.697 8.959 2.604 39 95 299
Şubat 31.139 28.414 23.561 4.583 145 125 2.725
Mart 46.249 41.789 34.316 7.273 200 0 4.460
Nisan 58.289 51.435 41.963 9.247 225 0 6.854
Mayıs 71.379 63.954 51.783 11.904 267 0 7.425
Haziran 83.272 75.452 60.914 14.209 329 0 7.820
Temmuz 98.505 89.989 72.314 17.101 574 0 8.516
Ağustos 117.188 108.266 88.302 19.341 623 0 8.922
Eylül 136.537 127.158 103.609 22.869 680 0 9.379
Ekim 155.102 145.129 119.175 25.221 733 0 9.973
Kasım 179.603 166.136 137.745 27.618 773 0 13.467
Aralık 201.949 191.381 159.082 31.392 907 0 10.568
Kaynak: Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü

Sivas İli Vergi Gelirlerinin 2005 Yılında Tahakkuk ve Tahsilatı (Kümülatif Toplam – Bin YTL)

DÖNEMİ Tahakkuk [1] Tahsilat [2] Yüzde [2] / [1] Türkiye Tahsilatı İçindeki Payı (%) – Bin YTL
Ocak 69.961 8.959 12,81 0,12
Şubat 80.688 23.561 29,20 0,16
Mart 89.658 34.316 38,27 0,15
Nisan 98.913 41.963 42,42 0,14
Mayıs 110.580 51.783 46,83 0,13
Haziran 121.283 60.914 50,22 0,13
Temmuz 134.228 72.314 53,87 0,13
Ağustos 150.233 88.302 58,78 0,13
Eylül 163.678 103.609 63,30 0,13
Ekim 182.995 119.175 65,12 0,14
Kasım 194.305 137.745 70,89 0,14
Aralık 206.134 159.082 77,17 0,15

Kaynak : Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü

Sivas’ta İhracat ve İthalatın Yıllara Göre Değişimi ($)

Yıllar İHRACAT İTHALAT
Dolar Firma Sayısı Dolar Firma Sayısı
2000 4.831.114 - 3.760.015 -
2001 5.113.109 28 7.074.612 24
2002 8.349.516 27 5.830.137 14
2003 9.596.090 25 5.559.848 27
2004 12.727.558 32 10.589.791 37
2005 17.411.000 39 49.366.000 49


Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı

Sivas Merkez 1. OSB İle İlgili Veriler – Alan Dağılımı

Sanayi Parseli Toplam Alanı 141,615 Hektar
Yol 18,055 Hektar
Park ve Yeşil Alan 18,341 Hektar
Sosyal Tesisler 2,960 Hektar
Arıtma Tesisi Alanı 0,806 Hektar
Tahsis Olunan Parsel Alanı 141,615 Hektar
Boş Parsel Alanı 0 Hektar
Toplam Alan 181,780 Hektar

Kaynak : Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü


Sivas Merkez 1. OSB İle İlgili Veriler – Parsel Dağılımı

Sanayi Parsel Sayısı 189 Adet
Sosyal Tesis Parsel Sayısı 5 Adet
Park ve Yeşil Alan Parsel Sayısı 6 Adet
Tahsis Olunan Parsel Sayısı 189 Adet
Boş Parsel Sayısı 0 Adet
Toplam Parsel Sayısı 200 Adet

Kaynak : Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü



Sivas Merkez 1. OSB İle İlgili Veriler – Tesis Dağılımı

Üretime Geçen Sanayi Tesisi 62 Adet
Üretimini Durduran Sanayi Tesisi 6 Adet
İnşaatını Durduran Firmalar 2 Adet
İnşaat Halindeki Sanayi Tesisi 41 Adet
Proje Safhasında Olan Firma Sayısı 3 Adet
Yatırımcı Firma Sayısı 114 Adet

Kaynak : Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü


Sivas Merkez 1. OSB’de Üretime Geçen Firmaların Sektörel Dağılımı

SEKTÖR Toplam
Tekstil Firması 7
Demir Doğrama 4
İnşaat Malzemeleri 15
PVC Profil Üretimi ..
Polyester ve Plastik Ürünleri 4
Isı Cam 1
Gıda Sanayi 4
Mobilya Üretimi 12
Otomobil Yan Sanayi 1
Mermer Sanayi 4
Mobilya Yan Sanayi 2
Tüp Dolum Tesisi 1
Tıbbi Malzeme Ürünleri 2
Kauçuk Sanayi ..
Elektrik Panosu 1
Tarım Makineleri Üretimi ..
Mutfak Malzemeleri 1
Paketleme ve Amb.Sanayi 1
Diğer 2
TOPLAM 62

Kaynak : Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü


Sivas Merkez 1. OSB’ye Yapılan Yatırımların Yıllara Göre Dağılımı (Kümülatif Toplam YTL)

Yıllar
Kullanılan Enerji İstihdam Edilen Kişi Toplam Yatırım Miktarı
2002 2,00 990 64.202.000
2003 2,50 1.120 71.354.000
2004 3,50 1.461 82.729.000
2005 6,00 2.796 102.134.000

Kaynak : Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü

Sivas’ta Uçak Seferlerinin Gelişimi

Yıllar Toplam Uçak Sayısı Yolcu Sayısı Yük/Ton
2003 32 1.061 7
2004 226 7.394 68
2005 670 35.633 216

Kaynak : DHMİ Genel Müdürlüğü



Sivas İli Data Internet Bilgileri

DATA İNTERNET

TURPAK 47
Dial-Up Erişimli 500
Frame Relay 76
ADSL 6517
Data Devre Sayısı 184
Kaynak : Telekom İl Müdürlüğü

erhan5834
14.01.2007, 19:15
Yüzölçümü bakımından Türkiye'nin ikinci, yerleşim birimi sayısı bakımından birinci ili olan Sivas aynı zamanda Cumhuriyet Türkiyesi'nin önemli bir tarih ve kültür merkezidir.

Sivas İli Iç Anadolu'da yer alir. İl topraklarının büyük bölümü Kızılırmak, bir bölümüde Yeşilirmak havzalarına girer. 35 derece-50 dakika ve 38 derece-14 dakika doğu boylamlarıyla, 38 derece-32 dakika ve 40 derece-16 dakika kuzey enlemleri arasında kalan il, 28,488 km2 lik yüzölçümü ile Türkiye'nin toprak bakımından ikinci büyük ilidir.

İç Anadolu'nun yüksek platoları üzerinde baslayan ve doguya dogru yükselen il alani; kuzey, dogu ve güneydoguda daglik ve sarp bir kesimle son bulmaktadir. Ortalama yükselti 1000 metrenin üzerindedir. Il alaninin %47,6 si daglarla, %6,2 si ovalarla kaplidir.

Sivas Ilinin büyük bir kesimi yazlari sicak ve kurak, kislari soguk ve karli geçen karasal Iç Anadolu ikliminin etkisinde kalmaktadir. Fakat kuzeyde Karadeniz, doguda Dogu Anadolu yüksek bölge ikliminin etkileri bulunmaktadir.

Sivas Bölgesinin M.O. 7000 - 5000'li yıllardan itibaren (Neolitik Dönem) iskan edildiği anlaşılmaktadır. Bölge coğrafi yapısı gereği arkeoloji literatüründe “Doğu Kapodokya” diyede adlandırılır.
Anadoluda M.d. 1800 lü yıllarda ilk siyasi birliği kurarak imparatorluğa geçen Hititler'in yerleşim alanları içerisinde bulunan Sivas, Firigyalıların, Lidyalıların, Romalıların ve Bizanslıların egemenliğinde, “Diapolls” ve “Sebast” gibi isimler de almıştır.
Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın komutanlarından Emir Danişment 1071 ‘de Sivas'ı fethederek Danişrnent Beyliğini kurmuştur.
Sultan İzzettin Keykavus Sivas'ı 1220 yılında Selçuklu Devletinin başkenti yapmış, 1343'te Eratna Devleti, 1381‘de Kadıburhanettin Devleti Sivas'ta kurulmuş....
1413 yılında Sivas Osmanhılar'ın egemenliğine girdikten sonra Eyalet-i Rum adı altında Amasya, Çorum, Yozgat, Divriği, Samsun ve Arapkir şehirlerini kapsayan geniş bir bölgenin eyalet merkezi olmuştur.
Milli mücadelenin en önemli tarihlerinden biri olan 4 Eylül 1919'da Büyük Atatürk'ün BaşkanIığında Sivas Kongresi Sivasımızda toplanmış ve yeni Türkiye Curnhuriyeti'nin temelleri Sivas'ta atılmıştir.

erhan5834
14.01.2007, 19:18
Rivâyete göre Sivas kurulmadan önce ulu ağaçlar altında kaynayan üç pınar varmış. Bu pınar Allahü teâlâya şükür, ana ve babaya minnet ve küçüklere şefkat duygularını ifâde edermiş. Bu üç pınara "Sipas Suyu" denirmiş. Zamanla mukaddes sayılan bu üç pınarın etrâfında küçük bir yerleşim merkezi kurulmuş ve "Sipas" ismi verilmiştir. Diğer bir rivâyete göre ise Sivas ismi eski kavimlerden"Sibasipler"den gelmektedir. Başka bir rivâyete göre "Ogüst şehri" mânâsına gelen "Sebast" kelimesinden gelmektedir. Sivas ilk çağlarda Talavra, Megalapolis, Karana ve Diyapolis isimleriyle anılmıştır.
Sivas ismi için en kuvvetli rivâyet, Selçuklu Oğuz Türklerinin lehçesinde "üç değirmen" mânâsına gelen "Sebast" kelimesinden gelmiş olmasıdır. Sebast ismi zamanla halk dilinde Sivas olarak yerleşmiştir.
Kaynak:Hayati Kayhan
SİVAS TARİHİ

Sivas tarihin ilk çağlarından buyana medeniyetlerin filizlendiği bir yerleşim alanı olmuş ve tarih içerisinde her dönemde müstesna bir önem arz etmiştir. Bu geçmişinden dolayı bugün adeta bir açık hava müzesi konumundadır. Anadolu da hüküm sürmüş her medeniyetin izlerini ve nişanelerini bulmak mümkündür. Anadolu Selçuklularına bir dönem başkanlık yapan Sivas'ımız Danişmentler'in de başkenti olmuş, Osmanlı imparatorluğunun en büyük eyalet merkezlerinden biridir. Kronolojik Sivas Tarihi için tıklayın!


Yüzölçümü:
Yüzölçümü itibariyle Sivas'ımız 28.488 m2 alan üzerindedir. Konya'dan sonra Türkiye'nin ikinci büyük ilidir.

NÜFUSU
Sivas Genel nüfusu 794.000 - Sivas il merkezi nüfusu 250.300 dür. - Şehrimizde 62 mahalle mevcuttur. Sivas 17 ilçesi ve 1245 köyü ile önemli bir idari yapıya sahiptir.

ÜNİVERSİTE
7 Fakülte 3 Enstitü ve il ve ilçelerde 15 Meslek Yüksek okulu ile dev bir eğitim yuvası olan Cumhuriyet Üniversitesi , 18.000 öğrenci kapasite ile Sivas'ımız da önemli bir potansiyeldir.

SİVAS OKUL DURUMU
Sivas Merkezinde 160 İlköğretim , 22 Lise ve dengi okul. Sivas Genelinde 702 İlköğretim , 70 Lise ve dengi okul . bulunmaktadır.

KAPLICALAR
Dünyanın sayılı jeotermal özelliğine sahip Balıklı kaplıcası yerli ve yabancı turizm açısından önemli bir noktada. Sıcak ve Soğuk Çermik Kaplıcaları: Şehrimize olduğu gibi ülkemiz turizmine de ayrı bir katkı sağlamaktadır. Soğuk çermiğimizin kendine has su özelliği ile sağlık turizminde dünya çapında bir ünü vardır. Sıcak çermik yine Jeotermal özelliği ve yerleşim konumu ile gerek dinlenme, gerek sağlık turizmi olması sebebiyle uydu kent olmaya müsait bir konumdadır. Ve bu yönde belediye olarak 500 hektarlık mevzi imar planı yapılmış uydu kent olma yolunda önemli bir adım atılmıştır. İklimi sert, insanı mert ilimiz bugün sürekli gelişmekte ve gelecek için bir cazibe merkezi olma yolundadır.

TARİHİ ESERLER
Tarihin her devrindeki medeniyetlerin nişaneleri olan tarihi eserleriyle yine iç ve dış turizme yönelik büyük bir potansiyele sahiptir.

Gökmedrese: Mimarlık ve sanat tarihi açısından çok önemli bir yapıya sahip olan Gökmedrese, 1200'lü yıllara damgasını vuran dünya çapında bir emanettir.

Buruciye Medresesi: Astronomi ilimleri için 1271 yılında inşa ettirilen Buruciye Medresesi devrin pozitif ilimlerinin okutulduğu bir eserdir.

Şifahiye Medresesi: Cilt ve ruh hastalıklarının tedavi edildiği 1200'lü yılların mimari özelliklerini üzerinde barındıran Şifahiye Medresesi önemli eserler arasındadır.

1967 dernek serkan20
14.01.2007, 19:44
işte sivas gerceği
hazırlayanların eline sağlık

FurkaN
14.01.2007, 20:04
Ellerinize sağlık arkadaşlar Sivas hakkında epey bilgi sahibi olduk...

CAGLAYAN
14.01.2007, 20:59
SİVAS İLİNİN TARİHÇESİ

http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas006.jpg

Sivas'ın bugünkü sınırları içerisinde yer alan Hafik Gölü, Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki Tepecik Höyüğü ile Kangal ilçesi Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük değirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmiştir. Yıldızeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çağ (maden taş devri M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500) buluntuları elde edilmiştir.

http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas007.jpg

Sivas'ın yazılı tarihi M.Ö. 2000 yılı başlarında Hititlerle başlamakta olup merkez Tatlıcak Köyü ile Uzuntepe Köyündeki Höyükler, Divriği Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Şuğul vadisindeki Hititçe yazılar başlıca Hitit yerleşim alanlarıdır. Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Frig’lerin Hititleri ortadan kaldırmaları sonucu Sivas'ta Frig egemenliğine girmiştir. Frig yerleşimi Hitit yerleşim alanlarının üst katlarında görülmektedir. Lidya’lılar zamanındaki meşhur Kral Yolu da Sivas'tan geçmektedir.

http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas009.jpg

Anadolu'daki Pers egemenliğinden sonra kurulan şehir devletlerinin zamanla Roma İmparatorluğuna bağlanması sonucu, önemli yol kavşağı üzerinde bulunan şimdiki şehir merkezinin iskan edildiği ve Sebasteia adını aldığı görülmekte veya ilin isminin Hitit Kavmi olan sibasip adından geldiği gibi, Roma İmparatoru Aguste tarafından şehre yunancada şehir manasına gelen "Sebasteia" adının verildiği ve yine Selçuklular zamanında üç değirmen anlamına gelen "Sebast" kelimesinden geldiği rivayet edilmektedir.

http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas010.jpg

Bu yörede Roma hakimiyeti tam olarak yerleştikten sonra şehre "Diyapolis" yani Mebud şehri adı verilmiştir.

http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas011.jpg

Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren şehir 395'te Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğuna ayrılan topraklar içerisinde kaldı.1509'da Anadolu'ya giren Türkmen güçleri ve 1604'te Alparslan'ın önünden kaçan Selçuklu şehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kısa süre hakimiyet sağlamışsa da, bölgenin Türk egemenliğine girmesi ancak 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçekleşti. Kısa bir süre Selçuklu hakimiyetinde kalan Sivas'ta 1075'te Danişmend Beyliği kuruldu. Danişmend Beyliğinin taht kavgaları ile zayıf düşmesinden sonra Anadolu Selçuklularını yeniden birleştiren I.Mesud, 1152’de Sivas'ı eline geçirdi.

http://www.cumhuriyet.edu.tr/sivas/resim/sivas008.jpg
Bizanslılarında karıştığı taht ve egemenlik kavgaları sırasında Anadolu Selçukluları ile Danişmend’liler arasında sürekli el değiştiren Sivas, 1175'te II. Kılıçarslan tarafından kesin olarak Selçuklulara bağlandı. Daha sonra İzzetdin Keykavus Sivas'ı başkent yapmış, uzun müddet Sivas'ta kalarak günden güne genişleyen Sivas Şehri mamur edilmiş ve 1217 yılında Şifaiye Medresesini yaptırmıştır. İlim adamlarını Sivas'ta toplayarak şehri büyük bir ilim merkezi haline getirmiştir, İzzetdin Keykavus Türbesi" yaptırdığı medrese içinde bulunmaktadır.



1220 yılında İzzettin Keykavus ölünce yerine I. Aladdin Keykubat hükümdar oldu. Bu dönem Anadolu Selçuklularının en parlak dönemi oldu. Moğol istilasını dikkatle izleyen ve önlemler almaya çalışan Sultan 1224'te Sivas'ı surlarla çevirerek korunaklı duruma getirdi. Yerine geçen II. Gıyasettin Keyhüsrev'in kötü yönetimi sırasında sıkıntı çeken halk,1240 yıllarında ayaklanarak Sivas'ı yağmaladı. Selçuklu askerlerinin sivilleri sindirmek için seferber olduğunu gören Moğollar, Anadolu'yu ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Gıyasettin Keyhüsrev'i 1243'te Kösedağı Savaşı'nda yenilgiye uğratan Moğol güçleri, 'Sivas'ı işgal ettiler. Moğollarca bağımlı duruma gelen Selçuklular, Moğollar tarafından kurulan İlhanlı Devleti ile idareye hakim olunmuş. Sivas ili bu dönemlerde büyük bir gelişme göstererek önemli bir ticaret ve bilim kenti olmuştur.



Anadolu'da yarım asır kadar devam eden İlhanlılar devrinde Vali Demirtaş Sivas'a yerleşmiş ve istiklalini ilan ederek Sivas'ta uzun yıllar saltanatını sürdürmüştür. Demirtaş'tan sonraki Sivas Valileri sırayla, Alaattin Ertana oğlu Gıyaseddin Mehmet, Alaattin Ali ve oğlu Mehmet Bey Sivas'ta saltanatı sürdürmüşlerdir.

Ali Bey'in ölümünden sonra yerine geçen yedi yaşındaki Mehmet Bey'i Kadı Burhaneddin saltanatından uzaklaştırarak Sivas'ta kendi devletini kurmuştur. Bu arada Kadı Burhaneddin Sivas'ı onarmak için birçok çaba göstermiştir.

Surların etrafında hendekler kazdırılmış, kaleleri tamir ettirmiş ama Akkoyunlu aşireti reisi Kara Osman'la yaptığı muharebe sonunda katledilmiş yerine oğlu Alaattin geçmiştir.

Bu sırada Timurlenk Anadolu'ya akınlar yapmıştır. Yıldırım Beyazıt Amasya'yı almış Sivas'a yaklaşmış, güneyde Karamanlıların baskısına dayanamayan Alaattin, şehri Osmanlılara teslim etmiştir.

Bir davetle Sivas'ı teslim alan Beyazıt, şehri en büyük şehzadesi Emir Süleyman'a vermiştir. Sivas Osmanlıların eline geçtikten bir yıl sonra 1400 yılında Timur'un istilasına uğramış, bir süre sonra tekrar Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.

Sivas Osmanlı İmparatorluğunda eyalet merkezi haline getirilerek Amasya, Çorum, Tokat kısmi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a bağlı birer sancak olmuştur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde belirtildiği gibi Sivas zamanının en önemli eyaletlerinden biridir (40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 kadar çeşmesi olduğundan bahsedilir.

Sivas'a birçok vali atanmış, bunlar içinde belki de ismi hiç unutulmayacak olan Halil Rıfat Paşanın yaptırdığı birçok yollar, köprüler, hanlar ve konaklar halen halkımızın hizmetindedir. Tarihin kaydedildiği zamandan beri önemli bir yerleşim merkezi olan Sivas, asırlar boyunca önemini korumuş ve özellikle Milli Mücadele yıllarında milli mücadeleye başlangıç olması ona tarihin en kıymetli değerini vermiştir.

MİLLÎ MÜCADELEDE SİVAS

Sivas Kongresi Niçin Toplandı?

Kasım 1914'de girdiğimiz Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıktık. Savaş sona erdiğinde milyonlarca kilometrekare toprağı ve yüzbinlerce insanımızı kaybetmiş olarak Anadolu topraklarına çekildik. Türkleri, Anadolu'dan da atma projesi devreye sokuldu. Mondros Ateşkesinin uygulamaya konulması sonucu Musul, İstanbul, Boğazlar, Doğu Trakya, İskenderun, Maraş, Urfa, Antep, Batum, Adana, Antalya, Kuşadası ..vd. Anlaşma( İtilaf) devletleri'nin işgaline uğradı. Anadolu içlerine ve kıyılarına askerî birlikler çıkardılar.

Ermeni ve Rum azınlık, işgal ordularını çoşku ile karşıladıkları gibi ülkenin çeşitli yörelerinde taşkınlıklarını, katliamlarını sürdürdü. Paris Barış Konferansı kararı gereğince Yunanlıların İzmir'i işgali, bardağı taşıran son damla oldu.

Henüz Balkan ve Birinci Dünya Savaşı yaralarını sarmadan Anadolu topraklarının da işgale uğraması, Türk halkını karamsarlığa düşürdü. İşgaller ve azınlıkların tutumu karşısında, ülke yöneticileri siyaset yoluyla sorunu aşacaklarını düşünürken, aydınlar arasında Amerikan, İngiliz, Fransız ‘manda' eğilimleri baş gösterdi.

Manda düşüncesini savunanlara göre: “ Alman desteği altında Anlaşma devletlerine yenilen Osmanlı Devleti, bu güçlü devletlere karşı tek başına bir mücadele yürütemezdi ”. Mevcut durum karşısında ulusa olan güven duygusunu yitirenler: “ işgallere karşı direniş, yeni işgallere yol açar ” diye düşünüyorlardı. Ulusal tepki ve direnişler İstanbul basınında eleştirilmekte, İstanbul Hükümeti tarafından ise şiddetle uyarılmaktaydı.

Atatürk, bu durum karşısında Türk ulusuna duyduğu güvenle: “ Memleketi bu müthiş badireden kurtarmak için yalnız bir kuvvetin temini lazımdır: milletin birliği ” diyerek, bağımsızlık yolunda ilk yöntemi açıklıyordu. Birliği sağlamanın yolu ise ulusal bir kongreden geçiyordu. Ulusun temsilcileri bir araya gelecek ve ülkenin içinde bulunduğu duruma bir çözüm getirecekti. Bu çözümün kararları Sivas Kongresi'nde (4-11 Eylül 1919) alınacaktır.

Sivas Kongresi Nerede Kararlaştırıldı?

9. Ordu Müfettişi olarak, asayişi düzeltmek göreviyle Samsun'a çıkan Mustafa Kemal Paşa Ali Fuat (Cebesoy), Rauf (Orbay) ve Refet (Bele) ile Amasya'da buluştu. Amasya Genelgesi için Kazım Karabekir Paşa ve diğer ilgililerin onayı alındı. 21 / 22 Haziran 1919'da yayımlanan genelge, illerin askerî ve mülkî yöneticilerine telgrafla, İstanbul'daki bazı devlet adamları ve komutanlara ise özel mektup ekinde ulaştırıldı.

Amasya Genelgesi “ Vatanın Bütünlüğü Milletin Bağımsızlığı Tehlikededir ” uyarısı ile başlıyor ve “ Milletin Bağımsızlığını Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır ” çözüm önerisi ile sürüyordu.

Sivas Kongresi kararı, genelgede şöyle belirtiliyordu: “ Milletin istiklâlini kurtarmak için, her türlü tesir ve baskıdan uzak bir millî heyetin kurulması gerekmektedir. Bunun için yazışmalar sonunda, Anadolu'nun en güvenilir yeri Sivas'ta Millî Kongre'nin toplanması kararlaştırılmıştır. Fırka (parti) anlaşmazlıkları gözetilmeden her sancaktan, halkın güvenini kazanmış üç murahhasın (delegenin ), mümkün olan çabuklukla yola çıkarılması gerekir. Her ihtimale karşı bunun bir ‘millî sır' olarak tutulması ve gereken yerlerde yolculuğun değişik adla ve kılıkla yapılması lâzımdır.

Müdafaai Hukukı Millîye Cemiyetleri ve Belediye Başkanlıklarınca murahhasların seçilmesi ve yola çıkarılması hakkında, vatanseverlikle yardımcı olmanızı; ve onların adlarıyla yolculuk tarihlerinin telgrafla bildirilmesini istirham eylerim .”

Mustafa Kemal Paşa Sivas'ta ( 27 Haziran 1919)

Erzurum Kongresi'ne katılmak üzere Erzurum'a gitmekte olan Mustafa Kemal Paşa, 27 Haziran 1919 günü Sivas'a geldi. Israrla İstanbul'a çağırıldığı, emirlerinin dinlenilmemesi için genelgeler yayımlandığı, tutuklama söylentilerinin dolaştığı bir sırada geldiği Sivas'ta halk ve askerler tarafından çoşkuyla karşılandı. O anı kendisi Nutuk'ta şöyle anlatır:

“ Sivas şehrine girerken, caddenin iki tarafı büyük bir kalabalıkla dolmuş, askeri birlikler tören düzenini almış bulunuyordu. Otomobillerden indik. Yürüyerek askeri ve halkı selamladım... Bu manzara, Sivas'ın saygıdeğer halkının ve Sivas'ta bulunan kahraman subay ve askerlerimizin bana ne kadar bağlı ve sevgi ile dolu olduğunu gösteren canlı bir tanık idi.. ”

27 Haziran günü Sivas Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yöneticilerine şu direktifleri verdi: “ Halkın çoğunluğunu, özellikle okumuş ve genç unsurları amaç etrafında toplayınız. fiili direnişe hazırlanın. Olumsuz propaganda ve akımlara karşı önlemler alın. Kolordu Komutanı ve Kurmay Başkanı ile çok sıkı ve sürekli ilişki içinde bulununuz, onların şifresi ile önemli konular ve durumlar hakkında bilgi alış verişi yapın. Vali ile de iyi ilişkileri geliştirerek iki merkezin vilayete yapacağı duyurulardan bilgi sahibi olunuz. Sivas merkezinden Erzurum Kongresi için iki delege seçerek derhal yola çıkarınız ”

Bu direktifler, Sivaslı vatanseverler üzerinde kıvılcım etkisi yaptı. Ulusal mücadele yolundaki çabalarını artırdılar. M. Kemal, 28 Haziran sabahı, Ramazan Bayramının birinci günü, erkenden Erzurum'a doğru yola çıktı.

