![]() |
-->: ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ...
[QUOTE=EMİNÇOLAK]YARBAY HASAN BEYİN ŞEHADETİ...
FRANSIZ ÖLÜLERİ ARASINDA BİR KIPIRDAMA BİR HAREKET GÖRDÜ ORAYA YÖNELDİ YERDE YATMAKTA OLAN BİR FRANSIZ NEYFERİNİN ÜZERİNE EĞİLDİ OMUZUNDAN TUTARAK ÇEVİRDİ O ANDA FRANSIZ ANİ BİR HAREKETLE ELİNDE TUTTUĞU KASATURAYI YARBAY HASAN BEYİN GÖĞSÜNE SAPLADI ALAY KOMUTANI GAFİL AVLANMIŞTI AHHH DİYEREK YERE YIKILDI OLAYI GÖRENLER ŞAŞKINLIK İÇİNDE KALDILAR DERHAL MÜDAHALE EDİLDİ AMA İŞ İŞTEN GEÇMİŞTİ YARBAY HASAN BEYİN GÖĞSÜ KAN İÇİNDEYDİ YÜZÜ SOLDU ALLAH ŞAHİDİM OLSUNKİ FRANSIZA KÖTÜ BİR NİYETLE YAKLAŞMADIM DEDİĞİ DUYULDU ALAY İMAMI BAŞINDA KURAN OKUMAYA BAŞLADI AŞŞAĞI YUKARI 7-8 AYET OKUMUŞDU'Kİ BİRDEN BİRE İMAM EFENDİ LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYİL AZİM DUASINI 33 KERE OKUYUNUZ DEDİ ALAY KOMUTANI AZİMLE DUAYI KENDİSİDE TEKRAR ETTİ VE SONRA BENİ AYAĞA KALDIRINIZ DEDİ TABUR KOMUTANLARI KOLTUK ALTLARINDAN TUTARAK AYAĞA KALDIRDILAR BİRDEN; LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDUN RESURULLAH DEDİ GÖZLERİNİ İLERİYE DOĞRU DİKMİŞTİ YÜZÜNDE BİR TEBESSÜM BELİRDİ VE YÜKSEK SESLE NİÇİN ZAHMET BUYURDUNUZ YA RESURULLAH DERKEN RUHUNU TESLİM ETTİ BİR ASKERİN NOT DEFTERİNDEN[/QUOTE] BUGÜNKÜ ÖZGÜRLÜGÜMÜZÜ ŞEHİTLERİMİZE, GAZİLERİMİZE BORÇLUYUZ ŞEHİTLERİMİZE ALLAH RAHMET EYLESİN GAZİLERİMİZDEN ALLAH RAZI OLSUN |
-->: ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ...
[B]ANZAKLI ÖMER’İN HİKAYESİ
1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden doktor Ömer Musluoğlu görev yaptığı hastahanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor: "Amerika 'ya gittiğim ilk yıllar ( 1957) lisanım pek o kadar iyi değil.Newyork'da Medical Center Hospital adlı bir hastahanede görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak,elektrokardiyoğrafi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direk olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam. Tahminen yetmiş beş yaşlarında. İngilizce konuşuyorum. Kan vereceğim kolunuzu acar mısınız? Çünkü adamcağız kanser hastası olduğu halde üstelik kansızdı. Elimde kan torbası da var tabii ki.. pazusunu açtım. Baktım pazusunda dövme şeklinde bir Türk bayrağı var. Çok ilgimi çekti benim. Kendisine sormadan edemedim. Siz Türk müsünüz? Kaşlarını yukarıya kaldırarak " Hayır " manasına işaret yaptı. Ama ben hala merak ediyorum: Peki bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir? "Aldırma işte öylesine bir şey dedi. Ben yine ısrarla dedim ki: “Fakat benim için bu bayrak çok önemli. Dikkatimi çekti. Çünkü bu benim milletimin bayrağı, benim bayrağım...”Bu söz üzerine gözlerini açtı. Derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu: “Siz Türk müsünüz?” “Evet Türk'üm....” İhtiyar gözlerime bakarak tanıdık bir göz arıyor gibiydi. Anlatmaya başladı: “Yıl 1915. Sen hatırlamazsın o yılları. Çanakkale diye bir yer var Türkiye'de, orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben Anzak'tım Avustralya Anzaklarından ...İingilizler bizi toplayıp dediler ki: Barbar Türkler Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda . Birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir. Biz de inandık sözlerine vaadetlerine... Savaşmak isteyenler arasına katıldık.” Avustralyalı Anzak ihtiyar anlatmaya devam ediyordu: “Bizim beynimizi yıkayan ingilizler, Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını Çanakkale'ye sevkediyorlarmış. Bizi gemilere doldurup Mısır'a getirdiler o zaman . Mısır'da şöyle böyle birkaç ay talim gördük. Atış talimi . Ondan sonra da bizi alıp Çanakkale'ye getirdiler. Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyle ki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor, gökyüzünde havai fişekler, geceyi gündüze çeviriyordu zaman zaman... Her taaruzunda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatının baharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türklerdeki gayret ve cesareti uzaktan gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki onlara bu cesaret ve kuvveti veren şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi, Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer barbarlıktan değil, kalplerinde ki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş . Bunu nereden anladığımı söyleyeyim. Biz karaya çıktık. Taarruz edemiyoruz. Bizi püskürtüyorlar. Tekrar taaruz ediyoruz. Bizi tekrar püskürtüyorlar. Tekrar taaruz ediyoruz. Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipcik darbesiyle kendimden geçmişim.” Meraktan ağzım açık yaşlı Avustralyalıyı dinliyorum. Savaşın dehşetli anılarını anlatırken hastalığına rağmen tir tir titremeye başlamıştı. Devam etti: “Gözlerimi açtığımda kendimin yabancı insanların arasında gördüm. Nasıl korktuğumu anlatamam. Çünkü İngilizler bize Türkleri barbar, vahşi kimseler olarak tanıttı ya... Ama dikkat ettim. Yaralarımı sarmışlar. Bana hiçte öfkeli bakmıyorlar. Kendime geldim iyice bu defa çantalarında bulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana. iyi biliyorum ki onların yiyecekleri çok çok azdı. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. Şoke oldum doğrusu. Dedim ki; kendi kendime: Bu adamlar isteseler şu anda beni öldürürler. Ama öldürmüyorlar... Veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi. Halbuki beni cephenin gerisine götürdüler. Biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı. Bu duygularla "Yazıklar olsun bana" dedim." Böyle asil insanlarla niye ben savaşıyorum. Niye savaşmaya gelmişim. Bu ingiliz milleti ne yalancıymış ne kadar Türk düşmanıymış" diyerek pişman oldum. Ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki... Bu iyiliğe karşı ne yapsam düşündüm durdum günlerce..... Nihayet bize serbest bıraktılar. Memleketime döndüm. işte memlekette Türk milletini ömür boyu unutmamak için koluma bu dövme Türk bayrağını yaptırdım. Bu bayrağın esrarı bu işte” Benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti: “Talihin cilvesine bakın ki o zaman ölmek üzere iken yaralarımı iyileştirerek, sıhhate kavuşmama çaba sarfeden Türkler idi. Şimdi de Amerika gibi bir yerde yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarfeden bir Türk... Ne garip değil mi? Avustralya 'dan Amerika'ya gelirken bir Türkle karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Size minnettarım. Siz Türkler gerçekten çok merhametli insanlarsınız. Bizi hep kandırmışlar... Buna bütün kalbimle inanıyorum. Peşinden nemli gözlerle "Bana adınızı söyler misiniz? Dedi. "Ömer" cevabını verdim. Gayet merakla tekrar sordu: Peki niçin Ömer ismini, vermişler sana ? Babam müslümanların ikinci halifesi isminden ilham alarak bana Ömer adı vermiş. Yahu senin adın müslüman adı mı ? Ben "Evet, Müslüman adı" deyince yüzüme baktı baktı, birden doğrulmak istedi. Ben mani olmak istedim. Israr etti. Ama niye ısrar ediyordu? İhtiyarın ısrarına dayanamayıp yatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu doluydu. Yüzüme bakarak dedi ki: “Senin adın güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Mr. Josef Miller idi. Şimdiden sonra "Anzaklı Ömer" olsun. "Olsun. Peki doktor beni müslüman