![]() |
[QUOTE=ofgurleyuk78]Basarilar hemsehrim. iste ögünebilecegimiz bir hemsehrimiz daha. Yolun açik olsun.[/QUOTE]
SOL YANIM ÇOK ACIYOR ANNE İSİMLİ ŞİİRİ OKURKEN ÇOK AĞLADIM.MÜKEMMEL BİR ŞİİR.AGZINA SAĞLIK ARKADAŞIM.DEVAMINI DİLİYORUM. |
şiir
FANİYİM FANİ OLANI İSTEMEM
ACİZİM ACİZ OLAN İSTEMEM RUHUMU RAHMANA TESLİM TESLİM EYLEDİM GAYRI BAŞKASINI İSTEMEM İSTERİM BİR YARİ BAKİ İSTERİM VE BİR ŞEMSİ SERMET İSTERİM |
annelerimiz
Günlerdir göremediğim yüzünün
Sıcağını sindiremediğim kucağının Özlemini duyuyorum anne… Bir boşlukta gibiyim sensiz Akıp gidiyor zaman avuçlarımdan Bendini dinlemez ırmaklar gibi Durduramıyorum anne… Düşlerimde görüyorum seni, saçların bulutlar kadar ak, Gökyüzü kadar sonsuz sevgiler yüreğinde Şevkatle bakıyor gözlerin, herzamanki gibi Küçücük bir bebeğim ellerinde anne… Bu ne sıcak bir kucak!… Can verdiğin bedeninden bedenime Tükenmez sevgin, sabrınla, yüreğime Yüreğinin atışları karışıyor anne… Şimdi uzaklardayım… Hangi rüzgâr attı beni gurbet ellere… Yüreğimdeki evlat sevgisi mi, ne? Susma! …Ne olur söyle anne… Sakınırken gözlerdeki nurdan Bir yarım orda kaldı, bir yarım burda… Bir soluk kadar yakınımdayken Daha, daha sarıp da koklayamadım anne… Yaşamın kuralı mı böyle? … Kaybetmeden bilinmiyor kıymeti Koşulsuz sevgi, ilgi nerde? Bulamadım yerine koyacak birini anne… Kaç mevsim geçti sensiz. Boynu bükük çiçeklerin... Gönül bahçende bensiz Biliyorum, özlüyorsun sen de, özlüyorsun beni anne… Zaman nasıl geçiyor, yanındayken bilemedim Seni ne çok özledim… Seni ne çok sevdim de söyleyemedim Söyleyemedim anne… Her gün bir fırtına esiyor yüreğimde Çığlık çığlığa kopan Kuşların kanatlarında türkülerim Ne olur dinle, dinle anne… Kimi gün sızı oluyorsun yüreğimde Kimi gün içime düşen top ateş, Sanki gökyüzünün bütün bulutları gözlerimde Sağnak sağnak yağmur oluyorum anne… Düşününce yaşanmadan geçen günlerimi Yalnızlık korkutuyor beni… Sanki ölüm tutmuş eteğimi Yaşamak istiyorum, yaşamak anne… Esirgemeyip sevgini, uzat o güzel ellerini Bir yanımla cocuğum hâlâ, anla!… Kaybolmadan yaşam labirentinden Çıkar beni ne olur, çıkar anne… |
ANA ĞİBİ YAR OLMAZ
TOHUM TOPRAĞA YAVRU YUVAYA
YUVA ANAYA AMANETTİR KÜÇÜĞÜ BÜYÜTEN ÇOCUĞU İNSAN EDEN ANADIR TOPLUMA İNSAN ARMAĞAN EDER ANA SARIP SARMALAR SEVĞİLE SARAR HER TARAFI SAMİMİDİR MERHAMETLİDİR SAKİNDİR GÜVEN VERİR YAVRUSU İCİN VARLIKTAN GECER YEMEZ YEDİRİR GİYMEZ GİYDİRİR BÜTÜN KÜLFETLERİ KENDİSİ YÜKLENİRKEN BÜTÜN NİMETLERİ YAVRUSUNA VERİR YAVRUSU İCİN UYKUYU HARAM EDER GÖZLERİNE ANA FEDAKARLIK ,ŞEFKAT VE ACIMA DUYGULARININ ÜSTÜN SENBOLÜDÜR ANA BİZDE İNSANIN İNSANLARIN EN KUTSALIDIR VE ANA GİBİ YAR OLMAZ ANALARIN YAVRUSUNA SÖYLEDİGİ NİNNİLER BÜYÜYÜNCEYE DEK DEVAM EDER KÜÇÜKKEN BÜYÜTMEK İÇİNDİR BÜYÜYÜNCE YAŞATMAK İÇİNDİR |