Sivaslılar Mustafa Kemal Paşayı Karşılıyor ( 2 Eylül 1919)

Ermeni tehdidine karşı Doğu illerinin birliğini sağlamak amacıyla toplanan Erzurum Kongresi amacına ulaşmış, Kongreye başkanlık eden ve yönlendiren Mustafa Kemal Paşa, beraberindeki arkadaşları ve üç Temsil Kurulu üyesiyle birlikte Sivas yolundadır.

2 Eylül günü Sivas, tarihinin en mutlu günlerinden birine uyanır. Sivas halkı, Erzincan yönüne doğru, erken saatlerde akın etmeye başlar. Atlı – yaya yola çıkanlar Kılavuz tepesinde toplanır. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını getiren otomobillerin Seyfebeli'nden görülmesi ile Sivaslıları büyük bir sevinç dalgası kaplar. Halkın büyük sevgi gösterisinden sonra güneş batarken hep birlikte şehre girilir. Karşılamaya çıkamayanlar caddenin iki yanını doldurmuş, alkış tufanı arasında Mustafa Kemal Paşayı selamlar.

Sivaslılar, misafirleri için Mekteb-i Sultanî'yi (Kongre Binası-Lise) hazırlamışlardı. Akşam onurlarına yemek verilir. Dinlenmeye çekilirler.

Sivas Kongresi'nde Sivas Delegesi Var mıydı?

Sivas Vilayeti, ‘Altı Doğu İli”nden biri olması nedeniyle Erzurum Kongresi'nde temsil edildi. Erzurum Kongresi'ne katılan 13 delegeden ikisi Sivas Merkez Sancağı'nı temsilen Erzuruma gitti. Erzurum Kongresi sonunda dokuz kişilik Temsil Kurulu belirlendi. Sivas (merkez) delegeleri, Mustafa Kemal Paşanın bütün ısrarlarına rağmen Temsil Kurulu'nda görev almadı. Bunun üzerine, Sivas Vilayeti adına Temsil Kurulu'na Bekir Sami (Kunduk) ve Rauf (Orbay) Beyler seçildi.

Erzurum Kongresi'ne katılan yaklaşık 56 delege, Sivas Kongresi'ne katılmak için memleketlerinden yetki almamışlardı. Ayrıca bu delegeleri Sivas Kongresi'ne getirmek pratik olarak da mümkün değildi. Bu durum karşısında, Temsil Kurulu üyelerinin, Doğu illerini ve Trabzon vilayetini temsilen Sivas Kongresi'ne katılması kararlaştırıldı. Bu nedenle, Sivas Kongresi'nde - Temsil Kurulu üyeleri dışında - Doğu illerinden ve Trabzon'dan delege yer almamıştır.

Böylece, Bekir Sami (Kunduk) ve Rauf (Orbay) Bey, Sivas Vilayeti kontenjanından seçildikleri Temsil Kurulu Üyeliği ile hem doğu illerinin, hem de dolayısıyla Sivas'ın temsilcisi olarak Sivas Kongresi'nde yer almışlardır.

Sivas Kongresi Delegeleri

Delegenin Adı : Temsil Ettiği Yer: Mesleği:

Mustafa Kemal (Atatürk)
Temsil Kurulu Başkanı (Erzurum)
Ordu Müf. İstifa

Hüseyin Rauf (Orbay)
Temsil Kurulu Üyesi (Sivas)
Em. Deniz subayı

Bekir Sami (Kunduk)
Temsil Kurulu Üyesi (Sivas)
Mülkiyeli - Vali

Fevzi (Baysoy)
Temsil Kurulu Üyesi (Erzincan)
Din adamı -Şeyh

Raif (Dinç)
Temsil Kurulu Üyesi (Erzurum)
Hukukçu- Yargıç

Refet (Bele)
Canik (Samsun)(TKÜ)
Asker (Albay)

Kara Vasıf
Antep
Emekli Albay

İsmail Hami (Danişment)
İstanbul
Mülkiyeli- Tarihçi

İsmail Fazıl (Cebesoy)
İstanbul
Emekli General

Hikmet (Boran)
Ask. Tıb. Öğr. Tem.(İst.)
Tıbbiye Öğrencisi

Ahmet Nuri
Bursa
İlmiye sınıfı Hocası

Osman Nuri (Özpay)
Bursa
Hukukçu- Avukat

Hüseyin (Bayraktar)
Eskişehir
Tüccar

Hüsrev Sami (Kızıldoğan)
Eskişehir
Subay

Halil İbrahim (Sipahi)
Eskişehir
Tüccar- Bld. Bşk.

Mehmet Şükrü (Koçzade)
A. Karahisar
Hukukçu

Salih Sıtkı (Kesrioğlu)
A. Karahisar
Mülkiyeli

Bekir (Gümişioğlu))
A. Karahisar
Öğretmen

Abdurrahman Dursun (Yalvaç)
Çorum
Öğretmen

Mehmet Tevfik (Ergun)
Çorum
Öğretmen

İbrahim Süreyya (Yiğit)
Alaşehir (Saruhan)
Mutasarrıf

Macit (Suner)
Alaşehir (Manisa)
Hakim (Yargıç)

Mehmet Şükrü (Dalamanlı)
Denizli
Hukukçu

Yusuf (Başağazade)
Denizli
Hukukçu - Zıraatçı

Necip Ali (Küçüka)
Denizli
Hukukçu -Yargıç

Hakkı Behiç (Bayiç)
Denizli
Mülkiyeli

Sami Zeki
Kastamonu
Emekli Subay

Nuri (Tatlızade)
Kastamonu
Tüccar

Halit Hami (Mengi)
Bor (Niğde)
Tüccar- Beld. Bşk.

Mustafa (Soylu)
Niğde
Öğretmen

Yusuf Bahri (Tatlıoğlu)
Yozgat
Çiftçi

Osman Remzi (Öğüt)
Nevşehir
Memur

Mazhar Müfit (Kansu)
Denizli (Hakkari)
Valilikten istifa

Hasan
?
?

Süleyman (Boşanlı – Boşnak)
Samsun(Canik)
Çiftçi - Denizci


Aşağıdaki isimler ise Sivas Kongresi'ne delege olarak seçilmişler, ancak kongre çalışmaları sona erdikten sonraki günlerde Sivas'a gelebilmişlerdir.

Nuh Naci (Yazgan)
Kayseri
Tüccar

Ahmet Hilmi (Kalaç)
Kayseri
Kaymakam

Ömer Mümtaz (İmamzade)
Kayseri
Tüccar

İhsan Hamit (Tigrel)
Diyarbakır
Eğitimci


Bursa delegeleri gösterilen askerlikten istifa etmiş Necati (Kurtuluş) ve hukukçu Asaf (Doras)'a kongre tutanaklarında rastlanmadığı halde, bazı eserlerde isimleri geçmektedir.

Sivaslılar Kongre için neler yaptı?

Sivaslı Rasim (Başara) Bey, Müftü Abdürrauf Efendi, Emir (Marşan) Paşa ile 3.Kolordu Komutanı Selahattin(Çolak) ve M.Kemal Paşanın özel temsilcisi Ask.Dr. İbrahim (Tali) Bey, ‘lise' binasının Kongre için düzenlenmesiyle ve diğer hazırlıklarla ilgilendiler. Hayri (Sığırcı)Bey ve Şekercizade İsmail Efendi, evlerinden getirdikleri eşyalar ile Mustafa Kemal Paşa'nın kalacağı odayı ve Kongre salonunu döşediler.

Mustafa Kemal Paşa, Erzurum'dan gönderdiği haberle gelen delegelerin otellerde kalmasını yasaklayınca, Şekercizade İsmail Efendi çok sayıda delegeyi evinde uzun süre misafir etti.

Rasim Bey ve Sivas Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin diğer yöneticileri, Hürriyet ve İtilaf Partisi Sivas örgütünün olumsuz propagandalarını boşa çıkararak, halkı millî mücadeleye ısındırdılar.

Sivas Kongresi delegelerinin yemekleri ilk günlerde Sivas Belediyesi tarafından karşılandı. Belediye Başkanı Abdulhak Bey sadece yemekle değil, bütün sorunlarla yakından ilgilendi. Daha sonra masrafları kısmak amacıyla, yemekler Kongre binasının alt katındaki mutfakta çıkarıldı.Yemek giderleri belli ölçüde Sivas'ın varlıklı aileleri tarafından karşılandı.

Şehrin ileri gelenleri ve yöneticileri sık sık kongre binasına giderek, Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekileri ziyaret ettiler, gece sohbetlerine katıldılar.

Böbreklerinden rahatsız olan Mustafa Kemal Paşaya sık sık kepenek suyu getirilerek iyileşmesine yardımcı olundu.

Fransızların Güneyden, İngilizlerin Kuzeyden şehri işgal edeceği tehdit ve söylentilerine, Elazığ Valisi Ali Galip'in Kongreyi basarak dağıtma girişimlerine, İstanbul Hükümeti'nin baskılarına rağmen vatansever Sivas halkı Sivas Kongresine, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına tam bir ev sahipliği yapmıştır.

12 Eylül 1919 günü Kongre salonunda halka açık bir toplantı yapıldı. Davetli Sivaslılar tam kadro bu toplantıya katıldığı gibi, aynı gün Ulu Cami'de yapılan toplantıya Sivas halkı büyük bir ilgi ile katılarak, heyecanlı konuşmaları can kulağı ile dinlemişlerdir.

Mustafa Kemal Paşa, arkadaşları ve Temsil Kurulu üyeleri 108 gün kaldıkları Sivas'ta huzur içinde çalışmalarını yürütmüşlerdir.

Kongre sonrası Sivaslı vatansever kadınların yaptıkları çalışmalar her türlü övgünün üstündedir.

Sivas Kongresi'nin Açılışı ve Başkanlık tartışması

4 Eylül 1919 Perşembe günü Sivas, tam bir bayram sevinci içindeydi. Sivas halkı, saatler öncesinden Mekteb-i Sultanî'nin önünde toplanmış, binaya giden yolları doldurmuştu.

Açılış saati olan 14.00'e beş kala Mustafa Kemal Paşa odasından çıkıp toplantı salonuna girdi. Doğruca Başkanlık kürsüsüne çıktı. Çünkü bu toplantının düzenleyicisi ve davetçisiydi. Açış konuşmasına şu cümlelerle başladı:

“ Muhterem Efendiler;

Vatan ve milletin kurtuluşunu amaçlayan zorlayıcı sebepler, sizleri bunca sıkıntı ve engeller karşısında Sivas'ta topladı. Yiğitçe azminizi kutlar, sizlere hoş geldiniz demekle mutlu olduğumu arz ederim .... ”

Kongrenin açılışından bir gün önce Bekir Sami (Kunduk) un evinde yapılan toplantıda Mustafa Kemal Paşanın Kongre Başkanlığına getirilmemesi kararlaştırıldı.

Açılış günü kongre salonuna girilirken Mustafa Kemal Paşanın “ Kimi Başkan yapalım? ” sorusuna Rauf Bey: “ Sen Başkan olmamalısın ” cevabını verdi.

Kongre açıldıktan sonra söz alan İsmail Fazıl Paşa, işin içine kişisellik karışmaması, eşitlik ilkesine uyulmasının dışarıya karşı olumlu etki yapacağı gerekçesiyle, başkanlığın birer gün veya birer hafta devam etmek üzere sırayla yapılmasını ve üyelerin temsil ettikleri il veya sancağın adlarının baş harfleri esas alınarak alfabe sırasına göre yapılmasını teklif etti.

Teklif Kongre tarafından kabul edilmedi. Gizli oyla yapılan seçim sonucunda üç olumsuz oya rağmen, Mustafa Kemal Paşa Kongre Başkanlığına getirildi.

Mustafa Kemal Paşanın Kongre Başkanlığına itirazlarının sebebi, kongreden önce hazırladıkları manda isteklerini içeren raporlarını kolaylıkla kongreye kabul ettirmekti.

Erzurum Kongresi Kararlarında Yapılan Değişiklikler

5 Eylül günü bayram kutlama mesajları gönderildi. 6 Eylül Kurban Bayramının ilk günü olduğu için kongre toplanmadı. Bayram günü Sivas Belediyesi'nden bir kurul, Kongre binasına gelerek kutlamada bulunduğundan, 7 Eylül günkü toplantıda ziyaretin iadesi için karar alındı.

7 Eylül günü kutlama telgrafları okundu, verilecek cevaplar belirlendi. Sonra gündemin önemli maddelerinden olan Erzurum Kongresi Tüzük ve Bildiri değişikliği ile ilgili görüşmelere geçildi. Mustafa Kemal Paşanın önceden hazırladığı değişiklik paketi Kongre Genel Kurulu tarafından kabul edildi:

Cemiyetin (derneğin) adı “ Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ” iken “ Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ” oldu.

“ Heyet-i Temsiliye (Temsil Kurulu) , bütün Doğu Anadolu'yu temsil eder ” yerine “ Heyet-i Temsiliye bütün vatanı temsil eder ” denildi.

“ Her türlü işgal ve müdahaleyi Rumluk ve Ermenilik kurma gayesine bağlı sayacağımızdan, topyekûn (hep birlikte) savunma ve direnme ilkesi kabul edilmiştir” cümlesi “Her türlü işgal ve müdahalenin özellikle Rumluk ve Ermenilik kurma gayesine yönelmiş faaliyetin reddi konularında topyekûn savunma ve direnme ilkesi kabul edilmiştir ” şeklinde değiştirilmiştir.

Bu iki cümle arasında anlam bakımından büyük fark vardır. Birincisinde Anlaşma devletlerine karşı düşmanca tavır alma ve direnmeden söz edilmiyor, ikincisinde bu konu açıklık kazanıyordu.

Tüzüğün dördüncü maddesinde geçen “ Osmanlı Hükümeti'nin yabancı devletlerin baskısı karşısında, buraları (Doğu illerini) bırakmak ve ilgilenmemek zorunda kaldığı anlaşılırsa, alınacak idarî, siyasî, askerî önlemlerin belirlenmesi ”, – geçici bir yönetim kurma–ile ilgili olarak Sivas Kongresi “ buraları ” yerine , “ yurdumuzun herhangi bir parçasını bırakmak ve ilgilenmemek ” ifadesini kabul etmiştir.

Bu değişikliklerle yerel bir kongre olan Erzurum Kongresi tüzük ve bildirisi, Ulusal bir kongre olan Sivas Kongresi tarafından genelleştirilerek vatanın tümünü kapsar bir hale getirilmiş oldu.

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurulması ile bütün yerel cemiyetler bir çatı altında toplanarak, bu cemiyetin şubeleri konumuna getirilmiş oldular. Böylece Millî mücadele merkezi bir örgütlenmeye gidiyor; ulusal birlik ve ortak mücadele sağlanmış, dağınıklık giderilmiş oluyordu.

Erzurum Kongresi kararıyla kurulmuş olan Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Temsil Kurulu, yerini 11 Eylül 1919 günü Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Temsil Kuruluna bırakmış oluyordu.

Sivas Kongresi'nde Manda Tartışmaları

Paris Barış Konferansı'nda Anlaşma Devletleri temsilcileri dünyayı paylaşmaya kalktılar. Ancak çatışık istekler ortaya çıktı. Bazı milletleri tümden esaret altına alamayacaklarını düşünerek, işgal politikalarını örtmeye yarayan yeni bir sömürü yöntemi geliştirdiler ve adına ‘Manda Yönetimi' dediler.

Paylaştırılacak yeni topraklar, doğrudan devletlerin eline verilmeyecek, uygun görülecek büyük bir devlet, Milletler Cemiyeti adına bir yörede vekaleten yönetimle görevlendirilecekti. Bu vekaleti alan devlet, sömüreceği ulusun bağımsızlığı hak etme süresini belirleyecekti.

Türkiye dışında, Osmanlı toprakları üzerinde kurulmuş bütün devletler galip devletlerin mandası altına girdi ve uzun süre sömürüldü. Atatürk'ün önderliği altında girişilen ulusal Kurtuluş Savaşı başarıya ulaştığı için ‘Tam Bağımsız' Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

Manda altına girmekten başka çare düşünemeyen Osmanlı aydınları, tarihi ilişkileri dikkate alarak Amerikan mandası üzerine yoğunlaştılar. Amerika'ya mektuplar yazdılar. Mustafa Kemal Paşaya gönderdikleri mektup ve telgraflarla onu da etkilemeye çalıştılar.

Erzurum'da bulunduğu sırada, Halide Edip (Adıvar) tarafından gönderilen ve Amerikan mandasının ekonomik ve medeni destekten ibaret olduğu sözleri ile dolu mektubu okuduğunda sinirlenen Mustafa Kemal Paşa, yanındakilere şöyle seslenir:

“ Hayır paşalar hayır, hayır beyefendiler hayır, hayır hanımefendiler hayır, manda yok.. Ya istiklal, ya ölüm var..

Amerikan mandası diye çırpınanlar, düşman işgali altında bulunan sinirleri ve zaafları ile bu millete ve bize inanmayanlardır. Bizim hayal ve macera peşinde koştuğumuzu sananlardır. Eğer, bunlar Anadolu'nun ve Türk milletinin gerçek duygularını bilseler, bizim çalışmalarımızın hedefini kavrayabilseler, Erzurum Kongresi kararlarının nasıl bir millî vicdan ürünü olduğunu takdir edebilseler, bu sakim (hastalıklı) fikirlerinden dolayı utanç duyarlar. Bunlar, ümitsizlik ve bozgunluk içinde realitelerden uzak olarak yaşayan ve ne yapacaklarını, ne yapılmakta olduğunu bilmeyen insanlardır.

Kongre hissiyatını açıklıkla belirtmiştir. Heyet-i Temsiliye (Temsil Kurulu) kararını vermiştir. Millî irade şuur ve istikametini bulmuştur. Davamız yürümektedir ve yürüyecektir. Başarılı olmamak için hiçbir sebep yoktur. Hiçbir olumsuz kararı tanımayacağız. Tek ve değişmez parola şudur: Tek tepe, tek kurşun kalıncaya kadar mücadele, yahut da: Ya İstiklal, Ya Ölüm! ”

Erzurum'da, Sivas'a gelme hazırlıkları yapıldığı bir sırada kendisine sorulan: “ Paşam, Sivas'ta galiba manda meselesi bizi çok üzecek ve yoracak ” sorusuna heyecanla şu cevabı verir: “ Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz himayesine terk etmekle kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını temin etmek için bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gelen Türk istiklalini feda ediyorlar .”

Kongre için Sivas'a erken gelen İstanbul delegeleri diğer delegeleri de etkileyerek, Amerikan mandasını isteyen bir muhtıra (rapor) hazırladılar. Bu rapor Sivas Kongresi gündemine alındı.

8 Eylül 1919 günü Kongre mandayı tartışmaya başladı. Özellikle İstanbul'dan gelen Kara Vasıf Bey, İsmail Fazıl(Cebesoy) Paşa, İsmail Hami (Danişment) Bey ve Refet (Bele) Bey, Kongre salonunu etkileyecek uzun konuşmalar yaparak, Amerikan mandasını savundular. Kara Vasıf Beyin konuşması sırasında delegelerden biri : “ İstanbul'dan mandayı mı bize hediye getirdiniz? ” diye bağırdı.

Refet Beyin konuşmasının delegeler üzerinde o kadar etkili olmuştu ki, oylamaya geçilmesi durumunda manda kararı çıkacağından korkan Mustafa Kemal Paşa, toplantıya on dakika ara verir.

Ahmet Nuri Bey (Bursa) ve Raif(Dinç) Efendi mandayı savunanları eleştirdiler. Bağımsızlıktan yana tavır koydular. Mandayı savunanları Bağımsızlığa karşı olmakla suçladılar. Bunun üzerine İsmail Fazıl Paşa “Yanlış anlaşıldığı için raporumuzu geri çekiyoruz. Hiç verilmemiş saydık” dedi.

8 Eylül gecesi evlerde ve Kongre binasında manda üzerine konuşmalar ve tartışmalar sürdü. Ertesi gün Kongre manda tartışmalarına devam etti. Rauf(Orbay) Beyin teklifi ile : “Amerika'da yıllardan beri aleyhimizde yapılmakta olan olumsuz propagandaların doğurduğu yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için Amerika'dan bir kurul istenmesine ve inceleme sonucunda gerçeklerin gösterilmesi” kararına varıldı.

Böylece hem manda istekleri gömüldü, hem de mandayı savunanlar küstürülmeyerek bu sorun çözüme kavuşturuldu.

Manda konusundaki görüşmelerin sonucu Sivas Kongresi kararlarına şöyle yansıdı : “... Devlet ve milletimizin iç ve dış bağımsızlığı ve vatanımızın bütünlüğü saklı kalmak şartıyla, altıncı maddede yazılı sınırlar içinde, milli ilkelere saygılı olan ve vatanımıza karşı saldırı ve yayılma amacı gütmeyen herhangi bir devletin teknik, sanayi, ekonomik yardımını memnuniyetle karşılarız ....”

Mustafa Kemal Paşa, mandayı savunanları karşısına almadan Sivas Kongresi'ni başarı ile yönetmiş ve mandanın reddedilerek, bağımsızlık kararının çıkmasını başarıyla sağlamıştır. Gösterdiği liderlik sabrıyla, Kongrenin birlik ve beraberlik içinde çalıştığını ve sonuçlandığını dost, düşman herkese göstermiştir.

Manda İsteklerine karşı Bir Türk Gencinin Haykırışı
Manda tartışmalarının yoğun olarak yaşandığı 8 Eylül gününün gecesi Mustafa Kemal'in odası her zamankinden daha kalabalıktı. Özellikle Denizli delegeleri olan Necip Ali, Yusuf Beylerle, Şeyh Fevzi Efendi, Hikmet, Osman Nuri, Ahmet Nuri Beyler lise binasında delegelere ayrılan koğuşta kaldıklarından, onların da katılımıyla Paşanın odasında toplananların sayısı çoğalmıştı.

Mustafa Kemal Paşa etrafındakilere hitaben:

“ İstanbul'dakiler ve buradakiler nevmid (ümitsiz ) ve hasta insanlardır. Ecnebi işgal etkisi altında cesaret ve ümitlerini kaybetmiş olmanın verdiği teessürle ( keder – üzüntü ) ve marazi (hastalıklı ) bir haleti ruhiye ( ruh hali- psikoloji ) içinde hareket ediyorlar. Bunun başka türlü izahı yoktur.”

“Bir milletin istiklâl hakkını aramasından ve bu yolda gerekiyorsa son damla kanını akıtmasından daha tabiî ne tasavvur edilebilir? Şerefsiz, istiklâlsiz, esir bir millet çocukları olarak yaşamak yerine, efendice ve kahramanca ölmek elbette ki şayanı tercihtir ( seçilmeye değerdir). Bunu anlayamamak ne garip mantıktır?” dedi. Delegeler de konuşuyor, manda aleyhinde söz ediyorlardı.

Hikmet ismindeki Askeri Tıbbiye öğrencisi, Sivas Kongresi'nde öğrenci arkadaşlarının temsilcisi olarak bulunuyordu. Aralarında topladıkları para ile onu Sivas'a göndermişlerdi. Heyecanlı, atak bir vatanseverdi.

Gece, Paşanın odasında Hikmet Bey de vardı. Gündüz yaşanan tartışmaların etkisiyle olsa gerek titriyordu. Sanki birdenbire ateş ve heyecan kesilmiş olarak, yüksek sesle:

“- Paşam, delegesi bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklâl davamızı başarmak yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem.. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olursa olsun şiddetle red ve takbih ederiz (çirkin görürüz) . Farzı Muhal (var sayalım) , manda fikrini siz kabul ederseniz sizi de reddeder, Mustafa Kemal'i ‘ vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı' olarak adlandırır ve tel'in (lanet okuma, protesto etme ) ederiz .”diye bağırdı.

Bu gencin yürekten kopup gelen bu sözleri karşısında orada bulunanların gözleri yaşarmıştı. Mustafa Kemal Paşa da duygulanmıştı. Heyecanlı bir sesle:

“ Arkadaşlar gençliğe bakın, Türk millî bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin.” dedi , sonra Hikmet Beye dönerek:

“ Evlat, müsterih ol. ‘ rahat ol' . Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz, ekalliyette ‘ azınlıkta' kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: Ya istiklâl, ya ölüm .”

Tıbbiyeli genç, hemen yerinden fırladı:

“ Var ol paşam ...” diyerek Mustafa Kemal'in elini öptü. Mustafa Kemal, kongreye aydın Türk gençliğinin ve tıbbiyenin temsilcisi olarak üniformasıyla katılan bu yiğit delikanlının alnından öptü:

“ Gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır.” dedi.

Sivas Kongresini Engelleme Çalışmaları ve Ali Galip Olayı

Kongrenin İngiliz ve Fransızlar tarafından baskına uğrayarak Sivas'ı işgal edecekleri tehditleri boşa çıktı. Mustafa Kemal Paşa bu tehditlerin boş olduğunu henüz Sivas'a gelmeden Vali Reşit Paşaya bildirmişti.

Sivas Kongresine delege seçilenlerin Sivas'a gelişleri sırasında bin bir engelle karşılaştıkları, kılık değiştirdikleri bilinmektedir. İşgal altındaki yerlerden delege gelemeyişi nasıl bir baskı altında kalındığının en büyük işaretidir.

