SivasSpor.com -  Yiğidoların Özgür Sesi

SivasSpor.com - Yiğidoların Özgür Sesi (http://www.sivasspor.com/forum/index.php)
-   Kilitli Konular (http://www.sivasspor.com/forum/forumdisplay.php?f=19)
-   -   2008-2009 sezonu Basketbol haberleri (http://www.sivasspor.com/forum/showthread.php?t=21523)

EyüphanAydın 14.12.2008 04:13

Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri
 
[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/basketbolseverler/basketbols.nsf/0/d728b6753f1c2a0ac225751e005e4568/BS_Blob/0.192?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]

[B]Bulls, Hughes'dan Ümidi Kesti[/B]

Chicago Bulls'da beklenen performansı sergileyemeyen ve takımın en çok kazanan oyuncusu olan Larry Hughes'un takasta kullanılmak istenildiği ancak şimdiye kadar hiçbir takımın bu oyuncu ile ilgilenmediği belirtildi.

Bulls Genel Menajeri John Paxson'ın bu sezon $12.8milyon ve önümüzdeki yıl da $13.6milyon kazanacak olan Larry Hughes'a bu parayı ödemek istemediği ve bu nedenle de takas için bazı takımlarla masaya oturduğu ifade edildi. Ancak hiçbir takımın tek başına istemediği Hughes için Paxson'ın, Thabo Sefolosha, Tyrus Thomas ve hatta Joakim Noah'ı da elden çıkartmaya hazır olduğu ve görüşmelerini de bu şekilde sürdürdüğü kaydedildi.

29 yaşındaki Larry Hughes, 2004/05 sezonunda Cavaliers forması altında 22.0 sayı- 6.3 ribaund ve 4.7 asistlik rakamlar elde ettikten sonra yeni bir sözleşme imzalamış ve bir daha da kendisinden beklenen oyunu sergileyememişti.

EyüphanAydın 14.12.2008 04:14

Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri
 
[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/basketbolseverler/basketbols.nsf/0/d5154aa0ec9a8420c225751e00779ed0/BS_Blob/0.14E?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]

[B]Bonzi Wells, Artık Çin'de...[/B]

Son olarak New Orleans Hornets takımının kadrosunda yer alan Bonzi Wells, Çin Ligi'nde mücadele eden Shanxi Zhongyu ile bir yıllık sözleşme imzaladı.

32 Yaşındaki tecrübeli oyuncunun alacağı ücret konusunda açıklama yapılmazken, Wells'in sezon sonuna kadar Çin'de forma giyeceği belirtildi. NBA kariyeri boyunca Portland Trail Blazers, Memphis Grizzlies, Sacramento Kings ve Houston Rockets kadrolarında da yer alan Wells, 591 karşılaşamda 12.1 sayı- 4.6 ribaund ve 2.1 asist ortalamalarıyla oynamıştı.

NBA'in bir dönem en önemli alçak post oyuncuları arasında yer alan Wells, 2005/06 sezonunda Sacramento Kings forması altında play-off'larda San Antonio Spurs karşısında muhteşem bir performans sergilemesine rağmen istediği kontratı bulamamıştı.

EyüphanAydın 14.12.2008 04:15

Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri
 
[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/BasketbolSeverler/basketbols.nsf/0/5717b6d2c65a4d73c2257517004b7702/BS_Blob/0.274?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]

[B]The Answer The Palace'da[/B]

Off Season'da yaşayamadığımız bomba takas sezonun başlamsıyla birlikte yaşandı ve Allen Iverson'ın, Detroit Pistons'a takası taşları bir anlamda yerinden oynattı. Pistons, 2. Bad Boys'u revize ederken, Nuggets'ta Billups'la bambaşka bir kimliğe büründü. Takasın iki tarafını değerlendireceğiz. Özellikle takasın Pistons cephesinde bir çok analiz gerektirecek konular. Detroit bu takası hem kısa hem uzun vadede yaptı.

Joe Dumars, 2003 NBA Draftı'nda Darko Milicic'i 2 numaradan seçerek Pistons kariyerindeki en büyük hatayı yapmıştı. Bunun haricinde yaptığı her hamle takıma bir şeyler katmıştır. 2004 şampiyonluğunda Rasheed Wallace takası zaten Dumars'ın ne kadar başarılı bir GM olduğunun göstergesidir. Aynı zamanda sıfırdan aldığı oyuncularla şampiyonluk yolunu örmeside ayrı bir olay.

Billups'ı aldığı zaman Dumars kimse Billups'ın bu denli değerli ve önemli bir parça olacağını sanmıyordu. Kariyeri dibe doğru ivme kazanan ve sadece yetenekli bir draft seçimi olarak anılmaya yüz tutan Billups'ı takımına aldı ve onu finallerin MVP'si seviyesine çıkarttı. Aynı şekilde Ben Wallace, Pistons'a geldiğinde o denli önemli bir oyuncu olacağını kimse tahmin etmiyordu. Bugün Hamilton, ligin en önemli skorerlerinden biriyse bu da Dumars'ın sayesindedir. Jordan'ın gazabına uğrayan Hamilton'ı alıp takıma motive etmesi GM'lerin, bir takımın kaderinde ne kadar önemli bir pay sahibi olduğunun göstergesidir.

Ancak Joe Dumars'ın hiçbir hamlesi bu kadar radikal ve bu kadar keskin olmamıştı. Evet Allen Iverson hamlesi son yılların en marjinal en radikal takas hamlesidir. Takasın olduğu gece şöyle bir not düşmüşüm kendi kendime;

Dumars, mevcut kadronun NBA finali ya da şampiyonluk yaşayacağına inansaydı zaten böyle bir işe kalkışmazdı. Son 3 yıldır yeteri kadar şans verildi. Billups son 2 yıldır düşüş içinde. Bir şekilde bu takıma bir ''şok'' gerekiyordu.

Iverson %100 başarılı olur alır Pistons'ı şampiyon demiyorum. Önce bir görmek lazım maçları nasıl bir oyun tarzı olacak nasıl bir şablon olacak ve ne yapacaklar.

Şayet Iverson benim şuan beklentilerimi karşılarsa Iverson'lı Pistons'ın, Billups'lı Pistons'a göre NBA Finali şansı daha fazladır.

İşin savunma kısmında belli bir eksi olacaktır,
Ancak işin hücum kısmında büyük artısı olacakır.

