SivasSpor.com -  Yiğidoların Özgür Sesi

SivasSpor.com - Yiğidoların Özgür Sesi (http://www.sivasspor.com/forum/index.php)
-   Heykel (http://www.sivasspor.com/forum/forumdisplay.php?f=17)
-   -   Her İnsan Ölecek Yaştadır (http://www.sivasspor.com/forum/showthread.php?t=2655)

ergin 07.06.2005 17:11

Dağların gökyüzündeki hakimi KARTAL ile,Keskin görüşün ve süratin hakimi ŞAHİN bir yerde karşılaşıp,tanışırlar.Sohbet bitmek üzereyken;KARTAL,''Şahin kardeş,seni yarın öğle yemeğine davet ediyorum,yuvam,şu karlı dağların doruklarındaki sarp kayalıklardadır''Şahin,bu teklifi kabul eder ve ayrılırlar.

Ertesi günü,kartal sabah yuvadan ayrılarak konuğu için avlanmaya çıkar.Öğleye doğru bir tarla faresi,1 adet yılan ve 2 adet de karga yakalar ve yuvasına döner.Çok geçmeden aşağılardan şahin gelir,selam sabahtan sonra yemeğe otururlar.Şahin,şöyle bir yemeklere bakar ve kartala ayıp olmasın ve birde yemek yemeden geldiği için,zorluklada olsa yemeye çalışır.Bir sohbetten sonra,şahin teşekkür ederek müsaade ister ve derki;''Kartal kardeş,yarın öğleye bende seni davet ediyorum,benim yuvamda şu aşağıda ki ormanların ilerisinde ki gölün kenerısındaki fundalıklarda''

Sonraki gün sabah,güneşin cıvıltılı parlaklığıyla uyanan şahin,şöyle bir gerindikten sonra,öğlenki konuğu için yuvasından ayrılır.Gölün üzerine 1-2 pike yapar ve kocaman iki balık yakalar yuvaya bırakır.Yakında ki üzüm bağından kocaman üzüm salkımlarıyla beraber,2 adetde keklik avlar,yuvaya bırakır.Vakit öğleye yaklaşırken,yukarıdan vadiye doğru süzülen kartal,bir yandan gördüğü manzarayı seyreder ve bir yandanda yeşil ormanların güzelliğiyle adeta büyülenmişçesine şahin'in yuvasına iniş yapar.Yemekler yenir,Sohbetten sonra,kartal ömründe hiç tatmadığı lezzetler ve hiç görmediği manzara karşısında büyülenir,şahine teşekkür ederek ayrılırken derki ''Şahin kardeş,ben dağ yamaçlarında,kovuklarda ve izbe yerlerde yaşadığımı zannediyordum,yaşamıyormuşum meğer.130 Yıllık ömrümde böyle güzellikler göreceğimi hiç ummuyordum'' ve ayrılır...

ŞAHİNLERİN ORTALAMA ÖMÜRLERİ 50 YIL,KARTALLARIN ORTALAMA ÖMÜRLERİ 140 YILDIR...




...ARSLANLARIN GERÇEK TARİHLERİ YAZILANA DEK,
AVCILIK ÖYKÜLERİ AVCILARI SÜREKLİ YÜCELTECEKTİR...

5841 07.06.2005 18:34

[quote=turgutkizgir]ANNELER

- Doğacak çocuk doğumdan bir gün önce Allah ile görüşür. Bebek:
- Allah’ım dünyaya gideceğim ve orada ne yapacağımı bilmiyorum.

- Ben senin için bir melek yarattım ve o seninle ilgilenecek.
- Allah’ım onların dilini bilmiyorum. Onlarla nasıl anlaşacağım. Nasıl iletişim kuracağım?

- Senin için yarattığım melek, o sana sabırla onların dilini öğretecektir.

- Allah’ım dünyada duyduğum kadarıyla çok kötülükler varmış. Onlarla nasıl basa çıkacağım bilemiyorum.
- Senin için yarattığım melek, seni cani pahasına kötülüklerden koruyacaktır. Merak etme.

- Allah’ım sana tekrar nasıl döneceğim?
- Senin için yarattığım melek, bana nasıl döneceğini sana anlatacaktır.

- Derken Melekler gelir ve dünyaya gitme zamanının geldiğini söylerler ve çocuğu Allah’ın huzurundan
götürürlerken bebek tekrar sorar.