Bütün bunların yanında Ali Galip olayı ayrı bir tehdit oluşturmuştur: Elazığ Valiliğine özel görevle atanan Kurmay Albay Ali Galip, 27 Haziran günü Sivas'a gelecek olan Mustafa Kemal Paşayı tutuklatmak için Sivas Valisi Reşit Paşayı baskı altına almıştır. Ancak şehre gelen Mustafa Kemal Paşa tarafından, Kolordu binasında ayakta bekletilerek, ağır sözlerle karşı karşıya bırakılmıştır.

Sivas Kongresi devam ederken, İstanbul Hükümeti Ali Galip'e Sivas Valiliği ile Üçüncü Kolordu Komutanlığını önerir. Ali Galip, bu öneriye karşılık, askerlik kıdemine sekiz buçuk yıl eklenmesini, generalliğe terfi ettirilmesini ve bir miktar tazminat verilmesini ister. 3 Eylül 1919 günü Harbiye Nazırı Süleyman Şefik Paşa ve Dahiliye Nazırı Adil Beyin imzalarıyla şartlarının kabul edildiği kendisine bildirilir.

Bu yazışmalar milli mücadele istihbaratınca elde edilecek ve karşı harekete geçilecektir.

Ali Galip, ayrılıkçı bir takım gruplardan asker toplayarak Sivas Kongresi'ni basma hazırlıkları yaparken, çevredeki askeri birliklerin baskınına uğrayacaklarını öğrenince kaçar.

Bu gelişmeler karşısında durumu Padişaha iletmek isteyen Mustafa Kemal görüşmeye engel olunması üzerine İstanbul ile her türlü haberleşmeyi kestirir. 15 gün süre ile soğuk harp başlar. Sonuçta Damat Ferit Hükümeti istifa etmek zorunda kalır.

Yeni kabineyi kuran Ali Rıza Paşa ile süren görüşmeler sonunda “Amasya Görüşmeleri” gerçekleşir. Osmanlı Mebuslar Meclisinin açılışı sağlanır. Bu mecliste “Misak-ı Millî” ilan edilerek hem ulusal sınırlar çizilir hem de tam bağımsızlık kararı yasal ve yetkili bir organ tarafından kararlaştırılmış olur. Mebuslar Meclisi'nde alınan bu tarihi karara tepki olarak İstanbul işgal edilecek (16 Mart 1920) ve bazı Milletvekilleri tutuklanacaktır. Bu gelişmeler ise TBMM'nin açılmasına ortam hazırlayacaktır.

Sivas Kongresi, ulusal bir kongre olma özelliği ve Misak-ı Millî'ye alt yapı hazırlaması bakımından, TBMM'ye giden yolu açmış ve millet egemenliğine öncülük yapmıştır.

İrade-i Milliye Gazetesi

Sivas Kongresi toplanmadan önceki günlerde gelen delegeler, millî ülkü ve hareketlerin geniş ve sürekli bir biçimde yayımlanması için bir gazetenin çıkarılması gereği üzerinde durmuşlardı. İsmail Fazıl Paşanın önerisi ile çıkarılacak gazetenin adı İrade-i Milliye oldu.

11 Eylül Perşembe günkü oturumda basın konusu ele alındı ve haftada iki gün olmak üzere “İrade-i Milliye” adıyla bir gazetenin çıkarılmasına karar verildi. Gazete yönetiminin politik kuruluşla ilgisi bulunmayan birine verilmesi istendi. Bu kişiyi bulma görevi ise Rasim (Başara) Beye verildi. O da Sivas Lisesi'nin çalışkan öğrencilerinden biri olarak tanıdığı, yirmi iki yaşındaki Demircizade Selahattin'i (Ulusalerk) bu işe uygun gördü. Selahattin, görevi sevinçle kabul etti. Dilekçe ile Valiliğe başvurarak gazetenin çıkarma yetkisini aldı ve Sorumlu Müdürü oldu.

Gazete İl Basımevinde basıldı. İlk sayısı 14 Eylül günü çıkan gazetenin çıkış sebebi, yine bu sayıda “ Millî hareketin halka ve dünyaya duyurulması ” olarak belirtiliyordu.

İrade-i Milliye Gazetesinin özellikle ilk beş sayısındaki yazılar, bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından kaleme alınmıştır. Temsil Kurulu'nun Sivas'ta bulunduğu süre içinde 19 sayı yayımlandı.

İlk sayısının sürümü tahmin edilemedi. Bin adet basıldı. Aşırı talep üzerine baskı sayısı artırıldı. Gazete basıldığı günlerde geçmiş baskıları yirmi kuruş yerine, iki yüz kuruşa dahi arayanlar vardı. Özellikle İstanbul'dan büyük bir istek vardı.

İrade-i Milliye, Mustafa Kemal Paşa tarafından Temsil Kurulu adına yayın yapmak için kurdurulan ilk Millî Mücadele gazetesidir.

İngiliz ve Fransız Basınında Sivas Kongresi

The Times Gazetesi , 22 Eylül 1919 : “ Bir Anadolu Cumhuriyeti... asilerin başı: M. Kemal..., Sultanın değiştirilmesinin başlıca gayelerinden biri olduğu bazı mahfillerde ileri sürülmektedir .”

Ranin Gazetesi , 11 Ekim 1919 : “ M. Kemal Paşa Anadolu'da bir millî hareket meydana getirmeye çalışıyor. Bu çocukça bir hayaldir! Bütün cihanın kuvvetine karşı... harpten ezilmiş olan zavallı Anadolu'nun kuvveti ile... kafa tutmasının ne hükmü olabilir? Anadolu'da ne kalmıştır, ne var ki direniş oluşturabilsin? ”

.....

Le Temps Gazetesi , 10 Eylül 1919 : “ Sultanın hakimiyeti hâlâ İstanbul'da ise de ordusu başka yerde, Türk milliyetçilerinin gittikçe güçlendikleri Anadolu'dadır. Sivas'tan, kongreleri Sultana telgrafla bir kararlar listesi bildirdi. Birinci karar şimdiki hükümete güveni reddediyor; ikincisi ise hiçbir Türk toprağının elden çıkmamasını istiyor...

İster beğenin ister beğenmeyin bir Türk gücü yaşıyor. İster beğenin ister beğenmeyin bu güç kendi şuuruna vardı. ‘Hasta adam' ın gürbüz, hatta rahat durmaz çocukları var ve onun mirasını, hiç değilse bu mirastan hakları bulunan parçayı istiyorlar. Müttefikler ne düşünür acaba? ”

Lyon Republicain , 23 Eylül 1919 : “ Sivil ve asker Türk vatanseverleri, iktidarsızlıkla suçladıkları hükümetlerine karşı ve Türkiye'yi paylaşmak istemelerinden kuşkulandıkları bazı müttefiklere karşı tam bir ayaklanma halindedirler .”

Lyon Republicain , 20 Ekim 1919 : “ Milliyetçi hareket iki büyük avantajdan yararlanıyor: Bir yandan, iklimi çok sert, ulaşım olanakları kıt olan dağlık bölgenin doğal durumu; öte yandan, millî topraklarını savundukları bilincini taşıyan ve müttefiklerin çelişen çıkarlarına karşı tek vücut halinde birleşen şeflerinin su götürmez vatanseverliği.

Bütün güçlüklerine rağmen, Türkiye'nin bağımsızlığı politikası izlenmelidir ”

İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Robeck, Dışişleri Bakanı Lort Kürzon'a gönderdiği raporunda Sivas Kongresi ile ilgili olarak şöyle yazmıştır: (17 Eylül 1919 )

“ Türk milliyetçileri, Türkiye'nin Türklerde kalmasını istiyorlar, yabancı himayesini red ediyorlar. Onlar imparatorluğun ölümünü değil, yeni bir hayat mukavelesini imza etmek azmindedirler .”

Sivas Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti

Sivas Kongresi sonrası, Mustafa Kemal'in henüz Sivas'ta bulunduğu bir sırada Sivaslı vatansever kadınlar bir araya gelerek Anadolu Kadınları Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla bir dernek kurdular.

28 Kasım günü Nümune Mektebinde yapılan bir toplantıdan sonra, valiliğe resmen başvuruda bulundular ve 9 Aralık 1919 tarihli valilik yazısıyla kuruluş onayını aldılar.

AKMVC'nin kuruluşu Mustafa Kemal Paşaya bildirildiğinde : “ Maksat vatanı müdafaadır. Bu teşebbüsün birinciliği şerefini kazandıkları için Sivaslı hanımefendileri tebrik ediyorum ” diyerek bu girişimden duyduğu mutluluğu dile getirmiştir.

Türk kadınının Milli mücadeleye büyük kararlılıkla katılışı gösteren en önemli olay, merkezi Sivas'ta olmak üzere kurulan bu dernektir.

AKMVC'nin Melek Reşit Hanımın Başkanlığı altında 800 üyesi vardı. O günkü illerin idari genişliğini dikkate alırsak, 14 merkezde şubelerinin olması bu kadın derneğinin önemini ortaya koymaktadır. Genel merkezi Sivas olan AKMVC'nin şubeleri: Kangal, Viranşehir, Kayseri, Eskişehir, Kastamonu, Erzincan, Amasya, Pınarhisar, Burdur, Konya, Yozgat, Bolu, Aydın, Niğde.

Savaş şartlarında kimsesiz kalmış olan kadın ve çocuklara maddi ve manevi destek veren bu vatan sever Sivaslı kadınlar, cephedeki askere kıyafet diktiler. Aralarında para toplayarak maddi destelerde bulundular. Yabancı devlet Başkanları ve eşlerine gönderdikleri yazılarla, işgaller karşısında kadın ve çocukların uğradığı zulümleri protesto ettiler. Ayrıca Padişaha, İstanbul Hükümetine, bazı kuruluşlara, yabancı devlet temsilcilerine, (Ulusal haberlere uygulanan sansüre göz yuman) Osmanlı basın kuruluşlarına protesto telgrafları çektiler.

Bütün faaliyetleri İrade-i Milliye ve Hakimiyeti Milliye gazetelerinde yer alan AKMVC, Milli Mücadele tarihimizde haklı ve onurlu bir yere sahip olmuştur.

Sivas Kongresi İle ;

* Bütün ulusal cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ismi altında birleştirilerek bir merkezden yönetilmeye başlandı.

• Manda düşüncesi reddedilerek, ulusal bağımsızlık benimsendi.

• Ulus egemenliğinin ve bağımsızlık ruhunun sürekli kalplerde yaşayacağı ve Anadolu'nun her türlü direnişe hazır olduğu bütün dünyaya duyurulmuş oldu.

• Osmanlı Mebuslar Meclisi'nin açılmasına zemin hazırladığı gibi, Misak-ı Millî kararlarına da öncülük etmiştir.

• Kongre ile Türkiye'nin toprak bütünlüğü ve ulusal bağımsızlığının korunması istenmiş ve gerektiğinde işgal devletlerine karşı silahlı hareket öngörülmüştür.

• Mustafa Kemal Paşanın Başkanlığında seçilen Temsil Kurulu, yürütülecek siyasi mücadelenin yöneticiliğini üslenerek TBMM'nin açılışına kadar bu görevi yürütmüştür.

• Ulusal bir kongre olan Sivas Kongresi, TBMM iktidarına ve rejimine geçişin kurumu olmuştur.

• Sivas Kongresi, birleştirici, yapıcı ve Türk millî mücadelesini ve Kurtuluş Savaşını bina edici temel bir kongredir.

• Atatürk'ün deyişi ile “ Burada bir milletin kurtuluşunu hazırlayan kararlar verildi ”

• Kongrede alınan kararlar, usûl ve esas olarak demokratik ve millî bir devletin habercisidir. Kongre ile Türk milleti kendi kaderine el koymuş, vatanın bölünmez bütünlüğü ve tam bağımsızlık hedefiyle Kurtuluş Savaşı'nın esaslarını ortaya koymuştur.

• Yürekli bir şekilde alınan ve büyük bir azimle uygulanan bu kararlar sonucunda kesin bir zafer elde edilmiş ve demokratik, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu gerçekleştirilmiştir.

Sivas'ta Komutanlar Toplantısı

İstanbul Hükümetinin Mebuslar Meclisinin Anadolu toplanmasına razı olmadığı her halükarda İstanbul'da toplanacağı, Salih Paşa tarafından Sivas'a iletildi. Bu durum Karşısında Temsil Kurulu ile durum değerlendirmesi yapan Mustafa Kemal, Sivas'ta bütün kolordu komutanlarının katılacağı bir toplantı yapılması kararını çıkarttı.

16 –24 Kasım 1919 günleri arasında Sivas'ta gerçekleştirilen toplantıya başta 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ve 20 Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa olmak üzere davetli diğer kolordu komutanları – biri hariç – katıldı. Mustafa Kemal, Kazım Karabekir Paşaya kendi kaldığı odayı vererek kendisi başka bir odaya geçecektir..

Komutanlar toplantısına Temsil Kurulu üyeleri de katıldı. Toplantı gündeminde üç konu ele alındı: Mebuslar Meclisinin toplanma yeri, Meclisin toplanmasından sonra Temsil Kurulu ve millî teşkilatın alacağı şekil ve çalışma yöntemi, Paris Barış Konferansının bizim için olumlu veya olumsuz bir karar vermesi halinde tutulacak yol.

Bu konu başlıkları ile ilgili olarak 29 Kasım günü şu kararlar alındı:

Sakıncalarına rağmen Meclisin İstanbul'da açılmasına karşı çıkılmayacak. Seçilen milletvekilleri İstanbul'a gitmeden önce Trabzon, Samsun, İnebolu, Eskişehir ve Edirne gibi şehirlerde toplanarak, kendilerine gerekli bilgiler verilecek. Güvenlik önlemleri alınacak. Mecliste güçlü bir grup kurulacak. Komutanlar millî teşkilatın yayılmasına ve güçlendirilmesine hız verecek. İstenen şartlar oluşuncaya kadar Temsil Kurulu görevine devam edecek. Askeri önlemlere kesintiye uğramaksızın devam edilecek. Paris Konferansı olumsuz karar verirse, milletin bu konudaki kararına göre hareket edilecektir.

Kolordu Komutanlarının bir davetle Sivas'ta toplanması, millî teşkilatın gücünü göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Kuvâ-yi Milliyeyi Amil, Millî İradeyi Hakim Kılmak Esastır

Milli Mücadele döneminde yaklaşık 28 kongre toplanmıştır. Bu kongreler içerisinde tek ulusal kongre Sivas Kongresi'dir. Sivas Kongresi Erzurum Kongresi'nde seçilen Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Kurulu üyeleri ve yeni seçilen diğer delegelerin katılımı ile toplanmıştır. Dolayısıyla bütün yurdu ve milleti temsil eden delegelerin katılımı ile kongre toplanmıştır.

Sivas Kongresi kararları arasında geçen “... Kuvâ-yı Milliyeyi Amil Millî İradeyi Hakim Kılmak Esastır ” (Millî güçleri etkili ve millî iradeyi egemen kılmak kesin ilkedir) ifadesi ile “millet egemenliği” Amasya Genelgesi ve Erzurum Kongresi'nden sonra ulusal bir kongre olan Sivas Kongresiyle hayata geçirilmiş oluyordu

Sivas Kongresi ve Temsil Kurulu milletten aldıkları temsil yetkisi ile bir hükümet gibi hareket ederek, yürütme görevini yerine getirmiştir.

Sivas Kongresi kararı ile kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, TBMM açıldıktan sonra da faaliyetine devam etmiş,siyasi bir grubun adı olmuş ve nihayet bu cemiyetin ismi değiştirilmek suretiyle yeni Türk devletinin ilk siyasi partisi olan “Halk Fırkası”nın kuruluşu sağlanmıştır.

Bu gelişmelerle Sivas Kongresi, TBMM iktidarına ve Cumhuriyet rejimine geçişin kurumu olmuştur.

“Cumhuriyetin Temelinin Sivas'ta atıldığı” ifadesinin tarihi kökleri de bu tarihi süreçten kaynaklanmaktadır.

Ulu Önder Atatürk, 13 Kasım 1937 günü Sivas'ı son defa ziyaret ettiklerinde, Kongre salonunu gezerken yanındakilere dönerek, Sivas Kongresi'nin önemini en güzel şekilde ifade eden şu veciz sözü söylemişti:

“ Burada Bir Milletin

Kurtuluşunu Hazırlayan

Kararlar Verildi”

*********

Sivas, 108 Gün Millî Mücadele Merkezi Olmuştur

Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Kurulu, 2 Eylül 1919 günü geldikleri Sivas'ta 108 gün kaldıktan sonra, 18 Aralık 1919 günü Ankara'ya hareket etmişlerdir.

Bu 108 gün boyunca Sivas Millî Mücadele merkezi olmuş, Sivaslılar bütün içtenlikleri ile bu kutlu konuklara ev sahipliği yapmış ve önemli bir çok tarihî olay bu süreçte yaşanmıştır.

gardasin.58
14.01.2007, 22:44
sivasimiz hakkinda bizleri bilgilendiren herkese tesekur ederim ellerinize saglik bu isde emegi gecenlere ve ileride katkida bulunacaklara da simdiden tesekur ederim saygilarimla YUSUF SAHIN .DK.

sivasli_tufan
14.01.2007, 23:54
eline saglik kardesim tsk ler..........................

kral-ÇARŞI
15.01.2007, 00:27
İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet'in hocası Molla Hüsrev'in Sivaslı olduğunu ve Fatih'in hocasına danışıp icazet aldığını dolayısıyla İstanbul'un fethinde Sivaslı Molla Hüsrev'in önemli katkısı olduğunu...

Kanuni Sultan Süleyman'ın Veziri Koca Hasan Paşa'nın da Sivaslı olduğunu

vaybe heöşerilerimize bakya


teşekkürler kardeş eline koluna sağlık

GuNaY
15.01.2007, 00:28
Araştırmayı yapan ve foruma atan arkadaşlara tşk ederim, Sivas hakkında bu kadar cok bilgiyi tek forumda bulmak güzel oldu ;)

holigan
15.01.2007, 02:42
gardas eline diline yüregine saglik cok yararli ve önemli bilgileri okudum allah razi olsun.bende nacizane bir bilgi daha ekliyeyim oraya.
((( türkiye`´de düsman isgalinden kurtulus günü olmayan tek vilayeti oldugunuda unutmayalim))) yani bizim kentimize düsman ayagi basmamistir.onun icindirki yigidin harman oldugu yer diye anilir ve yigidolar diye namlandirilir sivaslilar.

ademgoze
15.01.2007, 09:02
Arkadaşlar acaba Sivas'ı ne kadar tanıyoruz. Sivas hakkında ne kadar bilgiye sahibiz. Ben fazla bilinmediğini düşündüğüm bir kaç noktayı burda yazmayı düşündüm. Buraya sizin de katkı yapmanızı ve Sivas hakkında bilinmeyenlerin azalmasını arzu ediyorum.

İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet'in hocası Molla Hüsrev'in Sivaslı olduğunu ve Fatih'in hocasına danışıp icazet aldığını dolayısıyla İstanbul'un fethinde Sivaslı Molla Hüsrev'in önemli katkısı olduğunu...

Sivas'ın Divriği ilçesinde yer alan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın Unesco (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu ) tarafından Dünya Kültür Mirası Listesinde yer aldığını ve bu listede yer alan Türkiye'deki dokuz kültürel ve doğal yapıdan birisi olduğunu...

Anadolu Selçuklu Devleti ve beylikler döneminde birçok medresenin inşa edildiği ve adeta bir medreseler şehri haline gelen Sivas'a Osmanlı Devleti'nin şehre hakim olduğu beş asırlık devir boyunca sadece bir medrese inşa edildiğini ve bu medresenin de Küçük Minare Mahallesi'nde yaptırılan İhsaniye Medresesi olduğunu... Ayrıca bu medresenin Sivas Valilerinden Said İbrahim Paşa'nın babası Himmet Ağa tarafından yaptırıldığını... (bakınız ; Ömer Demirel Kuruluşundan Günümüze Çeşitli Yönleriyle Bir Osmanlı Mahallesi : Küçük Minare Mahallesi , Türk Yurdu Dergisi, Aralık 1999-Ocak 2000, sy. 148 )

Selçuklular ve Beylikler döneminde Sivas, Kayseri , Konya gibi şehirlerin çok büyük imar ve kalkınma faaliyetlerine sahne olmuş olmalarına rağmen Osmanlıların Türk-İslam fetih anlayışı nedeniyle batıya ve dolayısıyla Bursa, Edirne ve İstanbul gibi şehirlere önem vermesinden dolayı ağırlık merkezinin batıya ve Balkanlara kayması neticesinde Sivas'ta ve çevresinde yapılan eser sayısının azalmış olabileceğini ...

Divriği Ulu Camii için bir Amerikalı tarihçinin “Bu eser bizde olsaydı , cam bir kafes yapar ve eseri bu cam kafesin içinde saklardık” dediğini ve Türkiye'de ise bu eserin bir türlü restore edilip, cazibe haline getirilemediğini...

Sivas'ın Osmanlı Devleti zamanında Paşa Sancağı ( eyalet merkezi ) haline getirildiğini ve böylelikle Karaman ile birlikte Anadolu'daki iki Paşa Sancağı'ndan biri olduğunu ve böylece Sivas'ın çevresindeki birçok ilin Sivas'a bağlı sancaklar haline getirildiğini...

2004 yılında Osmanlı arşivlerine en çok ilgiyi gösteren yabancıların A.b.d.'liler olduğunu ve ayrıca Japonların araştırdıkları önemli konulardan birisinin de Rum Vilayeti ( Sivas-Kayseri ) tarihi olduğunu ..

Fransızların 2004'te arşivlerde yaptıkları araştırmalardan ilgilendikleri konular arasında “Büyükşehir ve dışındaki Sivaslıların geleneklerindeki değişim ve gelişmeleri” incelediklerini....

Star Gazetesi'nin 13 Eylül 2004 haberine göre İstanbul'un 12 milyon nüfusunun 1,5 milyonunu Sivaslıların oluşturduğunu ve İstanbul'daki 1922 hemşehri derneğinin 615'ini İstanbul'daki Sivaslıların kurduğunu, ayrıca bu derneklerden 312'sinin Sivaslılar Vakfı'na bağlı olduğunu... Bundan başka kurulan CMS sistemiyle Sivas'ta olup bitenden İstanbul'da 12 bin kişinin anında haberdar olduğunu...

İstanbul'da yaşayan Sivaslıların en yoğun yaşadıkları ilçenin Maltepe ve burdaki Zümrütevler Mahallesi olduğunu ve İstanbul'da seçilen Sivaslı tek ilçe belediye başkanının AKP'li Maltepe Belediye Başkanı Fikri Köse olduğunu...

Sivas'ın başta Anadolu Selçuklu Devleti olmak üzere Danişmentliler, Kadı Burhaneddin, Eretna Devleti gibi devletlere başkentlik yaptığını Divriği'nin de Mengücekliler hakimiyetinde kaldığını, Kadı Burhaneddin ve I. İzzedin Keykavus gibi hükümdarların mezarlarının Sivas'ta olduğunu...

Türk edebiyatının güçlü temsilcileri ve Türkçe'yi en iyi kullanan aydınlardan gösterilen Yavuz Bülent Bakiler, Beşir Ayvazoğlu , Ahmet Turan Alkan ve Ergun Göze gibi aydınların Sivaslı olduklarını ve Sivas ile ilgili birçok eser yazıp, Sivas hasretlerini her fırsatta dile getirdiklerini...

Aralarında İsrail, Kuveyt , Hong Kong gibi güçlü ekonomilere sahip 111 ülkeden daha büyük Hollanda, Belçika gibi ülkelere yakın yüzölçümü olan Sivas'ın yüzölçümü olarak Türkiye'de Konyadan sonra ikinci büyük il olduğunu... Sivas'ın Avrupa'nın en eski cumhuriyeti olan San Marino'nun 470 katı alana sahip olduğunu... Sivas topraklarının Türkiye'de üç ayrı bölgeye yayıldığını...(bakınız ; Türkiye Gazetesi , 31 Temmuz 2005 Pazar , sy. 7.)

Türkiye'nin yıllık demir cevheri üretiminin yarıdan fazlasınının Sivas Divriği tarafından karşılandığını, Sivas'ın sölestin yatakları açısından ülkede yüzde 90 ve asbest yatakları açısından da yüzde 58 paya sahip olduğunu, ayrıca Sivas'ta 4 altın, 17 bakır, 42 demir, 127 krom, 5 kurşun-çinko, 20 manganez, 12 nikel, 2 wolfram, 7 manyezit, 22 mermer, 34 sölestin, 23 tuzla, 31 asbest, 3 talk, 16 linyit, 2 kaolen, 1 barit, 6 kaplıca kaynağı, 1 adet memba suyu, maden suyu, çok sayıda çimento hammaddesi, tuğla-kiremit hammaddesi, jips ve kireçtaşı zuhur ve yataklarının yanında bentonit, diyatomit, zeolit, florit, grafit, asfaltit, kükürt, vermikülit, antimuan, arsenik, uranyum-toryum, karbondioksit ve nadir toprak element zuhurları bulunmasına rağmen bir çok yer altı kaynağının kullanılamadığını veya işletilmediğini..(bakınız ; Türkiye Gazetesi , 31 Temmuz 2005 Pazar , sy. 7.)

Sivas şehrinin eskiden beri surlarla çevrili olduğunu ve Selçuklu Devleti ile Osmanlı Devleti zamanlarında bu surların var olduğunu, günümüzde yapılan kazırlarda özellikle dış surlarla ilgili kalıntıların bulunduğunu...(bakınız ; Ömer Demirel, Sivas Şehir Hayatında Vakıfların Rolü, TTK Yayınları, sy. 11 )

Kanuni Sultan Süleyman'ın Veziri Koca Hasan Paşa'nın da Sivaslı olduğunu...

Türkiye'de kayak sporunun ilk kez Sivas'ta başlatıldığını..