Ivy'nin içeriyi zorlayan yapısı hem Pistons'ın boyalı alan etkinliğini hemde dışarda bekleyen oyunculara boş şut yaratacaktır.

Bu sezonluk bir kumar zaten. Zar atıldı. Ne gelir zaman gösterecek.

Takas gecesi aldığım notdan sonra Iverson'lı Pistons'ın her maçını seyrettim. Ve her maç sonunda notlar tuttum. Bir sancı çekmeleri zaten bekleniyordu ki o sancıyı Nets ve Celtics maçlarında çektiler. Lakers'ın yenilmezlik serisine son verdikleri maçta ise patlama yaptılar. Allen Iverson takasını değerlendirmeye başlıyoruz ve önce kısa vade hedeften başlayalım.

[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/BasketbolSeverler/basketbols.nsf/0/5717b6d2c65a4d73c2257517004b7702/BS_Blob/0.84D2?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]

Pistons kısa vadede Iverson'lı kadronun, Billups'lı kadrodan çok daha fazla şansı olduğunu düşündüğü için bu takası yaptı. Dumars'ın büyük bir başarısı var burada. Hem kısa vadede hemde uzun vadede bir takas ancak bu kadar karlı yapılabilirdi. Başarı gelirse kısa vadede ne ala eğer gelmezse çok da önemli bir kayıp değil Pistons açısından. Iverson'ın biten 20 Milyon dolarlık bir kontratı var bunun yanı sıra Rasheed Wallace'ın biten 12 milyon dolarlık bir kontratı var. Cap'i boşalacak Pistons'ın ve derin bir nefes alarak önüne bakacak....

EyüphanAydın 14.12.2008 04:17

Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri
 
[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/BasketbolSeverler/basketbols.nsf/0/73db1e5534c69353c225751700516e07/BS_Blob/0.2C0?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]
[B]
Herşey LeBron İçin[/B]

Joe Dumars oyunculuk günlerinde seyredenler iyi bilir. “Kötü Çocuklar” dendiğinde akla önce Isiah Thomas gelirdi. Daha sonra belki Bill Laimbeer, Ricky Mahorn veya Dennis Rodman gibi “Kötü Çocuklar” lakabına “kötüyü” yerleştirenler. Hatta “Microwave” Vinnie Johnson, “Spider” John Salley, hatta ve hatta belki “Buddha” James Edwards bile renkli lakaplarından dolayı akıllara çabuk gelen isimlerdi.

Murat MurathanoğluJoe Dumars ise akıllara gelmese de, akıllardan hiç çıkmazdı çünkü o Detroit Pistons’dı. “Joe D” lakabını savunma (Defense) yapma isteği ve becerisi yüzünden elde etmişti. Ona “Joe D” diyen herkes ona çok rahat “Joe O” isminin de koyulabileceğinin de farkındaydı. Ama takımın en iyi oyuncusu savunmayı her şeyin üstünde tutuyorsa, o zaman o takım da doğal olarak savunmasıyla ön plana çıkan bir takım olurdu. Nitekim de Detroit Pistons’ın ilk iki şampiyonluğunda bu fazlasıyla geçerliydi. Joe Dumars dendiği zaman, aklıma hep uzun vadeli, farklı bakış açısına sahip yatırımlar diye düşünürüm. Kolay değil, McNeese State gibi kimsenin basketbol ile bağdaştıramadığı bir üniversitede oynadıktan sonra, NBA Draftinde 18. sıradan seçilip, 14 sezon tek bir takım için ter döküp, başta Isiah Thomas olmak üzere çok sayıda medyatik yıldızla yan, yan oynayıp, ileride o kulübün başkanı olabilmek. McNeese State demişken, tabii ki Dumars o okulda oynadıktan sonra NBA olmuş tek isim değil. Dumars’dan önce John Rudd vardı, Ed Lawrance da Dumars’dan önceydi. Anthony Pullard ve Tierre Brown ise Dumars’dan sonra geldi. Bu dört oyuncunun NBA’de forma giydikleri maç sayısını sorduysanız toplam 204 maç. Brown’ı ayrı tutarsak toplam 69 maç. Yani net bir şekilde McNeese State için bir basketbolcu fabrikası veya kaynağı değil diyebiliriz.
[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/BasketbolSeverler/basketbols.nsf/0/73db1e5534c69353c225751700516e07/BS_Blob/1.2482?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]
Bu başlangıçtan yola çıkarak Dumars bugünlere geldi. Ancak bu yazımız Dumars’ın kariyeri veya başarıları ile ilgili değil. Bu yazıda Dumars’ın imza attığı son takasın arkasında yatan nedenler nedir, ne değildir onları çözebilecek miyiz esas amaç bu.

Hepimizin bildiği gibi, son şampiyonluğunu 2004 yılında Dumars’ın imza kadrosuyla yaşayan Detroit Pistons, Chauncey Billups, Antonio McDyess ve Cheikh Samb üçlüsünü Denver Nuggets’a yollayıp, karşılığında Allen Iverson’ı aldı. Bu takas ilk açıklandığında, Nuggets’ın takas değil soygun yaptığını düşünenler çok ağır basıyordu. Sonuçta son şampiyonluğunu, “Kötü Çocukları” bile kıskandıracak bir takım oyunu anlayışıyla gerçekleştiren Pistons, ve bu oluşumun mimarı Dumars, topu elinde seven, takım oyunu anlayışı çok farklı olan, ve en iyi günleri geride kalmış 34 yaşına merdiven dayamış bir oyuncuyu takımında istesin ki?