- Allah’ım benim için yarattığın meleğin adi ne?

- Adinin önemi yok ama sen ona ANNE diyeceksin[/quote]

COK GÜZEL,(ANALARIN HAKKI ÖDENMEZ)

puar 13.06.2005 14:39

[quote=ergin]Dağların gökyüzündeki hakimi KARTAL ile,Keskin görüşün ve süratin hakimi ŞAHİN bir yerde karşılaşıp,tanışırlar.Sohbet bitmek üzereyken;KARTAL,''Şahin kardeş,seni yarın öğle yemeğine davet ediyorum,yuvam,şu karlı dağların doruklarındaki sarp kayalıklardadır''Şahin,bu teklifi kabul eder ve ayrılırlar.

Ertesi günü,kartal sabah yuvadan ayrılarak konuğu için avlanmaya çıkar.Öğleye doğru bir tarla faresi,1 adet yılan ve 2 adet de karga yakalar ve yuvasına döner.Çok geçmeden aşağılardan şahin gelir,selam sabahtan sonra yemeğe otururlar.Şahin,şöyle bir yemeklere bakar ve kartala ayıp olmasın ve birde yemek yemeden geldiği için,zorluklada olsa yemeye çalışır.Bir sohbetten sonra,şahin teşekkür ederek müsaade ister ve derki;''Kartal kardeş,yarın öğleye bende seni davet ediyorum,benim yuvamda şu aşağıda ki ormanların ilerisinde ki gölün kenerısındaki fundalıklarda''

Sonraki gün sabah,güneşin cıvıltılı parlaklığıyla uyanan şahin,şöyle bir gerindikten sonra,öğlenki konuğu için yuvasından ayrılır.Gölün üzerine 1-2 pike yapar ve kocaman iki balık yakalar yuvaya bırakır.Yakında ki üzüm bağından kocaman üzüm salkımlarıyla beraber,2 adetde keklik avlar,yuvaya bırakır.Vakit öğleye yaklaşırken,yukarıdan vadiye doğru süzülen kartal,bir yandan gördüğü manzarayı seyreder ve bir yandanda yeşil ormanların güzelliğiyle adeta büyülenmişçesine şahin'in yuvasına iniş yapar.Yemekler yenir,Sohbetten sonra,kartal ömründe hiç tatmadığı lezzetler ve hiç görmediği manzara karşısında büyülenir,şahine teşekkür ederek ayrılırken derki ''Şahin kardeş,ben dağ yamaçlarında,kovuklarda ve izbe yerlerde yaşadığımı zannediyordum,yaşamıyormuşum meğer.130 Yıllık ömrümde böyle güzellikler göreceğimi hiç ummuyordum'' ve ayrılır...

ŞAHİNLERİN ORTALAMA ÖMÜRLERİ 50 YIL,KARTALLARIN ORTALAMA ÖMÜRLERİ 140 YILDIR...




...ARSLANLARIN GERÇEK TARİHLERİ YAZILANA DEK,
AVCILIK ÖYKÜLERİ AVCILARI SÜREKLİ YÜCELTECEKTİR...[/quote]



:arrow: :lol:

puar 13.06.2005 14:43

her zamanki gibi nete girdim zaman ilk sivasspor.com sonrada fanatik sitesine girdim hemen sivasspor ile haber varmı diye baktım 2lig linkini tılayarak ne görüğm bir tane haber yok....şşırdım neden diye orum kendime birazda sinirle...e unutmuşum bizi o sayfadan aldıklarını süper lig linkinmde oldumuzu :D

