Cevap: Anlamada sorun varsa, Yapacak bir şey de ol
GECİKEN CEVAP YAZISINDAN ALINTI
.....Habere göre Grosicki önce Sivas'ı göklere çıkarıyor, sonra yerin dibine sokuyor!
Önce “Türkiye'de futbol adına her şey mükemmel. Ben de sadece futbol oynamaya odaklanmak istiyorum. Geride kalan sezonda lige tutunduğumuz için mutluyum. Ancak Sivasspor her zaman daha iyi yerleri hedeflemeli. Çünkü Süper Lig'deki en iyi 7 takımdan birisi Sivasspor” diyor, sonrada “Türkiye'de bir futbolcu gününün yarısını kulüpte geçirir. Ben de öyle yapıyorum. Bazen boşluk bulduğumda gezmek ve aileme hediye almak için İstanbul'a gidiyorum. Çünkü Sivas çok sıkıcı bir şehir. Arkadaşlarımla oturup bira içebileceğim bir bar bile yok” şeklinde konuşmuş. Şunu çok samimi olarak söylüyorum, birazcık aklı olan, formasını giydiği takıma (şehre) azcıkta olsa saygısı olan birinin böyle bir açıklama yapacağına halen inanmak istemiyorum, üstelikte yalanlama gelmemesine rağmen!
Özellikle “Sivas çok sıkıcı bir şehir, arkadaşlarla oturup bira içeceğimiz bir bar yok” demesi kabul edilemez. Bu iki yönden kabul edilemez. Birincisi sen buraya belirli bir ücret karşılığında futbol oynamaya (spor yapmaya) geldin, üstelik topluma örnek olacak göz önündeki isimsin. Dünyanın her tarafında artık, içki-sigara reklamı kaldırılırken, bir sporcu olarak böyle bir açıklama yapmaya hakkın yok. İkincisi, ne demek “Sivas'ta bira içeceğim bir bar yok.” Oysa Sivas'ta hatırı sayılır düzeyde mekânlar var. O işlere bakmadığım için şu anda nereler olduğunu tam bilmiyorum, ama en az 2-3 tanesine bazı vesilelerle uğramıştım. Ayrıca Büyük Otel, Köşk ve Sultan otel gibi otellerin barları da var.)
Öncelikle Abdullah Yiğit'in en çok eleştirdiği bölüm 'Sivas çok sıkıcı bir şehir, bir bar bile yok' cümlesidir. Buradan başlayalım.
Kamil Grosicki, ülkesinin dışında sadece İsviçre'de FC Sion takımında bir yıl kiralık oynamış, geri kalan futbol ve özel yaşantısını yalnızca Polonya'da geçirmiştir. Yani tipik pollonyalıdır. Her ortalama polonyalı gibi gezmeyi,eğlenmeyi,gülmeyi,haya tı dolu dolu yaşamayı sever. Bira amaç değil yalnızca araçtır onlar için. Hani 'Kahve Bahane' deriz ya öyle. Ülkesi dışında farklı bir kültüre gelmiş hele Sivasımız gibi kabuğunu tam kıramamış bir yöreye gelmiş çok genç bir futbolcu.
-Takımda başka polonyalı futbolcumuz yok.
-Ailesini de getirmiş,eşi ve 4-5 yaşlarında bir oğlu var. Ailesiyle çıkıp gezmek, büyük şehirlerimizdeki gibi büyük alışveriş merkezlerinde eğlenmek istiyor tabii. Dil problemleri de var. Sadece ingilizce biliyorlar. Çok da pratikleri de yok. E bizim Sivaslıların da zehir gibi ingilizce konuşabildiğimizi söyleyemeyiz. Kamil'in eşini bizim hanımların gününe davet etmişler. Sanırım yönetimden birinin eşi vesile olmuş. Güzel davranış,bizim toplumumuza karışması ama ne derece anlaşabilmişlerdir.
-İstanbul ile Sivas'ı kıyaslıyor aslında bir cümle önce. Keşke Sivas da öyle olsaydı manasında.
Burada Abdullah Yiğit'in Kamil'in demecini incelerken ülkesinden kopmuş, kültür şoku yaşayan genç bir insanın çığlığını duymasını , süzmesini beklerdim tecrübeli bir gazeteci olarak.
Aynı şekilde yabancı futbolcularımız Navratil,Rada,Faty gibilere de maçlar, antrenmanlar ve kamplar dışında izin günlerinde nasıl rahat ediyorlarsa öyle yaşayabilecekleri ortamlar ayarlamak,gezip eğlenebilecekleri,iyi vakit geçirebilecekleri fırsatlar sunmak hem şehrimizi ilerletir hem sportif başarıyı getirir. Bu konuda tüm Sivaslılara sorumluluk düşüyor.
Konu içki konusu değildir. Farklı kültürleri anlamak,saygı duymak ve daha duyarlı ve profesyonelce düşünmek meselesidir. Abdullah Yiğit'i seviyor sayıyorum. Bu yazıları da başta yabancılar olmak üzere takımımızdaki tüm futbolcular için şehrimizi daha nasıl cazip hale getiririz,Sivasspor ve Sivas şehri daha nasıl içiçe olabilir bunları gündeme taşımaya vesile olduğunu düşünüyorum.
|