“Big Shot” Chauncey bu takımın her şeyiydi. Hatta Dumars’ın bu takımdaki en önemli imzasıydı. Dumars, basketbolu ve basketbolcuyu ne kadar iyi bildiğini, Ben Wallace, Richard Hamilton, Rasheed Wallace takaslarında ve Tayshaun Prince ve Mehmet Okur draft seçimlerinde ispatlarken, herkesin bir takımda iki yıl kalamaz dediği Billups’ın önüne uzun vadeli kontrat koyarken büyüklüğünü gösterme açısından zirve yapıyordu. Ama oyuncu Dumars için nasıl “takımın başarısı” her şeyden önemlidir inancı en önemli gerçekti, aynı şey başkan Dumars için de geçerli. Takımında “kutsal inek” olmadığını göstermek için, son bir iki yıldır yaptığı uyarıların hafife alınmaması gerektiğini vurgulamak için Dumars en ses getirecek oyuncusunu takas etti. Bu sezon ve basketbol açısından baktığımız zaman, Billups mutlaka Nuggets için Iverson’dan daha uyumlu bir parçadır. Şimdiden Carmelo Anthony, J.R Smith ve Kenyon Martin gibi oyuncular utanmasalar zil takıp oynayacaklarmış. Billups topu paylaşan, savunma yapan lider bir oyuncu. Nuggets’ın belki de tam ihtiyacı olan bir isim. Ama bu takas Nuggets’ı güçlü Batı’da birden favori yapıyor mu? Hatta Kuzeybatı grubunun favorisi artık Nuggets diyebilir miyiz? Çok zor!
[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/BasketbolSeverler/basketbols.nsf/0/73db1e5534c69353c225751700516e07/BS_Blob/4.6FE?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]
Pekiyi takım opsiyonu 2012 yılında olan ve yılda yaklaşık $ 12 milyon ödeyen bir kontrat 32 yaşındaki bir oyun kurucu guard eğer seni kendi konferansında, hatta kendi gurubunda bile birden favoriler arasına sokmayacak ise, o zaman iki üç sene sonra ne olacak? Nuggets yetkililer isterlerse, Chicago Bulls yetkililerine bir telefon açıp Ben Wallace ve imzaladıkları kontratını sorsunlar. Zaten takas yapılır yapılmaz, McDyess kariyerinde üçüncü kez Nuggets forması giymeyeceğin, ya emekli olacağını, ya da kontratının masaya oturulup karşılıklı anlaşarak fes edileceğini açıkladı. McDyess’ın bu niyetinin duyar duymaz, aklıma Rasheed Wallace takasında Boston Celtics’e gönderilen Lindsey Hunter geldi. NBA kurallarının gereği Hunter o üç takımlı takasa dahil edilmiş, ancak tek niyetinin Celtics’den kopup tekrar Pistons’a dönmesi olduğu hemen anlaşılmıştı. Nitekim Celtics genel menajeri Danny Ainge’ın da desteğiyle Hunter play-off’lar başladığında Pistons forması giyiyordu, ve Mike James ile birlikte yedeklerden gelip rakibi baskılarıyla bunaltan “pitbul” ikilisini oluşturmuşlardı. McDyess da sezon bitmeden tekrar Pistons formasına kavuşursa kimse şaşırmasın. NBA bu tür takas artçı depremlerine pek sıcak bakmıyor (Jerry Stackhouse ve dilini tutamamasını hepimiz hatırlıyoruzdur) ancak bakalım çekirge ikinci kez Dumars ve Pistons için sıçrayabilecek mi? Sıçrarsa “ballı badem” olur, ama bir terslik olur da, gerçekleşmezse “dünyanın sonu” olacağını da hiç sanmıyorum.

Dumars bu takası yaparken, bir sezonu düşünmüyordu. Çok daha büyük düşünüyordu. Dumars bir kuşla birkaç kuş vurmayı planlıyor. Bir kere Nuggets’da aradığını bulamayan Iverson’ın aküsünü şarj edeceğini ve uzun yıllardı olmadığı kadar motive olacağını hesaplıyor. Iverson, Batı’da belki fark yaratamadı, ama Doğu’da halen yaratabilir diye düşünüyor. İkincisi Dumars’ın güvenini fazlasıyla kazanan genç guard Rodney Stuckey’nin de önünü açıyor. Iverson bir numarada oynayabilir, iki numara da! Iverson ile ilgili bu sezon ne olursa olsun, Dumars direksiyonun başında. Sezon sonunda kontratı bitecek olan Iverson deneyi hiç tutmadı diyelim, o zaman Dumars’ın salary cap’in de $ 22 milyonluk bir boşluk kendini gösterecek. Ama Iverson muhasebesi bu kadar da kolay ve net değil. Bunu en iyi bilen de Dumars. Tabii Dumars Stuckey’nin önünü açarken, Nuggets genel menajeri Mark Warkentein da J.R Smith’in önünü açıyor.
[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/BasketbolSeverler/basketbols.nsf/0/73db1e5534c69353c225751700516e07/BS_Blob/7.33FC?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]
Iverson’ın menajeri Leon Rose. 2010 yılında serbest olacak olan süper yıldız LeBron James’in de menajeri Leon Rose. Iverson’ın akıl hocası olmasa da, en yakın çevresinde bulunan isimlerden birisi William Wesley, LeBron James’in akıl hocası ise sürpriz, William Wesley. Leon Rose’un baş danışmanı kim dersiniz? William Wesley. Lebron James’in hayatındaki en önemli isimlerden birisi olan Wesley, basketbol çevrelerinde “World Wide Wes” diye tanınıyor. WWW nerde yaşıyor dersiniz? Detroit. WWW istediği zaman elini kolunu sallayarak Palace Of Auburn Hills’e girip, çıkar. Pistons’ın ve Dumars’ın şampiyonluk hedefini, kulübün kalitesini ve organizasyonun büyüklüğünü çok iyi bilir. LeBron James şampiyonluk istiyor. Nasıl olsa para oluk, oluk akıyor. Rose ve WWW, Pistons’ın “Şampiyonluk Kültürünü” iyi biliyorlar. New York, New Jersey ve hatta Chicago gibi büyük pazarlar LeBron aşkıyla yanıp tutuşa dursun, Dumars kazanacak olan piyango biletini kapmış olabilir. Bu arada hemen ekleyelim, Richard Hamilton’ın menajeri kim dersiniz? Leon Rose!
[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/BasketbolSeverler/basketbols.nsf/0/73db1e5534c69353c225751700516e07/BS_Blob/13.A48?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]
Billups ile birlikte Dumars bir şampiyonluk, bir NBA Finali kazandı. Altı yıl Doğu Finalinde art arda yer aldı. Ama Ben Wallace’a yuvadan uçması için nasıl verdiği izine bakılırsa, hiç kimse Dumars’ın oyuncusunu Dumars kadar iyi tanımıyor. Dumars belki de Billups’ın en azından Detroit formasıyla son kullanma tarihinin geldiğini veya gelmek üzere olduğunu sanıyorum ki biliyor. Iverson zor bir oyuncu. Dumars zor oyuncularla kumar oynamayı seviyor. Yeter ki yetenekli oyuncular olsunlar. Sheed bunun bir örneği. Iverson ve Wallace geçinemez diyenlere, ilk başta bir balayı dönemi yaşanacağı kesin. Balayı dönemi bittiğinde ise birbirlerine ters düşüyorlarsa, hemen hatırlatalım Sheed’ın de kontratı sezon sonunda bitiyor.

