03.04.2013, 12:55
|
#43
|
|
Acemi Yiğido
Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 114
Thanks: 63
21 Mesajına 29 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 0 
|
Cevap: Sivas'lılar Nankör Değildir
Alıntı:
Serdar63972 Nickli Üyeden Alıntı
Zamanın birinde bir köylü ile yılan arkadaş, dost olurlar.Köylü yılana her gün süt götürmekte yılan ise ona hergün bir altın vermektedir.
Onlarınki karşılıklı menfaat dostluğu ama olsun her ikiside karşılıklı birşeyler alıp veriyorlar yani birbirleninin hayatını kolaylaştırıyorlar. Paylaşımda bulunuyorlar.
Bu karşılıklı alışveriş uzunca bir süre devam ediyor.Köylü bir gün hastalanıyor her gün götürdüğü sütü görüyemeyecek yılana, çağırıyor oğlunu yanına,bak oğlum bizim bahçenin yanındaki dut ağacının dibinde her gün bir yılan gelir, benim götürdüğüm sütü alır ve yerine bir altın bırakır.Ben bugün hastayım ve bu sütü sen götür ve yılanın verdiği altını getir der.
Oğlu babasının bahsettiği yere gider, sütü bırakır, ancak babasınada kızar çünkü babası o altını almak için hergün yılanı ziyaret etmekte ve süt götürmektedir her gün gitmekle olur mu? Kim taşıyacak hergün sütü öldür şu yılanı al altının tümünü der.
Sütü babasının dediği yere bıraktıktan sonra altını vermeye gelen yılana baltayla saldırır yılan kendini kurtarmak isterken aldığı balta darbesiyle ı kuyruğu kopar ve yılan can acısıyla oğlana saldırır ve onu boğarak öldürür.
Köylü bekliyo rki oğlu gelsin hemde altını getirsin,gelen yok, giden yok,oğlunun gelmediğini gören köylü acı zulum hemen bahçeye koşar.Birde ne görsün oğlu ölmüş, yılan acıyla ortalıkta kıvranmakta kuyruğunun yarısı yok vaziyette.
Her ikiside üzgündür köylüde evlat acısı yılanda kuyruk acısı.
Ancak zaman geçer birbirlerine yeniden ihtiyaçları olduklarını anlarlar.Çünkü yılan aç kalır, köylüde altınsız.Tekrar bir araya gelirler ve derler ki yine eskisi gibi dost olalım,Köylü derki sen yine hergün altını ver, ben yine sütünü getireyim hergün der.Yılan kabul eder. Ne yapsın her ikisininde rızkı kesilmiştir.Mecbur yeniden dost olmayı deneyecekler.
Köylü yine herzamanki gibi sütü götürür, yılanın verdiği altını alır.Bir kaç gün bu durum devam eder ama bir tuhaflık vardır.Her ikiside kendini kötü hissetmektedir.Çünkü köylü her gittiğinde yılanı görünce evladının acısını hisseder yılan ise köylüyü gördüğünde kopan kuyruğunun acısını.
Köylü bakar ki bu durumu devam ettiremeyecek. Evlat acısı zor.
Der ki yılana :
Kusura bakma .Bende evlat acısı, sende kuyruk acısı varken biz asla dost olamayız.Birbirimizi gördüğümüzde hep bu acıyı yaşayacağız.
Biz taraftar olarak haftalarca haklı olduğumuz halde bir iki cılız sesten başka ses çıkarmadık. Yaza yaza usandım ama gene yazacağım.
Rıza Hoca ile yönetim arasında şöyle bir sorun var. Senin aldırdığın futbolcular benim aldırdığım futbolcular. Doğa Kaya Rıza hocanın aldırdığı oyunculardandı, bırakıp kaçana kadar Rıza Hoca her fırsatta forma verdi. Abdulkadir-Piech yönetimin aldığı oyunculardı, Rıza Hoca birinin kanına girdi ötekinede az kaldı. Bu durumam bizler taraftar olarak yutkunduk, yutkunuyoruz.
Taraftarla Rıza hoca arasında şöyle bir sorun var; Rıza Hoca özellikle Eskişehirde haftalarca istifası istenmesine rağmen sesini çıkarmadı. Beşiktaş'tan 8 haftada kovulmasına rağmen geri dönmek için yapmadığı kalmadı. Biz 2,5 senedir sesimizi çıkarmadık. Doğa'ya küfür hadisesinden önceki haftada başını benim çektiğim grupla Doğa dışarı diye bağırdık, başta Başkan olmak üzere takımın Doğa'ya verdiği 1 milyondan sorumlu olduk. Geçen hafta Taraftar istifa diye bağırdı, Hoca tribunlere küfürle karışık kol hareketi yaptı. Mesela bunu Eskişehirde yapabilirmiydi? Yada Beşiktaş'ta yapabilirmiydi? Yutkunuyoruz.
Ama sayın Başkan biz Hoca'yı istifa'ya çağırırken futbol sahalarında yapılmayan birşey yapmadık... Ama senin hocan mahalledeki şımarık çocuklar gibi yumruğunu taraftara sallarken kendine yakışanı yapmıştır. Taraftar bunu unutmayacaktır. Şimdi bizde evlat acısı var sizlerde kuyruk acısı....
|
kesinlikle katılıyorum her cümlene...
|
|
|