![]() |
-->: BASKETBOL
Ender geçen sezondan memnun
Yunanistan'ın Panionios takımında forma giyen Türk basketbolcu Ender Arslan, sezonun kendisi için iyi geçtiğini söyledi. Sezon başında Slovenya'nın Union Olimpija takımına giden, ardından İspanya'nın TAU Ceramica ekibinde 2 ay forma giyen ve son olarak Yunanistan'ın Panionios takımına geçen Ender, iyi bir sezon geçirdiğini dile getirdi. Lejyoner oyuncu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sezona Union Olimpija'da başladığını hatırlatarak, şöyle konuştu: ''Union Olimpija'da maddi sorun çıktı. Bu dönemde beni TAU Ceramica istiyordu. Bu nedenle İspanya'ya transfer oldum. TAU Ceramica'da çok iyi iki ay geçirdim. Bu sürenin ardından kulüp kalmamı istedi. Ancak benim oynadığım dönemde oyun kurucu Zoran Planinic sakattı. Daha sonra sakatlığı geçmişti. TAU Ceramica antrenörü eski sistemi bozamayacağını bu nedenle fazla şans bulamayacağımı söyledi. Ben de kenarda oturmaktansa fazla süre alabileceğim bir takımda olmak istedim. Bu nedenle Panionios takımına geldim.'' Panionios'ta bu sezonki en yüksek formuna ulaştığını kaydeden Ender Arslan, ''Yunanistan'da uzun süreler alıyorum. Milli takıma çağrılmam halinde fazla süre almam önemli olacak. Bu şekilde milli takıma da hazır gitmiş olacağım'' dedi. -''YURT DIŞINDA OYNAMANIN BANA KATKILARI OLDU''- Ender, Avrupa'da oynadığı dönemde kendine olan güvenin arttığını dile getirdi. Takımdan takıma veya sistemden sisteme oyun anlayışının değiştiğini vurgulayan Ender, şunları söyledi: ''Bir takımda skor yapmak gerekiyor, başka ekipte farklı şeyler uygulamak gerekiyor. Yurt dışında oynadığım sürede kendime güvenim arttı diyebilirim. Geçen seneye göre kendimi daha iyi hissediyorum. Ne olursa olsun 3 farklı ülkede basketbol oynamak tecrübe katıyor. Yaştan çok oynama süresinin tecrübeyi artırdığını düşünüyorum. Gittiğim takımlarda bu sezon fazla sorumluluk aldım diyebilirim. Yurt dışında oynamanın bana bu konularda katkıları oldu.'' -EFES PİLSEN KONUSU- Eski takımı Efes Pilsen ile yaptığı sözleşmede geri dönmesi yönünde bir opsiyon olduğunu dile getiren Ender, Yunanistan'da ligin devam ettiğini ve şimdilik buna konsantre olduğunu söyledi. Sezonun bitmesinin ardından bu konuda kararını vereceğini vurgulayan başarılı oyuncu, ''Efes Pilsen ile oturup konuşacağız. Şu anda dönerim ya da dönmem diyemem'' dedi. Beko Basketbol Ligi'nde şampiyon olan Fenerbahçe Ülker'i de tebrik eden Ender, ''Gerçekten çok iyi basketbol oynadılar. İyi savunma yaptılar. Haklarıyla şampiyonluğu elde ettiler. Ancak Efes Pilsen ne olursa olsun büyük bir kulüp. Türkiye'ye başarılar kazandırmış bir kulüp'' diye konuştu. Efes Pilsen'de oyun kurucu pozisyonunda yaşanan sıkıntı konusunda görüşlerini açıklayan lejyoner oyuncu, ''Şu an kadroda bulunan oyuncular da iyi oyuncular. Sistem gereği herkes elinden geleni yapıyor. Bu nedenle fazla eleştirmemek gerekiyor'' dedi. -OKTAY MAHMUTİ'YE TEŞEKKÜR- Eski Efes Pilsenli oyuncu, genç yaşında kendisine güvenip sahaya süren antrenör Oktay Mahmuti'ye de teşekkür etti. Ender, sezon başında Mahmuti ile görüştüğünü ve yabancı bir oyun kurucunun gelmesi halinde gitmek istediğini kendisine ilettiğini hatırlatarak, ''Efes Pilsen'den gittiğim için bir üzüntüm yok. Sonuçta yurt dışına çıktım. Benim için çok iyi tecrübe oldu. Oktay Mahmuti'ye kırgınlığım yok. 17 yaşındayken bana güvenip beni oynattı. Kendisine her zaman teşekkür borçluyum'' diye konuştu. Panionioslu oyuncu, Yunan liginde Avrupa Ligi'ne katılmak için mücadele verdiklerini sözlerine ekledi. |
--->: BASKETBOL
ßşarır bence
..................... |
-->: --->: BASKETBOL
[QUOTE=€LBeyli58;221110]ßşarır bence
.....................[/QUOTE] Kim neyi basariyor ? Pek anliyamadim orasini :D |
-->: BASKETBOL
3 şampiyonluğu bulunan San Antonio Spurs ile NBA finallerine ilk kez yükselen Cleveland Cavaliers'ın karşı kaşıya geleceği final serisinde ilk 5 oyuncularının performansı büyük önem taşıyor.