Dumars’ın hesapları James ile de bitmiyor. Dumars James’in yanına ikinci bir serbest süper yıldız daha koymayı düşlüyor. Pistons kampından gelen hoş koku, James ve Chris Bosh ikilisinin Dumars’ın hayali olduğu yönünde. Bosh da 2010 da serbest kalacak. Zaten bu ikili 2010’da değil de, bu sezon sonunda serbest kalacak olsaydı, Dumars zarı atabilirdi. Iverson, Wallace ve 2009 yılı sonunda kontratları bitecek olan diğer Pistons oyuncularının salary cap’de yaratacakları boşluğu alt alta koyup eklersek, ortaya $ 38 milyon gibi uçuk bir rakam çıkıyor. Oyuncu opsiyonu olan Kwame Brown da iyi bir sezon geçirir, opsiyonu da kullanarak daha iyi bir kontrat avına çıkarsa bu rakam $ 42 milyon oluyor. Bu da James ile Bosh’a yeter. Ama ne yazık ki sezon bittiğinde 2009 yılında olacağız 2010 değil. Tabii Dumars’ın bir yılı şu veya bu şekilde idare edebileceğini tahmin etmeyi hedeflediğini anlamak için dahi olmak gerekmez.

Dumars’ın hedefleri arasında 2010 yılı geldiğinde James, ve olabiliyorsa Bosh’a boş bir takım emanet etmemek. James de, hatta bütün NBA Dumars’ın bunu yapmayacağını çok iyi biliyor. Iverson’dan Stuckey’e, hatta Wallace’dan Jason Maxiell’e geçiş, yetenek açısından büyük düşüş yaşatmayacakken, maddi açıdan da Dumars’ı sıkmayacak. Bu sezon Dumars’ın en önem verdiği detaylardan birisi Stuckey ve Maxiell’in gelişimi ile ilgili olacaktır. 2010 yılında, Dumars’ın Pistons’ı sadece bu iki genç yetenekle de sınırlı olmayacak. Mevcut kontratı 2010 yılında bitecek olan Rip Hamilton ile ilk yılı garanti 3 yıllığına $ 34 milyonluk bir uzatma imzalandı bile. Tayshaun Prince’ın mevcut kontrayı 2011 yılında bitiyor. Kısacası 2010 yılı geldiğinde kadroda tecrübeli ve yıllardır Pistons forması giymiş, Pistons kültüründe kavrulmuş oyuncularda olacak. Bir de Dumars’ın çok inandığı ve çok şeyler beklediği genç uzun Amir Johnson var. Onun da mevcut kontratı 2010 yılında bitiyor. Uzatmak mı, uzatmamak mı? İşte esas soru bu diye Dumars düşünüp, taşınacaktır.

Sonuçta Joe Dumars bir kumar oynadı, bir risk aldı. Geçen sezonun şampiyonu Boston Celtics’den sonra Doğu’nun en büyük favorileri arasında Detroit Pistons da yer alıyordu. Billups’ın gidişi ve Iverson’ın gelişi ile bu değerlendirme çok değişir mi? Hele, hele McDyess tilki dükkânına dönebilirse? Dumars her şeyi düşünmüştür, ama şunu da eklemeden geçemeyeceğim. Hem Billups, hem de McDyess sadece Pistons takımında ve ailesinde değil, tüm NBA’de meslektaşları ve yöneticiler arasında en çok sevilen ve takdir edilen oyuncular listesinde üst sıralarda yer alıyorlardı. Tüm coach’ların AI’dan nefret ettiği dedikodusu ise doğru değil. Iverson’ın bu görüşü yalanlaması için belki de bu son fırsat.

Iverson’ın takım kavramına uyum sağlamak niyetinde olduğu daha henüz sahaya çıkmadan belli oldu. Kariyeri boyunca giydiği 3 numaralı forma, Pistons da Stuckey tarafından giyiliyordu. Henüz NBA’de ikinci sezonuna başlayacak olan genç guard’a Iverson baskı yapsa veya bir aralara çok moda olan “numara satın alma” taktiğini uygulasa kimse bir şey demezdi. Ancak Iverson Pistons formasının üzerindeki numaranın 1 olacağını herkese gösterdi. Bu bile ufak bir detay olabilir, ama Iverson’ın daha önce yapmadığı fedakârlıkları Detroit’de yapmaya hazır olduğunun habercisidir. Ne kadar fedakârlık yapmaya hazır olursa olsun, 33 yaşına gelmiş bir oyuncunun değiştiremeyeceği basketbolcu karakterleri vardır. Iverson’ın basketbol karakterinin de çok değişeceğini sanmıyorum. Son yıllarda biraz “memur” görüntüsünde olan Pistons’ın tecrübeli isimlerini ateşleyip, onları tekrar inandırabilirse bile Dumars fazlasıyla mutlu olacaktır. Iverson ilk basın toplantısında sadece “mutlu” değil, mutluluktan kendinden geçmek üzere olduğunu belirtti. Iverson aptal değil. Iverson geçmişte bazı hatalar yapmış olsa da, önündeki fırsatın farkında. Sezon sonunda kontratının biteceğinin de bilincinde olan Iverson, menajeri Rose’a basketbol kariyerimde ilk kez tamamıyla serbest kalmak istiyorum. Şu cümle bile Iverson’ın bu sezona verdiği önemim bir göstergesi. Dumars da bu takası yaparken, Iverson’ın bu tutum içine gireceğini tahmin ediyordu.