EVET ARKADAŞLAR benden şimdilik bu kadar. Sivas ile ilgili sizin bildiğiniz bizim bilmediğimiz her türlü bilgiyi buraya eklerseniz güzel olur kanatindeyim.

çogunu bilmiyorduk ögrentik sağol ;)

muratduru58
15.01.2007, 13:29
SIVASTA BULUNAN ESKI ADIYLA CER ATOLYESININ YANI VAGON FABRIKASININ UFAK BIR ISLEMLE AGIR SILAH SANAYIYE DONUSEBILECEGINI BILIYORMUSUNUZ.

talha58
15.01.2007, 13:40
SIVASTA BULUNAN ESKI ADIYLA CER ATOLYESININ YANI VAGON FABRIKASININ UFAK BIR ISLEMLE AGIR SILAH SANAYIYE DONUSEBILECEGINI BILIYORMUSUNUZ.

Valla bunu bilmiyordum. Bu konuda detaylı bir yazı eklenirse sevinirim.
Benim de aklıma stadyumla ilgili bir konu geldi. 4 Eylül Stadyumu yaptırılırken yerden ısıtmalı sisteme uygun olarak inşa edilmiş duyduğuma göre.

FurkaN
19.01.2007, 11:08
Fransızların 2004'te arşivlerde yaptıkları araştırmalardan ilgilendikleri konular arasında “Büyükşehir ve dışındaki Sivaslıların geleneklerindeki değişim ve gelişmeleri” incelediklerini....

Araştırmada en çok dikkatimi çeken konu bu Fransızlar yine neyin peşinde acaba?

BOUN
19.01.2007, 21:09
Sivas şehrinin eskiden beri surlarla çevrili olduğunu ve Selçuklu Devleti ile Osmanlı Devleti zamanlarında bu surların var olduğunu, günümüzde yapılan kazırlarda özellikle dış surlarla ilgili kalıntıların bulunduğunu...(bakınız ; Ömer Demirel, Sivas Şehir Hayatında Vakıfların Rolü, TTK Yayınları, sy. 11 )



Abi o da söz mü? Ben o sur yıkıntılarının fotoğrafını bile gördüm. 1920'lerden kalma... Görünce içim cız etti. Çok üzüldüm. Yıkılmasa onarılsa ne güzel olurdu. Değil mi?

BOUN
19.01.2007, 21:13
Bir de bu gün öldürülen merhum Hrant Dink'in Sivaslıolduğunu biliyor muydunuz?



Hrant Dink kimdir?

İşte İstanbul’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Hrant Dink’in özyaşam öyküsü...
Babası Sivas'ın Gürün ilçesinde, annesi Gülvart ise Sivas'ın Kangal ilçesinde doğup büyümüştür. Anne ve babası 1961 yılında İstanbul'a taşınmalarının ardından boşanır. Hrant ve iki kardeşi ailenin bölünmesi ardından Gedikpaşa’daki Ermeni yetimhanesi'ne yerleştirilirler. Bir yandan içinde yaşadıkları Türkiye toplumundan olabildiğince uzaklaşır, Ermenice konuşmadıkları zaman cezalandırılırken, bir yandan da yetimhaneden ayrıldıktan sonra kolaylıkla topluma uyum göstermesi için yetiştirilir.
Dink bu sırada Türkiye'de gelişmekte olan sol siyasetten etkilenir. İllegal Türkiye Komünist Partisi / Marksist-Leninist çizgisinde siyaset yapmaya başlar. Yakalandığı durumda örgüt ile Ermeni cemaati ilişkilendirilmesin diye ismini mahkeme kanalı ile Fırat olarak değiştirir.
Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Zooloji eğitimi alır. Bir süre sonra yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlenir. Sol siyasetin teröre kanalize olmuş boyutundan uzaklaşmaya başlar.
Kardeşleriyle birlikte açtıkları yayınevi, kırtasiye işini sürdürürken, eşi Rakel’le birlikte, kendileri gibi Anadolu’dan gelen kimsesiz ve yoksul çocukların yetiştiği Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nı yönetmeye başlar. Açılışından 21 yıl sonra kampa devlet el koyar. Denizli Piyade Alayı'nda sekiz ay yaptığı askerliğinde, bütün arkadaşları çavuş olduğu halde çavuş yapılmaz ve askerliğini er olarak tamamlar.
Bazı cemaat gazetelerinde kitap eleştirileri ile başlayan yazı hayatı, basında çıkan yalan haberlere gönderdiği düzeltmeler ile duyulmaya başlar. Patrikhane’ye, ‘Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır’ diyerek bu amaçla Türkçe bir gazete çıkarmayı önerir. 5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayınlanan Agos gazetesi'nin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlenir. Agos dışında Zaman gazetesi'nde yazar. Yazılarında Türkiye'deki her etnik toplumun ortak ve barış içerisinde yaşaması gerektiğinin altını çizen Dink, aynı zamanda Ermeni cemaatinin patrikhane dışında sivil bir merkezi olması gerektiğini söyler. Ermeni Diasporasına 1915 olayları için soykırım kelimesini içermeyen daha yumuşak muhalefet yürütmeleri çağrısında bulunan Dink, Ekim 2005'te "Türklüğe hakaret"ten 6 ay hapis cezası aldı.

1967_CLUB_10UR
19.01.2007, 22:33
Bir de bu gün öldürülen merhum Hrant Dink'in Sivaslıolduğunu biliyor muydunuz?



Hrant Dink kimdir?

İşte İstanbul’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Hrant Dink’in özyaşam öyküsü...
Babası Sivas'ın Gürün ilçesinde, annesi Gülvart ise Sivas'ın Kangal ilçesinde doğup büyümüştür. Anne ve babası 1961 yılında İstanbul'a taşınmalarının ardından boşanır. Hrant ve iki kardeşi ailenin bölünmesi ardından Gedikpaşa’daki Ermeni yetimhanesi'ne yerleştirilirler. Bir yandan içinde yaşadıkları Türkiye toplumundan olabildiğince uzaklaşır, Ermenice konuşmadıkları zaman cezalandırılırken, bir yandan da yetimhaneden ayrıldıktan sonra kolaylıkla topluma uyum göstermesi için yetiştirilir.
Dink bu sırada Türkiye'de gelişmekte olan sol siyasetten etkilenir. İllegal Türkiye Komünist Partisi / Marksist-Leninist çizgisinde siyaset yapmaya başlar. Yakalandığı durumda örgüt ile Ermeni cemaati ilişkilendirilmesin diye ismini mahkeme kanalı ile Fırat olarak değiştirir.
Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Zooloji eğitimi alır. Bir süre sonra yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlenir. Sol siyasetin teröre kanalize olmuş boyutundan uzaklaşmaya başlar.
Kardeşleriyle birlikte açtıkları yayınevi, kırtasiye işini sürdürürken, eşi Rakel’le birlikte, kendileri gibi Anadolu’dan gelen kimsesiz ve yoksul çocukların yetiştiği Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nı yönetmeye başlar. Açılışından 21 yıl sonra kampa devlet el koyar. Denizli Piyade Alayı'nda sekiz ay yaptığı askerliğinde, bütün arkadaşları çavuş olduğu halde çavuş yapılmaz ve askerliğini er olarak tamamlar.
Bazı cemaat gazetelerinde kitap eleştirileri ile başlayan yazı hayatı, basında çıkan yalan haberlere gönderdiği düzeltmeler ile duyulmaya başlar. Patrikhane’ye, ‘Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır’ diyerek bu amaçla Türkçe bir gazete çıkarmayı önerir. 5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayınlanan Agos gazetesi'nin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlenir. Agos dışında Zaman gazetesi'nde yazar. Yazılarında Türkiye'deki her etnik toplumun ortak ve barış içerisinde yaşaması gerektiğinin altını çizen Dink, aynı zamanda Ermeni cemaatinin patrikhane dışında sivil bir merkezi olması gerektiğini söyler. Ermeni Diasporasına 1915 olayları için soykırım kelimesini içermeyen daha yumuşak muhalefet yürütmeleri çağrısında bulunan Dink, Ekim 2005'te "Türklüğe hakaret"ten 6 ay hapis cezası aldı.

aynı konuyu 3-4 kere yazmışsın arkadaşım neyi anlatmak istiyorsun??

FurkaN
20.01.2007, 00:07
Bir de bu gün öldürülen merhum Hrant Dink'in Sivaslıolduğunu biliyor muydunuz?



Hrant Dink kimdir?

İşte İstanbul’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Hrant Dink’in özyaşam öyküsü...
Babası Sivas'ın Gürün ilçesinde, annesi Gülvart ise Sivas'ın Kangal ilçesinde doğup büyümüştür. Anne ve babası 1961 yılında İstanbul'a taşınmalarının ardından boşanır. Hrant ve iki kardeşi ailenin bölünmesi ardından Gedikpaşa’daki Ermeni yetimhanesi'ne yerleştirilirler. Bir yandan içinde yaşadıkları Türkiye toplumundan olabildiğince uzaklaşır, Ermenice konuşmadıkları zaman cezalandırılırken, bir yandan da yetimhaneden ayrıldıktan sonra kolaylıkla topluma uyum göstermesi için yetiştirilir.
Dink bu sırada Türkiye'de gelişmekte olan sol siyasetten etkilenir. İllegal Türkiye Komünist Partisi / Marksist-Leninist çizgisinde siyaset yapmaya başlar. Yakalandığı durumda örgüt ile Ermeni cemaati ilişkilendirilmesin diye ismini mahkeme kanalı ile Fırat olarak değiştirir.
Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Zooloji eğitimi alır. Bir süre sonra yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlenir. Sol siyasetin teröre kanalize olmuş boyutundan uzaklaşmaya başlar.
Kardeşleriyle birlikte açtıkları yayınevi, kırtasiye işini sürdürürken, eşi Rakel’le birlikte, kendileri gibi Anadolu’dan gelen kimsesiz ve yoksul çocukların yetiştiği Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nı yönetmeye başlar. Açılışından 21 yıl sonra kampa devlet el koyar. Denizli Piyade Alayı'nda sekiz ay yaptığı askerliğinde, bütün arkadaşları çavuş olduğu halde çavuş yapılmaz ve askerliğini er olarak tamamlar.
Bazı cemaat gazetelerinde kitap eleştirileri ile başlayan yazı hayatı, basında çıkan yalan haberlere gönderdiği düzeltmeler ile duyulmaya başlar. Patrikhane’ye, ‘Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır’ diyerek bu amaçla Türkçe bir gazete çıkarmayı önerir. 5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayınlanan Agos gazetesi'nin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlenir. Agos dışında Zaman gazetesi'nde yazar. Yazılarında Türkiye'deki her etnik toplumun ortak ve barış içerisinde yaşaması gerektiğinin altını çizen Dink, aynı zamanda Ermeni cemaatinin patrikhane dışında sivil bir merkezi olması gerektiğini söyler. Ermeni Diasporasına 1915 olayları için soykırım kelimesini içermeyen daha yumuşak muhalefet yürütmeleri çağrısında bulunan Dink, Ekim 2005'te "Türklüğe hakaret"ten 6 ay hapis cezası aldı.

Serbest kürsüde olması gereken bir konu bence...

abdullah58
20.01.2007, 00:09
DÜNYACA ÜNLÜ KANGAL KÖPEKLERINI
VE KANGAL BALIKLI CERMIK
SIVAS VE CEVRESINE HAS MADIMAK YEMEGINI
HINGELINI-ISLI KÖFTESINI-YAZABILIRIZ SANIRIM
BEYPINARLI YIGIDO

abdullah58
20.01.2007, 00:13
BUGÜN KATLEDILEN
HRANT DRINKE -ALLAH RAHMET EYLESIN
YALINIZ MUSAB 58 KARDES
TELEVIZYONLAR MERHUMUN MALATYALI OLDUGUNU SÖYLEDI BILMIYORUM YANILIYORMUYUM
BEYPINARLI YIGIDO

FurkaN
20.01.2007, 00:18
BUGÜN KATLEDILEN
HRANT DRINKE -ALLAH RAHMET EYLESIN
YALINIZ MUSAB 58 KARDES
TELEVIZYONLAR MERHUMUN MALATYALI OLDUGUNU SÖYLEDI BILMIYORUM YANILIYORMUYUM
BEYPINARLI YIGIDO

Haber sitelerinde de Malatyalı geçiyor...

adem2458
20.01.2007, 13:02
divriği ulu camisinin unesconun dünya miraasında olması gurur verici ama sahip çıkılmadığıda gerçek

1967_CLUB_10UR
20.01.2007, 21:38
valla arkadaşlara helal olsun çok geniş detaylı araştırmalar yapmışlar bu konu çok ilgi göreceğe benziyor..herkes bir şeyler paylaşıyor..

üKa
22.01.2007, 18:35
ANCA BİTİRDİM OKUMAYI.ÇOK SÜPER OLMUŞ GARDAŞLAR.SAĞOLUN TEŞEKKÜRLER.

talha58
03.02.2007, 23:08
Sivasımızın yetiştirdiği bazı önemli isimlerin bilinmediğini farkettiğim için bu forumu açıyorum. Mutlaka benim unuttuğum veya bilmediğim meşhur Sivaslılar da vardır. Onları da siz eklerseniz öğrenmiş oluruz. Ayrıca yanlış bildiklerim varsa düzeltmenizi istiyorum. Sporcuları zaten Sivaslı Sporcular başlığı altında açmıştık.

SİYASETÇİLER

Muhsin Yazıcıoğlu
Abdüllatif Şener
Refik Koraltan
Mukadder Başeğmez
Musa Demirci
Nevzat Yanmaz
Yusuf Ziya Gökalp
Hüseyin Rauf Orbay
TemelKaramolluoğlu
Nurettin Sözen
Reşad Şemsettin Sirer
Halil Rıfat Paşa
İlhan Kesici

SANATÇILAR

Onur Şan
Orhan Ölmez
İsmail YK
Çılgın Sedat
Kader
Enver Merallı
Sebahat Akkiraz
Emel Sayın
Ali İbicek
Nur Ertürk

ŞAİR VE YAZARLAR

Yavuz Bülent Bakiler
Ahmet Turan Alkan
Aşık Veysel
Beşir Ayvazoğlu
Aşık Sefil Selimi
Ruhsati
Ergun Göze
Muhsin İlyas Subaşı

DİĞER MEŞHURLAR

Şemseddin Sivasi
Abdülvehhabi Gazi
Muzaffer Sarısözen
İhramcızade İsmail Hakkı
Prof. Şahin Uçar
Mihrali Bey
Aşık Ruhsati
Aşık Sefil Selimi
Prof. Abdullah Çoban
Org. Kurtcebe Noyan
Org. Aytaç Yalman
Pir Sultan Abdal

burak_baykal
03.02.2007, 23:15
[QUOTE=leblebi82;187055][B]Sivasımızın yetiştirdiği bazı önemli isimlerin bilinmediğini farkettiğim için bu forumu açıyorum. Mutlaka benim unuttuğum veya bilmediğim meşhur Sivaslılar da vardır. Onları da siz eklerseniz öğrenmiş oluruz. Ayrıca yanlış bildiklerim varsa düzeltmenizi istiyorum. Sporcuları zaten Sivaslı Sporcular başlığı altında açmıştık.

SİYASETÇİLER

Muhsin Yazıcıoğlu
Abdüllatif Şener
selami uzun
hasan aydın
hasan hüseyin ceylan
Refik Koraltan
Mukadder Başeğmez
Musa Demirci
Nevzat Yanmaz
Yusuf Ziya Gökalp
Hüseyin Rauf Orbay
TemelKaramolluoğlu
Nurettin Sözen
Reşad Şemsettin Sirer
Halil Rıfat Paşa
İlhan Kesici

SANATÇILAR

Onur Şan
Orhan Ölmez
gülcihan koç
ali kızıltuğ
ali sultan
töre anadolu
metin çiftlik
selda bağcan
nurgül ateş
havannur
oğuz yılmaz
İsmail YK
Çılgın Sedat
Kader
Enver Merallı
Sebahat Akkiraz
Emel Sayın
Ali İbicek
Nur Ertürk
demali çelik
hüseyin gündoğdu
hüseyin yıldırım (radyo ekin hüsük)
mustafa özarslan


ŞAİR VE YAZARLAR

Onur Şan
Orhan Ölmez
İsmail YK
Çılgın Sedat
Kader
Enver Merallı
Sebahat Akkiraz
Emel Sayın
Ali İbicek
Nur Ertürk

DİĞER MEŞHURLAR

Şemseddin Sivasi
Abdülvehhabi Gazi
Muzaffer Sarısözen
İhramcızade İsmail Hakkı
Prof. Şahin Uçar
Mihrali Bey
Aşık Ruhsati
Aşık Sefil Selimi
Prof. Abdullah Çoban
Org. Kurtcebe Noyan
Org. Aytaç Yalman
Pir Sultan Abdal



ŞOVMEN

CEM YILMAZ

gardasin.58
05.02.2007, 20:17
ELLERINIZE SAGLIK GARDASLAR BÖYLESI ÖNEMLI BILGILERI BIZLERE ULASTIRDIGINIZ ICIN EMEGI GECENLERE COK TESEKÜR EDERIM.

Engin58
05.02.2007, 20:59
Bu guzel bilgilerden dolayi tesekkür ederim.Saygilarim ile...

1967_CLUB_10UR
05.02.2007, 21:39
SİYASETÇİLER


Yusuf Ziya Gökalp
http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/292.jpg
Ünlü fikir adamı ve şairlerimizden olan Ziya Gökalp, 1876'da Diyarbakır'da doğdu.

yalnış bir bilgi düzeltme yaptım

BOUN
05.02.2007, 21:46
http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/292.jpg
Ünlü fikir adamı ve şairlerimizden olan Ziya Gökalp, 1876'da Diyarbakır'da doğdu.

yalnış bir bilgi düzeltme yaptım

Ben de bir düzeltme daha yapayım: Arkadaşımız galiba Hüsnü Yusuf Gökalp demek istedi. Eski tarım bakanlarımızdan...

FurkaN
09.02.2007, 00:32
Sivasımızın yetiştirdiği bazı önemli isimlerin bilinmediğini farkettiğim için bu forumu açıyorum. Mutlaka benim unuttuğum veya bilmediğim meşhur Sivaslılar da vardır. Onları da siz eklerseniz öğrenmiş oluruz. Ayrıca yanlış bildiklerim varsa düzeltmenizi istiyorum. Sporcuları zaten Sivaslı Sporcular başlığı altında açmıştık.

SİYASETÇİLER

Muhsin Yazıcıoğlu
Abdüllatif Şener
Refik Koraltan
Mukadder Başeğmez
Musa Demirci
Nevzat Yanmaz
Yusuf Ziya Gökalp
Hüseyin Rauf Orbay
TemelKaramolluoğlu
Nurettin Sözen
Reşad Şemsettin Sirer
Halil Rıfat Paşa
İlhan Kesici

SANATÇILAR

Onur Şan
Orhan Ölmez
İsmail YK
Çılgın Sedat
Kader
Enver Merallı
Sebahat Akkiraz
Emel Sayın
Ali İbicek
Nur Ertürk

ŞAİR VE YAZARLAR

Yavuz Bülent Bakiler
Ahmet Turan Alkan
Aşık Veysel
Beşir Ayvazoğlu
Aşık Sefil Selimi
Ruhsati
Ergun Göze
Muhsin İlyas Subaşı

DİĞER MEŞHURLAR

Şemseddin Sivasi
Abdülvehhabi Gazi
Muzaffer Sarısözen
İhramcızade İsmail Hakkı
Prof. Şahin Uçar
Mihrali Bey
Aşık Ruhsati
Aşık Sefil Selimi
Prof. Abdullah Çoban
Org. Kurtcebe Noyan
Org. Aytaç Yalman
Pir Sultan Abdal

Ellerine sağlık hocam güzel bir çalışma olmuş....

sedat yildiz
09.02.2007, 01:54
sivasimizin daha ne güzellikleri var
Arkadaşlar acaba Sivas'ı ne kadar tanıyoruz. Sivas hakkında ne kadar bilgiye sahibiz. Ben fazla bilinmediğini düşündüğüm bir kaç noktayı burda yazmayı düşündüm. Buraya sizin de katkı yapmanızı ve Sivas hakkında bilinmeyenlerin azalmasını arzu ediyorum.

İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet'in hocası Molla Hüsrev'in Sivaslı olduğunu ve Fatih'in hocasına danışıp icazet aldığını dolayısıyla İstanbul'un fethinde Sivaslı Molla Hüsrev'in önemli katkısı olduğunu...

Sivas'ın Divriği ilçesinde yer alan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın Unesco (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu ) tarafından Dünya Kültür Mirası Listesinde yer aldığını ve bu listede yer alan Türkiye'deki dokuz kültürel ve doğal yapıdan birisi olduğunu...

Anadolu Selçuklu Devleti ve beylikler döneminde birçok medresenin inşa edildiği ve adeta bir medreseler şehri haline gelen Sivas'a Osmanlı Devleti'nin şehre hakim olduğu beş asırlık devir boyunca sadece bir medrese inşa edildiğini ve bu medresenin de Küçük Minare Mahallesi'nde yaptırılan İhsaniye Medresesi olduğunu... Ayrıca bu medresenin Sivas Valilerinden Said İbrahim Paşa'nın babası Himmet Ağa tarafından yaptırıldığını... (bakınız ; Ömer Demirel Kuruluşundan Günümüze Çeşitli Yönleriyle Bir Osmanlı Mahallesi : Küçük Minare Mahallesi , Türk Yurdu Dergisi, Aralık 1999-Ocak 2000, sy. 148 )

Selçuklular ve Beylikler döneminde Sivas, Kayseri , Konya gibi şehirlerin çok büyük imar ve kalkınma faaliyetlerine sahne olmuş olmalarına rağmen Osmanlıların Türk-İslam fetih anlayışı nedeniyle batıya ve dolayısıyla Bursa, Edirne ve İstanbul gibi şehirlere önem vermesinden dolayı ağırlık merkezinin batıya ve Balkanlara kayması neticesinde Sivas'ta ve çevresinde yapılan eser sayısının azalmış olabileceğini ...

Divriği Ulu Camii için bir Amerikalı tarihçinin “Bu eser bizde olsaydı , cam bir kafes yapar ve eseri bu cam kafesin içinde saklardık” dediğini ve Türkiye'de ise bu eserin bir türlü restore edilip, cazibe haline getirilemediğini...

Sivas'ın Osmanlı Devleti zamanında Paşa Sancağı ( eyalet merkezi ) haline getirildiğini ve böylelikle Karaman ile birlikte Anadolu'daki iki Paşa Sancağı'ndan biri olduğunu ve böylece Sivas'ın çevresindeki birçok ilin Sivas'a bağlı sancaklar haline getirildiğini...

2004 yılında Osmanlı arşivlerine en çok ilgiyi gösteren yabancıların A.b.d.'liler olduğunu ve ayrıca Japonların araştırdıkları önemli konulardan birisinin de Rum Vilayeti ( Sivas-Kayseri ) tarihi olduğunu ..

Fransızların 2004'te arşivlerde yaptıkları araştırmalardan ilgilendikleri konular arasında “Büyükşehir ve dışındaki Sivaslıların geleneklerindeki değişim ve gelişmeleri” incelediklerini....

Star Gazetesi'nin 13 Eylül 2004 haberine göre İstanbul'un 12 milyon nüfusunun 1,5 milyonunu Sivaslıların oluşturduğunu ve İstanbul'daki 1922 hemşehri derneğinin 615'ini İstanbul'daki Sivaslıların kurduğunu, ayrıca bu derneklerden 312'sinin Sivaslılar Vakfı'na bağlı olduğunu... Bundan başka kurulan CMS sistemiyle Sivas'ta olup bitenden İstanbul'da 12 bin kişinin anında haberdar olduğunu...

İstanbul'da yaşayan Sivaslıların en yoğun yaşadıkları ilçenin Maltepe ve burdaki Zümrütevler Mahallesi olduğunu ve İstanbul'da seçilen Sivaslı tek ilçe belediye başkanının AKP'li Maltepe Belediye Başkanı Fikri Köse olduğunu...

Sivas'ın başta Anadolu Selçuklu Devleti olmak üzere Danişmentliler, Kadı Burhaneddin, Eretna Devleti gibi devletlere başkentlik yaptığını Divriği'nin de Mengücekliler hakimiyetinde kaldığını, Kadı Burhaneddin ve I. İzzedin Keykavus gibi hükümdarların mezarlarının Sivas'ta olduğunu...

Türk edebiyatının güçlü temsilcileri ve Türkçe'yi en iyi kullanan aydınlardan gösterilen Yavuz Bülent Bakiler, Beşir Ayvazoğlu , Ahmet Turan Alkan ve Ergun Göze gibi aydınların Sivaslı olduklarını ve Sivas ile ilgili birçok eser yazıp, Sivas hasretlerini her fırsatta dile getirdiklerini...

Aralarında İsrail, Kuveyt , Hong Kong gibi güçlü ekonomilere sahip 111 ülkeden daha büyük Hollanda, Belçika gibi ülkelere yakın yüzölçümü olan Sivas'ın yüzölçümü olarak Türkiye'de Konyadan sonra ikinci büyük il olduğunu... Sivas'ın Avrupa'nın en eski cumhuriyeti olan San Marino'nun 470 katı alana sahip olduğunu... Sivas topraklarının Türkiye'de üç ayrı bölgeye yayıldığını...(bakınız ; Türkiye Gazetesi , 31 Temmuz 2005 Pazar , sy. 7.)