5 Numara: Fabricio Oberto – Zydrunas Ilgauskas: San Antonio Spurs Fabricio Oberto'yu hücumda pek fazla kullanmasada, Arjantinli oyuncu bulduğu fırsatları çok iyi değerlendirdi ve play-off'ta yüzde 67 saha içi isabetiyle oynadı. Oberto, Batı Konferansı final serisinde 3 kez çift haneli skor üretmeyi başardı. Zydrunas Ilgauskas ise, Doğu Konferansı'nın en iyi hücum eden pivotları arasında yer alıyor. Cleveland Cavaliers, play-off'ta yüzde 52.5 ile şut kullanan Litvanyalı pivotu genellikle 1. ve 2. yarının başlarında topla buluşturuyor. Bu 2 oyuncunun eşleşmesinde Cavaliers'ın daha avantajlı olduğunu söyleyebiliriz. 4 Numara: Tim Duncan – Drew Gooden: 3 kez NBA finallerinin en değerli oyuncusu seçilen Tim Duncan, play-off'ta yakaladığı 23.2 sayı 11.4 ribaunt ortalamaları ile kariyerinin en üst seviyesine ulaşmış durumda. Yaptığı mükemmel savunma ile Spurs'ü taşıyan Duncan, yüzde 53.9 saha içi isabetiyle hücum ediyor. Drew Gooden'ın Duncan'la eşleşmesi oldukça zor gözüküyor; ancak Cavaliers'ın beklentisi kenardan gelen Anderson Varejao'nun Duncan'ı psikolojik olarak rahatsız etmesi olabilir. Duncan'ın ligin en soğuk kanlı oyuncularından biri olduğunu ve kolay kolay sinirlenmediğini düşünürsek, 4 numara pozisyonunda Spurs'ün 1 adım önde olduğu açık. 3 Numara: Bruce Bowen – LeBron James: NBA'in en iyi dış oyuncu savunmacıları arasında yer alan Bruce Bowen, Spurs finale gelene kadar Steve Nash'in de aralarında bulunduğu birçok yıldızı hücumda yavaşlatmayı başardı. Ancak, Bowen'ın Batı Konferansı finalinde Deron Williams karşısında savunmada etkisiz kaldığını gördük ve tecrübeli oyuncuyu şimdi daha zorlu bir sınav bekliyor. Hızını alarak potaya hareketlendiğinde LeBron James'i NBA'de hiçbir oyuncunun durdurması mümkün gözükmüyor ve bu nedenle Spurs topun genç yıldıza gitmesini engellemye çalışacak. LeBron'ın saha içindeki boş adamı görmekteki başarısını göz önünde bulundurduğumuzda, 3 numaralı pozisyonda Cavaliers'ın ağır bastığını rahatlıkla söyleyebiliriz. 2 Numara: Michael Finley – Sasha Pavlovic: Kariyerinde ilk kez şampiyonluk için şut kullanacak olan Michael Finley, yüksek yüzdeyle dış şut kullanabilen tecrübeli bir oyuncu. Doğu Konferansı yarı final serisini 16 sayı ortalama ile tamamlayan Sasha Pavlovic, Doğu Konferansı finalinde Detroit Pistons'a karşı başarılı performansını sürdüremedi. Son 10 maçta yalnızca 2 kez çift haneli skor üretmeyi başaran Sırp oyuncu, kullandığı 24 şutun 6'sını sayıya çevirebildi. Kenardan gelecek Manu Ginobili, Brent Barry gibi isimleri de düşünürsek, Spurs 2 numara pozisyonunda üstün olan taraf. 1 Numara: Tony Parker – Larry Hughes: Tony Parker'ın hızı sayesinde Spurs, yalnızca yarı sahada yavaş basketbol oynayabilen takım olma görüntüsünden uzaklaştı. Fransız oyuncu boyalı alana girerek dış oyunculara boş pozisyonlar hazırlayabiliyor ve hücumda Duncan'ın pota altındaki yükünü hafifletiyor. Ayrıca Parker, geçtiğimiz yıllara oranla daha yüksek yüzdeli şut kullanıyor. Larry Hughes ayağındaki sakatlığa rağmen Fransız oyuncuyu yavaşlatmaya ve hücumda etkili olmaya çalışacak; fakat Hughes'un istikrarlı bir şutör olduğunu söylemek çok zor. Son maçta 31 sayı atarak kariyerinin en yüksek rakamlarına ulaşan Daniel Gibson ise, Spurs savunmasının baskısı altında oynamak zorunda kalacak. Oyun kurucu pozisyonunda da Spurs'ün 1 adım önde olduğunu söylemek mümkün. |
-->: BASKETBOL
[B]t - mac sence ne olur final?[/B] tahminleri alalım:)
|
--->: -->: BASKETBOL
[QUOTE=myway;221524][B]t - mac sence ne olur final?[/B] tahminleri alalım:)[/QUOTE]
[B]T-mc Değilim ama :D Bence Spurs şampiyonluğa ulaşır :)[/B] |
-->: BASKETBOL
[QUOTE=myway;221524][B]t - mac sence ne olur final?[/B] tahminleri alalım:)[/QUOTE]
Bence San Antonio seriyi 4-2 kazanir ve sampiyonluga ulasir |
-->: BASKETBOL
Boynuz kulağı geçer mi?
