![]() |
İstanbul'un Fethi'nin 554. Yılı Kutlu Olsun
[B]“İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdar ne güzel
hükümdar ve onun askerleri ne güzel askerlerdir”[/B] Hz.Muhammed (S.A.V) [IMG]http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/1/1e/Fatih_istanbulda.jpg[/IMG] İstanbul fethinin “ilâhî bir vaad” olduğu inancını taşıyan Osmanlılar, ısrarla bunun üzerinde durdular. 1391’de Sultan Yıldırım Bayezid Han (1386-1402), şehri kuşattı. Abluka şeklinde devam eden bu kuşatma, İstanbul’da bir Türk garnizonu, mahallesi, cami, mahkeme kurulması ve kadı (hakim) bulundurulması ile her sene on bin altın haraç verilmesi şartıyla kaldırıldı. Bu şartlardan bazılarının, Osmanlıların kuşatmayı kaldırmasından sonra Bizanslılar tarafından yerine getirilmemesi üzerine, İstanbul, 1395’te tekrar kuşatıldı. Haçlıların Niğbolu’ya gelmesi sebebiyle bu kuşatma gevşetildi. Yıldırım Bayezid Han, 1396 Niğbolu Zaferi sonunda, Bizanslıların Haçlılardan yardım almasını önlemek için Karadeniz sahilindeki Şile’yi zaptedip, Boğaziçi’nde Anadolu (Güzelce) Hisarını yaptırdı. Şehrin teslimini isteyen Bayezid Han, isteği kabul edilmeyince, kuşatmayı tekrar şiddetlendirdi. 1397’de başlayan bu kuşatma neticesinde Bizanslılar, eski antlaşma şartlarını yerine getirmeyi kabul ettiler. Yıldırım Bayezid Hanın son kuşatması, 1400’de başlayıp, Timur Han'ın (1370-1405) Osmanlı hududuna girmesiyle son buldu. 1411’de Şehzade Musa Çelebi’nin şiddetli hücum ve top ateşleriyle başlayan İstanbul kuşatması, Bizans entrikası neticesinde kaldırıldı. 1422 yılında Osmanlı Sultanı İkinci Murad Han (1421-1451) tarafından dört ay kadar süren çok şiddetli taarruzların yapıldığı kuşatmada, her türlü savaş taktiği ve zamanın teknik imkânları kullanıldı. Mihaloğlu Mehmed Bey'in, 10.000 akıncı ile başlattığı kuşatmaya, İkinci Murad Han büyük bir orduyla katıldı. Marmara’dan Haliç’e kadar bütün kara surlarının kuşatıldığı bu seferde, Murad Han, Topkapı ile Edirnekapı üzerinde taarruzlarını sıklaştırdı. Surlara yakın, kalın tahtalardan, üzeri topraklarla örtülen siperler yapıldı. Surların yüksekliğinde demir tekerlekli vasıtalarla hareket ettirilen ahşap yapılı yürüyen kuleler ile surlara yaklaşıldı. Kuvvetli topçu atışları ve lağım kazılmak suretiyle bütün imkânlar seferber edilerek kuşatma devam ettirildi. İstanbul’un düşmesi, an meselesi hâline geldi. Bizanslılar, kadını erkeği dahil bütün ahali ile şehri savundular. Meşhur Bizans entrikası tatbik edilerek, Anadolu’da Osmanlı’ya karşı ittifak tesis edilince, iki düşmanla uğraşmanın güçlüğünden, kuşatma kaldırıldı. [B]İstanbul’un son kuşatması Fatih Sultan Mehmed Han (1451-1481) tarafından, 1453’te yapıldı. [/B] Çocukluğundan itibaren devrin en büyük âlimlerinin önünde diz çöküp manevî bir terbiye alarak, millî kültür ve cihangirlik şuuru içinde yetiştirilen Fatih, daha 1444-1446 seneleri arasında İstanbul’u fethetmek ve böylece manevî müjdelere mazhar olmak idealiyle sabırsızlanıyordu. Bu sebeple, henüz on dokuz yaşındayken 1451’de ikinci defa saltanat tahtına oturur oturmaz, bu büyük idealini gerçekleştirmeye çalıştı.Büyük hazırlıkların ardından Fetih harakatı başladı ve gemiler denizden yürütüldü,asker surları