[QUOTE=dogukan58]çok güzel bi şiir sizlerle paylaşııym dedim umarım beğenilir[/QUOTE]
evet cok güzel bir siir tam olayi anlatmis duygulariyla umarim kimse bu duygulari yasamaz :) |
[QUOTE=SivasLady]evet cok güzel bir siir
tam olayi anlatmis duygulariyla umarim kimse bu duygulari yasamaz :)[/QUOTE] AMİNNNNNNNNNN |
[QUOTE=dogukan58]Hangi Ayrılık?
Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? Bu Nasıl Ayrılık? ... !!!!!!gözleri intihar mavi??????[/QUOTE] çok güzel bir şiir sagol gardaş |
Usta
Ellerinden değil, ayaklarından öpüyorum. Sebebim, ustam, kocababam, Sana yazıyorum ey gidi ihtiyar... Ellerinden değil, ayaklarından öpüyorum. Köylüydün belki ama onurlu, mağrur, Bilirdin birçok şeyi birçok bilenden. Sıcaklar altında orak sallayan, güneşten kavrulan teni bilirdin, Kendini bilirdin kendini, Köylüydün belki ama... Onaltı yaşındaydım, 'Birgün Türkiye tanıyacak' diyordum beni. Rençberiydim vahşi ve çılgın zaferlerin. Gülerdim benden ileri ve geri olanlara, Dengesiydim her ikisininde. Çocuksu, saf, masum gülerdim. Birazda erkekçe. Onaltı yaşındaydım... Kırıldım belki defalarca, bilki eğilmedim. Utanmadım ruhuma çizilen resminin yırtılışından. Bir gül dalıydım koparılan, çelik bir kol. Her fırsatta kasırgalaşan yellerinde, Yerlerinde yeller eser diyebilecek kadar büyümüştüm. Kırıldım belki defalarca bilki eğilmedim. Bu ezan hani selaya çıkar baba, nefesim acıyor. Sözlerim gözde kaldı artık, kaşlarım sual. Duymasın güzellerin gülü can birazdan giedeceğimi, Birikmesin gözlerinde intihar yüklü bulutlar. Bende yolculuk telaşı var, Bu ezan hangi selaya çıkar baba. Vurgun yedim baba vurgun... Oltu taşı tesbihim, tütün tabakam ve siyah çakmağım şahit, Birde yüreğime çizdiğim resmin vardı yanımda. Üç damla kan düştü geceye, üç damla baldıran zehri. Vurgun yedim baba vurgun... Ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba, Altından azgın suların geçtiği demir köprüde olacaktık, rakipte olacaktı, İkimizin elinde iki ondörtlü ve gece, Birbirimize sıkarak koşacaktık birbirimize, Yıldızlar yağacaktı üzerime, beni sabaha götüren. Ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba. Bir gece düşüme giren ihtiyar adam, 'Muradolsun söyleyim oğul' dedi. 'Zafer nerde gizlidir' dedim. Ömrüne ömür can güzelin yüreğinde, 'Peki, güneş nerde saklanır' dedim 'Yavuzun atının ak yelesindesindeki sırdır oğul' dedi, bir gece düşüme giren ihtiyar adam. Burda insanların yalnız ağzı var. Siyah beyaz bir fotoğrafın içindeyim muzdarip. Düşüncelerim kurşuna dizildi sabaha karşı, Esselatu hayrun minen nevm derken ezanlar, açıldı sonsuza giden yol. Burda insanların yalnız ağzı var... Ne açtı yüreğini güzellerin gülü can nede beyaz atın yelesindeki sırra erdim... Ve buyureyledi ötelerden o ihtiyar adam, Hoşgeldin oğlum Osman, hoşgeldin. Ne açtı yüreğini güzellerin gülü can nede beyaz atın yelesindeki sırra erdim. OSMAN ÖZTUNÇ |