Dumars’ın başarılarını yazının başında yazdık. Tabii kendine bu kadar inanan ve korkusuz kararlar veren birisinin de bazen ıskaladığı olmuyor değil. Darko Milicic’i ikinci sırada draft etmek belki de Dumars’ın en büyük ıskası. Ancak Memo’yu ikinci turda seçtiği NBA Draftinde ilk turda seçtiği Rodney White’ın da epey önemli denilebilecek bir ıska olduğunu unutmayalım. Ama bu kez Dumars’ın bir emniyet paraşütü var. İlk paraşüt açılmazsa onun inişini gerçekleştirecek bir ikinci paraşüt. O da 2010 yazına girerken Pistons’ın kontratlarında ortaya çıkabilecek boşluk, rahatlık. Dumars’ın her zaman vizyon sahibi olduğunu biliyoruz. Onun vizyonu da LeBron’lı, Bosh’lu NBA’in en iyi takımını 2010 yazında kurabilmek için doğru ortamı yaratmak, kulübüne bu rüyanın gerçekleşebilmesi için bir şans tanımak. Her şey LeBron için olabilir. Ama Joe D için “Her şey LeBron için. Ve Ötesi” desek çok daha doğru olur.

EyüphanAydın 14.12.2008 04:18

Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri
 
[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/basketbolseverler/basketbols.nsf/0/0d7fa012d3ac1c7ec225751e0039a2fd/BS_Blob/0.21C?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]

[B]Carter, Francis Olma Yolunda İlerliyor...[/B]

Lig tarihinin en önemli oyuncuları arasında gösterilen Vince Carter, son dönemlerde sergilediği kötü performans nedeniyle adeta saç baş yolduruyor. New Jersey Nets Başkanı Rod Thorn’un sezon başında takas etmeyi düşünmediği süper yıldızını, muhtemelen son haftalardaki kötü oyunu nedeniyle elden çıkartmayı bir kez daha düşünebilir.

Carter’ın Toronto Raptors’daki son dönemini hatırlayanlar, onun ne kadar vurdumduymaz ve şımarık bir oyuncu olduğunu gözlerinin önüne getirebilirler. Toronto taraftarlarının sevgilisi ve kulüp tarihinin de en sevilen oyuncusu durumunda olan Carter, 2004/05 sezonunda saha dışı ve saha içindeki disiplinsizliği sonrasında New Jersey Nets’e takas edildi. O dönem Toronto yetkilileri Carter’a sadece 20 maç sabredebilirken, karşılığında da hiçbir şey almamayı göze alarak takası gerçekleştirdi.

Kimse Carter’ın Toronto’dan ayrıldığına üzülmemiş, bilakis kanserli bir hücrenin temizlenmesi nedeniyle büyük bir sevinç yaşanmıştı. Çünkü Carter New Jersey Nets’te de beklenen oyunu sergileyememişti. Tamam rakam olarak bir süper yıldızın ulaşabileceği istatistikler elde etti. Ancak o hiçbir zaman bir Kobe Bryant veya LeBron James sınıfına hiçbir zaman yaklaşamadı.

Çoğu zaman yerden yere vurduğumuz Kobe Bryant’ın son dönemdeki oyunculuğuna hiçbir zaman laf söylemedik. Çünkü o artık gerçek bir lider gibi oynuyor. Keza LeBron James de kendisi olmasa play-off’a giremeyecek bir takımı NBA finaline yükseltmeyi başardı. Bir yandan da Vince Carter’a bakıyoruz… Sadece muhteşem smaçlar ve onun dışında bir tomar sorun yumağı…
[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/basketbolseverler/basketbols.nsf/0/0d7fa012d3ac1c7ec225751e0039a2fd/BS_Blob/5.3246?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]

Vince Carter bu sezon New Jersey Nets’de bir şans yakaladı ancak onu bile değerlendirmek konusunda kararsız. Devin Harris, ligin en önemli oyun kurucularından biri olma yolunda ve takımı play-off’lara taşımak için çırpınıyor. Ancak Carter’ın ona destek olma ve birlikte bir şeyler yapmak gibi düşüncesinin olmadığı açıkça gözüküyor…

Muhtemelen onun bu performansı sonrasında Başkan Rod Thorn daha fazla dayanamayacak ve bir takas gerçekleştirecek. Ve yine muhtemelen ki karşılığında hiçbir şey alınmayarak gerçekleştirilecek takasın ardından Carter bir yalancı bahar daha yaşayacak.

Benzer bir tabloyu geçtiğimiz yıllarda Steve Francis yaşamıştı. 1999/2004 yılları arasında Houston Rockets’da parmak ısırtan bir performans sergileyen, 2004/06 yılları arasında ise Orlando Magic’de öyle yada böyle idare eden Francis, NY Knicks’e takas edildikten sonra kariyerinde büyük bir düşüş yaşamıştı. Benzer şekilde Carter gibi takım içindeki sorunlarıyla sürekli olarak gündeme gelen Francis, sakatlığı nedeniyle şuan Rockets benchini süslüyor.

Şayet Vince Carter kendini toparlamaz ve kariyerini sorunlu bir şekilde sürdürmeyi devam ederse, muhtemelen son dönemlerde Francis gibi unutulmaya yüz tutan yetenekler arasında yer alır.

EyüphanAydın 14.12.2008 04:22

Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri
 
[B]İsmet Badem: "Zayıf Halka"[/B]

Her şey ne kadar da güzel başlamıştı. Kendisini aşmış, Avrupa sınırlarını zorlayan oyuncuları ve basketbolu ezberine almış, basketbolu bilen, yaşayan ve her anında oyuna müdahale eden muhteşem seyircisi ile İPEKÇİ BASKETBOL ARENASI zangır zangır titredi. Sakatların bir bölümü iyileşmiş, oyun eksiği olmasına rağmen sahada yerlerini almıştı.

Geçmişte uğradıkları haksızlıkları hep hakemlerden şikayet ede ede, adeta kendilerine sağladıkları, imtiyazlı ekipler hakkını korumak, hatta biraz daha ileri giderek, her sene sonunda adına Final-Four dediğimiz basketbolun galasına mutlaka kombine bileti olan İspanya’nın TAU Ceramica’sı bu kez sert kayaya çarpmıştı, diye düşünüyorduk! TAU, Avrupa’nın en büyük organizasyonunun İspanyolların eline geçmeden bir inceleyin bakalım, kaç kere dörtlü finalin konuğu olmuş? Matadorların en büyük hayallerinin, Barcelona-Real Madrid- TAU üçlüsünün aynı turnuvada boy göstermesi olduğunu da, en iyi bilenlerdenim!

