SivasSpor.com -  Yiğidoların Özgür Sesi

SivasSpor.com - Yiğidoların Özgür Sesi (http://www.sivasspor.com/forum/index.php)
-   Eğlence (http://www.sivasspor.com/forum/forumdisplay.php?f=23)
-   -   BURAYA TIKLAYIN VE EGLENIN... (http://www.sivasspor.com/forum/showthread.php?t=3340)

FATIMA 21.03.2006 12:19

-->: BURAYA TIKLAYIN VE EGLENIN...
 
[COLOR="Magenta"][B][I][FONT="Comic Sans MS"]TABİKİ HİÇ BİRİNE KATILMIYORUM :D:D:D


HARD-DISK tipi kadın:
Her şeyi hafızasında saklar.
RAM tipi kadın :
İşiniz bittiği anda sizi de unutur.
WINDOWS tipi kadın:
Herkes hiçbir şeyi doğru dürüst yapamadığını bilse de kimse onsuz yaşayamaz.
EXCEL tipi kadın:
Söylendiğine göre bir çok kabiliyeti olmasına rağmen bir çok kimse basit duygular için kullanır.
SCREENSAVER tipi kadın :
Eğlendirmekten başka hiçbir işe yaramaz.
INTERNET tipi kadın :
Erişilmesi zorlu olan tiptir.
SERVER tipi kadın :
İhtiyacınız olduğundan her zaman meşguldür.
MULTIMEDIA tipi kadın :
Korkunç şeylerin güzel gözükmesini saglar.
E-MAIL tipi kadın :
Her 10 sözünden 8'i anlamsızdır.
VIRUS tipi kadın :Bir başka ismi de "Eş" tir. Hiç beklemediğiniz bir anda gelir kendisini yerleştirir ve kaynaklarınızı kullanmaya başlar. Kurtulmaya çalıştığınızda kesin bir şeyler kaybedersiniz eğer kurtulmazsanız her şeyinizi kaybedersiniz.[/FONT][/I][/B][/COLOR]

bugrakova 21.03.2006 12:32

-->: BURAYA TIKLAYIN VE EGLENIN...
 
harika ya çok güzle olmuş...müthiş ya...

bugrakova 21.03.2006 12:55

-->: BURAYA TIKLAYIN VE EGLENIN...
 
[url]www.fistik.com/films/fb_tr.htm[/url]

bugrakova 21.03.2006 12:56

-->: BURAYA TIKLAYIN VE EGLENIN...
 
[url]http://www.fistik.com/Films/gs_tr.htm[/url]

Etem-Murat 21.03.2006 21:02

-->: BURAYA TIKLAYIN VE EGLENIN...
 
Bu asagida anlatacagim hikaye Japonya' da yasanmis gercek bir olaydir.Evini yeniden dekore ettirmek isteyen japon bunun icin bir
duvari yikar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasinda cukur bir bosluk bulunur. Duvari yikarken, orada disardan gelen bir civinin ayagina battigi icin sikismis bir kertenkele gorur. Adam bunu gordugunde kendini kotu hisseder ve ayni zamanda meraklanirda kertenkelenin ayagina cakilmis civiyi gorunce.
Muhtemelen bu civi 10 yil once, ev yapilirken cakilmisti. Nasil olmustu da kertenkele bu pozisyonda hic kipirdamadan 10 yil boyunca yasamayi basarmisti? Karanlik bir duvar boslugunda hic kipirdamadan 10 yil boyunca yasamak cok zor olmaliydi. Sonra bu kertenkelenin 10 yildir hic kipirdamadan nasil 10 yil yasadigini dusundu- ayak civilenmisti!! Boylece calismayi birakir ve kertenkeleyi izlemeye baslar, ne yiyor acaba? Sonra nereden ciktigini farkedemedigi baska bir kertenkele gelir agzinda tasidigi yemekle...
Inanilmaz!!! Adami sersemletir gordugu manzara. Bu nasil bir sevgi? Ayagi civilenmis kertenkele, 10 yildir diger kertenkele tarafindan beslenmekteydi... Bu hikayeyi ilk duydugumda cok etkilendim ve aralarindaki muhtemel iliski turunu dusunmekten vazgectim:es,arkadas,sevgili,abi,kızkardeş...Teknoloji ilerledikce bilgiye ulasmamiz hizlandikca hizlaniyor. Fakat insanlar arasindaki mesafe, o da ayni hizda birbirine yaklasiyor mu acaba?
SIZI SEVENLERI ASLA TERKETMEYIN, UNUTMAYIN ONLARI!

Etem-Murat 21.03.2006 21:05

-->: BURAYA TIKLAYIN VE EGLENIN...
 