Türkiye'nin yıllık demir cevheri üretiminin yarıdan fazlasınının Sivas Divriği tarafından karşılandığını, Sivas'ın sölestin yatakları açısından ülkede yüzde 90 ve asbest yatakları açısından da yüzde 58 paya sahip olduğunu, ayrıca Sivas'ta 4 altın, 17 bakır, 42 demir, 127 krom, 5 kurşun-çinko, 20 manganez, 12 nikel, 2 wolfram, 7 manyezit, 22 mermer, 34 sölestin, 23 tuzla, 31 asbest, 3 talk, 16 linyit, 2 kaolen, 1 barit, 6 kaplıca kaynağı, 1 adet memba suyu, maden suyu, çok sayıda çimento hammaddesi, tuğla-kiremit hammaddesi, jips ve kireçtaşı zuhur ve yataklarının yanında bentonit, diyatomit, zeolit, florit, grafit, asfaltit, kükürt, vermikülit, antimuan, arsenik, uranyum-toryum, karbondioksit ve nadir toprak element zuhurları bulunmasına rağmen bir çok yer altı kaynağının kullanılamadığını veya işletilmediğini..(bakınız ; Türkiye Gazetesi , 31 Temmuz 2005 Pazar , sy. 7.)

Sivas şehrinin eskiden beri surlarla çevrili olduğunu ve Selçuklu Devleti ile Osmanlı Devleti zamanlarında bu surların var olduğunu, günümüzde yapılan kazırlarda özellikle dış surlarla ilgili kalıntıların bulunduğunu...(bakınız ; Ömer Demirel, Sivas Şehir Hayatında Vakıfların Rolü, TTK Yayınları, sy. 11 )

Kanuni Sultan Süleyman'ın Veziri Koca Hasan Paşa'nın da Sivaslı olduğunu...

Türkiye'de kayak sporunun ilk kez Sivas'ta başlatıldığını..


EVET ARKADAŞLAR benden şimdilik bu kadar. Sivas ile ilgili sizin bildiğiniz bizim bilmediğimiz her türlü bilgiyi buraya eklerseniz güzel olur kanatindeyim. [/FONT][/B][/QUOTE]

sinan-58
09.02.2007, 08:09
[QUOTE=leblebi82;187055][B]Sivasımızın yetiştirdiği bazı önemli isimlerin bilinmediğini farkettiğim için bu forumu açıyorum. Mutlaka benim unuttuğum veya bilmediğim meşhur Sivaslılar da vardır. Onları da siz eklerseniz öğrenmiş oluruz. Ayrıca yanlış bildiklerim varsa düzeltmenizi istiyorum. Sporcuları zaten Sivaslı Sporcular başlığı altında açmıştık.

SİYASETÇİLER

Muhsin Yazıcıoğlu
Abdüllatif Şener
selami uzun
hasan aydın
hasan hüseyin ceylan
Refik Koraltan
Mukadder Başeğmez
Musa Demirci
Nevzat Yanmaz
Yusuf Ziya Gökalp
Hüseyin Rauf Orbay
TemelKaramolluoğlu
Nurettin Sözen
Reşad Şemsettin Sirer
Halil Rıfat Paşa
İlhan Kesici

SANATÇILAR

Onur Şan
Orhan Ölmez
gülcihan koç
ali kızıltuğ
ali sultan
töre anadolu
metin çiftlik
selda bağcan
nurgül ateş
havannur
oğuz yılmaz
İsmail YK
Çılgın Sedat
Kader
Enver Merallı
Sebahat Akkiraz
Emel Sayın
Ali İbicek
Nur Ertürk
demali çelik
hüseyin gündoğdu
hüseyin yıldırım (radyo ekin hüsük)
mustafa özarslan


ŞAİR VE YAZARLAR

Onur Şan
Orhan Ölmez
İsmail YK
Çılgın Sedat
Kader
Enver Merallı
Sebahat Akkiraz
Emel Sayın
Ali İbicek
Nur Ertürk

DİĞER MEŞHURLAR

Şemseddin Sivasi
Abdülvehhabi Gazi
Muzaffer Sarısözen
İhramcızade İsmail Hakkı
Prof. Şahin Uçar
Mihrali Bey
Aşık Ruhsati
Aşık Sefil Selimi
Prof. Abdullah Çoban
Org. Kurtcebe Noyan
Org. Aytaç Yalman
Pir Sultan Abdal



ŞOVMEN

CEM YILMAZ


abi ismail yk ile cem yılmaz sivaslımı ben buna doğrusu inanmadım

talha58
28.02.2007, 20:22
[QUOTE=umut;187061]


abi ismail yk ile cem yılmaz sivaslımı ben buna doğrusu inanmadım

yalnız bu listeye benim eklemediğim isimler eklenmiş. listenin tamamı benim yazdıklarım değil. Cem Yılmaz ve İsmail Yk Sivaslıdır.

mesut_koçak_58
21.03.2007, 21:00
İLÇELERİ

AKINCILAR:SİVAS'A 210 KM UZAKTADIR
ALTINYAYLASİVAS'A 80 KM UZAKLIKTADIR
DİVRİĞİSİVAS'A 184 KM,TRENYOLUYLA 179 KM UZAKLIKTADIR
DOĞANŞARSİVASA 95 KM UZAKLIKTADIR
GEMEREKSİVAS'IN BATISINDA YER ALMAKTADIR
GÖLOVA SİVAS'A 210 KM UZAKLIKTADIR
GÜRÜNSİVASIN GÜNEYİNDEYER ALMAKTADIR
HAFİK SİVASA 37 KM UZAKLIKTADIR
İMRANLI SİVASA 106 KM UZAKLIKTADIR
KANGAL SİVASA 86 KM UZAKLIKTADIR
KOYULHİSAR SİVASA 180 KM UZAKLIKTADIR
SUŞEHRİ SİVASA 144 KM UZAKLIKTADIR
ŞARKIŞLASİVASA 81 KM UZAKLIKTADIR
ULAŞ SİVASA 37 KM UZAKLIKTADIR
YILDIZELI SİVASA 45 KM UZAKLIKTADIR
ZARA SİVASA 72 KM UZAKLIKTADIR


TARİHÇESİ

YAZILI KAYNAKLARA GÖRE,M.Ö.2000 BAŞLARINDA HITITLER DÖNEMINDE ÖNEMLİ YERLEŞİM YERİ OLMUSTUR DAHA SONRA FRIG,LIDYA,ASUR,ROMA,BIZANS,SE LCUKLU,DANISMENT,ILHANLI,ERETN A VE OSMANLI HAKIMIYETINDE YASAMISTIR

4 EYLUL 1919'DA ULU ÖNDER ATATÜRK'ÜN BAŞKANLIĞINDA TOPLANAN SİVAS KONGRESINDE ÖNEMLI KARARLAR ALINARAK,TURKIYE CUMHURIYETININ TEMELI ATILMIŞ VE SİVAS ŞEHRİ TÜRK TARİHİNDE BÜYÜK ÖNEM KAZANMIŞTIR


NE YENIR

SİVAS YEMEKLERİ DAHA ÇOK TAHIL ÜRÜNLERİNE DAYANMAKTADIR.KEŞ,PESKUTAN ÇÖKELİK,SÜT ÜRÜNLERİNDEN HAZIRLANAN YİYECEKLERDİR
YAZLARI AYRANLI,PANCARLI ÇORBA,MADIMAK,EVELIK,DÜĞÜRCEK AŞI, KIŞLARI İSE TIRHIT,SÜBÜRA,KELECOŞ,TARHANA, İÇLİ KÖFTE,HİNGEL GİBİ HAMUR YEMEKLERİ YENİR. AYRICA SİVAS KEBABI DA ÜNLÜDÜR.TANDIRDA KÜL ÇÖREĞİ,FODLA,PATATES VEYA PEYNIRLI YAPILAN KÖMBE,KETE,LAVAŞ,YUFKA YÖREDE YAYGIN EKMEK ÇEŞİTLERİDİR.

GEZİLECEK YERLER

ULU CAMİİ, GÖK MEDRESE, KALE CAMİİ, ŞİFAİYE MEDRESESİ, ÇİFTE MİNARE, GÖK MEDRESE, BURUCİYE MEDRESESİ, KANGAL BALIKLI KAPLICA, SICAK ÇERMİK, SOĞUK ÇERMİK

salihak
21.03.2007, 23:25
çok güzel çalısma vay be sivas neymişde haberimiz yok muş

Kibrisli
21.03.2007, 23:33
--------------------------------------------------------------------------------

İLÇELERİ

AKINCILAR: SİVAS'A 210 KM UZAKTADIR
ALTINYAYLA SİVAS'A 80 KM UZAKLIKTADIR
DİVRİĞİ SİVAS'A 184 KM,TRENYOLUYLA 179 KM UZAKLIKTADIR
DOĞANŞAR SİVASA 95 KM UZAKLIKTADIR
GEMEREK SİVAS'IN BATISINDA YER ALMAKTADIR
GÖLOVA SİVAS'A 210 KM UZAKLIKTADIR
GÜRÜN SİVASIN GÜNEYİNDEYER ALMAKTADIR
HAFİK SİVASA 37 KM UZAKLIKTADIR
İMRANLI SİVASA 106 KM UZAKLIKTADIR
KANGAL SİVASA 86 KM UZAKLIKTADIR
KOYULHİSAR SİVASA 180 KM UZAKLIKTADIR
SUŞEHRİ SİVASA 144 KM UZAKLIKTADIR
ŞARKIŞLA SİVASA 81 KM UZAKLIKTADIR
ULAŞ SİVASA 37 KM UZAKLIKTADIR
YILDIZELI SİVASA 45 KM UZAKLIKTADIR
ZARA SİVASA 72 KM UZAKLIKTADIR


TARİHÇESİ

YAZILI KAYNAKLARA GÖRE,M.Ö.2000 BAŞLARINDA HITITLER DÖNEMINDE ÖNEMLİ YERLEŞİM YERİ OLMUSTUR DAHA SONRA FRIG,LIDYA,ASUR,ROMA,BIZANS,SE LCUKLU,DANISMENT,ILHANLI,ERETN A VE OSMANLI HAKIMIYETINDE YASAMISTIR

4 EYLUL 1919'DA ULU ÖNDER ATATÜRK'ÜN BAŞKANLIĞINDA TOPLANAN SİVAS KONGRESINDE ÖNEMLI KARARLAR ALINARAK,TURKIYE CUMHURIYETININ TEMELI ATILMIŞ VE SİVAS ŞEHRİ TÜRK TARİHİNDE BÜYÜK ÖNEM KAZANMIŞTIR


NE YENIR

SİVAS YEMEKLERİ DAHA ÇOK TAHIL ÜRÜNLERİNE DAYANMAKTADIR.KEŞ,PESKUTAN ÇÖKELİK,SÜT ÜRÜNLERİNDEN HAZIRLANAN YİYECEKLERDİR
YAZLARI AYRANLI,PANCARLI ÇORBA,MADIMAK,EVELIK,DÜĞÜRCEK AŞI, KIŞLARI İSE TIRHIT,SÜBÜRA,KELECOŞ,TARHANA, İÇLİ KÖFTE,HİNGEL GİBİ HAMUR YEMEKLERİ YENİR. AYRICA SİVAS KEBABI DA ÜNLÜDÜR.TANDIRDA KÜL ÇÖREĞİ,FODLA,PATATES VEYA PEYNIRLI YAPILAN KÖMBE,KETE,LAVAŞ,YUFKA YÖREDE YAYGIN EKMEK ÇEŞİTLERİDİR.

GEZİLECEK YERLER

ULU CAMİİ, GÖK MEDRESE, KALE CAMİİ, ŞİFAİYE MEDRESESİ, ÇİFTE MİNARE, GÖK MEDRESE, BURUCİYE MEDRESESİ, KANGAL BALIKLI KAPLICA, SICAK ÇERMİK, SOĞUK ÇERMİK


Tabii bunlara Türkiye'nin en önemli halk ozanlarını ve ayrıca Aşık Veysel'i ekleyebiliriz, Gezilecek yerlere Kongre ve Etnoğrafya Müzesi, 2. Cumhurbaşkanımız İsmet İNÖNÜ'nün 5 sene yaşadığı İnönü konağı ve son olarakta Unesco tarafından Tarih Mirası olarak adlandırılan Türkiye'deki üç yapıdan birisi olan Divriği Ulu Camii'de unutmamak gereklidir sanırım. Bunlara herkes birşeyler ekleyebilir tabii ki, arkadaşın gözünden kaçanları ben ekledim bana da birileri birşeyler ekleyebilir sanırım. HHAAA birde unutmamak gerekli birde Futbol Maabetimiz 4 Eylül stadı görünmeye değerdir :D

trafocu
22.03.2007, 00:34
Konu Sivas olunca sitede Sivaslılar olunca Sivasa özlem duyan hele birde yaşi yarım asırdan fazla olanlara link adresini paylaşma ihtiyacı duydum.Site yönetimi anlayış gösterir zannederim.
Konu başlıgı "Bir Zamanlar Sivas" indirip saklayın. Pişman olmazsınız. Selamlar-sevğiler
http://www.egitimhane.com/downloads-file-1294.html

capun58
22.03.2007, 13:04
Elinize emeğinize yüreğinize sağlık :)

serhatcan
22.03.2007, 14:27
yaa kardeşlerr. dikkatimi çeken bişey varr. hep tekkelerdenştürbelerdenşosmanl ıulardan bahsettiniz. keşke günümüzde sivas ekonomisinin nasıl gelişeceğinden bahsetseniz.. ancak böyle gelişir sivasımız sivas insanımız

serhatcan
22.03.2007, 14:33
arkadaşlarr. evet sizin de belirttiğiniz gibi övünç kaynaklarımızdır bunlar. Ama asıl övünç kaynağımız kültürelştoplumsalşekonomik alanda ve demokrasi düşüncesiyle yapacaklarımız olmalı. bunlar övünç kaynaklarımız olmalı aslında. düşünün işsizlikten insanlarımız yurtlarını terketmişlerşve halla sivasımızda büyük bir işsizlik oranı vardırr. bunların sorunlarını konuşup çözümler üreterek övünçler duymalıyız bence. CUMHURİYETİN TEMELİNİ BİZ ATTIK VE SİVASLA SİVASIMIZLA ÖVÜNÜYORUZ.

nazimgulturk
22.03.2007, 15:35
ŞEHRİMİZİN GÜZELLİKLERİ İÇİN HEPİNİZE TEŞEKKÜRLER BİRKAÇ BİLGİDE BEN VERİYİM........

***SİVAS HAFİK VE ZARA ÇEVRELERİ TOPRAK BAKIMINDAN KARSTİK ARAZİ BÖLGELERİDİR. YANİ YUMUŞAK GEÇİRİMLİ TOPRAKLARDIR AYRICA BU BÖLGEDE BULUNAN GÖLLER BU YAPI SAYESİNDE OLUŞMUŞTUR.SİVASIN EN BÜYÜK GÖLÜ OLAN TÖDÜRGE(DEMİRYURT) GÖLÜ DE BUNLARA VERİLECEK ÖRNEKLERDEN BİRİRDİR...

yasin__0658
22.03.2007, 15:50
İLÇELERİ

AKINCILAR:SİVAS'A 210 KM UZAKTADIR
ALTINYAYLASİVAS'A 80 KM UZAKLIKTADIR
DİVRİĞİSİVAS'A 184 KM,TRENYOLUYLA 179 KM UZAKLIKTADIR
DOĞANŞARSİVASA 95 KM UZAKLIKTADIR
GEMEREKSİVAS'IN BATISINDA YER ALMAKTADIR
GÖLOVA SİVAS'A 210 KM UZAKLIKTADIR
GÜRÜNSİVASIN GÜNEYİNDEYER ALMAKTADIR
HAFİK SİVASA 37 KM UZAKLIKTADIR
İMRANLI SİVASA 106 KM UZAKLIKTADIR
KANGAL SİVASA 86 KM UZAKLIKTADIR
KOYULHİSAR SİVASA 180 KM UZAKLIKTADIR
SUŞEHRİ SİVASA 144 KM UZAKLIKTADIR
ŞARKIŞLASİVASA 81 KM UZAKLIKTADIR
ULAŞ SİVASA 37 KM UZAKLIKTADIR
YILDIZELI SİVASA 45 KM UZAKLIKTADIR
ZARA SİVASA 72 KM UZAKLIKTADIR


TARİHÇESİ

YAZILI KAYNAKLARA GÖRE,M.Ö.2000 BAŞLARINDA HITITLER DÖNEMINDE ÖNEMLİ YERLEŞİM YERİ OLMUSTUR DAHA SONRA FRIG,LIDYA,ASUR,ROMA,BIZANS,SE LCUKLU,DANISMENT,ILHANLI,ERETN A VE OSMANLI HAKIMIYETINDE YASAMISTIR

4 EYLUL 1919'DA ULU ÖNDER ATATÜRK'ÜN BAŞKANLIĞINDA TOPLANAN SİVAS KONGRESINDE ÖNEMLI KARARLAR ALINARAK,TURKIYE CUMHURIYETININ TEMELI ATILMIŞ VE SİVAS ŞEHRİ TÜRK TARİHİNDE BÜYÜK ÖNEM KAZANMIŞTIR


NE YENIR

SİVAS YEMEKLERİ DAHA ÇOK TAHIL ÜRÜNLERİNE DAYANMAKTADIR.KEŞ,PESKUTAN ÇÖKELİK,SÜT ÜRÜNLERİNDEN HAZIRLANAN YİYECEKLERDİR
YAZLARI AYRANLI,PANCARLI ÇORBA,MADIMAK,EVELIK,DÜĞÜRCEK AŞI, KIŞLARI İSE TIRHIT,SÜBÜRA,KELECOŞ,TARHANA, İÇLİ KÖFTE,HİNGEL GİBİ HAMUR YEMEKLERİ YENİR. AYRICA SİVAS KEBABI DA ÜNLÜDÜR.TANDIRDA KÜL ÇÖREĞİ,FODLA,PATATES VEYA PEYNIRLI YAPILAN KÖMBE,KETE,LAVAŞ,YUFKA YÖREDE YAYGIN EKMEK ÇEŞİTLERİDİR.

GEZİLECEK YERLER

ULU CAMİİ, GÖK MEDRESE, KALE CAMİİ, ŞİFAİYE MEDRESESİ, ÇİFTE MİNARE, GÖK MEDRESE, BURUCİYE MEDRESESİ, KANGAL BALIKLI KAPLICA, SICAK ÇERMİK, SOĞUK ÇERMİK

SİVASIMIZ ÇOK GÜZEL HERKESE TAFSİYE GEZMEK İÇİN

serrrkan
22.03.2007, 16:11
dünyada ilk göz ameliyatının sivasta yapıldığını anadoluda düşmanın giremediği tek şehir olduğunu türkiyede en çok köy ve ilçenin sivasta olduğundan

Engin58
22.03.2007, 16:28
Kardes ellerine saglik gayet guzel bir aciklam yapmisin tebrikler ve basarilar dilerim .Saygilarimla...

_bling_lady-
22.03.2007, 16:34
hepinize cooooooook tesekürler yaptiginiz zahmete degimis dogrusu. baya yeni seyler ogrendim.

kucukfırat
22.03.2007, 17:17
iyi çalışılmış bravo iyi olmuş

Deliilyasliyiz
05.04.2007, 20:08
walla HLL olsun da sen nasıl ulaştın bu bilgilere doğruluğu nedir orasını bilmem

PRoFeSSioNaL
06.05.2007, 12:15
Sivas'ın bugünkü sınırları içerisinde yer alan Hafik Gölü, Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki Tepecik Höyüğü ile Kangal ilçesi Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük değirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmiştir. Yıldızeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çağ (maden taş devri M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500) buluntuları elde edilmiştir.

Sivas'ın yazılı tarihi M.Ö. 2000 yılı başlarında Hititlerle başlamakta olup merkez Tatlıcak Köyü ile Uzuntepe Köyündeki Höyükler, Divriği Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Şuğul vadisindeki Hititçe yazılar başlıca Hitit yerleşim alanlarıdır. Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Frig’lerin Hititleri ortadan kaldırmaları sonucu Sivas'ta Frig egemenliğine girmiştir. Frig yerleşimi Hitit yerleşim alanlarının üst katlarında görülmektedir. Lidya’lılar zamanındaki meşhur Kral Yolu da Sivas'tan geçmektedir.

Anadolu'daki Pers egemenliğinden sonra kurulan şehir devletlerinin zamanla Roma İmparatorluğuna bağlanması sonucu, önemli yol kavşağı üzerinde bulunan şimdiki şehir merkezinin iskan edildiği ve Sebasteia adını aldığı görülmekte veya ilin isminin Hitit Kavmi olan sibasip adından geldiği gibi, Roma İmparatoru Aguste tarafından şehre yunancada şehir manasına gelen "Sebasteia" adının verildiği ve yine Selçuklular zamanında üç değirmen anlamına gelen "Sebast" kelimesinden geldiği rivayet edilmektedir.

Bu yörede Roma hakimiyeti tam olarak yerleştikten sonra şehre "Diyapolis" yani Mebud şehri adı verilmiştir.

Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren şehir 395'te Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğuna ayrılan topraklar içerisinde kaldı.1509'da Anadolu'ya giren Türkmen güçleri ve 1604'te Alparslan'ın önünden kaçan Selçuklu şehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kısa süre hakimiyet sağlamışsa da, bölgenin Türk egemenliğine girmesi ancak 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçekleşti. Kısa bir süre Selçuklu hakimiyetinde kalan Sivas'ta 1075'te Danişmend Beyliği kuruldu. Danişmend Beyliğinin taht kavgaları ile zayıf düşmesinden sonra Anadolu Selçuklularını yeniden birleştiren I.Mesud, 1152’de Sivas'ı eline geçirdi.

Bizanslılarında karıştığı taht ve egemenlik kavgaları sırasında Anadolu Selçukluları ile Danişmend’liler arasında sürekli el değiştiren Sivas, 1175'te II. Kılıçarslan tarafından kesin olarak Selçuklulara bağlandı. Daha sonra İzzetdin Keykavus Sivas'ı başkent yapmış, uzun müddet Sivas'ta kalarak günden güne genişleyen Sivas Şehri mamur edilmiş ve 1217 yılında Şifaiye Medresesini yaptırmıştır. İlim adamlarını Sivas'ta toplayarak şehri büyük bir ilim merkezi haline getirmiştir, İzzetdin Keykavus Türbesi" yaptırdığı medrese içinde bulunmaktadır.

1220 yılında İzzettin Keykavus ölünce yerine I. Aladdin Keykubat hükümdar oldu. Bu dönem Anadolu Selçuklularının en parlak dönemi oldu. Moğol istilasını dikkatle izleyen ve önlemler almaya çalışan Sultan 1224'te Sivas'ı surlarla çevirerek korunaklı duruma getirdi. Yerine geçen II. Gıyasettin Keyhüsrev'in kötü yönetimi sırasında sıkıntı çeken halk,1240 yıllarında ayaklanarak Sivas'ı yağmaladı. Selçuklu askerlerinin sivilleri sindirmek için seferber olduğunu gören Moğollar, Anadolu'yu ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Gıyasettin Keyhüsrev'i 1243'te Kösedağı Savaşı'nda yenilgiye uğratan Moğol güçleri, 'Sivas'ı işgal ettiler. Moğollarca bağımlı duruma gelen Selçuklular, Moğollar tarafından kurulan İlhanlı Devleti ile idareye hakim olunmuş. Sivas ili bu dönemlerde büyük bir gelişme göstererek önemli bir ticaret ve bilim kenti olmuştur.

Anadolu'da yarım asır kadar devam eden İlhanlılar devrinde Vali Demirtaş Sivas'a yerleşmiş ve istiklalini ilan ederek Sivas'ta uzun yıllar saltanatını sürdürmüştür. Demirtaş'tan sonraki Sivas Valileri sırayla, Alaattin Ertana oğlu Gıyaseddin Mehmet, Alaattin Ali ve oğlu Mehmet Bey Sivas'ta saltanatı sürdürmüşlerdir.

Ali Bey'in ölümünden sonra yerine geçen yedi yaşındaki Mehmet Bey'i Kadı Burhaneddin saltanatından uzaklaştırarak Sivas'ta kendi devletini kurmuştur. Bu arada Kadı Burhaneddin Sivas'ı onarmak için birçok çaba göstermiştir.

Surların etrafında hendekler kazdırılmış, kaleleri tamir ettirmiş ama Akkoyunlu aşireti reisi Kara Osman'la yaptığı muharebe sonunda katledilmiş yerine oğlu Alaattin geçmiştir.

Bu sırada Timurlenk Anadolu'ya akınlar yapmıştır. Yıldırım Beyazıt Amasya'yı almış Sivas'a yaklaşmış, güneyde Karamanlıların baskısına dayanamayan Alaattin, şehri Osmanlılara teslim etmiştir.

Bir davetle Sivas'ı teslim alan Beyazıt, şehri en büyük şehzadesi Emir Süleyman'a vermiştir. Sivas Osmanlıların eline geçtikten bir yıl sonra 1400 yılında Timur'un istilasına uğramış, bir süre sonra tekrar Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.

Sivas Osmanlı İmparatorluğunda eyalet merkezi haline getirilerek Amasya, Çorum, Tokat kısmi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a bağlı birer sancak olmuştur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde belirtildiği gibi Sivas zamanının en önemli eyaletlerinden biridir (40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 kadar çeşmesi olduğundan bahsedilir.

Sivas'a birçok vali atanmış, bunlar içinde belki de ismi hiç unutulmayacak olan Halil Rıfat Paşanın yaptırdığı birçok yollar, köprüler, hanlar ve konaklar halen halkımızın hizmetindedir. Tarihin kaydedildiği zamandan beri önemli bir yerleşim merkezi olan Sivas, asırlar boyunca önemini korumuş ve özellikle Milli Mücadele yıllarında milli mücadeleye başlangıç olması ona tarihin en kıymetli değerini vermiştir.

talha58
28.05.2007, 15:19
http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/292.jpg
Ünlü fikir adamı ve şairlerimizden olan Ziya Gökalp, 1876'da Diyarbakır'da doğdu.

yalnış bir bilgi düzeltme yaptım

Ben burada Ziya Gökalp'ten bahsetmedim. Son koalisyon hükümetinde Tarım Bakanı olarak görev yapan Yusuf Ziya Gökalp'ten bahsettim.

edebiyatisyen
28.05.2007, 16:05
Ben burada Ziya Gökalp'ten bahsetmedim. Son koalisyon hükümetinde Tarım Bakanı olarak görev yapan Yusuf Ziya Gökalp'ten bahsettim. kardeş o hüsnü yusuf gökalp degilmiydi.sanırım karıştırmışın

talha58
28.05.2007, 17:49
kardeş o hüsnü yusuf gökalp degilmiydi.sanırım karıştırmışın

Hayır karıştırmadım. Gayet iyi biliyorum . Yusuf Ziya Gökalp. Örnek olarak adres : http://arsiv.zaman.com.tr/2001/08/14/ekonomi/ekonomidevam.htm#16

mermer yusuf
04.06.2007, 17:19
HEPİNİZ KARIŞTIRMISSINIZ.