CÜSSKB-Aynur 28.06.2005 09:42

Atatürk, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar; Kim bu?
Vali yanıt verir; Efendim kendisi Şıh'dır. Yörede çok hatırlısı vardır.
Atatürk Şıh ı yanına çağırır ve; '' Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir.Şunu rica etsemde en azından Peygamber efendimizinki
gibi kısaltsan'' der. ve eliylede boyun alt hizasını gösterir.
Şıh; '' Emrin olur paşam'' diyerek yerine çekilir.
Aradan zaman geçer bir akşam Atatürk Amasya daki Şıh ı hatırlar ve Valiyi telefonla arayıp durumu sorar. Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle
birlikte Şıh ın sakal boyunda en küçük bir kısaltma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır. Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve az sonra nazırını çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya Valisine Tebliğ etmesini ister. Ertesi gün bir haber gelir ki Şıh efendi Ata yı görmek üzere Ankara ya yola çıkmış... Şıh gelir Ata nın karşısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir traşolunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafeti baştan sona değiştirilmiş, bambaşka bir görünüme bürünmüştür.Atatürk ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata ya sorarlar; ''Aman paşam, o Şıhki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettinizden kökünden kesilmesini sağladınız?'' Ata gülümser, sonrada yanındakilere dönüp; '' Dün akşam Amasya valiliği ne bir yazı gönderdim
ve Şıh ı Afyon a Vali atadığımı bildirdim.'' der. Ardındanda yeni bir yazı hazırlayıp nazırına bu yazıyı Şıh a vermesini söyler. Yazıda şöyle yazmaktadır; ''İnancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim.Valilik meselesine gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen, yarın başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikilemde bırakmayalım. kal sağlıcakla....

LütfiÜnal 28.06.2005 09:57

[quote=Orhan_Nilay]Atatürk, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar; Kim bu?
Vali yanıt verir; Efendim kendisi Şıh'dır. Yörede çok hatırlısı vardır.
Atatürk Şıh ı yanına çağırır ve; '' Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir.Şunu rica etsemde en azından Peygamber efendimizinki
gibi kısaltsan'' der. ve eliylede boyun alt hizasını gösterir.
Şıh; '' Emrin olur paşam'' diyerek yerine çekilir.
Aradan zaman geçer bir akşam Atatürk Amasya daki Şıh ı hatırlar ve Valiyi telefonla arayıp durumu sorar. Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle
birlikte Şıh ın sakal boyunda en küçük bir kısaltma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır. Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve az sonra nazırını çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya Valisine Tebliğ etmesini ister. Ertesi gün bir haber gelir ki Şıh efendi Ata yı görmek üzere Ankara ya yola çıkmış... Şıh gelir Ata nın karşısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir traşolunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafeti baştan sona değiştirilmiş, bambaşka bir görünüme bürünmüştür.Atatürk ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata ya sorarlar; ''Aman paşam, o Şıhki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettinizden kökünden kesilmesini sağladınız?'' Ata gülümser, sonrada yanındakilere dönüp; '' Dün akşam Amasya valiliği ne bir yazı gönderdim
ve Şıh ı Afyon a Vali atadığımı bildirdim.'' der. Ardındanda yeni bir yazı hazırlayıp nazırına bu yazıyı Şıh a vermesini söyler. Yazıda şöyle yazmaktadır; ''İnancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim.Valilik meselesine gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen, yarın başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikilemde bırakmayalım. kal sağlıcakla....[/quote]
TESEKKÜRLER NILAY HANIM GERCEKTEN COK MANALI BIR OLAY.
BUGÜNKÜ SIYASI ORTAMI TAKIP EDERKEN KENDI KENDIME SORUYORUM:ACABA TÜRKIYEDE BÜTÜN MESELELER HALLOLDUDA SADECE KISITLANAN TÜRBAN OLAYIMIKI IKTIDAR HEP BUNUNLA UGRASIYOR,MUHALEFETTE TUTTURMUS ZORUNLU DIN DERSI KALKSIN.MEMLEKETTE SIRADAN VATANDASLAR DEGIL. MEMURLARIN,POLISLERIN,ÖGRETRIM GÖREVLILERININ DOKTORLARIN VE DAHA SAYAMAYACAGIM DALLARDA YETKI ALANLARI KISITLANIYOR.
TÜRKIYE ÜZERINDE TEZGAHLAR DÖNÜYOR BIZDE BIR TÜRBAN VE DIN EGITIMI ETRAFINDA DOLANIYORUZ.
ATATÜRKÜN YOKLUGUNU BUGÜNLERDE DAHA COK ANLIYOR IKTIDAR VE MUHALEFETIN HER DEFASINDA ATATÜRK DEVRIM VE ILKELERINI SAVUNUP,MAALESEF DEVRIM VE ILKELERIN ICERIGINI BILMEDIKLERINI GÖRÜP ÜZÜLÜYORUM:

CÜSSKB-Aynur 28.06.2005 13:00

Mevlana, müridlerinden biriyle giderken, birkaç köpegin sarmas dolas
uyuduklarini görür.Müridi: güzel bir kardeslik örnegi der. keske
insanlarda bunlardan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karsilik verir.
"Aralarina bir kemik ativer de gör kardesliklerini..."

puar 28.06.2005 13:05

[quote=Orhan_Nilay]Mevlana, müridlerinden biriyle giderken, birkaç köpegin sarmas dolas
uyuduklarini görür.Müridi: güzel bir kardeslik örnegi der. keske
insanlarda bunlardan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karsilik verir.
"Aralarina bir kemik ativer de gör kardesliklerini..."[/quote]


:roll: acı ve gerçek

puar 28.06.2005 13:20

Bu gerçeği; "Hayatımızı meydana getiren herşey ruhumuz tarafından idrak edilen bir algılar bütünüdür. Dünyamızı ve bütün varlığımızı anlamlı kılan şeyleri, kişileri, mekanları, olayları tıpkı bir rüya gibi, sadece görüntü olarak beynimizde algılayabiliriz, asılları ile muhatap olamayız" şeklinde özetlemek mümkündür. Samimi ve önyargısız bakan, derin düşünen bir insan kendisine bu konu anlatıldığında, bu büyük gerçeği kolay bir şekilde, kısa sürede kavramakta ve hayata geçirmektedir.

Ancak, alışkanlıkların, küçüklükten itibaren öğretilen bilgilerin oluşturduğu önyargıların ve çevrenin negatif yönde verdiği telkinlerin etkisinde kalmışolan okuyucular olması da muhtemeldir. Bunu düşünerek, bu kitabı çeşitli soruları olan üç okuyucuyla yapılan bir sohbet tarzında düzenledik. Böylece okuyucuların anlamakta veya kabul etmekte zorlandığı aşamalar, günlük hayatta karşlaştığımız çeşitli olaylardan alınan güncel örneklerle açıklanmışoldu. Okuyucular bu şekilde evde, işte, okulda, televizyon karşsında, kısaca hayatın her aşamasında, öğrendiklerini daha kolay düşünme ve uygulama imkanı bulacaklardır.

Her okuyucunun aklına takılan olası soruları da kapsayan bu konuşmada, her insan için yaşamın Allah tarafından ruhuna izlettirilen bir algılar bütünü olması, yaşadığımız hayatın bir nevi rüya gibi yaşanması, algılardan oluşan bu hayatın amacı gibi konulardaki sorulara cevaplar verilecek, gerçeği öğrenmek isteyen okuyucular bu konuda aradıkları cevapları bulacaklardır.

Gerçeklere samimi ve önyargısız olarak yaklaşan birçok kişinin yanında, gerçeği anladıkları, bildikleri halde kabul etmek istemeyen, bu gerçeği öğrenmenin getireceği sorumluluklardan kaçan kişiler de olacaktır. Bu tür görüşe sahip olanlar kitabı okuduklarında, gerçeklerden kaçarak, yalanlar ve hayaller üstüne kurulmuşbir dünyada yaşamayı kabullenmenin, aklı başnda bir insan için ne kadar küçük düşürücü bir durum olduğunu daha iyi anlayacaklardır.

Unutulmamalıdır ki güzel olan gerçek olandır; bu yüzden gerçeklerden korkmanın ve kaçmanın hiçbir anlamı yoktur. İnsanın yepyeni bir bakışaçısıyla, huzurlu ve mutlu bir hayata başlamak için samimi olarak biraz düşünmesi ve vicdanına başvurması yeterlidir. Kendini kandırarak hayallerin peşinden koşan insanlar, gerçeklerden kaçmak yerine, gerçeği anlamak ve öğrenmek için çaba gösterdiklerinde, aldatıcı bir dünyadaki sahte mutlulukların yerine, gerçek ve sonsuz bir mutluluğa kavuşmanın güzelliğini yaşayacaklardır.


[size=2][color=blue]harun yahya[/color][/size]

CÜSSKB-Aynur 29.06.2005 12:57

İngiliz garson Türk Müşteriye:
Çanakkale de çok askerimizi öldürdügünüz için sizleri pek sevmeyiz,
deyince. Bizimkinden gayet soguk kanli su cevabi almis:
"Orada ne isiniz vardi?"


WEZ Format +2. Şuan Saat: 20:55.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © 2005