NBA'de büyük final cuma günü sabaha karşı başlıyor. Bir tarafta finallerin gediklisi diyebileceğimiz San Antonio Spurs diğer tarafta ise tarihinde ilk kez NBA finali oynayan ve Detroit Pistons'ı 2-0 geriden gelerek elemeyi başaran Cleveland Cavaliers. Sizler için bu iki takımı değerlendirdik ve yazarların final ile ilgili görüşlerini aldık.. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için Bir insan, bir maçın kaderini bu kadar çok değiştirebilir mi? Ya da bir insan, takımını bu kadar sırtlayabilir mi? Eğer bunlar LeBron James ile ilgiliyse, soruların cevapları 'Evet' oluyor... Majesteleri Michael Jordan'dan beri gelmiş en iyi basketbolcu yakıştırmaları yapılan James, 2003 yılı draftında ilk sırada seçilerek geldiği Cleveland'ta işler hiç yolunda gitmiyordu. Keza Cavaliers o dönem ligin en kötü takımıydı. Bırakın play-off'lara katılmayı 20 galibiyete bile ulaşamamışlardı. 2002-03 yılını 17 galibiyet, 65 yenilgiyle kapatan Cavaliers, berbat bir sezonun ardından 2003 yılı draftında LeBron James'i ilk sırada seçerek belkide tüm takım tarihini değiştrecek büyük bir işe imza attıklarının farkında değillerdi. Cleveland, Paul Silas yönetiminde ve yeni yıldız LeBron James önderliğinde 2003-04 sezonunu 35 galibiyet, 47 mağlubiyetle tamamlayarak kendileri için çok iyi bir yüzdeyle sezonu noktaladılar. Çaylak sezonunda, 20 sayının üzerinde ortalama tutturan LeBron, NBA tarihinde bunu başaran sadece 3. çaylak oyuncu olmuştu. Bir sonraki sezon Cleveland Cavaliers kadrosunu, draftta 10. sıradan seçtiği Luke Jackson, Eric Snow ve Drew Gooden'la güçlendirdi. Ancak yine bütün ipler LeBron'un elindeydi. Sezonu 4 triple-double yaparak kapatan James, NBA tarihinde triple-double yapan en genç oyuncu da olmayı da ihmal etmedi. Cleveland tarihinde 5. kez takım, All-Star'a 2 oyuncu birden gönderdi (LeBron ve Ilgauskas). Sezonu 42-40 ile grubunda 4. sırada tamamlayan doğu ekibi, her geçen sezon daha iyi olacağının sinyallerini vermişti. 2004-05 sezonunun sonunda takımdan ayrılan Paul Silas'ın yerine haziran ayında, Indiana Pacers'ta asistan coach olarak görev yapan Mike Brown geldi. Kariyerinde ilk kez 'head coach'luk yapacak olan Brown, belkide kariyerinin en parlak yıllarını geçireceği takıma ilk adımını atmış oldu. Mike Brown'la gelen başarı... Mike Brown yönetimindeki Cleveland, 2005-06 sezonunu 50 galibiyet, 32 mağlubiyetle Doğu Konferansı'nda 3. sırada tamamlayarak play-off'lara kaldı. İlk turda Washington Wizards'ı 4-2 ile geçen 'Şövalyelerin' ikinci turdaki rakibi Detroit Pistons'tı. Tıpkı bu sezon olduğu gibi ilk iki maçta rakibine teslim olan Cleveland 2-0 geriye düşmüştü. Herkes Detroit'in turu rahat geçeceğini düşünürken sahneye yine LeBron James çıktı ve Cleveland'ı 2-0 geriden gelerek 3-2 öne geçirdi. Artık her şey tersine dönmüştü ve ibre Cleveland'tan yanaydı. Ancak ters giden bir şeyler vardı. Takımdakilerin bile Detroit'i yenebileceklerine dair inançları yoktu. Başarıya aç ama tecrübesiz bir takım olan Cavaliers nitekim 6. ve 7. maçları kaybedip, seriyi 4-3 Kaybetti. Konferans Yarı Finali'nde elenen Cleveland'ta moraller bozulsa da geleceğe olan inanç artmıştı. Bu sezona da Mike Brown'la başlayıp çok iyi bir iş yapan Cleveland Cavaliers, normal sezonda evinde (The Quicken Loans Arena) en iyi galibiyet yüzdesine sahip olan takımlardan biriydi. 