eder misin? Müslüman olmak zor mu ?" Şaşırdım. Nasıl da birdenbire Müslüman olmaya karar vermişti. Meğer o yaşa gelinceye kadar içten içe hep düşünüyormuş da kimseyle konuşamadığı için , soramadığı için konuşamıyormuş. Tabii dedim müslüman olmak çok kolay. Sonra kendisine imanın ve islamın şartlarını anlattım. Kabul etti. Hem kelime-i Şahadet getiriliyor, hem de çocuklar gibi ağlıyordu. Yaşlılık bir yandan,hastalık bir yandan bir de yıllardan beri içinde kavuşmak isteyip de bilemediği için kavuşamadığı islamiyete olan hasretin sona ermesi bir yandan bu yaşlı gönlü duygulanmıştı....Mırıldandı: Siz müslümanlar tesbih çekersiniz bana da bir tesbih bulsan da ben de yattığım yerden tesbih çekerek Allah'ımı ansam olur mu? Bu sözden de anladım ki dedelerimiz savaş esnasında Hakk’ı zikretmeyi ihmal etmiyormuş. Neyse uzatmayayım hemen bir tesbih bulup kendisine getirdim. Hasta yatağında tesbih çekiyor,biz de gerektiğinde tedavisiyle ilgileniyorduk. Fakat benim için o daha bir başkalaşmıştı. Müslüman olmuştu. Bir gün yanına gittiğimde samimi bir şekilde rica etti. Beni yalnız bırakma olur mu? Ne gibi Ömer amca ? Ara sıra gel de bana islamiyeti anlat! sen çok güzel şeylerden bahsediyorsun. O sözleri duydukça kalbim ferahlıyor. O günden sonra her gün yanına gittim. Bildiğim kadarıyla dinimizi anlattım. Fakat günden güne eriyip tükeniyordu. Kaç gün geçti tam hatırlamıyorum . Hastanenin genel hoparlöründen bir anons duydum. "Doktor Ömer! Lütfen 217 numaralı odaya gelin!" Dedim ki içimden "Bizim Ömer amca galiba yolcu?" hemen yukarı çıktım. Odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi: Sağ elinde tesbih açık duran sol kolunun pazusunda dövme Türk bayrağı,göğsünde imanı ile ,koskoca Anzaklı Ömer son anlarını yaşıyordu. Hemen başucuna oturdum. Kendisine kelime-i şahadet söylettirdim. O şekilde kucağımda teslim-i ruh etti.... Bir Çanakkale gazisi görmüştüm. Yıllar sonra da olsa Müslüman Türk milletine olan sevgisi sayesinde kendisine iman nasip olmuştu. "Ne yalan söyleyeyim, ağladım."[/B] |
-->: ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ...
[B][I][COLOR="Blue"][FONT="Erzincan'da askeri helikopter düştü
Erzincan-Erzurum karayolonun 55. kilometresinde, askeri bir helikopter yüksek gerilim hatlarına çarparak düştü. İlk gelen bilgilere göre 4 asker şehit, 2 asker yaralı.. Comic Sans MS"][/FONT][/COLOR][/I][/B] kim bu cennet vatanın uğruna olmazki feda şuheda fışkıracak toprağı sıksan şuheda canı cananı butun varım alsada HUDA etmesin beni vatanımdan dünyada cuda M.Akif Ersoy |
-->: ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ...
[QUOTE=dogukan58][B][I][COLOR="Blue"][FONT="Erzincan'da askeri helikopter düştü
Erzincan-Erzurum karayolonun 55. kilometresinde, askeri bir helikopter yüksek gerilim hatlarına çarparak düştü. İlk gelen bilgilere göre 4 asker şehit, 2 asker yaralı.. Comic Sans MS"][/FONT][/COLOR][/I][/B] kim bu cennet vatanın uğruna olmazki feda şuheda fışkıracak toprağı sıksan şuheda canı cananı butun varım alsada HUDA etmesin beni vatanımdan dünyada cuda M.Akif Ersoy[/QUOTE] [B] yapma yaa... Allah mekanlarını cennet eylesin....,[/B] |
-->: ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ...
[QUOTE=Kaptan-58][B]
yapma yaa... Allah mekanlarını cennet eylesin....,[/B][/QUOTE] [COLOR="Red"][B][I]aminnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn[/I][/B][/COLOR] |
-->: ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ...
allah rahmet eylesin rahat uyuyun...............
|
-->: ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ...