Tabii sadece ideal ve imtiyazı elinde tuttukça “Bal tutup, balı avuçla yalamak” isteği yetersiz! Eğer iyi bir takımı, iyi oyuncularla kurmazsan, torpilli olmak nereye kadar!

Her pozisyonda iyi bir ekibi olan TAU, tabiri caiz ise maç başında, “Cin çarpmışa dönmüştü” 80’li ve üstü sayılara her maç kolayca ulaşan TAU, iyileşen Ömer Onan ve arkadaşlarının öldürücü savunması karşısında yerlerde sürünür hale geldi. Son senelerde takımlarımız içinde ilk yirmi dakika, bu kadar heyecan ve keyif veren bir maç izlemedim.

“Keşke bu maç sadece yirmi dakika oynansaydı” diye maç sonrası aklımdan geçirmedim değil! Düşünün bu kocaman finallerin değişmez takımı oyuncuları savunma karşısında sürüm sürünürken, koskoca yirmi dakikada 28 sayı atabildiler!

Tarihe geçmiş bizleri tanımlayan en önemli cümlelerden biri! “ Türkler gibi muhteşem başlamıştık!” ya sonrası! Üçüncü çeyrekte 28 sayı, dördüncü ve son çeyrekte bu kez 29 sayı yiyerek parkelere bir kez daha beyaz havlu attık. Yıllar yılı içinde yaşadığım hiçbir maçta bu kadar inişli çıkışlı duygular yaşamadım.

İlk yarı zirve yapan basketbol gururum, “Oh! Nihayet TAU buradan sürünerek çıkacak” diye düşünürken, ikinci yarı tam bir hüsran oldu. Soyunma odasında ne yaptılar, ne konuştular ise sahaya çıkar çıkmaz, oyuncularımıza sağlı sollu girerek, hemen üstünlüğü ele geçirdiler! Hele 11-0 derken 13-0 derken 18-6 lık seri ile canımıza okudular.

Maç sonu TAU üçlükte % 35.7, ikilikte 47.3 ile sanki her gün bu salonda oynuyordu. Kanarya ise % 32.4 üçlük ile kötü bir istatistik elde ediyordu.

Devin Smith: Benim bu sene Sarı-Lacivertlilere sınıf atlatacak gözü ile baktığım Devin oyunda kaldığı 22.05 dakikada iki top çalma, 1 asist dışında sadece 3-0 üçlük atması beni kahretti! Bir oyuncu bu kadar mı, kötü oynar! Maçta böylesine, saklanan oyuncu ilk defa gördüm!

Marques Green: Ekibin en zayıf halkası. Ne savunmada ne hücumda, hiçbir yaptığını beğenmiyorum. 29.49 dakikaya 2 asist sığdırması bunun en belirgin örneği. Bizim her zaman basketbol temel ilkeleri olarak kabul ettiğimiz ve beklediğimiz “ Bir takım oyun kurucusu kadar konuşur” cümlesi ne yazık ki, iflas etmiştir! Fener eğer bu sene Avrupa’ya erken veda ederse, küçük adamın bu işte oldukça payı var demektir! Bunları ben yazarken, kızgın Fener ve basketbol severlerin Green hakkında neler düşündüğünü çok iyi biliyorum. Gerekli tedbir alınır mı bilmem ama Green ile bu iş yürümez! Ancak iyi bir yedek olur! TAU’nun oyun kurucusu Pablo Prigioni’yi izlerken içimin acıdığını hissettim! Bizim takımlar böyle oyuncuları bize ne zaman seyrettirecek? Bizler hala Naumoski, Mula Ömerovic ve Solomon gibi oyuncuların hayali ile avunuyoruz.

Damir Mrsiç: Yaşlı denilen, az düşünülen Damir değil DEMİR adam son saniyeye kadar takımımın ayakta kalan tek oyuncusuydu. Bu adamdaki yürek kimsede yok!

Emir Preldzic: Yeni bir Bodiroga olma sevdasında çark edip acilen, İgor Rakocevic olmaya çalışsın! Aşama kaydetti ama fırtına yerine ancak, tenimizi okşayan minik bir meltem gibi esebiliyor sahalarda! O da şimdilik yetersiz!

Oğuz Savaş: Bu senenin yorgun savaşçısı Oğuz. 2 sayı 2 ribaund ile böyle bir maçı bitirmek yetmez! Splitter gibi atlet olmak ve basketbolu bilmenin bedeli çok ağır!

Mirsad Türkcan: Koca usta gördün mü elin oğlu sıkışınca adama top bile göstermiyor! Koskoca 26.01 dakikaya ancak 1 sayı sıkıştırdın! 7 ribaund ise işin bonusu!

Gasper Vidmar: Bu sene büyük aşama kaydetti diye düşünürken, saçımızın rengini TAU uzunları gösterdi. Koca boyu ile üç saniyede boğuldu! Minicik 3 ribaund neye yeter!

Semih Erden: Uzunlar içinde en iyisiydi! Ama semih ve tüm uzun arkadaşlarına her zaman söyledim. Bizin oyuncularımızın ayağı yere basmıyor! Bir iki maç iyi oynayınca hele Türkiye liginde kazanınca işlerin kolayladığını sanıyorlar! Gördünüz mü? Elin oğlu size boyalı alanı yasakladığı gibi nasıl yüksek postta oyun kurulacağını ve pota dibine uzunların nasıl kaçtığını, yer tuttuğunu gördünüz mü? Üç dakikada pota altı boş atışlarla, maçı bitirdiler!

Ömer Onan: Bir tek sana sözüm yok. Oyunda olduğunda kendini yerden yere atan sensin. Rakocevic’i durduran sensin. Arkadaşların motive eden sensin. Helal olsun sana.

TAU Ceramica: Avrupalı olmanın dayanılmaz ağırlığı. Gördünüz değil mi? Bir takım bu kadar makine düzeninde nasıl oynar? Ezilme ve sırtı yere yapışma durumundan nasıl ayağa kalkar ve rakibini adeta sahadan siler! İkinci yirmi dakikada küllerinden nasıl doğdular!

Hiçbir zaman bu kadar zorlandıkları ilk 20 dakika olmamıştır. Türkiye böyle bir sahne karşısında zevkten dört köşe oldu. Ama ya o ikinci yarı!