30-11'lik performans, Doğu'nun en iyi 2. iç saha istatistiğiydi. NBA genelinde ise 30 galibiyet ve üzerinde alan 8 takımdan biriydi Cavaliers. The Q'da seyircisiyle bütünleşen 'Şövalyeler' dış sahada aynı başarıyı gösterememekle eleştiriliyordu. Kadrosunda LeBron James dışında Larry Hughes ve Zydrunas Ilgauskas gibi iki all-star oyuncuyu da barındıran takım, bir önceki sezonda gösterdiği performanstan ileriye gidemedi ancak başa güreşen takımlardan Detroit, San Antonio, Chicago ve Houston'ı yenme başarısını göstererek bir anlamda rakiplerine play-off'lar öncesi gözdağı vermiş oldu. Sezonu yine 50-32'lik performansla noktalayan Cleveland Doğu'da 2. sıradan Play-off'lara girdi. Play-off ilk turunda yine Washington'la eşleşen Cavaliers, Gilbert Arenas'ın sakatlığını iyi değerlendirdi ve rakibini süpürerek zorlanmadan konferans yarı finaline yükseldi. Yarı Finaldeki rakip New Jersey Nets'ti. The Q'da ilk iki maçı kazandıktan sonra, deplasmanda da bir maç kazanan Cavaliers, Cleveland'a döndüğünde 3-1 öndeydi. Herkes onların maçı kazanıp seriyi sonlandıracaklarını düşünüyordu ama öyle olmadı. New Jersey Nets maçı kazandı ve seriyi 3-2'ye getirerek saha avantajını eline geçirdi. Continental Airlines Arena'da LeBron Jamas ve arkadaşlarını stresli bir maç bekliyordu ama onlar için beklenenden kolay oldu ve Cleveland maçı 88-72 kazanarak Doğu Konferansı Finali'nde Detroit Pistons'ın rakibi oldu. The Q'da her şey değişti Geçen yıl yarı finalde elendiği Detroit'ten hem rövanşı almak hem de tarihlerinde ilk kez Doğu Konferansı şampiyonu olmak isteyen Cleveland Cavaliers, saha dezavantajıyla başladığı seride ilk iki maçı The Palace'ta, aynı skorla 79-76 kaybetti ve 2-0 geriye düştü. Senaryo geçen yılki ile tamamen aynıydı. Cleveland The Q'ya geldiğinde, taraftarlar geçen yılın aksine 'biz inandık, siz de inanın' tarzı pankartlarla takımlarına destek oldular. LeBron James'in 32 sayı, 9 ribaunt ve 9 asistle triple-double'ı kaçırdığı maçta rakibini 88-82 yenen Cleveland seriyi 2-1 getirdi. 4. maç yine Quicken Loans Arena'daydı ve seyircisini de arkasına alan ev sahibi takım bu sefer 91-87 kazanarak durumu 2-2 yaptı ve umutlandı. LeBron James'in gayretleriyle geçen yılki senaryo tekrarlanıyordu. Tek fark, taraftarların ve oyuncuların içlerindeki inançtı. Bu inanç 5. maçta LeBron James'in içine öyle işlemişti ki, Palace of Auburn Hills'i dolduran Detroit seyircisi adeta dondu kaldı. Maçı, Play-off kariyer rekoru olan 48 sayıyla tamamlayan LeBron, iki uzatmaya giden maçta takımına deplasmanda 109-107'lik galibiyeti getirirken adeta 'Kimse beni yenemez' der gibiydi. Cleveland'ın son 25 sayısının tamamına imza atan James, ne kadar büyük bir yıldız olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. Şimdi her şey geçen yılla eşleşmişti. 2-0 geriden gelip 3-2 öne geçen Cleveland bakalım geçen yılın aksine rakibini eleyip, tarihinde ilk kez Doğu Şampiyonu olabilecek miydi? Yoksa Detroit savunmasıyla ön plana çıkıp genç oyunculardan kurulu takıma yine dur mu diyecekti? İşte bu soruların cevabı 6. maçta The Q'da yanıt buldu. Beyaz atkılarlar salonu dolduran 20 bin kişi tarihe tanıklık etti. Özellikle son periyotta rakibine 31-16'lık ezici bir üstünlük sağlayan Cleveland maçı 98-82 kazanarak seriyi 4-2'ye gitirdi ve tarihinde ilk kez NBA Finali'ne yükseldi. LeBron James yine çok etkiliydi ancak baş aktör bu sefer 'Kral' değil, bir çaylaktı. Tıpkı 2003 yılında olduğu gibi... NBA'de ilk sezonunu geçiren Daniel Gibson, kenardan gelip 29 dakikada sahada kaldığı maçta tam 5'te 5 üçlük isabetiyle toplam 31 sayı üretti ve takımının Finale yükselmesinde büyük rol oynadı. Şimdi