[FONT="Comic Sans MS"][COLOR="Red"][B]Helikopter kazasında şehit olanlar
Erzincan'ın Sansa Deresi Karasu Köprüsü yakınlarında yüksek gerilim hattına çarptıktan sonra düşen helikopterde hayatını kaybeden 5 subayın isimleri belli oldu. Erzincan'ın Sansa Deresi Karasu Köprüsü mevkiinde askeri helikopter düştü. Kazada, 5 asker şehit oldu, 1 asker de ağır yaralandı. Erzincan Valisi Ali Güngör, olay yerinde yaptığı açıklamada, Erzurum'daki denetleme görevinden dönen askeri helikopterin, önce yüksek gerilim hattına sonra da dağa çarptığını belirtti. ŞEHİTLERİN İSİMLERİ Kazada, Topçu Albay Ömer Bora, Piyade Yarbay Suat Coşkunalp, Kara Pilot Yüzbaşı Yusuf Ziya Erten, Kara Pilot Teğmen Rafet Özsoy ve Teknisyen Astsubay Fatih Ayhan şehit oldu. Ağır yaralanan İstihkam Yüzbaşı Cemal Kamacı ise Erzincan Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Sezer Başsağlığı Diledi Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, askeri helikopterin düşmesi sonucu 5 askerin şehit olması birinin de yaralanması dolayısıyla Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'e başsağlığı telgrafı gönderdi. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamada, Sezer olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirerek ; "Şehitlerimize Tanrı'dan rahmet, ailelerine, ulusumuza, size ve şahsınızda Türk Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı diliyor, yaralımıza acil şifa dileklerimi iletiyorum." dedi.[/B][/COLOR][/FONT] |
-->: ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ...
[QUOTE=dogukan58][FONT="Comic Sans MS"][COLOR="Red"][B]Helikopter kazasında şehit olanlar
Erzincan'ın Sansa Deresi Karasu Köprüsü yakınlarında yüksek gerilim hattına çarptıktan sonra düşen helikopterde hayatını kaybeden 5 subayın isimleri belli oldu. Erzincan'ın Sansa Deresi Karasu Köprüsü mevkiinde askeri helikopter düştü. Kazada, 5 asker şehit oldu, 1 asker de ağır yaralandı. Erzincan Valisi Ali Güngör, olay yerinde yaptığı açıklamada, Erzurum'daki denetleme görevinden dönen askeri helikopterin, önce yüksek gerilim hattına sonra da dağa çarptığını belirtti. ŞEHİTLERİN İSİMLERİ Kazada, Topçu Albay Ömer Bora, Piyade Yarbay Suat Coşkunalp, Kara Pilot Yüzbaşı Yusuf Ziya Erten, Kara Pilot Teğmen Rafet Özsoy ve Teknisyen Astsubay Fatih Ayhan şehit oldu. Ağır yaralanan İstihkam Yüzbaşı Cemal Kamacı ise Erzincan Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Sezer Başsağlığı Diledi Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, askeri helikopterin düşmesi sonucu 5 askerin şehit olması birinin de yaralanması dolayısıyla Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'e başsağlığı telgrafı gönderdi. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamada, Sezer olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirerek ; "Şehitlerimize Tanrı'dan rahmet, ailelerine, ulusumuza, size ve şahsınızda Türk Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı diliyor, yaralımıza acil şifa dileklerimi iletiyorum." dedi.[/B][/COLOR][/FONT][/QUOTE] [B][I]sehıtlerımıze allahtan rahmet dılıyoruz onların mekanları bellı ne guzel bı mertebe keske herkes vatanı ugruna can verse aılelerıne allahtan sabır dılıyoruz [/I][/B] |
-->: ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ...
[COLOR="Purple"][B]ŞEHİTLERİMİZİN RUHLARI ŞAD MEKANLARI CENNET OLSUN
FORUMA YAZANLARDANDA OKUYANLARDANDA ALLAH RAZI OLSUN[/B][/COLOR] |
-->: ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ...
[COLOR="Purple"][B]Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
O, rukü olmasa, dünyada eğilmez başlar, Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor; Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i... Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi... Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın. Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab... Seni ancak ebediyyetler eder istiab. "Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına; Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle, Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan; Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan; Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına, Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına, Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın; Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat.. . Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber[/B][/COLOR] |
| WEZ Format +2. Şuan Saat: 17:18. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © 2005