ZİYA YUSUF GÖKALP

BOUN
12.06.2007, 19:36
[QUOTE=leblebi82;219449]
Hayır karıştırmadım. Gayet iyi biliyorum . Yusuf Ziya Gökalp. Örnek olarak adres : http://arsiv.zaman.com.tr/2001/08/14/ekonomi/ekonomidevam.htm#16[/QUOTE


Kardeş eski tarım bakanının ismi Hüsnü Yusuf Gökalp'tir... Hatta kendisi şuan Demokrat parti Sivas 1. sıra adayıdır. Bahsettiğin haberin de yanlış olduğu kanaatindeyim.

SEMİH-58
12.06.2007, 20:49
iyi bilğiler ellerine saglık gardaş

FERİDUN_58
12.06.2007, 21:08
meğer sivas hakkında amma şey biliyormuşuz hazırlayan arkadaşlardan Allah razı olsun

talha58
12.06.2007, 21:58
[QUOTE=leblebi82;219449]
Hayır karıştırmadım. Gayet iyi biliyorum . Yusuf Ziya Gökalp. Örnek olarak adres : http://arsiv.zaman.com.tr/2001/08/14/ekonomi/ekonomidevam.htm#16[/QUOTE


Kardeş eski tarım bakanının ismi Hüsnü Yusuf Gökalp'tir... Hatta kendisi şuan Demokrat parti Sivas 1. sıra adayıdır. Bahsettiğin haberin de yanlış olduğu kanaatindeyim.

Doğru beni de bu haber yanılttı. Ben de habere göre yazdım. Neyse doğrusu belirlendi.

UTKUM_58
12.06.2007, 22:06
Sivas İlinde Sosyal Güvence Kapsamındaki Nüfusun Dağılımı

KURUM/BİRİM SAYI İL NÜFUSUNA ORANI(%)

SSK 244.132 32,33
BAĞ-KUR 128.739 17.04
EMEKLİ SANDIĞI* 193.974 25,68
YEŞİLKART 150.148 19,88
2022 (Merkez) 4.763 0,63
TOPLAM 721.756 95.58


Kaynak : İl Sağlık Müdürlüğü (* : 2004 Aralık verileri)


Sivas İli Toplam Banka Mevduatının Gelişimi (Milyar TL)

Mevduat Türü 2000 2001 2002 2003 2004
Tasarruf Mevduatı 74.638 106.067 145.257 179.455 242.924
Mevduat Sertifikası 0 0 0 0 0
Resmi Kuruluş Mev. 5.007 13.163 20.624 21.594 28.491
Ticari Kuruluş Mev. 11.022 18.203 31.248 48.554 47.002
Bankalar Mevduatı 45 65 346 280 40
Döviz Tevdiatı 110.378 249.096 340.812 329.556 373..990
Diğer Mevduat 7.168 4.680 12.628 23.504 31.147
Altın Depo Hesapları 1 3 0 0 0
Toplam (Sivas) 208.259 391.277 550.915 602.943 723.594
İç Anadolu Bölgesi 15.637.138 23.386.240 29.399.595 36.630.843 44.739.509
Türkiye* 63.648.625 109.443.578 135.461.293 153.227.340 187.293.849
İç Anadolu B. /Türkiye (%) 24,57 21,37 21,70 23,91 22,82
Sivas/İç Anadolu B. (%) 1,33 1,67 1,87 1,65 1,69
Sivas/Türkiye (%) 0,33 0,36 0,41 0,39 0,39
Kaynak: Türkiye Bankalar Birliği; * : Kıbrıs ve Yabancı Ülkeler mevduatı dahil edilmemiştir.

- Sivas İli 2005 Yılı İtibariyle Konsolide Bütçe Gelirleri Tahsilatı (Kümülatif Toplam-Bin YTL)

DÖNEMİ Konsolide Bütçe Genel Bütçe Vergi Gelirleri Vergi Dışı Gelirler Sermaye Gelirleri Alınan Bağış ve Yardımlar Katma Bütçe Öz Gelirleri
Ocak 11.996 11.697 8.959 2.604 39 95 299
Şubat 31.139 28.414 23.561 4.583 145 125 2.725
Mart 46.249 41.789 34.316 7.273 200 0 4.460
Nisan 58.289 51.435 41.963 9.247 225 0 6.854
Mayıs 71.379 63.954 51.783 11.904 267 0 7.425
Haziran 83.272 75.452 60.914 14.209 329 0 7.820
Temmuz 98.505 89.989 72.314 17.101 574 0 8.516
Ağustos 117.188 108.266 88.302 19.341 623 0 8.922
Eylül 136.537 127.158 103.609 22.869 680 0 9.379
Ekim 155.102 145.129 119.175 25.221 733 0 9.973
Kasım 179.603 166.136 137.745 27.618 773 0 13.467
Aralık 201.949 191.381 159.082 31.392 907 0 10.568
Kaynak: Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü

Sivas İli Vergi Gelirlerinin 2005 Yılında Tahakkuk ve Tahsilatı (Kümülatif Toplam – Bin YTL)

DÖNEMİ Tahakkuk [1] Tahsilat [2] Yüzde [2] / [1] Türkiye Tahsilatı İçindeki Payı (%) – Bin YTL
Ocak 69.961 8.959 12,81 0,12
Şubat 80.688 23.561 29,20 0,16
Mart 89.658 34.316 38,27 0,15
Nisan 98.913 41.963 42,42 0,14
Mayıs 110.580 51.783 46,83 0,13
Haziran 121.283 60.914 50,22 0,13
Temmuz 134.228 72.314 53,87 0,13
Ağustos 150.233 88.302 58,78 0,13
Eylül 163.678 103.609 63,30 0,13
Ekim 182.995 119.175 65,12 0,14
Kasım 194.305 137.745 70,89 0,14
Aralık 206.134 159.082 77,17 0,15

Kaynak : Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü

Sivas’ta İhracat ve İthalatın Yıllara Göre Değişimi ($)

Yıllar İHRACAT İTHALAT
Dolar Firma Sayısı Dolar Firma Sayısı
2000 4.831.114 - 3.760.015 -
2001 5.113.109 28 7.074.612 24
2002 8.349.516 27 5.830.137 14
2003 9.596.090 25 5.559.848 27
2004 12.727.558 32 10.589.791 37
2005 17.411.000 39 49.366.000 49


Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı

Sivas Merkez 1. OSB İle İlgili Veriler – Alan Dağılımı

Sanayi Parseli Toplam Alanı 141,615 Hektar
Yol 18,055 Hektar
Park ve Yeşil Alan 18,341 Hektar
Sosyal Tesisler 2,960 Hektar
Arıtma Tesisi Alanı 0,806 Hektar
Tahsis Olunan Parsel Alanı 141,615 Hektar
Boş Parsel Alanı 0 Hektar
Toplam Alan 181,780 Hektar

Kaynak : Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü


Sivas Merkez 1. OSB İle İlgili Veriler – Parsel Dağılımı

Sanayi Parsel Sayısı 189 Adet
Sosyal Tesis Parsel Sayısı 5 Adet
Park ve Yeşil Alan Parsel Sayısı 6 Adet
Tahsis Olunan Parsel Sayısı 189 Adet
Boş Parsel Sayısı 0 Adet
Toplam Parsel Sayısı 200 Adet

Kaynak : Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü



Sivas Merkez 1. OSB İle İlgili Veriler – Tesis Dağılımı

Üretime Geçen Sanayi Tesisi 62 Adet
Üretimini Durduran Sanayi Tesisi 6 Adet
İnşaatını Durduran Firmalar 2 Adet
İnşaat Halindeki Sanayi Tesisi 41 Adet
Proje Safhasında Olan Firma Sayısı 3 Adet
Yatırımcı Firma Sayısı 114 Adet

Kaynak : Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü


Sivas Merkez 1. OSB’de Üretime Geçen Firmaların Sektörel Dağılımı

SEKTÖR Toplam
Tekstil Firması 7
Demir Doğrama 4
İnşaat Malzemeleri 15
PVC Profil Üretimi ..
Polyester ve Plastik Ürünleri 4
Isı Cam 1
Gıda Sanayi 4
Mobilya Üretimi 12
Otomobil Yan Sanayi 1
Mermer Sanayi 4
Mobilya Yan Sanayi 2
Tüp Dolum Tesisi 1
Tıbbi Malzeme Ürünleri 2
Kauçuk Sanayi ..
Elektrik Panosu 1
Tarım Makineleri Üretimi ..
Mutfak Malzemeleri 1
Paketleme ve Amb.Sanayi 1
Diğer 2
TOPLAM 62

Kaynak : Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü


Sivas Merkez 1. OSB’ye Yapılan Yatırımların Yıllara Göre Dağılımı (Kümülatif Toplam YTL)

Yıllar
Kullanılan Enerji İstihdam Edilen Kişi Toplam Yatırım Miktarı
2002 2,00 990 64.202.000
2003 2,50 1.120 71.354.000
2004 3,50 1.461 82.729.000
2005 6,00 2.796 102.134.000

Kaynak : Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü

Sivas’ta Uçak Seferlerinin Gelişimi

Yıllar Toplam Uçak Sayısı Yolcu Sayısı Yük/Ton
2003 32 1.061 7
2004 226 7.394 68
2005 670 35.633 216

Kaynak : DHMİ Genel Müdürlüğü



Sivas İli Data Internet Bilgileri

DATA İNTERNET

TURPAK 47
Dial-Up Erişimli 500
Frame Relay 76
ADSL 6517
Data Devre Sayısı 184
Kaynak : Telekom İl Müdürlüğü

SIVASIN EN BÜYÜK PVC URETEN VE DAHA BASKA KALIPLARI ILE EN BUYUK ALIMUNYUM FABRIKASINI YAZMAYI UNUTMUSUS:) BENDE HATIRLATIM DEDIM EFENDIM TSKLER EMEGINIZE

talha58
24.07.2007, 23:52
SIVASIN EN BÜYÜK PVC URETEN VE DAHA BASKA KALIPLARI ILE EN BUYUK ALIMUNYUM FABRIKASINI YAZMAYI UNUTMUSUS:) BENDE HATIRLATIM DEDIM EFENDIM TSKLER EMEGINIZE

Hangisiymiş o ismi var mı bari.

tavatir
28.07.2007, 13:55
bilmediğimiz çok şey varmış gerçekten de.






BU TÜR YORUMLARINIZI VEYA ACILACAK KONULARINIZI LÜTFEN http://www.sivaslilar.net/ SITESINDE DEGERLENDIRINIZ. !!!!
TESEKKÜRLER

BAŞARDIK
31.07.2007, 17:35
BU KONU ÇOK ÖNEMLİ KARDEŞLERİM VE ABİLERİM.OKUMANIZDA YARAR VAR.

AYRICA SİVAS 1071 YILINDA DANİŞMENTLİLERİN AYAK BASMASIYLA TÜRK OLDU.ZATEN DANİŞMENTLİLERİN AYAK BASTIĞI YERLER TÜRK TOPRAKLARINA GEÇMİŞTİR.

Engin58
31.07.2007, 18:40
KARDES ELLERINE SAGLIK BIZE BU OLAGANI SUNDUGUN ICIN .SAYGILARIMLA...

Ss--58--Ss
31.07.2007, 20:15
ne donemlermıs o donemler ınsanın tuylerı dıken dıken oluyor

ErdalGüler
31.07.2007, 20:52
Çok güzel bilgiler hakan abi bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz... Ayrıca diğer bilgiler içinde yazan tüm arkadaşlara teşekkürler, bir sivaslı için bilinmesi gereken en önemli konu belkide, çünkü tarihini bilmek bir toplumun en önemli yapı taşıdır...










BU TÜR YORUMLARINIZI VEYA ACILACAK KONULARINIZI LÜTFEN http://www.sivaslilar.net/ SITESINDE DEGERLENDIRINIZ. !!!!
TESEKKÜRLER

talha58
14.01.2008, 20:26
Evet konuyla ilgili yeni çalışmamı sivaslilar.net adresine ekledim.

myway
14.01.2008, 20:46
Sivasta dun gece olculen en dusuk hava sicakliginin -34 derece oldugunu:)

wanted58
14.01.2008, 20:54
beyler biz buları biliyozda keşke bu yazıları hala bizi geri kalmıslıkla medeniyetsizlikle suçlayanlar da okuyabilse...

kangallı mustii
20.01.2008, 10:22
SİVAS TARİHİ
Güzel Sivas'ımız Tarihin ilk çağlarından buyana medeniyetlerin filizlendiği bir yerleşim alanı olmuş ve tarih içerisinde her dönemde müstesna bir önem arz etmiştir. Bu geçmişinden dolayı bugün adeta bir açık hava müzesi konumundadır. Anadolu da hüküm sürmüş her medeniyetin izlerini ve nişanelerini bulmak mümkündür. Anadolu Selçuklularına bir dönem başkanlık yapan Sivas'ımız Danişmentler'in de başkenti olmuş, Osmanlı imparatorluğunun en büyük eyalet merkezlerinden biridir.

Sivas, tarihinin çeşitli dönemlerinde muhtelif devletlere başkentlik yapmış olması, en önemli ticari ve kültürel hüviyete sahipliği ile her dönemde yapılan sayısız eserlerle doludur. Selçuklular döneminde kültürel hayatın canlılığı nedeniyle medreseler, camiler, türbeler; Osmanlıların son dönemlerinde ticari hayatın hareketliliğinden dolayı han, kervansaray, imaretler ve bayındırlık hizmetlerinin yoğunluğu ile dikkat çekicidir.



Ulu Camii

Sivas müzesinde bulunan kitabesine göre 1196-1197 yılında Kızılarslan Bin İbrahim tarafından yaptırılmıştır. 31x54 m ölçülerinde ve yaklaşık 1674 m2 lik bir alana oturan dikdörtgen planlı caminin üst örtüsü düz dam şeklindedir. Güney duvarına dik olarak uzanan 11 sahınlı asıl ibadet alanında 50 adet yığma ayak bulunmaktadır. Minaresi 13. yy'ın ilk yarısında inşa edilmiştir. Ulu Camii; zamanla eğilen ve eğri olarak ayakta kalan minaresiyle ünlüdür.
Şifaiye Medresesi

İl merkezinde Selçuklu Parkı içerisinde, Çifte Minareli Medrese'nin tam karşısındadır. 1217 yılında Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklu tıp sitelerinin ve hastanelerinin en eski ve en büyük olanlarındandır. 1220 yılında vefat eden I. İzzeddin Keykavus'un vasiyeti üzerine çok sevdiği Sivas'taki Şifaiye Medresesi'nin güney eyvanındaki türbede ailesiyle birlikte yatmaktadır.

Buruciye Medresesi

Anadolu Selçuklu Sultanı III: Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında dönemin ileri gelenlerinden Hibetullah Burucerdi oğlu Muzaffer tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. Taç kapıdaki taş işçiliği ile girişin solunda yer alan türbe çinileri önemlidir. Dört eyvanlı ve ortası açık avlulu güzel bir Selçuklu medresesidir. Doğu-batı doğrultusunda düzgün dikdörtgen planlı olan yapı açık avlulu, dört eyvanlı ve iki katlı bir medresedir. Doğu-batı doğrultusunda kareye yakın dikdörtgen planlı avlu kuzey ve güneyden dörder sütun üzerine sivri kemerli ve sivri tonozla örtülü birer sıra revakla kuşatılmıştır. Yapıda; kesme taş, moloz taş, devşirme, tuğla ve çini olmak üzere beş tür malzeme kullanılmıştır. Kesme taş kuzey cephede ve avluda kaplama malzemesi olarak kullanılmıştır. Medrese taş ve çinilerle süslenmiştir.

Çifte Minareli Medrese

İlhanlı Veziri Şemseddin Mehmet Güveyni tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. Dini ilim okutulan medresenin sadece doğu yönündeki asıl cephesi ayakta kalmıştır. Ön yüz, ortada iki minareli taç kapı, iki yanda pencere ve köşe kuleleri ile kompoze edilmiştir. Böyle bir uygulama ile daha canlı hareketli, ışık-gölge oyunlarını kuvvetlice hissettiren bir cephe elde edilmiştir. Kesin olmamakla birlikte eserin mimarının Keluk Bin Abdullah olduğu sanılmaktadır.




Gök Medrese

Selçuklu veziri Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. Mimarı Konyalı Kaluyan'dır. Taç kapı üzerinde yükselen tuğla örgülü iki minaresindeki mavi çinilerden dolayı Gök Medrese adını almıştır. Plastik Sanatların şaheserlerinden olan taç kapıda mermer malzeme kullanılmış olup, taç kapının üst iki köşesinde iç içe girmiş hayvan motifleri vardır. Medreseye girişte sağda mescit, solda ise Dar-ül-Hadis bölümü mevcuttur. Avlunun kuzey ve güneyinde altı sütun üzerine inşa edilmiş, kemerli bir revak bulunmaktadır. Bu revakın gerisinde küçük kapılardan hücrelere geçilir. Doğu yönündeki ana eyvanı yıkılmış yerine mevcut taş ve kitabelerle bir duvar örülmüştür. Kuzey ve güneyindeki yan eyvanların içi çini tezyinatla süslüdür.

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası

Divriği Ulu Camii, Mengücek Oğullarından hükümdar Süleyman Şah oğlu Ahmed Şah tarafından 1228 yılında yaptırılmıştır. 1280 m2 lik bir alana oturan camiye kuzey, doğu ve batı yönünde yer alan ve taş süslemeleriyle hayret uyandıran üç güzel kapıdan girilmektedir. Darüşşifası ise, Ahmet Şah'ın eşi ve Behram Şah'ın kızı Melike Turan Melek tarafından 1228 tarihinde yaptırılmıştır. Bu eşsiz anıt 768 m2 lik bir alana oturmaktadır. 18. yüzyılda medrese haline getirildiği için Şifaiye Medresesi de denilmektedir. Anadolu'da erken dönem mimarisinin en seçkin örneği olan Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi; plan, mimari oranların elemanları, süsleme ve örtü biçimlerinin dengeli ve uyumlu bir şekilde ayarlanmasıyla başlı başına kendine özgü bir yapıdır. UNESCO'nun koruma çalışmaları kapsamında yürütülen "Dünya Kültür Mirası" listesine ülkemizden Divriği Ulucamii ve Darüşşifası dahil edilmiştir.

Abdulvahap Gazi Türbesi

Sivas'ın kuzeyinde Yukarı Tekke tepesinde yer alır. İnşa tarihi olarak 17. yy ortaları kabul edilmektedir. Sivas halkının önem verdiği ve sıkça ziyaret edilen bir türbe olup, Anadolu'nun fetih devri evliyası olarak bilinmektedir.

Şeyh Hasan Bey Kümbeti

Kare kaide üzerine, silindirik tuğla örgülü bir gövdeye sahip oluşu ve kısa minareye benzemesinden dolayı halk arasında Güdük Minare adıyla şöhret bulmuştur. 1347 yılında vefat eden Eratna oğullarından Şeyh Hasan Bey için yaptırılmıştır. Türbede bulunan siyah mermer sanduka Şeyh Hasan Bey'e aittir. Türbe 6 metre yüksekliğinde 9,80x9,80 m boyutlarında kare bir plan üzerine oturtulmuştur. Bu kare planın yüzleri dört ana yöne gelecek şekilde mermerden dönüşümlü olarak özenle örülmüştür.



Kümbetin yapılış tarihi bilinmemekte, ancak 1333(miladi) tarihli vakfiyesi bulunmaktadır. Kesme sekizgen olarak yapılmış konik çatılıdır. Giriş kapısı kuzeyde, ışık menfezi ve cenaze kapısı ise doğu cephesinde yer almaktadır. Kümbetin, 1986-1987 yıllarında restoresine başlanmış, 1991 yılında bitirilmiştir. Yol seviyesinden çok aşağıda kalan kümbetin çevresi duvarla örülmüştür.

Yıldız Köprüsü

Sivas Ankara karayolu 30. km sinde Yıldız Irmağı üzerindedir. Selçuklu dönemine ait bir köprü olup, döşeme uzunluğu 70 m dir. Sivri kemerli ve 13 gözlüdür.







Eğri Köprü

Sivas'ın 3 km güney doğusunda, Sivas-Malatya eski karayolu ve Kızılırmak'ın üzerinde 18 kemerli bir köprüdür. Uzunluğu 179,60 m , eni 4,55m dir. En büyük kemer açıklığı 7,70 m dir. Aynı doğrultuda olmadığı için Eğri Köprü denilmiştir. Köprünün kitabesi olmadığı için hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Behram Paşa Hanı

1573 yılında Sağır Behram Paşa tarafından yaptırılmıştır.Kesme taştan iki katlı ve ortası açık avlulu, etrafında odalar yerleştirilerek inşa edilen hanın bir de ahır kısmı mevcuttur.

Kurşunlu Hamam

Sivas'ın en büyük hamamıdır. Üç satırlık kitabesinden 1576 yılında Behram Paşa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Kadın ve erkek hamamı olmak üzere yan yana bitişik olarak inşa edilmiş çifte bir hamamdır. Halen halkın kullanımına açıktır.



Taşhan

İki katlı, ortası açık avlulu kesme taştan inşa edilmiştir. Kitabesi bulunmayan Taşhan'ın mimari üslubu bakımından 19. yy da yapıldığı sanılmaktadır. Üzeri açık olan iç avlu ortasında çift başlı, aslan başlarının ağzından su akan bir taş havuzu bulunmaktadır.



Ziyabey Kütüphanesi

Sivas'ın ileri gelenlerinden Yusuf Ziya Başara tarafından 1908 yılında kütüphane olarak yaptırılmıştır. Yapı, 1981 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca onarıma alınarak, 1983 yılında tamalanmış ve kütüphane olarak hizmete açılmıştır.






Hükümet Konağı

Vali Halil Rıfat Paşa tarafından 1884 tarihinde yaptırılan yapının iki katı ise ahşap olarak inşaa edilmiştir. Geçirdiği bir yangın üzerine üçüncü katı tamamen yanmış, bir ve ikinci katının sadece duvarları kalmıştır. Yapılan büyük çaplı onarımla eski görünüşüne getirilmiş, bugün Hükümet Binası olarak hizmet vermektedir.

Jandarma Binası

Hükümet Meydanı'nda yer alan Jandarma binası kitabesinden anlaşıldığına göre Vali Reşit Akif Paşa zamanında 1908 yılında Jandarma dairesi olarak yapılmıştır. Halen Jandarma Komutanlığı'nca kullanılmaktadır.

Atatürk Kongre ve Etnoğrafya Müzesi

4-11 Eylül 1919'da Sivas Kongresinin yapıldığı binadır. 1981 yılına kadar lise olarak kullanılan bina, onarım ve teşhir tanzimi gerçekleştirilerek, 1990 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.
İçinde, Sivas Kongresi'ne ait dökümanlar, Atatürk'ün kullandığı özel eşyalar, Atatürk'e ait resimler ve yöreye ait etnografik eserler sergilenmektedir.


İnönü Müzesi

İsmet İnönü'nün ortaokulu okuduğu yıllarda ikamet ettiği ev Sivas Belediyesi tarafından müze haline getirilmiştir. Yöreye ait el sanatları, etnografik eserler ve İnönü'nün fotoğrafları sergilenmektedir

nuri_58
20.01.2008, 10:39
Sivas


Koordinatlar: 38°14′N 35°50′E
Sivas, Türkiye

Sivas ili
Harita

Sivas ili ve ilçeleri
Bilgiler
Toplam nüfus 794.000 NA
Şehir nüfusu 252.000NA
Yüzölçümü 28488 km²
Rakım 1300 metre
Koordinatlar 38°14′N 35°50′E
Posta kodu 58x xx
Alan kodu 0346
İl plaka kodu 58
Yönetim
İl Sivas
Belediye başkanı Sami Aydın
Yerel yönetim site http://www.sivas.bel.tr
İlçe kaymakamlık site http://www.sivas.gov.tr/


Tarihçe [değiştir]Eski adı "Sebasteia" olan Sivas, Anadolu'nun en eski ve önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Kazı ve araştırmalarda ele geçen buluntular, yörede ilk yerleşimin Neolitik Çağ'a (M.Ö. 8000-5500) uzandığını göstermektedir. Kent M.Ö. 2000'lerde değişik yerleşmelere sahne olmuştur.

M.Ö. XVII. yüzyılda Hitit sınırları içinde yer alan kentin güney kesimi Geç Hitit devletleri döneminde "Tilgarimmu" adıyla anılmaya başladı. M.Ö. VII. yüzyılda Kimmer ve İskit istilalarına uğradı. M.Ö. VI. yüzyıl başlarında Medler'in, aynı yüzyılın ortalarında da Persler'in egmenliğine girdi. M.Ö. IV. yüzylılın ikinci yarısındaki kısa süreli Büyük İskender'in Makedonya yönetiminin ardından Kapadokya Krallığı'na bağlandı. M.S. 17'de bütün Kapadokya ile birlikte Roma İmparatorluğu'nun egemenliğine girdi. Bu dönemde kısa sürelerle Partlar'ın ve Sasaniler'in eline geçti. Bizans döneminde önce Armeniakon Tehması'nın sınırları içindeydi. XII. yüzyılda Sebasteia Tehması'na bağlandı.