tüm gözler NBA Final serisine çevrildi. San Antonio Spurs ile Cleveland Cavaliers mutlu sona ulaşmak için zorlu bir sınav verecek. Sezon içinde güçlü rakibini iki kez yenme başarısını göstermiş ve 'Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için' sloganıyla yola çıkan LeBron James'li Cleveland mı, yoksa tecrübeli ve disiplinli bir takım olan Tim Duncan'lı San Antonio mu? Bu sorunun cevabını hep birlikte bekleyip göreceğiz... Umut ÇELİK / Sporx Oldies but Goldies Geçtiğimiz sezona şampiyon ünvanıyla başlayan ancak konferans yarı finalinde Dallas Mavericks'e elenerek sezonu kendisi için erken denebilecek bir dönemde bitiren San Antonio Spurs için bu sezon gösterecekleri performans gerçekten merak ediliyordu. Batı'da Dallas Mavericks ve Phoenix Suns'ın kadroları ve normal sezonda gösterdikleri performans ister istemez şampiyonluk ibresinin bu takıma kaymasına neden oluyordu. Bunun yanısıra San Antonio Spurs'un Michael Finley, Bruce Bowen, Robert Horry, Brent Barry gibi veteran isimleri ve yavaş yavaş o yaşlara ulaşan Tim Duncan, Fabricio Oberto, Francisco Elson, Jacque Vaughn gibi oyuncularla 82 maçlık periyodun ardından playoff'larda nasıl başarılı olacakları merak ediliyordu. Ancak bu kadroyu kuran isim de ligin en başarılı ve tecrübeli coachlarından Greg Popovich idi. Eski bir asker olan (Diyarbakır'da da görev yapmıştı) Popovich askerliğinin de önemli katkısının olduğu disiplinli antreman sistemi ve olasılıkları hesaplama ve bunlara göre plan yapabilme yeteneği ile tüm bu faktörleri göz önüne almış olmalıydı. Sezona beklendiği gibi başarılı bir giriş yapan Spurs Ocak ayında biraz bocalar gibi oldu. Bir taraftan Dallas Mavericks ve Phoenix Suns'ı kovalamak ve geçmek diğer taraftan da arkadan gelen Utah Jazz'a geçilmemek için mücadele veren Spurs, Şubat ve özellikle Mart ayındaki performansı ve Jazz'ın All-Star arasından sonra bocalama dönemine girmesi sonrası konferans üçüncülüğünü sağlama aldı. Aşağıdaki takımlarla da arayı açmaya devam eden Dallas Mavericks ve Phoenix Suns'ı kovalamaktan vazgeçen Spurs bir bakıma stressiz bir şekilde normal sezonu tamamladı. Batı'da Dallas ve Phoenix'in süper performansları sonrası birçok otorite bu iki takımın konferans finali oynayacağını ve muhtemelen bu iki takımdan NBA finali oynayacağını düşünüyordu. Ancak az sayıdaki insan özelikle playoff takımı olan Spurs'a dikkat çekerek savunmaların sertleştiği, tecrübenin ve soğukkanlılığın ön plana çıktığı playoff'larda bu özelliklerin tamamını bünyesinde barındıran Duncan ve arkadaşlarından bir sıçrama beklemekteydi. Spurs konferans ilk turunda Denver Nuggets ile eşleşti. Sezon ortasında Allen Iverson'ı takas yoluyla kadrosuna katıp Iverson&Carmelo&Camby üçlüsüyle büyük işler başarmak isteyen Denver ilk maçı deplasmanda kazanarak büyük sükse yaptı ancak serinin diğer maçlarını sanki hiç yenilmemiş gibi rahat oynayan Spurs ilk turu 4-1 ile geçmeyi bildi. Bu arada ilk turların en büyük sürprizi gerçekleşmiş ve konferans sekizinciliğini son maçta garantileyen Golden State Warriors, normal sezonun bir numarası Dallas Mavericks'i elemeyi başarmıştı. Bu da Spurs'un yarı finalde Phoenix Suns'ı geçmesi halinde NBA finaline beklenmedik derecede rahat ulaşabileceğini gösteriyordu. Çoğu otoritenin bu sezonun NBA şampiyonun çıkacağını düşündüğü Phoenix Suns serisi bir bakıma San Antonio Spurs'un neden tüm faktörler değerlendirildiğinde NBA'in en iyi takımı olduğunu gösterir nitelikteydi. Seriye galibiyetle başlayıp