kuşattı,Fethin manevi liderleri ellerini semaya açtı... 29 Mayıs sabahı Sultan Mehmed Han, sabah namazından sonra, güneş yükselince, iki rekat namaz kılarak kılıcını kuşanıp, atına bindi ve gece yarısından beri surları döven Osmanlı topçusunun, hedefi iyice yumuşattığına kanaat getirerek, umumî hücum emrini verdi. Osmanlı askeri, arkadaşlarının yaralanmasına ve şehid olmasına aldırmadan “Allah Allah” nidalarıyla hücuma geçti. Ellerine geçirdikleri her türlü vasıtalarla surlara tırmanmaya çalışıyorlardı. Bu sırada Ulubatlı Hasan, otuz kadar arkadaşıyla ilk defa surlar üzerine Osmanlı sancağını dikti ise de, şehid edildi. Osmanlı kuvvetleri, muhtelif bölgelerden, dalga dalga İstanbul’a girmeye başlamışlardı. Bizans halkı, panik içerisinde sağa sola kaçışıyor, bilhassa Ayasofya’ya sığınmaya çalışıyorlardı. Osmanlı kuvvetleri, Aksaray bölgesinde birleştiler ve Ayasofya’ya doğru ilerlediler. Kiliseye sığınmış olan ahâliye kapıları açtırdılar. Fakat, güçsüz ve acınacak durumdaki bu insan yığınına kılıç çekmediler, onlara dokunmadılar. 29 Mayıs Salı günü öğleye doğru, kır atının üstünde, yanında hocaları ve ordu kumandanları olduğu halde muhteşem bir alayla Topkapı’dan İstanbul’a giren genç hükümdar, doğruca Ayasofya’ya gitti. Fatih adıyla anılmaya hak kazanan 21 yaşındaki Sultan Mehmed Han, Bizanslıların alkış ve tezahüratı, Osmanlı askerlerinin dört bir taraftan göklere yükselen ezan ve tekbir sesleri arasında, Ayasofya önüne geldi. Ayasofya, ağzına kadar, kadın-erkek Rumlarla doluydu. Bizanslıların hüngür hüngür ağlamalarından hasıl olan gürültüyü susturarak, sükûtu sağlayan Fatih Sultan Mehmed Han, Ayasofya’da şükür namazı kıldı. Yerlere kapanan ahâli, rahip ve eski Ortodoks patriğine karşı; “Kalkınız! Ben Sultan Mehmed, sana ve bütün ahâliye söylüyorum ki, bugünden itibaren ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda, benim gazabımdan korkmayınız” hitabında bulundu. İstanbul fethedilmekle, Osmanlı Devleti toprakları arasında sıkışıp kalan, mevcudiyeti ve siyaseti ile daima bir tehlike teşkil eden, 1123 yılı İstanbul’da geçen, 1480 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’na son verildi. Osmanlı Devletinde yükselme devri başlayıp, Cihanşümul hakimiyet fikri gelişti. İnsanlığı iman birliği içinde bir tek devlet ve hükümdar hakimiyetinde toplamak için teşebbüse geçildi. |
--->: İstanbul'un Fethi'nin 554. Yılı Kutlu Olsun
Kutlu olsun cümle aleme
not: abi serbest kürsüde açmıştım :D |
--->: İstanbul'un Fethi'nin 554. Yılı Kutlu Olsun
kutlu olsun demek 554 sene geçdi
|
-->: İstanbul'un Fethi'nin 554. Yılı Kutlu Olsun
türkiye türklerindir bozkurt özgürlüğün simgesdir
|
İstanbul'un Fethi'nin 554. Yılı Kutlu Olsun
[B]İnsanların en büyük ihtiyacı olan hak şuuruyla adalet nizamı, Avrupa’da Hıristiyan âlemine Türk idaresi sayesinde girdi. İslâm dininin hak, hukuk ve adalet esasları, güzel ahlâk sahibi Müslümanların, İstanbul’da tesis ettiği idare sayesinde sağlam temellere dayandı. Bunu da Avrupa, İstanbul’un fethi sayesinde öğrendi. Hıristiyanlar, kadı (hakim) karşısında hükümdarla gayrimüslim bir vatandaşın bile muhakeme edildiğine, İstanbul’un fethinden sonra İslâm ve Türk adaletinin sarsılmaz kaidelerine şahit oldular.