Selçuklu Türkleri Malazgirt Savaşı'ndan önce Sivas'a kadar uzandı ve 1059'a doğru bir ara kenti ele geçirdiler. Ancak yörenin kesin olarak Türk egemenliğine girmesi Malazgirt Zaferi'nden kısa bir süre sonra gerçekleşti. Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın kumandanlarından Emir Danişment'in ele geçirdiği kent uzun bir süre Danişmentliler'in elinde kaldıktan sonra 1174'te II. Kılıç Arslan tarafından Selçuklu Devleti sınırları içine alındı. Selçuklular döneminde Sivas yeniden gelişti. Kentin surları 1221'e doğru, Sultan Alaeddin Keykubat tarafından onartıldı. Kısa bir süre sonra Moğollar'ın saldırıları başladı ve Kösedağ yenilgisi'nden (1243) sonra Selçuklu topraklarıyla birlikte Sivas da Moğolların eline geçti.

Kentteki anıtlarının en önemlileri XIII. yüzyılın ikinci yarısındaki İlhanlılar döneminde yapıldı. Sivas, Kayseri ile birlikte İlhanlılar'ın Anadolu'ya gönderdikleri valiler taradından merkez olarak kullanıldı. XIV. yüzyılın ilk yarısında Sivas'a gelen İbn-i Batuta, burayı İlhanlılar'ın Anadoluda'ki en büyük şehri olarak tanımlar. İlhanlı valilerinden Alaeddin Eratna Bey, 1345'te bağımsızlığını ilan ederek, önce devletine merkez olarak Sivas'ı seçtiyse de daha sonra Kayseri'ye taşındı. Eratna'nın 1353'de ölümünden sonra Kadı Burhanettin onun yerini aldı, ancak Akkoyunlu beyi Karayülük Osman ile yaptığı bir savaşta öldü (1398). Bunun üzerine Sivaslılar topraklarını Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıd'a teslim ettiler. 1400 yazında Timur Sivas'ı ele geçirdi, şehri savunan askerleri öldürttü, halkı kılıçtan geçirtti, şehri yağmalattı ve surları yıktırttı. Timur istilasından sonra şehir bir süre Kadı Burhaneddin'in damadı Mezid Bey'in elinde kaldı. 1403-1408 arasında yeniden Osmanlı hakimiyetine geçti ve bir eyalet merkezi oldu.

XVII. ve XIX. yüzyıllar arasında zaman zaman Anadolu'da meydana gelen ayaklanmalardan zarar gördü. 1649'da şehirden geçen Evliya Çelebi, surların kuşattığı alanda 44 mahalleye bölünmüş 4 600 ev bulunduğunu, ayrıca Yukarıkale adını verdiği İçkale ve Paşa kalesindekilerle bu sayının 6 060'ı bulduğunu yazar. XIX. yüzyıl gezginlerinin kent nüfusu için verdikleri rakamlar genellikle birbirini tutmaz. Bu yüzyılın sonuna doğru nüfusun 30.000-45.000 arasında değiştiği sanılmaktadır.

XIX. yüzyıl başında bütün Osmanlı topraklarında Islahat Devri başlamıştır. Önce 7 sancak ve 72 kazadan oluşan Sivas, gittikçe daralmış ve önemini kaybetmiştir. Valiliğine bile mirimiranlar atanıyordu. 1813'te bu usulden vazgeçilerek yeniden vezir atanmasına başlandı. Bir yıl sonra şehirde büyük bir veba salgını başgösterdi. Eyalet teşkilatı bazı küçük değişikliklerle XIX. yüzyıl ortalarına kadar sürmüştür. 1863'te uygulanmaya başlanan vilayetler teşkilatı içinde kurulan Sivas vilayeti; Sivas, Amasya, Tokat ve Şebinkarahisar (Karahisar-ı Şarki) sancaklarına ayrıldı. Bu durum Cumhuriyet döneminde sancakların vilayet haline getirilmesine kadar devam etti.

Sivas'ın Milli Mücadele'nin kazanılmasında önemli bir yeri vardır. Bu mücadelenin hazırlık döneminde Mustafa Kemal Paşa önce, 27 Haziran 1919'da Samsun'dan Erzurum Kongresi'ni takiben burda 4 Eylül 1919'da Sivas Kongresi'ni topladı ve 18 Aralık 1919'da Ankara'ya gitmek üzere şehirden ayrıldı.

Gerek 1927'de Chicago Üniversitesi'nden gelen arkeologların ve gerekse 1945 yılında da Türk arkeologların yaptığı kazı ve araştırmalara göre Sivas tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşim birimi ve şehir merkezidir. Ayrıca en eski dünya medeniyetleri olan Persler, Etiler, Hititler, Asurlar Sivas'ta hüküm sürmüşlerdir.

Karadeniz'in tek yolcu treni olan Samsun Postası Sivas'tan gönderiliyor. Ayrıca Sivas, tren istasyonu olarak büyük bir kavşak konumundadır.Bugün birçok ilin demiryolu bağlantısı direkt olarak Sivas üzerine kuruludur.

Cumhuriyet tarihinin de ilk vagon ve lokomotif fabrikası ve Cer atelyesi TÜDEMSAŞ Sivas'ta 1939’da Sivasta kuruldu.TÜDEMSAŞ kurulduğun da dünyanın en ileri tesislerinden biriydi.2003 yılında, Irak Savaşı'nın başlarında TÜDEMSAŞ Saddam yönetiminin başında bulunduğu Irak’a 300 vagonluk ihracat yaptı. Bugün hala dünyanın değişik yerlerinden TÜDEMSAŞ’a gelen siparişler değerlendirilmektedir.

Atatürk’ün 'Cumhuriyetin Temellerini Burada Attık' dediği Sivas'ta 4 Eylül 1919'da, Sivas Erkek Lisesi'nde toplanan Sivas Kongresi, alınan kararlar bakımından Kurtuluş Savaşı öncesi toplanan en önemli kongredir. Hiçbir ülkenin manda ve himayesinin kabul olunmayacağı ve milletin istikbalinin yine milletin azim ve kararıyla kurtulucağı kararları bu kongrede alınmıştır.

Gökmedrese, Çifte Minareli Medrese, Şifaiye Medresesi, Buruciye Medresesi, Ulu Cami kentteki en önemli Selçuklu dönemi eserleridir. Bunlardan Şifahiye Medresesi'ndeki yangın izleri Orta Asya'dan gelip Anadolu'yu ele geçirmeye çalışan Timurlenk'in, 180 000 kişilik ordusu ve filleriyle ani bir baskın yapıp 4.000 kişilik Osmanlı ordusunu gafil avladığında yaptığı büyük tahribat ve zulümün canlı kanıtı olarak korunmaktadır.

Osmanlı döneminde Bölge Eyaleti olmuştur. 1516 yılında alınan karara göre Sivas’a; Kayseri, Tokat, Amasya, Yozgat, Çorum, Divriği ve Arapkir ilçe olarak bağlandı.

Dünyaca ünlü kangal köpeği, Sivas'ta yetişmektedir. Kangal köpeği genetik olarak en mükemmel kombinasyonlardan birine sahiptir ve yüksek seviyede eğitilebilirlik özelliği taşımaktadır.

Türkiye'nin önemli enerji kaynaklarından biri olan Kangal Termik Santralı Sivas'tadır. Ayrıca burada Türkiye'nin en büyük linyit işletmesi bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyetinin 14. devlet üniversitesi olan Cumhuriyet Üniversitesi, 1974'te Sivas'a 5 km uzaklıkta Kayseri yolu üzerine kurulmuştur.

Türkiye'nin en uzun nehri olan Kızılırmak, Sivas-Kızıldağ'dan doğmaktadır.

TEDAŞ'ın 2003 raporlarına göre Sivas, tüm Türkiye genelinde Kütahya'dan sonra en az kaçak elektrik kullanılan 2. şehir olmuştur.





İklim [değiştir]Sivas, çok sert bir karasal iklim yapısına sahiptir. Kışları çok soğuk ve sert geçer, kış aylarında bol kar yağışı görülür ve ortalama 4-5 ay karla örtülüdür. Yazları sıcak kurak ve kısa süreli, ilkbahar ve sonbahar ayları yağmurlu geçer. Her ne kadar kışlar soğuk geçse de, ilin Kuzey bölümünde,Koyulhisar ve Suşehri ilçelerinde" karasal iklimden tipik Karadeniz iklimine geçiş görülür. Bu bölgelerde, iç kesimlere göre havalar ılık geçer.Zaten Suşehrililer kendini Sivaslı ,Sivaslılar da Suşehrilileri Sivaslı saymazlar.

Yapılan gözlem ortalamalarına göre (son 50 yıl içinde gözlenen) en soğuk ay -34.6 derece ile Ocak ayıdır. En sıcak ay 38.3 derece ile Temmuz ayıdır, aylık yağış ortalaması en yüksek ay Mayıs, en düşük ay Ağustostur. 1992 yılında gözlenen en yüksek nem oranı %80.0 ile Aralık ayı; en düşük ay %55.2 ile Ağustos ayıdır. Aynı yılda en yüksek basınç 874.1 mb olarak Ocak ayı, en düşük ay ise 868 mb olarak Şubat ayıdır.


Ulaşım [değiştir]Şehiriçi Ulaşım

Sivas'ta şehir içi ulaşım sadece Sivas Belediyesi tarafından 250 belediye otobüsü ile sağlanmaktadır. Şehir merkezinden tüm semt ve ilçelere ulaşmak mümkündür.

Şehirlerarası Ulaşım

Havayolu

Sivas'tan hergün karşılıklı olarak Türk Hava Yolları ile İstanbul Atatürk Havaalanına uçak olup, haftanın üç günüde(Salı, Perşembe ve Cumartesi) İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanına uçuş vardır. İstanbul hariç Sunexpress firması ile de haftada iki kere İzmir'e uçmak mümkündür.Ayrıca Almanya seferleride vardır.

Demiryolu

Sivas'tan hergün demiryolu ile Erzurum, Ankara, İstanbul'a ulaşmak mümkündür. Ayrıca hızlı tren çalışmaları devam etmektedir.

Karayolu

Ülkenin her yönüne karayolu ile gitmek için yeterli ulaşım altyapısı vardır.


Kaplıcaları [değiştir]Sivas ilinde 3 adet farklı kaplıca mevcuttur. Bunlar;

Sıcak Çermik: Kent merkezine yaklaşık 31 km uzaklıkta olup Sivas-Ankara karayolu üzerindedir. Yaklasık 500 hektar alan üzerine kuruludur. 50°C sıcaklığa sahip kaplıca suyunun iyi geldiği rahatsızlıklar başlıca şunlardır; solunum yolu, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kan dolaşımı, adele ağrıları, kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Sıcak çermikde 4 otel toplam 135 oda 170 yatak kapasitelidir. Ayrıca 70 termal banyo 2 adet açık 2 adet kapalı havuz bulunmaktadır.
Soğuk Çermik: İl merkezine yaklaşık 17 km uzaklıkta olup suyun sıcaklık derecesi 28°C civarındadır. Kaplıca suyu içildiğinde mide, bağırsak ve safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir. Ayrıca romatizma ve sinir hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.
Kangal Balıklı kaplıca: Sivas il merkezine yaklaşık 96 km Kangal ilçe merkezinede 12 km uzaklıktadır. Dünyada bir eşi olmayan Kangal balıklı kaplıca doktor balıkların yer aldığı nadide bir yerdir. Ayrıca (sedef hastalıklarının) son ümit kaynağıdır.

kangallı mustii
20.01.2008, 11:48
--->: Benim Memleketim - Sivas -

--------------------------------------------------------------------------------

SİVAS TARİHİ
Güzel Sivas'ımız Tarihin ilk çağlarından buyana medeniyetlerin filizlendiği bir yerleşim alanı olmuş ve tarih içerisinde her dönemde müstesna bir önem arz etmiştir. Bu geçmişinden dolayı bugün adeta bir açık hava müzesi konumundadır. Anadolu da hüküm sürmüş her medeniyetin izlerini ve nişanelerini bulmak mümkündür. Anadolu Selçuklularına bir dönem başkanlık yapan Sivas'ımız Danişmentler'in de başkenti olmuş, Osmanlı imparatorluğunun en büyük eyalet merkezlerinden biridir.

Sivas, tarihinin çeşitli dönemlerinde muhtelif devletlere başkentlik yapmış olması, en önemli ticari ve kültürel hüviyete sahipliği ile her dönemde yapılan sayısız eserlerle doludur. Selçuklular döneminde kültürel hayatın canlılığı nedeniyle medreseler, camiler, türbeler; Osmanlıların son dönemlerinde ticari hayatın hareketliliğinden dolayı han, kervansaray, imaretler ve bayındırlık hizmetlerinin yoğunluğu ile dikkat çekicidir.



Ulu Camii
http://img339.imageshack.us/img339/1795/sivasulucamismallmy1.jpg
Sivas müzesinde bulunan kitabesine göre 1196-1197 yılında Kızılarslan Bin İbrahim tarafından yaptırılmıştır. 31x54 m ölçülerinde ve yaklaşık 1674 m2 lik bir alana oturan dikdörtgen planlı caminin üst örtüsü düz dam şeklindedir. Güney duvarına dik olarak uzanan 11 sahınlı asıl ibadet alanında 50 adet yığma ayak bulunmaktadır. Minaresi 13. yy'ın ilk yarısında inşa edilmiştir. Ulu Camii; zamanla eğilen ve eğri olarak ayakta kalan minaresiyle ünlüdür.
Şifaiye Medresesi

İl merkezinde Selçuklu Parkı içerisinde, Çifte Minareli Medrese'nin tam karşısındadır. 1217 yılında Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklu tıp sitelerinin ve hastanelerinin en eski ve en büyük olanlarındandır. 1220 yılında vefat eden I. İzzeddin Keykavus'un vasiyeti üzerine çok sevdiği Sivas'taki Şifaiye Medresesi'nin güney eyvanındaki türbede ailesiyle birlikte yatmaktadır.

Buruciye Medresesi
http://img256.imageshack.us/img256/1415/buruciyemedresesi300vi3.gif
Anadolu Selçuklu Sultanı III: Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında dönemin ileri gelenlerinden Hibetullah Burucerdi oğlu Muzaffer tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. Taç kapıdaki taş işçiliği ile girişin solunda yer alan türbe çinileri önemlidir. Dört eyvanlı ve ortası açık avlulu güzel bir Selçuklu medresesidir. Doğu-batı doğrultusunda düzgün dikdörtgen planlı olan yapı açık avlulu, dört eyvanlı ve iki katlı bir medresedir. Doğu-batı doğrultusunda kareye yakın dikdörtgen planlı avlu kuzey ve güneyden dörder sütun üzerine sivri kemerli ve sivri tonozla örtülü birer sıra revakla kuşatılmıştır. Yapıda; kesme taş, moloz taş, devşirme, tuğla ve çini olmak üzere beş tür malzeme kullanılmıştır. Kesme taş kuzey cephede ve avluda kaplama malzemesi olarak kullanılmıştır. Medrese taş ve çinilerle süslenmiştir.
This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 900x586. Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 900x586 ve 157KB. Dir

Çifte Minareli Medrese
http://img257.imageshack.us/img257/5362/cifte20minme0.jpg
İlhanlı Veziri Şemseddin Mehmet Güveyni tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. Dini ilim okutulan medresenin sadece doğu yönündeki asıl cephesi ayakta kalmıştır. Ön yüz, ortada iki minareli taç kapı, iki yanda pencere ve köşe kuleleri ile kompoze edilmiştir. Böyle bir uygulama ile daha canlı hareketli, ışık-gölge oyunlarını kuvvetlice hissettiren bir cephe elde edilmiştir. Kesin olmamakla birlikte eserin mimarının Keluk Bin Abdullah olduğu sanılmaktadır.




Gök Medrese
http://img257.imageshack.us/img257/9356/gkmedresesmalllk1.jpg
Selçuklu veziri Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. Mimarı Konyalı Kaluyan'dır. Taç kapı üzerinde yükselen tuğla örgülü iki minaresindeki mavi çinilerden dolayı Gök Medrese adını almıştır. Plastik Sanatların şaheserlerinden olan taç kapıda mermer malzeme kullanılmış olup, taç kapının üst iki köşesinde iç içe girmiş hayvan motifleri vardır. Medreseye girişte sağda mescit, solda ise Dar-ül-Hadis bölümü mevcuttur. Avlunun kuzey ve güneyinde altı sütun üzerine inşa edilmiş, kemerli bir revak bulunmaktadır. Bu revakın gerisinde küçük kapılardan hücrelere geçilir. Doğu yönündeki ana eyvanı yıkılmış yerine mevcut taş ve kitabelerle bir duvar örülmüştür. Kuzey ve güneyindeki yan eyvanların içi çini tezyinatla süslüdür.

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası
http://img212.imageshack.us/img212/4259/divric49ficamii400hk7.gif
Divriği Ulu Camii, Mengücek Oğullarından hükümdar Süleyman Şah oğlu Ahmed Şah tarafından 1228 yılında yaptırılmıştır. 1280 m2 lik bir alana oturan camiye kuzey, doğu ve batı yönünde yer alan ve taş süslemeleriyle hayret uyandıran üç güzel kapıdan girilmektedir. Darüşşifası ise, Ahmet Şah'ın eşi ve Behram Şah'ın kızı Melike Turan Melek tarafından 1228 tarihinde yaptırılmıştır. Bu eşsiz anıt 768 m2 lik bir alana oturmaktadır. 18. yüzyılda medrese haline getirildiği için Şifaiye Medresesi de denilmektedir. Anadolu'da erken dönem mimarisinin en seçkin örneği olan Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi; plan, mimari oranların elemanları, süsleme ve örtü biçimlerinin dengeli ve uyumlu bir şekilde ayarlanmasıyla başlı başına kendine özgü bir yapıdır. UNESCO'nun koruma çalışmaları kapsamında yürütülen "Dünya Kültür Mirası" listesine ülkemizden Divriği Ulucamii ve Darüşşifası dahil edilmiştir.

Abdulvahap Gazi Türbesi

Sivas'ın kuzeyinde Yukarı Tekke tepesinde yer alır. İnşa tarihi olarak 17. yy ortaları kabul edilmektedir. Sivas halkının önem verdiği ve sıkça ziyaret edilen bir türbe olup, Anadolu'nun fetih devri evliyası olarak bilinmektedir.

Şeyh Hasan Bey Kümbeti

Kare kaide üzerine, silindirik tuğla örgülü bir gövdeye sahip oluşu ve kısa minareye benzemesinden dolayı halk arasında Güdük Minare adıyla şöhret bulmuştur. 1347 yılında vefat eden Eratna oğullarından Şeyh Hasan Bey için yaptırılmıştır. Türbede bulunan siyah mermer sanduka Şeyh Hasan Bey'e aittir. Türbe 6 metre yüksekliğinde 9,80x9,80 m boyutlarında kare bir plan üzerine oturtulmuştur. Bu kare planın yüzleri dört ana yöne gelecek şekilde mermerden dönüşümlü olarak özenle örülmüştür.


This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 572x892.Ahi emir Ahmed Türbesi

Kümbetin yapılış tarihi bilinmemekte, ancak 1333(miladi) tarihli vakfiyesi bulunmaktadır. Kesme sekizgen olarak yapılmış konik çatılıdır. Giriş kapısı kuzeyde, ışık menfezi ve cenaze kapısı ise doğu cephesinde yer almaktadır. Kümbetin, 1986-1987 yıllarında restoresine başlanmış, 1991 yılında bitirilmiştir. Yol seviyesinden çok aşağıda kalan kümbetin çevresi duvarla örülmüştür.

Yıldız Köprüsü

Sivas Ankara karayolu 30. km sinde Yıldız Irmağı üzerindedir. Selçuklu dönemine ait bir köprü olup, döşeme uzunluğu 70 m dir. Sivri kemerli ve 13 gözlüdür.







Eğri Köprü

Sivas'ın 3 km güney doğusunda, Sivas-Malatya eski karayolu ve Kızılırmak'ın üzerinde 18 kemerli bir köprüdür. Uzunluğu 179,60 m , eni 4,55m dir. En büyük kemer açıklığı 7,70 m dir. Aynı doğrultuda olmadığı için Eğri Köprü denilmiştir. Köprünün kitabesi olmadığı için hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Behram Paşa Hanı

1573 yılında Sağır Behram Paşa tarafından yaptırılmıştır.Kesme taştan iki katlı ve ortası açık avlulu, etrafında odalar yerleştirilerek inşa edilen hanın bir de ahır kısmı mevcuttur.

This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 856x588. Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 856x588 ve 83KB. Dir
Kurşunlu Hamam

Sivas'ın en büyük hamamıdır. Üç satırlık kitabesinden 1576 yılında Behram Paşa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Kadın ve erkek hamamı olmak üzere yan yana bitişik olarak inşa edilmiş çifte bir hamamdır. Halen halkın kullanımına açıktır.



Taşhan

İki katlı, ortası açık avlulu kesme taştan inşa edilmiştir. Kitabesi bulunmayan Taşhan'ın mimari üslubu bakımından 19. yy da yapıldığı sanılmaktadır. Üzeri açık olan iç avlu ortasında çift başlı, aslan başlarının ağzından su akan bir taş havuzu bulunmaktadır.



Ziyabey Kütüphanesi

Sivas'ın ileri gelenlerinden Yusuf Ziya Başara tarafından 1908 yılında kütüphane olarak yaptırılmıştır. Yapı, 1981 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca onarıma alınarak, 1983 yılında tamalanmış ve kütüphane olarak hizmete açılmıştır.






Hükümet Konağı

Vali Halil Rıfat Paşa tarafından 1884 tarihinde yaptırılan yapının iki katı ise ahşap olarak inşaa edilmiştir. Geçirdiği bir yangın üzerine üçüncü katı tamamen yanmış, bir ve ikinci katının sadece duvarları kalmıştır. Yapılan büyük çaplı onarımla eski görünüşüne getirilmiş, bugün Hükümet Binası olarak hizmet vermektedir.

Jandarma Binası

Hükümet Meydanı'nda yer alan Jandarma binası kitabesinden anlaşıldığına göre Vali Reşit Akif Paşa zamanında 1908 yılında Jandarma dairesi olarak yapılmıştır. Halen Jandarma Komutanlığı'nca kullanılmaktadır.

This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1673x1113. Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 1673x1113 ve 237KB. Dir
Atatürk Kongre ve Etnoğrafya Müzesi

4-11 Eylül 1919'da Sivas Kongresinin yapıldığı binadır. 1981 yılına kadar lise olarak kullanılan bina, onarım ve teşhir tanzimi gerçekleştirilerek, 1990 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.
İçinde, Sivas Kongresi'ne ait dökümanlar, Atatürk'ün kullandığı özel eşyalar, Atatürk'e ait resimler ve yöreye ait etnografik eserler sergilenmektedir.



This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 768x512. Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 768x512 ve 226KB. Dir
İnönü Müzesi

İsmet İnönü'nün ortaokulu okuduğu yıllarda ikamet ettiği ev Sivas Belediyesi tarafından müze haline getirilmiştir. Yöreye ait el sanatları, etnografik eserler ve İnönü'nün fotoğrafları sergilenmektedir.

semihkilic_58
20.01.2008, 11:50
valla memleketımız tarıhı yapıtlarla dolu buda sıvasın ayrı bı guzellıgı

kangallı mustii
24.01.2008, 20:24
ANLATMAYA NE GEREK VAR SİVAS İŞTE BİRZAMANLARIN BAŞKENTİ OSMANLILALARIN BAŞKENTİ TARİH OKUYUPTA SİVASI BİLMEYEN VARMI

EyüphanAydın
24.01.2008, 20:39
Bazen Oturup Bir Köşeye İyikide Sivaslıyım Diyorum,Yiğidin Harman Olduğu Yerdenim:D İyikide Sivaslıyım

talha58
01.02.2008, 20:43
1930'lu yıllarda Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının,Anadoluyu tenvir etmek için çıktığı turnenin Sivas durağında,bir konser verdikten sonra gazetecinin birinin konseri izleyen bir vatandaşa: Konseri nasıl buldunuz? diye sorması üzerine zavallı adamcağızın, sağına soluna ürkekçe bir göz attıktan sonra gazetecinin kulağına: " Valla beyefendi,Sivas,Sivas olalı,Timurdan beri böyle zulüm görmedi" diye cevap verdiğini biliyor muydunuz ? (Yayın Dünyasına Anahtar dergisi, İst/1990, s. 11)
-----------------------------------------------

Kanuni Sultan Süleyman ( 1495- 1566) döneminde Sivas'ın bütçesinin 20 milyon altın olduğunu ve buna karşılık yine aynı dönemde Fransa Birleşik Krallığı'nın bütçesinin 4 milyon altın ve Birleşik İngiltere Krallığı'nın bütçesinin de 3,5 milyon altın olduğunu biliyor muydunuz ? (Mevlana Güldestesi, Konya Belediyesi Vay., Konya/1993, 5. 146)

----------------------------------------

ARKADAŞLAR HERHALDE BU KONUYLA İLGİLİ ARTIK sivaslilar.net'te paylaşım yapacağım. Ordan takip edebilirsiniz.

ceza_tolga_rep
01.02.2008, 21:30
tarihi şanla dolu sivas......................... .................

kurtay58
01.02.2008, 22:07
Arkadaşlar, hepinizin emeğine teşekkür ediyorum. Bir çok konuda bizi aydınlattınz. Bu tür çalışmaları yapan arkadaşlara bir teşekkürü çok görmeyelim. Onların emeğine saygı gösterelim.

Buraq58
13.03.2008, 21:01
Paylaşım İçin Teşekkürler.!!!!! Ellerine Sağlıkk.!