saha avantajını eline geçiren Spurs daha sonra kaybedip ardından serinin üçüncü maçında tekrar kazanarak dördüncü maça geldi. Serinin kaderini tayin eden bu maçta Suns kazanarak tekrar saha avantajını eline geçirmek istiyordu. O meşhur olayın olduğu serinin bu maçında Suns, sinirlerine hakim olamayarak haklı olduğu bir pozisyonda çıkan tartışmayla seri boyunca çok başarılı bir performans gösteren Amaré Stoudemire ve Boris Diaw'ı bir maçlığına kaybetmek zorunda kaldı. Bu arada kavganın kahramanı Robert Horry de iki maç ceza aldı. Ancak Spurs, bir sonraki maçta Amare'siz Suns karşısında oynamak için Horry'e 2 maç ceza verdirtmeye dünden razı olabilirdi ve bir bakıma bu kurban etme olayı da gerçekleşti ancak esas amaç bu cezayı aldırtmak değildi zira pozisyon esnasında Amaré olayın içinde değil benchteydi. Spurs?un asıl amacı rakibin sinirlerini germek idi. Bunu her türlü legal ve illegal yollarla denediler. (Bowen'ın tekme ve çelmeleri, çıkarılan kavga) Ve Suns da bu tuzağa düştü ve kazandığı dördüncü maçta belki de şampiyonluğu kaybetti. Spurs eksik rakibini deplasmanda yenerek seride 3-2 öne geçtikten sonra serinin altıncı maçında AT&T Center'da bir kaz daha kazanarak konferans finaline yükselmeyi başardı. Zorlu bir seriden finale çıkan Spurs'un karşısında ise Warriors'u beklenenden kolay bir şekilde eleyen Utah Jazz vardı. Fiziki yönden daha diri durumda olan Jazz?ın Spurs?u zorlaması bekleniyordu ancak sezon boyunca çoğu takımın aksine veteranlığın da getirdiği etkiden ötürü geniş rotasyonla oynayan ve neredeyse maç başına 40 dakika oynayan oyuncusu olmayan Spurs bu yüzden fiziksel anlamda geri düşmedi ve beklenenden daha rahat bir biçimde seriyi 4-1 ile geçti ve adını NBA finaline yazdırdı. Bakalım dünyanın en iyi uzun oyuncusu Tim Duncan ile NBA'de geleceğin Michael Jordan'ı olarak gösterilen LeBron James'in müthiş kapışması sonrası 2006-2007 sezonunun en büyüğü kim olacak? Sedat BALCI / Sporx NBA Final serisiyle ilgili yazarlardan görüşler; Kaan Kural San Antonio'nun, LeBron James'i bire birde durdurabilecek bir silahı yok ama takım halinde yavaşlatacaklardır. Spurs, bir kişiye konsantre olup, diğer oyuncuların canını yakmasına izin verecek bir takım değil. Fazla tecrübeli. Ancak Cleveland da ligin en iyi savunmalarından biri. Çok sert maçlar izleyeceğiz ama sonuçta tecrübe ve toplamda kalite farkı Spurs'u işaret ediyor. 4-2 Spurs Umut Güneş San Antonio'nun kurt koçu Popovich ve eski asistanı Mike Brown'ı karşı karşıya getiren dramatik bir final serisi bizleri bekliyor. Her iki koçun da felsefeleri, oyuna bakışları doğal olarak aynı. Rakipleri canından bezdiren Avrupai bir savunma ve paylaşımcı bir hücum. San Antonio'nun sorumluluk alabilen zengin kadrosuna karşılık, 'King' James ve zaman zaman baş aktörden rol çalabilen Daniel Gibson gibi figüranlar.Yani Spurs, normal sezonun ikinci maçında olduğu gibi LeBron'ı durdursa bile kaybedebilir. Detroit de Doğu finalinin 6. maçında bunu tecrübe etti. İlk iki maç serinin düğümünü çözecektir diye düşünüyorum. 