Fatih Sultan Mehmed Hanın genç yaşında, balistik hesaplarını bizzat yapıp, döktürdüğü toplar, zamanın en büyük ve tesirli silahıydı. Topçuluk tekniğinin, dünya tarihini değiştirecek ilk büyük zaferi, İstanbul’un fethidir. Avrupa kralları, top sayesinde, otoritelerini hiçe sayan, ahâliye esir muameleleri yapan derebeylik (feodalite) usulünü kaldırdılar. Merkezî otorite kuvvetlenip, millî birlik esasına göre kurulan devletler, Avrupa haritasında kalıcı sınırlar meydana getirdiler. Hıristiyan Avrupa’da kültür ve medeniyet gelişti. Doğu ticaret yollarının bütünüyle Türk ve İslâm ülkelerinin eline geçmesi, Avrupalıları, ihtiyaçlarını temin için yeni yollar aramaya sevk etti. Ticarî yollar aramak için keşiflere çıktılar. Yeni ülkeler keşfettiler. Gemicilik gelişip, denizaşırı ülkelere açıldılar. Keşif ve buluşlarda bulunulup, teknik, kültür ve medeniyette büyük gelişmeler oldu. [COLOR="Blue"]Vur pençe-i Âlî’deki şemşîr aşkına Gülbang-ı âsmânı tutan pîr aşkına Ey leşker-i müfettihü’l-ebvâb vur bugün Feth-i mübîni zâmin o tebşîr aşkına Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-i hilâl içün Gelmiş bu şehsüvâr-ı cihangîr aşkına Düşsün çelengi Rum’un, eğilsün ser-i Firenk Vur Türk’ü gönderen yed-i takdîr aşkına Son savletinle vur ki açılsın bu sûrlar Fecr-i hücûm içindeki Tekbîr aşkına. [/COLOR]İ[I]stanbul’u Fetheden Yeniçeriye Gazel[/I] [/B] |
--->: İstanbul'un Fethi'nin 554. Yılı Kutlu Olsun
[B]Fatih Sultan Mehmet'ten Günümüze Uyarlanabilecek Mesaj[/B]
Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul'u fethettikten sonra imparatorluk sarayını gezer. Bir ara mahzene iner ve zindanda yaşlı bir papaza rastlar. Yaşlı papaza sorar: -Buraya neden hapsedildin? papaz cevap verir: -Arz edeyim Sutanım... Siz İstanbul'u kuşatmaya başladığınızda imparator beni huzura çağırıp, İstanbul'un düşüp düşmeyeceğini sordu. Ben de bilgime dayanarak bunun İstanbul'un uğradığı son muhasara olduğunu ve şehrin elimizden çıkacağını söyledim! Bu sözlerim imparatorun hiç hoşuna gitmedi... Çok kızdı bana!.. Bir sürü eziyetten sonra buraya attırdı beni. Fatih Sultan Mehmet Han bir an düşünür ve yaşlı papaza sorar: -Peki bu şehir bir gün gelir bizim de elimizden çıkar mı? Yaşlı papaz cevap verir: -Ne zaman ki içinizde fesat artar, ahaliniz kendi menfaatlerine teslim olur, mülklerini yabancılarına satanlar çoğalır, yabancılardan medet umanlar artar; işte o zaman bu şehir sizin elinizden çıkar. Bizans Fatih'i diz çöküp "Yarabbi! Böylelerini kahrına ve gazabına uğratmanı niyaz ediyorum". diye beddua eder. |
--->: İstanbul'un Fethi'nin 554. Yılı Kutlu Olsun
Fetihden önce tebdili kıyafet yapıp bir sabah çarşıya çıkar. Birkaç şey almak için bir bakkala girdiğinde,bakkal kendisine birisini verip,diğerlerini vermez. Sebebini sorduğunda,aldığı cevap gayet manidardır:
[B]“Efendim,ben siftah yaptım. Komşum daha yapmadı. Aynı kalitede onda da vardır.” [/B] Bir yandan şaşkınlık,diğer yandan memnuniyet kaplamıştır Sultanı. Diğer esnafta da aynı durumla karşılaşan Fatih,böyle birbirine karşı emniyet ve hakperestlik içerisinde bulunan halka sahib olduktan sonra,İstanbulun kendisine nasib olacağını,Allah’ın yardımıyla dünyanın fethinin dahi kendisine müyesser olacağına kanaat getirir. Bu inançla[B].”Ya ben Bizansı alırım,yahut Bizans beni alır.”[/B]demiştir. |
--->: İstanbul'un Fethi'nin 554. Yılı Kutlu Olsun
akşemseddinin gömleği ve fatihin gömleği hiç bir zaman üzerimizden çıkmayacak.biz davamızı biliriz.biz FETİH NESLİYİZ.
|
--->: İstanbul'un Fethi'nin 554. Yılı Kutlu Olsun
hayırlı olsun .vay be kaç sene geç,miş..
|
--->: İstanbul'un Fethi'nin 554. Yılı Kutlu Olsun
[B]Fatih Sultan Mehmet Han'ın Vasiyeti[/B]
[IMG]http://www.megarevma.net/fatih.jpg[/IMG] [COLOR="Blue"][B]Ben ki istanbul fatihi haddi aciz (en aciz)Fatih sultan mehmet bizati alın terimle kazanmış oldugum akçelerimle satın aldıgım istanbulun taşlık mevkiinde kain ve malumu hudut olan 136 bap dükkanımı aşağıdaki şartlar muvecehesinde vakfı sahih eylerim Şöyleki : Bu gayri menkulatımdan elde olunacak nemaların (kiraların) İstanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim. Bunlarki ellerinde bir kap içerisinde kireç tozu ve kömur külü oldugu halde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezeler. Bu sokaklara tükürenlerin tükürüklerinin üzerine bu tozu dökeler ki yevmiye yirmişer akçe alsınlar ayrıca 10 cerrah, 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tayin ve nesp eyledim bunları ki ayın belirli günlerinde İstanbula cıkalar bila istisna her kapıyı vuralar ve o evde hasta olup olmadıgını soralar. Var ise şifası yada mümkün ise şifab olalar. Değilse kendilerinden hiçbir karşılık beklemeksizin Daülaceze'ye kaldıralarak orada salah (salık) bulduralar Mazallah herhangi bir gıda maddesi buhranı da vaki olabilir Böyle bir hal karşısında bırakmış oldugum 100 silah ehli erbaba verile bunlarki hayvanatı vahşiyenin yumurtada veya yavruda olmadıgı sırda Balkanlara çıkıp avlanalarki zinhar hastalarımızı gıdasız bırakmayalar. Ayrıca külliyemde bina ve inşa eylediğim imarethanemde(yemekhane) şehit ve şühedanın harimleri ve meinei İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak yemek yemeye gelmeyup yamaklari,güneşin loş bir karanlıgında ve kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlere götürüle.....[/B][/COLOR] |
| WEZ Format +2. Şuan Saat: 00:48. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © 2005