[QUOTE=dogukan58]Usta
Ellerinden değil, ayaklarından öpüyorum. Sebebim, ustam, kocababam, Sana yazıyorum ey gidi ihtiyar... Ellerinden değil, ayaklarından öpüyorum. Köylüydün belki ama onurlu, mağrur, Bilirdin birçok şeyi birçok bilenden. Sıcaklar altında orak sallayan, güneşten kavrulan teni bilirdin, Kendini bilirdin kendini, Köylüydün belki ama... Onaltı yaşındaydım, 'Birgün Türkiye tanıyacak' diyordum beni. Rençberiydim vahşi ve çılgın zaferlerin. Gülerdim benden ileri ve geri olanlara, Dengesiydim her ikisininde. Çocuksu, saf, masum gülerdim. Birazda erkekçe. Onaltı yaşındaydım... Kırıldım belki defalarca, bilki eğilmedim. Utanmadım ruhuma çizilen resminin yırtılışından. Bir gül dalıydım koparılan, çelik bir kol. Her fırsatta kasırgalaşan yellerinde, Yerlerinde yeller eser diyebilecek kadar büyümüştüm. Kırıldım belki defalarca bilki eğilmedim. Bu ezan hani selaya çıkar baba, nefesim acıyor. Sözlerim gözde kaldı artık, kaşlarım sual. Duymasın güzellerin gülü can birazdan giedeceğimi, Birikmesin gözlerinde intihar yüklü bulutlar. Bende yolculuk telaşı var, Bu ezan hangi selaya çıkar baba. Vurgun yedim baba vurgun... Oltu taşı tesbihim, tütün tabakam ve siyah çakmağım şahit, Birde yüreğime çizdiğim resmin vardı yanımda. Üç damla kan düştü geceye, üç damla baldıran zehri. Vurgun yedim baba vurgun... Ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba, Altından azgın suların geçtiği demir köprüde olacaktık, rakipte olacaktı, İkimizin elinde iki ondörtlü ve gece, Birbirimize sıkarak koşacaktık birbirimize, Yıldızlar yağacaktı üzerime, beni sabaha götüren. Ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba. Bir gece düşüme giren ihtiyar adam, 'Muradolsun söyleyim oğul' dedi. 'Zafer nerde gizlidir' dedim. Ömrüne ömür can güzelin yüreğinde, 'Peki, güneş nerde saklanır' dedim 'Yavuzun atının ak yelesindesindeki sırdır oğul' dedi, bir gece düşüme giren ihtiyar adam. Burda insanların yalnız ağzı var. Siyah beyaz bir fotoğrafın içindeyim muzdarip. Düşüncelerim kurşuna dizildi sabaha karşı, Esselatu hayrun minen nevm derken ezanlar, açıldı sonsuza giden yol. Burda insanların yalnız ağzı var... Ne açtı yüreğini güzellerin gülü can nede beyaz atın yelesindeki sırra erdim... Ve buyureyledi ötelerden o ihtiyar adam, Hoşgeldin oğlum Osman, hoşgeldin. Ne açtı yüreğini güzellerin gülü can nede beyaz atın yelesindeki sırra erdim. OSMAN ÖZTUNÇ[/QUOTE] bu şiirde çok güzel dogukan gardas ....... aksamları sen yaz şiirleri sabahları ben okuyorum gardaş |
teşekkürler
|
| WEZ Format +2. Şuan Saat: 21:47. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © 2005