2-0 yapan şampiyonluğa rahat uzanır, 1-1'de ise Cavaliers avantajlı olur. 4-3 Cleveland Sedat Balcı San Antonio buraya gelene kadar gösterdiği performansla tam bir playoff takımı olduğunu ispatladı. Özellikle de Suns serisi gösterdi ki saha içinde legal yada illegal her yolu çaktırmadan deneyip istediklerini alıyorlar. Cavaliers'da Varejao'nun Duncan'ı ne kadar sinirlendireceği bilinmez ancak bunu biraz başarabilirlerse bile karşılarına bu defa Tony Parker gibi durdurulması neredeyse imkansız bir guard çıkacak. Ginobili ve Finley de bir başka bela. Cavaliers, Pistons'ı hakkıyla geçti ancak Pistons'da Saunders'ın kritik tercihleri ve Billups'ın berbat performansının yanısıra çaylak Gibson'ın inanılmaz oyununun da turda etkili olduğu unutulmasın. Bu tür sürprizlerin her zaman yaşanacağını sanmıyorum ve normal sezonda rakibine iki kere yenilse dahi tecrübe, kadro kalitesi, derinliği ve tabii ki dünyanın en iyi uzun oyuncusu olan Tim Duncan faktörüyle Spurs şampiyonluğa uzanır. 4-1 Spurs Cem Şengezer Her iki takım da finale savunmalarının fena olmadığı bir dönemde geliyor. San Antonio bir adım önde seri bittiğinde rakibi 100 sayı (uzatmalar hariç) altında tuttuğu 3-4 maç görebileceğiz. Geçen yıl finalinden daha çetin mücadele bekliyorum. Yüksek skorda (200 sayı üzeri) maçı kaybedecek olan takımın seriyi de kaybedebilir. Bunu farkeden ve savunmaya oynayarak başlayacak takım serinin kontrolünü de sağlayabilir ve belirleyici olur. Taraflar için kilit sayının 24 sayı/periyod olduğunu kabaca belirtebilirim. Cleveland Cavaliers 4 maçdan 2 galibiyet çıkartısa veya düşük skorda 2 mağlubiyet alırsa işi kolaylaşır. Favori Spurs’ün ilacı yüksek hücum hattıdır. Bu ilacı kesebilecek Cavaliers sonuca gidebilir. Bu da demektirki: ilk 3 maçta rakibi çoğu kez 25 sayı/periyod altında, nadiren 25-30 sayı arasında tutabilirse formülü bulmuş demektir. 4-3 Cleveland Umut Çelik Bir tarafta göze hoş gelen basketbol oynayan Cleveland, diğer tarafta disiplinli, savunma yapan ve can sıkıcı bir oyun tarzıyla oynayan San Antonio. İlk bakışta San Antonio'un çok daha ağır bastığını ve zorlanmadan bu seriyi kazanıp şampiyon olacağını düşünebiliriz ancak Cleveland hiç de yabana atılacak bir takım değil. Sezon içinde oynadıkları 2 karşılaşamayı da kazanan Cavaliers, bir sürpriz daha yapıp NBA şampiyonluğunu istiyor. San Antonio'nun silahlarını saymaya gerek yok. Bence bu serinin kilit ismi LeBron ya da Tim Duncan değil Larry Hughes olacaktır. Çünkü onun, takımına çift haneli katkı yaptığı her maçta LeBron'un üzerine binen yük azaldığı için Cleveland rahat oynuyor. Ancak bu şekilde sonuca gidebilirler zaten. Aksi takdirde San Antonio pek zorlanmaz. Tecrübe ile başarıya aç iki takımın mücadelesinde gülen taraf Doğu ekibi olur. 4-3 Cleveland. |
-->: BASKETBOL
İlk gülen Spurs
Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi'nin (NBA) şampiyonunu belirleyecek olan 7 maçlık final serisi başladı. NBA'in en iyi takımının belirleneceği final mücadelesinin ilkinde gülen taraf ev sahibi San Antonio Spurs oldu. AT& T Center'da oynanan ve toplam 18 bin 797 basketbolseverin izlediği karşılaşmada, Batı Konferansı Şampiyonu San Antonio Spurs, Doğu'nun galibi Cleveleand Cavaliers'ı 85-76 mağlup etti ve 7 maçlık final serisinde 1-0 öne geçti. San Antonio Spurs'te Tony Parker, final serisinin ilk maçında agresif oyunuyla takımının galibiyetinde başrol oynarken; önceki turlarda oynadığı basketbolla NBA'in efsane isimlerinden Michael Jordan'ı bile kendisine hayran bırakan Cleveland'ın genç yıldızı LeBron James ise ilk maçta tutuk bir oyun ortaya koydu. San Antonio Spurs'un Fransız guardı Tony Parker, attığı 27 sayıyla hem takımının hem de maçın en skorer ismi oldu. Spurs'un bir başka yıldızı, kariyeri boyunca üç kez NBA finallerinin en değerli oyuncusu seçilme başarısı gösteren Tim Duncan 24 sayı, 13 ribauntluk başarımıyla galibiyete büyük katkı sağladı. San Antonio'da maçı çift haneli