Hepsi hepsi 10 yıl önceydi... Hayat bugünkü gibi arsız değil, masumdu...
İhanetler bu kadar uluorta değil, gizliydi...
Aldatmalar bu kadar kolay ve sıradan değil zordu...
Sadece 10 yıl önce, sevgililer ancak, evden ya da işyerinden arayabilir, uluorta kimse kimseyi arayıp, mesaj atamazdı.
Kimse kimsenin nerede olduğunu bilemez, kimse kimseyle o kadar kolay tanışamazdı...
Hayat sonsuz seçenekler yerine, sınırlı birlikteliklere izin verirdi...
İşyeri aşkları, arada bir de işyeri ihanetleri görülürdü...
Birbirini sınırlı mekânlarda, sınırlı sayıda gören, sınırlı sayıda konuşabilen, insanlar için ihanetler de sınırlıydı...
Ev telefonunun mahremiyeti, iş telefonunun çalışma kuralları vardı...
Arsız birliktelikler için araç yoktu... Arsızlığı iletecek, kablo yoktu... Bilgisayarlarda, utanmaz chatleşmeler, mailli sevişmeler henüz başlamamıştı.


***

Yıllar öncesinin sevgilileri, sizi zar zor evden arardı...
Annenin ve babanın yanında, evin orta meydanındaki telefon, aşkınıza sahne olurdu...
Kaçmak isteseniz, kaçamaz, konuşmak isteseniz konuşamazdınız...
Buluşmalar kıt, kavuşmalar kıt, randevulaşmalar kıt, siz de kıt kanaat geçinip gitmek zorundaydınız...
Kıtlıktan aşkı yaratmalıydınız...
İmkânsızdan buluşma ayarlamalıydınız. Ortamsızlıktan, aşk mekânları yaratmalıydınız...
Haftada bir kavuşmalardan, aşk çıkarmalıydınız...
İki saatlik buluşmalardan sevgi yaratmalıydınız...
Bunları bu şartlarla yaratamadığınızdan, aşkı ve sevgiyi esas olarak kafanızda yaratırdınız...
Bazen kendi kendinize aşık olur, kendi kendinize bitirirdiniz...
Bazen buluşana kadar çektiğiniz heyecandan kafayı yerdiniz...


***

Arsız chatleşmelerin, utanmaz cep mesajlarının olmadığı günlerde yaşam kuşkusuz daha arlı ve daha mazbuttu...
Cep telefonlu ve chatli dünyalar, artık sınırsız seçenekler, sınırsız ilişkiler, sınırsız aldatmalar ve sınırsız hayatlar yaratmaktadır.
İhanetlerdeki patlama cep telefonlarıyla doğru orantılıdır...
Evin bir başka odasına geçerek sessizce chatleşme, sanal çiftleşme bilgisayarla yapılmaktadır...
Hayat bir daha geri gelmeyecek bir yaşam tarzını kapatmakta, hep zaplanacak ilişkilerin artacağı başka bir tarzı dayatmaktadır...
Randevular artık randevu gibi değildir...
Taksim meydanında, ya da Karaköy iskelesinde yapılmamaktadır...
Birileri bir yerlere takılmakta, diğeri de cep mesajlarıyla o yere uğrayarak randevulaşmaktadır...
Takıla takıla yapılan randevulaşma, romantik değildir...
Birbirine kavuşmadan ziyade birbirine takılmayı içermektedir...


***

Birbirine takılanların, birbiriyle randevulaşanlar gibi, birbirlerine söyleyecek fazla sözü bulunamamaktadır...
Arada bir söylenecekler kısa mesajlarla zaten iletilmektedir...
Mesajlaşmalar kavuşmanın heyecanını bitirmektedir...
Gizemi yok etmektedir...
Hayatı düzleştirmektedir...
Cep telefonu mesajları ve bilgisayar chatleri iletişimi artırmakta ama aşkı öldürmektedir...
Gidip gelen mesajlar arasında heyecanı söndürmektedir...
Karşındakiyle konuşurken, aklı başka yere sürüklemektedir...
Karşındakiyle cilveleşirken, başkasıyla öpüşülmektedir...
Aşkı öldürürken, ihaneti teşvik etmektedir...
Yakında aşk daha bir azalacak, ihanet daha bir artacaktır...
Biri azalmaya, diğeri artmaya giderken sonunda ikisi de anlam yitirecektir...
Aşk azaldıkça, ihanet kelimesinin de anlamı kalmayacaktır...
İhanet hayatın kendisi olacaktır...

SEMİH-58 23.03.2006 18:19

-->: BURAYA TIKLAYIN VE EGLENIN...
 
ĞÜZEL MİŞ FENERLİLERE İYİ GELİR


WEZ Format +2. Şuan Saat: 06:40.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © 2005