Eroltutus58
28.03.2008, 21:49
eline emeğine sağlık. İstanbulda sivaslıların en çok olmasının bir sebebide Fatih Sultan Mehmetin Hocasını sivaslı olmasından olurmu acaba (İstanbulun fethinin temelide sivasta atılmış) Sİvas bence Türkiyeni,n beyni. Cumhuriyetin Temeli. İstanbulun Fethinin temeliiiii.
değerini bilelim arkadaslarrr. Ocennet şehrin.Türkiyenin bir çokk yerini gezdim sivas gibisi yok arkadaslar.

talha58
12.04.2008, 12:48
eline emeğine sağlık. İstanbulda sivaslıların en çok olmasının bir sebebide Fatih Sultan Mehmetin Hocasını sivaslı olmasından olurmu acaba (İstanbulun fethinin temelide sivasta atılmış) Sİvas bence Türkiyeni,n beyni. Cumhuriyetin Temeli. İstanbulun Fethinin temeliiiii.
değerini bilelim arkadaslarrr. Ocennet şehrin.Türkiyenin bir çokk yerini gezdim sivas gibisi yok arkadaslar.

Güzel düşünceleriniz için teşekkürler.

Sivaslıların İstanbul'da çok olmasını İstanbul'un fethine kadar götüremeyiz bence. Bu daha çok Cumhuriyet dönemi ile ilgili bir konu.

XXCakir58
26.05.2008, 05:29
Hepinizin ellerine saglik. Paylasim icin sagolun

selanikli58
04.06.2008, 14:32
Tarihçe [değiştir]Eski adı Sebasteia olan Sivas, Anadolu'nun en eski ve önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Kazı ve araştırmalarda ele geçen buluntular, yörede ilk yerleşimin Neolitik Çağ'a (M.Ö. 8000-5500) uzandığını göstermektedir. Kent M.Ö. 2000'lerde değişik yerleşmelere sahne olmuştur.

M.Ö. 17. yüzyılda Hitit sınırları içinde yer alan kentin güney kesimi Geç Hitit devletleri döneminde Tilgarimmu adıyla anılmaya başladı. M.Ö. 8. yüzyılda Kimmer ve İskit istilalarına uğradı. M.Ö. 6. yüzyıl başlarında Medler'in, aynı yüzyılın ortalarında da Persler'in egmenliğine girdi. M.Ö. 4. yüzylılın ikinci yarısındaki kısa süreli Büyük İskender'in Makedonya yönetiminin ardından Kapadokya Krallığı'na bağlandı. M.S. 17'de bütün Kapadokya ile birlikte Roma İmparatorluğu'nun egemenliğine girdi. Bu dönemde kısa sürelerle Partlar'ın ve Sasaniler'in eline geçti. Bizans döneminde önce Armeniakon Tehması'nın sınırları içindeydi. 12. yüzyılda Sebasteia Tehması'na bağlandı.

Selçuklu Türkleri Malazgirt Savaşı'ndan önce Sivas'a kadar uzanmış ve 1059'a doğru bir ara kenti ele geçirmişlerdi. Ancak yörenin kesin olarak Türk egemenliğine girmesi Malazgirt Zaferi'nden kısa bir süre sonra gerçekleşti. Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın kumandanlarından Emir Danişment'in ele geçirdiği kent uzun bir süre Danişmentliler'in elinde kaldıktan sonra 1174'te II. Kılıç Arslan tarafından Selçuklu Devleti sınırları içine alındı. Selçuklular döneminde Sivas yeniden gelişti. Kentin surları 1221'e doğru, Sultan I. Alaeddin Keykubad tarafından onartıldı. Kısa bir süre sonra Moğollar'ın saldırıları başladı ve Kösedağ Savaşı'ndan(yenilgisi) (1243) sonra Selçuklu topraklarıyla birlikte Sivas da Moğolların eline geçti.

Kentteki anıtlarının en önemlileri XIII. yüzyılın ikinci yarısındaki İlhanlılar döneminde yapıldı. Sivas, Kayseri ile birlikte İlhanlılar'ın Anadolu'ya gönderdikleri valiler taradından merkez olarak kullanıldı. XIV. yüzyılın ilk yarısında Sivas'a gelen İbn-i Batuta, burayı İlhanlılar'ın Anadoluda'ki en büyük şehri olarak tanımlar. İlhanlı valilerinden Alaeddin Eratna Bey, 1345'te bağımsızlığını ilan ederek, önce devletine merkez olarak Sivas'ı seçtiyse de daha sonra Kayseri'ye taşındı. Eratna'nın 1353'de ölümünden sonra Kadı Burhanettin onun yerini aldı, ancak Akkoyunlu beyi Karayülük Osman ile yaptığı bir savaşta öldü (1398). Bunun üzerine Sivaslılar topraklarını Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıd'a teslim ettiler. 1400 yazında Timur Sivas'ı ele geçirdi, şehri savunan askerleri öldürttü, halkı kılıçtan geçirtti, şehri yağmalattı ve surları yıktırttı. Timur istilasından sonra şehir bir süre Kadı Burhaneddin'in damadı Mezid Bey'in elinde kaldı. 1403-1408 arasında yeniden Osmanlı hakimiyetine geçti ve bir eyalet merkezi oldu.

XVII. ve XIX. yüzyıllar arasında zaman zaman Anadolu'da meydana gelen ayaklanmalardan zarar gördü. 1649'da şehirden geçen Evliya Çelebi, surların kuşattığı alanda 44 mahalleye bölünmüş 4 600 ev bulunduğunu, ayrıca Yukarıkale adını verdiği İçkale ve Paşa kalesindekilerle bu sayının 6 060'ı bulduğunu yazar. XIX. yüzyıl gezginlerinin kent nüfusu için verdikleri rakamlar genellikle birbirini tutmaz. Bu yüzyılın sonuna doğru nüfusun 30.000-45.000 arasında değiştiği sanılmaktadır.

XIX. yüzyıl başında bütün Osmanlı topraklarında Islahat Devri başlamıştır. Önce 7 sancak ve 72 kazadan oluşan Sivas, gittikçe daralmış ve önemini kaybetmiştir. Valiliğine bile mirimiranlar atanıyordu. 1813'te bu usulden vazgeçilerek yeniden vezir atanmasına başlandı. Bir yıl sonra şehirde büyük bir veba salgını başgösterdi. Eyalet teşkilatı bazı küçük değişikliklerle XIX. yüzyıl ortalarına kadar sürmüştür. 1863'te uygulanmaya başlanan vilayetler teşkilatı içinde kurulan Sivas vilayeti; Sivas, Amasya, Tokat ve Şebinkarahisar (Karahisar-ı Şarki) sancaklarına ayrıldı. Bu durum Cumhuriyet döneminde sancakların vilayet haline getirilmesine kadar devam etti.

Sivas'ın Milli Mücadele'nin kazanılmasında önemli bir yeri vardır. Bu mücadelenin hazırlık döneminde Mustafa Kemal Paşa önce, 27 Haziran 1919'da Samsun'dan Erzurum Kongresi'ni takiben burda 4 Eylül 1919'da Sivas Kongresi'ni topladı ve 18 Aralık 1919'da Ankara'ya gitmek üzere şehirden ayrıldı.

Gerek 1927'de Chicago Üniversitesi'nden gelen arkeologların ve gerekse 1945 yılında da Türk arkeologların yaptığı kazı ve araştırmalara göre Sivas tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşim birimi ve şehir merkezidir. Ayrıca en eski dünya medeniyetleri olan Persler, Etiler, Hititler, Asurlar Sivas'ta hüküm sürmüşlerdir.

Karadeniz'in tek yolcu treni olan Samsun Postası Sivas'tan gönderiliyor. Ayrıca Sivas, tren istasyonu olarak büyük bir kavşak konumundadır.Bugün birçok ilin demiryolu bağlantısı direkt olarak Sivas üzerine kuruludur.

Cumhuriyet tarihinin de ilk vagon ve lokomotif fabrikası ve Cer atelyesi TÜDEMSAŞ Sivas'ta 1939’da Sivasta kuruldu.TÜDEMSAŞ kurulduğun da dünyanın en ileri tesislerinden biriydi.2003 yılında, Irak Savaşı'nın başlarında TÜDEMSAŞ Saddam yönetiminin başında bulunduğu Irak’a 300 vagonluk ihracat yaptı. Bugün hala dünyanın değişik yerlerinden TÜDEMSAŞ’a gelen siparişler değerlendirilmektedir.

Atatürk’ün 'Cumhuriyetin Temellerini Burada Attık' dediği Sivas'ta 4 Eylül 1919'da, Sivas Erkek Lisesi'nde toplanan Sivas Kongresi, alınan kararlar bakımından Kurtuluş Savaşı öncesi toplanan en önemli kongredir. Hiçbir ülkenin manda ve himayesinin kabul olunmayacağı ve milletin istikbalinin yine milletin azim ve kararıyla kurtulucağı kararları bu kongrede alınmıştır.

Gökmedrese, Çifte Minareli Medrese, Şifaiye Medresesi, Buruciye Medresesi, Ulu Cami kentteki en önemli Selçuklu dönemi eserleridir. Bunlardan Şifahiye Medresesi'ndeki yangın izleri Orta Asya'dan gelip Anadolu'yu ele geçirmeye çalışan Timurlenk'in, 180 000 kişilik ordusu ve filleriyle ani bir baskın yapıp 4.000 kişilik Osmanlı ordusunu gafil avladığında yaptığı büyük tahribat ve zulümün canlı kanıtı olarak korunmaktadır.

Osmanlı döneminde Bölge Eyaleti olmuştur. 1516 yılında alınan karara göre Sivas’a; Kayseri, Tokat, Amasya, Yozgat, Çorum, Divriği ve Arapkir ilçe olarak bağlandı.

Dünyaca ünlü kangal köpeği, Sivas'ta yetişmektedir. Kangal köpeği genetik olarak en mükemmel kombinasyonlardan birine sahiptir ve yüksek seviyede eğitilebilirlik özelliği taşımaktadır.

Türkiye'nin önemli enerji kaynaklarından biri olan Kangal Termik Santralı Sivas'tadır. Ayrıca burada Türkiye'nin en büyük linyit işletmesi bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyetinin 14. devlet üniversitesi olan Cumhuriyet Üniversitesi, 1974'te Sivas'a 5 km uzaklıkta Kayseri yolu üzerine kurulmuştur.

Türkiye'nin en uzun nehri olan Kızılırmak, Sivas-Kızıldağ'dan doğmaktadır.

Cumhuriyettarihimizin kilometre taslarina sahne olmus Sivas 2 temmuz 1993 günü bu kez aci,aci oldugu kadarda akil almas Katliami sahne oldu, Sivas Valiginin destleyinde düsenlenen 4. Pir Sultan Abdal Senligi acimasiz kisilerde gerceklisteren saldirilarla kana bulasdi senlik icin gelen 35 Alevi Aydinlari Madimak Hotelinde yanarak hayatini kaybetti. 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı.

TEDAŞ'ın 2003 raporlarına göre Sivas, tüm Türkiye genelinde Kütahya'dan sonra en az kaçak elektrik kullanılan 2. şehir olmuştur.


İklim [değiştir]Sivas, çok sert bir karasal iklim yapısına sahiptir. Kışları çok soğuk ve sert geçer, kış aylarında bol kar yağışı görülür ve ortalama 4-5 ay karla örtülüdür. Yazları sıcak kurak ve kısa süreli, ilkbahar ve sonbahar ayları yağmurlu geçer. Her ne kadar kışlar soğuk geçse de, ilin Kuzey bölümünde (Kelkit Vadisi bölümlerinde), Koyulhisar, Suşehri, Doganşar, Gölova, Akıncılar ilçelerinde karadeniz iklimine gecis görülür. Zara, İmranlı, Hafik, Yıldızeli ilçelerinin ise kuzey kesimlerinde karasal iklimden tipik Karadeniz iklimine geçiş görülür. Bu bölgelerde, iç kesimlere göre havalar ılık geçer.

Sivas coğrafi olarak İç Anadolu,Dogu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinin kesiştiği noktadadır.

Yapılan gözlem ortalamalarına göre (son 50 yıl içinde gözlenen) en soğuk ay -34.6 derece ile Ocak ayıdır. En sıcak ay 38.3 derece ile Temmuz ayıdır, aylık yağış ortalaması en yüksek ay Mayıs, en düşük ay Ağustostur. 1992 yılında gözlenen en yüksek nem oranı %80.0 ile Aralık ayı; en düşük ay %55.2 ile Ağustos ayıdır. Aynı yılda en yüksek basınç 874.1 mb olarak Ocak ayı, en düşük ay ise 868 mb olarak Şubat ayıdır.


Folklor/Halkoyunları [değiştir]Sivas halkoyunlarinda da bu iklim farklılıkları göze çarpar.Örneğin:İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölümlerinde Halay,Uzunhava(davul,zurna)ya rastlanırken,kuzeyde yani Karadeniz bölümlerinde ise horon(kemençeye)rastlamak mümkündür.Bunlar Sivas´ın Halkoyunları ve Folklör açısından oldukça zengin olduğunu kanıtlar.

BirSubat2oo7
09.06.2008, 14:27
Danişmentlilerin ayak bastığı her yer şuan TÜRKLERİN kontrolü altındadır.
Buna Sivasımızda dahildir.Tarih böyle der.

1073 yılından beri Türk yurdudur sivas...

sivasli215
09.06.2008, 16:14
araştırmada tuzu olan herkese teşekkür ederim
sivasla ilgili ne çok bilmediğimiz şey varmış....

akifesk
25.06.2011, 15:07
http://haber.mynet.com/detay/foto-analiz/istanbulda-hangi-ilden-kac-kisi-yasiyor/564499
istanbulda 709 bin sivaslı varmış. bizden daha fazla olan yok.

izmirliyigido
25.06.2011, 15:32
Tek tek toplayınca 7 milyon olduğumuzu kanıtlayacağız !... :D :D







AYK

akifesk
25.06.2011, 15:44
Tek tek toplayınca 7 milyon olduğumuzu kanıtlayacağız !... :D :D







AYK

İNŞALLAH kanıtlarız bi gün.

Alişan
20.06.2012, 10:37
Sivas son 8 yılda çok büyük gelişme göstererek çok büyük bir kent olma yoluna doğru ilerlemektedir.1990-97 döneminde merkez ilçe nüfusu sadece 9.000 kişi artarak 223.000 kişiden 232.000 kişi ye çılmıştır ancak 2000-06 döneminde 58.000 kişi artarak 310.000 kişi olmuştur.


Tarihçe
Eski adı "Sebasteia" olan Sivas, Anadolu'nun en eski ve önemli şehirlerinden biridir. Kazı ve araştırmalarda ele geçen buluntular, yörede ilk yerleşim Neolitik Çağ'a (M.Ö. 8000-5500) uzandığının gösterir. M.Ö.2000'lerde değişik yerleşmelere sahne olur.

M.Ö. 17. yüzyılda Hitit sınırları içinde yer alıyordu. Geç Hitit devletleri döneminde güney kesimi "Tilgarimmu" adıyla anılmaya başladı. M.Ö. 7. yüzyılda Kimmer ve İskit istilalarına uğradı. M.Ö. 6. yüzyıl başlarında Medler'in, aynı yüzyılın ortalarında da Persler'in hakimiyetine girdi. M.Ö. 4. yüzylılın ikinci yarısındaki kısa süreli Büyük İskender'in Makedonya yönetiminin ardından Kapadokya Krallığı'na bağlandı. M.S. 17'de bütün Kapadokya ile birlikte Roma İmparatorluğu'nun egemenliğine girdi. Bu dönemde kısa sürelerle Partlar'ın ve Sesaniler'in eline geçti. Bizans döneminde önce Armeniakon Tehması'nın sınırlar içindeydi. 12. yüzyılda Sebesteia Tehması'na bağlandı. Resim:Siv harta.jpg Selçuklu Türkleri Malazgirt Savaşı'ndan önce Sivas'a kadar uzandılar ve şehri 1059'a doğru bir ara ele geçirdiler. Fakat yörenin kesin olarak Türk hakimiyetine girmesi Malazgirt Zaferi'nden kısa bir süre sonre oldu. Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın kumandanlarından Emir Danişment şehri ele geçirdi. Şehir uzun bir süre Danişmentliler'in elinde kaldıktan sonra 1174'te II. Kılıç Arslan tarafından Selçuklu Devleti sınırları içerisine alındı. Selçuklular devrinde Sivas yeniden gelişti. Şehrin surları 1221'e doğru, Sultan Alaattin Keykubat tarafından onartıldı. Kısa bir süre sonra Moğollar'ın saldırıları başladı ve Kösedağ yenilgisi'nden (1243) sonra Selçuklu topraklarıyla birlikte Moğolların eline geçti.

Sivas anıtlarının en önemlileri XIII. yüzyılın ikinci yarısındaki İlhanlılar devrinde yapıldı. Sivas, Kayseri ile birlikte İlhanlılar'ın Anadolu'ya gönderdikleri valiler taradından merkez olarak kullanıldı. XIV. yüzyılın ilk yarısında Sivas'a gelen İbn-i Batuta, burayı İlhanlılar'ın Anadoluda'ki en büyük şehri olarak tanımlar. İlhanlı valilerinden Alaeddin Eratna Bey, 1345'te bağımsızlığını ilan ederek, önce devletine merkez olarak Sivas'ı seçtiyse de daha sonra Kayseri'ye taşındı. Eratna'nın 1353'de ölümünden sonra Kadı Burhanettin onun yerini aldı, fakat Akkoyunlu beyi Karayülük Osman ile yaptığı bir savaşta öldü (1398). Bunun üzerine Sivaslılar topraklarını Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıd'a teslim ettiler. 1400 yazında Timur Sivas'ı ele geçirdi, şehri savunan askerleri öldürttü, halkı kılıçtan geçirtti, şehri yağmalattı ve surları yıktırttı. Timur istilasından sonra şehir bir süre Kadı Burhaneddin'in damadı Mezid Bey'in elinde kaldı. 1403-1408 arasında tekrar Osmanlı hakimiyetine geçti ve bir eyalet merkezi oldu.

XVII. ve XIX. yüzyıllar arasında zaman zaman Anadolu'da meydana gelen ayaklanmalardan zarar gördü. 1649'da şehirden geçen Evliya Çelebi, surların kuşattığı alanda 44 mahalleye bölünmüş 4600 ev bulunduğunu, ayrıca Yukarıkale adını verdiği İçkale ve Paşa kalesindekilerle 6060'ı bulduğunu yazar. XIX. yüzyıl gezginlerinin şehir nüfusu için verdikleri rakamlar genellikle birbirini tutmaz. Bu yüzyılın sonuna doğru nüfusun 30.000-45.000 arasında değiştiği sanılıyor.

XIX. yüzyıl başında bütün Osmanlı topraklarında Islahat Devri başlamıştır. Önce 7 sancak ve 72 kazadan oluşan Sİvas, gittikçe daralmış ve önemini kaybetmiştir. Valiliğine bile mirimiranlar atanıyordu. 1813'te bu usulden vazgeçilerek yeniden vezir atanmasına başlandı. Bir yıl sonra şehirde büyük bir veba salgını başgöstedi. Eyalet teşkilatı bazı küçük değişikliklerle XIX. yüzyıl ortalarına kadar sürmüştür. 1863'te tatbike başlanan vilayetler teşkilatı içinde kurulan Sivas vilayeti; Sivas, Amasya, Tokat ve Şebinkarahisar (Karahisar-ı Şarki) sancaklarına ayrıldı. Bu durum Cumhuriyet döneminde sancakların vilayet haline getirilmesine kadar devam etti.

Sivas'ın Milli Mücadele'nin kazanılması da önemli bir yeri vardır. Bu mücadelenin hazırlık döneminde Mustafa Kemal Paşa önce, 27 Haziran 1919'da Samsun'dan Erzurum dönüşü burda 4 Eylül 1919'da Sivas Kongresi'ni topladı ve 18 Aralık 1919'da Ankara'ya gitmek üzere şehirden ayrıldı. 28487 km² yüzölçümü ile Türkiyenin 2.Büyük İlidir.

1281 köy ile en fazla köye sahip ilimizdir.

1927 yılında Chicago Üniversitesinden Sivas’a gelen arkeologların ve 1945 yılında da Türk arkeologların yaptığı kazı ve araştırmalara göre Sivas Tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşim birimi ve şehir merkezidir. Ayrıca en eski dünya medeniyetleri olan Persler, Etiler, Hititler, Asurlar Sivasta hüküm sürmüşlerdir.

İç Anadolu Bölgesinde yer alan Sivasın arazi yapısının büyüklüğü nedeniyle topraklarının bir kısmı da ,Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgesinde bulunmaktadır.Ancak Doğu Anadolu bölgesine daha uyumludur.

Karadenizin tek yolcu treni olan Samsun Postası Sivas'tan gönderiliyor.Ayrıca Sivas Tren İstasyonu olarak büyük bir kavşak konumundadır.Bugün birçok ilin demiryolu bağlantısı direkt olarak Sivas üzerine kuruludur.

Cumhuriyet tarihinin de ilk vagon ve lokomotif fabrikası ve Cer atelyesi TÜDEMSAŞ Sivasta 1939’da Sivasta kuruldu.TÜDEMSAŞ kurulduğun da dünyanın en ileri tesislerinden biriydi.2003 yılında,II.Irak Savaşının başlarında TÜDEMSAŞ Saddam yönetiminin başında bulunduğu Irak’a 300 vagonluk ihracat yaptı.Bugün hala dünyanın değişik yerlerinden TÜDEMSAŞ’a gelen siparişler değerlendirilmektedir.

Türkiye de kışın en sert yaşandığı şehirlerden biridir.Çok aşırı soğuk bir kış yaşanır.

‘Sivas’ ismi Roma İmparatorluğu zamanında şehrin adı olan Sebast dan gelmektedir.

Atatürk’ün ‘Cumhuriyetin Temellerini Burada Attık’ dediği Sivas ta 4 Eylül 1919 da ,Sivas Erkek Lisesinde toplanan Sivas Kongresi,alınan kararlar bakımından kurtuluş savaşı öncesi toplanan EN ÖNEMLİ kongredir.Hiçbir ülkenin manda ve himayesinin kabul olunmayacağı ve Milletin İstikbalinin yine milletin azim ve kararıyla kurtulucağı kararları bu kongrede alınmıştır.

Selçuklu döneminde başkent olmuştur.

1400 Yılında Anadoluyu ele geçirmeye çalışan Timur hem Türk hem de müslüman olduğu halde, Sivas’a saldırdı. 180 000 kişilik ordusuyla ve fillerle 4000 kişilik Osmanlı ordusunu gafil avlayan Timur,Sivas’ı yakıp yıktı,hem de halka her türlü işkenceyi yaptı. Bugün halen Şifaiye Medresesinde o günden kalan yangın izleri mevcuttur.

Gökmedrese,Çifte Minare Medresesi,Şifaiye Medresesi,Buruciye Medresesi,Ulu cami gibi Selçuklu devrinin en önemli İslam eserleri Sivas ta bulunmaktadır.

Osmanlı döneminde Bölge Eyaleti olmuştur.1516 yılında alınan karara göre Sivas’a; Kayseri,Tokat,Amasya,Yozgat,Ço rum,Divriği ve Arapkir ilçe olarak bağlandı.

Dünyaca ünlü Kangal köpeği,Sivasta yetişmektedir.Kangal köpeği genetik olarak en mükemmel kombinasyonlardan birine sahiptir ve yüksek seviye de eğitilebilirlik özelliği taşımaktadır.

Ülkemizin önemli enerji kaynaklarından biri olan Kangal Termik Santralı Sivastadır.Ayrıca burada Türkiyenin en büyük linyit işletmesi bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyetinin 14.Devlet Üniversitesi olan Cumhuriyet Üniversitesi,1974 te Sivasa 5 km uzaklıkta Kayseri yolu üzerine kurulmuştur.Cumhuriyet Üniversitesi Kampüs olarak bilinen en büyük üniversitelerimizden biridir.

Ülkemizin en büyük nehri olan Kızılırmak, Sivas-Kızıldağdan doğmaktadır.

Tedaşın 2003 raporlarına göre SİVAS, tüm Türkiye genelinde Kütahyanın ardından gelerek en az kaçak elektrik kullanılan 2. şehir olmuştur.

Günümüzde Ünlü Sivaslılar

Doç.Dr. Abdüllatif Şener ; 55.Cumhuriyet Hükümetin de Maliye Bakanı 59.Cumhuriyet Hükümetinin Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı(Bir dönem Hacettepe Üniversitesi,İktisat bölümünde de bulunmuştu.)

Yavuz Bülent Bakiler ; Şair ve Yazar

Beşir Ayvazoğlu ; Yazar ve Şair

Doç.Dr. Ahmet Turan Alkan ; Gazeteci,Yazar,Tarihçi(Cumhuri yet Ünv.)

İlhan Kesici ; Eski Milletvekili ,Politikacı

Cem Yılmaz ; Stand-Upçı,Oyuncu

Ayı Yadigar ; Kemal Sunal filmlerinin unutulmaz karakter oyuncusu

Nurettin Sözen ; İstanbul B.Ş.Belediyesi Eski Başkanı , Sivas Milletvekili

Muhsin Yazıcıoğlu ; Politikacı , Eski Milletvekili

İbrahim Toraman ; Milli Futbolcu (Beşiktaş)

Ümit Özat ; Milli Futbolcu (Fenerbahçe)

Zafer Gültekin ; Milli Kaleci (Ankaragücü)





Sivas ilinin ilçeleri
Sivas | Akıncılar | Altınyayla | Divriği | Doğanşar | Gemerek | Gölova | Gürün | Hafik | İmranlı | Kangal | Koyulhisar | Suşehri | Şarkışla | Ulaş | Yıldızeli | Zara

Kardeş güzel yazmışsın eline sağlık ama şu cem yılmaz' ın sivaslı olduğunu şimdi öğrendim bizim toprağın insanı niye kendisini saklar anlamam tekrar eline sağlık bu tarihi okuyunca doğduğum büyüdüğüm mahallem aklıma geliyor arada sırada google-eart bakıyorum doğduğum eve hala aynı paslanmış çatısı yıkık bahçe duvarlarıyla eski ismi çoraktepe, sonra dörteylül mahallesi, şimdiki ismi istiklal mahallesi