sayılarda tamamlayan üçüncü ve son isim de Arjantinli yıldız Manu Ginobili oldu. Oyuna sonradan dahil olan Ginobili, maçı 16 sayıyla noktaladı. Oynadığı göz kamaştırıcı basketbolla Cleveland'ı tarihinin ilk NBA finaline taşıyan 22 yaşındaki LeBron James, San Antonio Spurs karşısında adeta tutuldu. Karşılaşmaya ilk beşte başlayan ve toplam 44 dakika süre alan James, 16'da 4 gibi düşük bir şut yüzdesiyle maçı tamamladı. LeBron James maç boyunca yalnızca 14 sayı üretirken, 7 ribaunt topladı ve 6 kez de top çaldı. James maçtan sonra yaptığı açıklamada, kötü oynadığını kabul ederek, "İyi oynayamadım. 6 top kaybı benim karakterime uygun değil. Ben bu takımın lideri oluyorum. Kazanmak için bizden daha iyi oynamak zorundayım. Bundan sonraki maçlarda daha iyi oynayacağım" dedi. LeBron James, maç esnasında kullandığı ilk 8 şutun hiçbirinde sayı bulamadı. James, ilk sayılarını 4 serbest atıştan bulduğunda San Antonio rakibi karşısında devreyi 40-35 önde tamamlıyordu. Cleveland Cavaliers'ta Daniel Gibson attığı 16 sayıyla takımının en skorer ismi olurken, Drew Gooden ise 14 sayıyla karşılaşmayı noktaladı. Üçüncü çeyreğin başlarında da Lebron James'in kötü oyununa rağmen San Antonio karşısında iyi direnen Cleveland, farkı 5-6 sayı civarında tutmayı başardı. Ancak Spurs, bir anda yakaladığı 18-6'lık seriyle rakibi karşısında farkı aniden açtı ve Robert Horry'nin de 3 sayılık basketiyle açılan dördüncü çeyreğe 67-49 önde girdi. Son çeyrekte de rakibinin farkı kapatmasınaizin vermeyen San Antonio Spurs, kontrollü oyununu sürdürdü ve maçtan galibiyetle ayrılmasını bildi. |
-->: BASKETBOL
NBA tarihinde ilk: 103-92
NBA'de final karşılaşmasında kendi sahasında konuk ettiği Cleveland Cavaliers'ı 103-92 mağlup eden San Antonio Spurs, ilk yarıyı 58-33'lük skor ve 25 sayılık farkla kapatarak NBA finallerinde ilk kez bu kadar farkı yakaladı. 1948 yılında Philadelphia, Baltimore'a karşı ilk yarının sonunda 21 sayılık bir fark yakalamış ama seriyi 4-2 alan Baltimore şampiyon olmuştu. Spurs aldığı bu galibiyetle kendi sahasındaki iki maçtan da galibiyetle ayrılarak seriyi 2-0'a taşımış oldu. Bundan sonraki 3 karşılaşma Cleveland Cavaliers'ın sahasında oynanacak. LeBron James'in erken aldığı faullerle, maçın gerisi düşünülerek kenara alınması sonrasında San Antonio Spurs farkı açma şansı yakaladı ve ilk çeyreği 28-17, ikinci çeyreği ise 30-16 önde tamamladı. İlk yarının sonuna kadar 11 atış yapan LeBron bunların sadece 4'ünü sokma becerisi gösterirken 13 sayı kaydetti. Maçın sonunda ise bu sayı 25'ti. İlk maçı 85-76 önde tamamlayan Spurs'ta ilk çeyrek herşey belki de beklediklerinden de iyi geçti. Cavaliers %27 atış yüzdesi gösterirken Spurs, %55'le ilk yarıyı geride tamamladı. İkinci yarıya iyi başlayan ve Spurs'un sayılarına sayıyla karşılık veren Cavaliers, 3. çeyreği 31-29 geride tamamlayarak belki de finalde en farklı mağlubiyeti yemenin önüne geçti. Son çeyrekte ise rakibini 14 sayıda tutan ve buna 30 sayı ile karşılık veren Cavaliers farkı ancak 11'e indirebildi. Spurs'ta Tony Parker 30 sayı ile maçın en skorer ismi olurken onu 25 sayı ile Manu Ginobili, 23 sayı ile de Tim Duncan takip etti. Cavaliers'ta ise LeBron James 25 sayı ile takımının en skorer ismi oldu. Son maçta sadece 2 sayı ile oynayan Larry Hughes, bu karşılaşmada sayı bulamazken, yerine ilk 5'te başlaması taraftarlarca istenilen Drew Gooden 15 sayı kaydetti |
| WEZ Format +2. Şuan Saat: 10:21. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © 2005