Sevgili Tanjevic “ Seni ne kadar sevdiğimi ve desteklediğimi çok iyi bilirsin. Allah Aşkına bu Green ile böyle baba takımların arasında oynamak nasıl bir duygu? Sence oluyor mu? Son saniyelerde en kritik anlarda kaybettiği, topların seni nasıl yaşlandırdığını görmek en çok beni kahrediyor! Oysa dün gece Tanjevic mucizesine öylesine az kalmıştı ki! Seni sevenleri ihya edip ellerini nasılda güçlendirecektin! Ama zayıf halka ile başlayan düşüş senide bizi de hayal kırıklığına uğrattı!

Birkaç oyuncu ile TAU Ceramica’ya göz atalım…

Pablo Prigioni: 12 sayı 5 ribaund ve 8 asist! Muhteşem istatistik ve takımını, yerlerde sürünürken ayağa kaldıran oyun kurucu! Darısı bizim takımların başına! Düşünün 12 sayı attı! 8 asist. 8 asist 16 sayı yapar! İster 12 attığına katın. İster attığı 12 sayıdan, fazla asist yapmış diye düşünün!

Tiago Splitter: attığı 18 sayı önemli değil, bizim dört beş uzunumuzdan tek başına daha iyi performans sergilemesi! Kendini sizler gibi ben de hayranlıkla izledim. Avrupa’nın en iyi uzunu olduğunu bir kez daha ispatladı! Bizimkilerin Splitter’i yakalamaları için daha çok fırın ekmek yemeleri gerekli!

Igor Rakocevic: İşte size Avrupa’nın en iyi forvetlerinden biri. Adamda her şey var… Ömer Onan ona kan kusturdu. Ama Igor yılmadı, devamlı maça asıldı. Sonunda maçı kopardı. Böyle oyuncuların varlığı basketbol adına bizi komplekse sokuyor!

Bizim takımlarımız çuvalla para verip oyuncu alırken böyle oyuncular acaba nerelere saklanıyor! İnanıyorum ki, bize gelenler ile bu yıldız oyuncu arasında fiyat olarak uçurum yok! Neyse rakamlarla kafanızı karıştırmak istemem!

Bir maç daha bitti! Tatlısının dudaklarımızda buruk acı bıraktığı anları geçtik gittik! Bu maçı kazansaydık ne güzel olacaktı. Efes Pilsen ve Fenerbahçe en büyük kupada boy gösteriyor. Avrupa ve NBA’nin gözü buralarda ve tabii biz merakla takip ediyoruz. Keşke çok daha iyi yerlerde olsak diye düşünüyoruz ve dualarımız onlardan yana…Eğer basketbolda büyüdük diye iddiamızı devam ettirmek istersek, bu iki takımımızın yüklendiği misyon çok önemli.

Sevgili Basketbol Severler: Kurban Bayramınızı kutlar, sağlıklar dilerim.

Vefat eden hayırsever, değerli iş adamı Faruk Yalçın’a Allah’tan Rahmet, Başkan Aziz Yıldırım’a ve ailesine baş sağlığı diliyorum.

EyüphanAydın 14.12.2008 04:23

Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri
 
[img]http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/basketbolseverler/basketbols.nsf/0/ccaea576e7c5f287c2257514004e938c/BS_Blob/0.1CE?OpenElement&FieldElemFormat=jpg[/img]

Cavaliers’a Yapılan Haksızlık Değil mi ?

Cleveland Cavaliers Takım Sahibi Dan Gilbert, 2010 yılında ne olursa olsun LeBron James’in takımda kalması için çalışacaklarını söylüyor ve diyor ki, “O burada bir fenomen bir kahraman oldu ve onun buradan ayrılması birçok şeyi etkiler”.

Gilbert’ın açıklamasını olumlu yada olumsuz bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Ancak öncelikle şunu iyi bir şekilde anlamak gerekir. Bir takım, kısa ve uzun vadeli hedefler koyar ve ona göre bütçe planlaması yaparsa başarılı olabilir. Buna en güzel iki örneği Detroit Pistons ve San Antonio Spurs’dan verebiliriz. Bir de günü kurtarmak adına, Isiah Thomas modeli hamleler vardır ki, çoğu NBA takımı yöneticisi eskiden bunu sık sık uyguluyordu ve bu kafalardan kurtuldular.

Ancak şuan takım sahipleri ve yöneticilerinden çok oyuncuların ne istedikleri biraz daha ön plana çıkıyor. Cleveland Cavaliers Takım Sahibi Dan Gilbert ve Genel Menajer Danny Ferry, kesinlikle LeBron James’i bırakmak istemiyor. Zaten aklı selim hiçbir yönetici de böyle bir oyuncuyu elinden kaçırmak istemez. Ve bunun yanında LeBron’ın sürekli olarak basında New York Knicks’e gideceği yönünde haberler yapılmasını da doğru bulmadıklarını söylüyorlar.

Gerçekten bu konuda Cavaliers’ın serzenişine hak vermek lazım. Henüz sezonun daha çok başı ve LeBron, “Ben 2010’da gideceğim” dese bile önümüzdeki sezon da bu takımda yer alacağını unutmamak lazım. Yani şimdiden Knicks, Pistons yada benzeri takımların hedeflerini çok fazla büyütmemek, ciddiye almak ama üzerinde de durmamak gerekli.

Cavaliers bir önceki sezon ligde final oynamayı başarmıştı. Geçtiğimiz yıl da şansız bir şekilde elenmişlerdi. Ve Cavaliers, LeBron’ın yanına Mo Williams gibi bir atıcıyı eklemiş, hatta New Jersey Nets’den de Vince Carter’ı almak için nabız yoklamıştı. Bir farklı deyişle Cavaliers, bu kısa süre içerisinde LeBron’ı tutmak için bir şeyler planlamıştı. Geçmiş dönemde Dan Gilbert ve arkadaşları Carlos Boozer’ı biraz da kötü bir şekilde elden kaçırmıştı. Elbette onun takımdan ayrılmasında belki de en son suçlanacak kişiler Gilbert ve Ferry’di. Ancak şimdi 2010 yılında LeBron’ın ufukta gözükecek bir ayrılığı organizasyonu uzun yıllar geri götürecektir.

Bu nedenle Cavaliers’ın da diğer takımların yaptığının aksi bir şeyler yapması gerekiyor. Örnek vermek gerekirse, diyoruz ya Knicks en iyi skoreri Jamal Crawford’u Al Harrington gibi istikrarsız bir forvet için elden çıkarttı. Yada Detroit Pistons, CV’sinde bir şampiyonluk ve final serisinin MVP ödülünü bulunduran Chauncey Billups’ı takas etti. Burada Cavaliers’ın yapması gereken, LeBron James’i onore edecek, organizasyonda onun önemini daha da arttıracak oyuncular kadroya dahil etmekti.

New Jersey Nets bir şekilde Vince Carter’dan kurtulmak istiyor. Özellikle de Devin Harris bu kadar iyi basketbol oynarken. Wally Szczerbiak ile başlayacak bir takas paketine Nets’in hayır diyeceğine inanamıyorum. Yada benzer Szczerbiak’ı Ohio’lu Michael Redd için kullanmak hiç de mantıksız gözükmüyor.

Şayet LeBron James için diğer takımların yaptığı hazırlıkları Cavaliers bu kısa süre içerisinde yapmazsa, o zaman Knicks’in, Pistons’ın yaptıkları değil, Gilbert ile Ferry’nin düşünemedikleri şeyler konuşulur.

EyüphanAydın 14.12.2008 12:39

Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri
 
[img]http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/73065.jpg[/img]
[B]
Kutluay'dan tarihi rekor![/B]

Erkekler İkinci Ligi'nde dün oynanan karşılaşmada İTÜ, Beykozspor'u 88-84'lük skorla yenerken maça damgasını vuran isim İkinci Ligde bir maçta sayı rekoru kıran İbrahim Kutluay 'dı.
14 Aralık 2008 08:55

Maçta 2/6 iki sayı, 8/11 üç sayı, 23/24 serbest atış isabetiyle oynayan 34 yaşındaki oyuncu Beykoz potasına tam 51 sayı bıraktı. İTÜ'nün elde ettiği galibiyette başrolü oynayan İbrahim Kutluay ikinci ligde bir maçta atılan en çok sayı olarak da tarihe geçti.

[B]Hürriyet[/B]

EyüphanAydın 14.12.2008 13:06

Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri
 
[img]http://www.tbf.org.tr/tbfweb/tbfweb2.nsf/bddbb8b0f5e6486fc2257206004154f8/04a50989c1e44c42c225751e005d685c/$FILE/STG17416/STG17416.gif?OpenElement[/img]


[B]Efes 9'u Tuşladı[/B]


Lider Efes Pilsen galibiyet serisini bozmadı, evinde ağırladığı Başkent’in güçlü temsilcisi Türk Telekom’a da şans tanımadı, üst üste dokuzuncu kez zafere ulaşarak koltuğu kaptırmadı.



Beko Basketbol Ligi’nde lider Efes Pilsen, zorlu rakibi Türk Telekom’u 80-76 yenerek 10. maçında 9. galibiyetini aldı.
Maça fırtına gibi giren Efes, üst üste bulduğu basketlerle 3. dakikada 10-0 öne geçti, ilk periyodu da 28-15 önde tamamladı. 2. periyotta Telekom toparlandı. Başkent ekibi yakaladığı 6-0’lık seriyle farkı eritmeye başlamasına rağmen devre 37-35 Efes’in oldu.
22. dakikada Telekom durumu eşitledi (37-37) ancak rakibine 6-0’lık seriyle karşılık veren Efes son çeyreğe 56-53 önde girdi. Son periyoda hızlı başlayan Telekom, 32. dakikada 58-56 öne geçti. Bu dakikalarda iki takım da karşılıklı basketler bulurken, üstünlük sürekli el değiştirdi. Skor birara 69-69’a geldi.
Müthiş mücadeleye sahne olan periyodun son dakikasına Efes 73-71 önde girdi. Bitime 28 saniye kala Efes farkı 4 sayıya (75-71) çıkardı. Ancak başkent ekibi bitime 20 saniye kala Tutku’nun üçlüğüyle skoru 75-74’e getirdi. Kalan sürede her iki takım da taktik faullerle üstünlük kurmaya çalışırken, Efes serbest atışları daha iyi kullandı ve maçtan 80-76 galip ayrılmayı başardı.


[B]MİLLİYET[/B]

EyüphanAydın 14.12.2008 13:06

Cevap: 2008-2009 sezonu Basketbol haberleri
 
[img]http://www.basketbolhaber.com/images/stories/kckResimler/pota5.jpg[/img]


[B]Zirve Keyfi[/B]


Sample ImageBeko Basketbol Ligi'nin lideri Efes Pilsen, şampiyonluktaki rakibi Türk Telekom'a 3. yenilgisini tattırırken, üst üste 9. galibiyetini alıp zirvedeki yerini sağlamlaştırdı..

Beko Basketbol Ligi 10. haftasında baştan sona çekişme içinde geçen maçta lider Efes Pilsen, Türk Telekom'u 80-76 mağlup etti. Karşılaşmaya iyi başlayan Efes, 3. dakikayı 10-0 önde geçti. Baskı karşısında sayı bulamayan Telekom 5. dakikayı da 18-8 geride tamamladı. Biraz toparlanan Türk Telekom, Asım ve Bekir'in sayıları ile farkı 7 sayıya indirdiyse de Efes çeyreği 28-15 önde bitirdi. 2. periyoda sert savunma ile başlayan Telekom, Efes'e sayı şansı vermezken, Wright'ın basketleriyle de farkı yine 7 sayıya indirdi ve Dudley ile Blackney'in son saniye basketleriyle devreyi sadece 2 sayı geride bitirdi: 37-35 3. çeyrek iki ekibin de karşılıklı sayılarıyla geçti. Efes'in farkı 8 sayıya kadar çıkardığı periyodu Telekom 56-53 geride bitirdi. Final çeyreğinin başında Winston ile sayılar bulan Telekom maçta ilk kez 58-56, sonra da 60-58 öne geçti. İki takım da çekişmeli geçen bir mücadele sergilerken son 3 dakikaya 67-67 eşitlikle girildi. Maçın son dakikası taktik faullerle geçti. Son 2 saniyeye 78-76 önde giren Efes, Smith'in elinden kazandığı sayı ile karşılaşmayı 80-76 kazanıp Telekom'a 3. mağlubiyeti tattırdı.


[B]SABAH[/B]


WEZ Format +2. Şuan Saat: 10:29.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © 2005