Sarısözen'in sözlerinde kuvvetli bir seziş vardır. ön Asya tarihi ile meşgul olan H.R. Tankut, bir yıl sonra bu halayın mânasını, Ankara Halkevinde tekrar oynanması münasebetiyle, en eski Türk tarihî devirlerine bağlamak suretiyle açıklanmıştır (6). Bu görüşe göre eski Türklerin yaradılıştan sonra tabiatın türlü güçlükleri ve yaşama zorlukları karşısında güneş tanrıya yalvararak ilham istemeleri, göğüslerinin ilham bilgisiyle dolması üzerine medenî hayatın uyanması, pek eski bir dinî törenin bakiyesi olması lâzım gelen bu oyunda sıra figürlerle kuvvetli bir şekilde ifade olunmaktadır. Güneş tanrı, eski Türklere toprağı ekip biçmeği ilham etmiş, o suretle buğdayı yetiştirip ondan ekmek yapmağı, bu suretle karınlarını doyurmayı akıl etmişlerdir; daha sonra temizlenmek, giyinmek, süslenmek ve neşelenmek, birbirlerini takip etmiştir. Görülüyor ki, bu halaydaki figürler, beşeriyetin doğuşundan itibaren medenî hayat hareketleri serisidir.
Bu konuya dair H.R. Tankut'la yaptığı mülakatı Ülkü dergisinde yayınlanmış olan Osman Atillâ, Tankut'un güneş tanrısına hitap eden bir Sumer ilâhisini Woolley'in kitabından seçerek okuduğunu söylüyor. İngiliz bilgini Leonard Woolley'in Sümerlere dair eserindekilerden başka Oksfort Asûriyyat ve mukayeseli Sâmî diller filolojisi tetikçilerinden Stephen Langdon'un Paris'te İngilizce olarak basılmış olan Sumer dili gramerine ve edebî örneklerine ait kitabında da Sümer tanrısı Şamaş'a "Güneş" hitaben yazılmış birçok ilâhiler vardır (7). Bunlar toprak altından çıkarılmış eski sütunlardan alınmak ve İngilizceye tercüme edilmek suretiyle yayınlanmıştır.
Anadolu halk rakıslarından mühim bir kısmının eski dramlardan alma parçalar olduğunu belirten bir noktaya daha işaret edelim. Antalya'da Elmalı ilçesinde Alevî Türkler tarafından geceleyin aşikâr samah oynanırken vaktiyle bu oyunu oynayanların maske kullandıkları oranın ihtiyarları tarafından H.B. Yönetken'e ifade edilmiştir. Vaktiyle bu oyunu oynayan gençler feslerinin etrafına bir yazma sararlar, bu yazmanın arasına beş bir yana, beş öbür yana olmak üzere yanmış mum dikerler, balmumundan yapılmış telli, saçaklı bir maskeyi de telle yazmalarına iliştirirlerdi. Bu suretle kafile halinde sokaklarda dolaşıp defler çalınarak türküler söylenirdi.
Anadolu'daki dramatik halk rakısları arasında yeni zamanlarda vücut bulmuş olanlar da vardır. bunlardan bir tanesi Sivas'ta oynanan Abdurrahman halayıdır. Yönetken diyor ki: Üç kısımdan mürekkep olan bu halayın sonunda oynanan bir hoplatmadan ibarettir. Bu oyunda ikinci kısmın sonuna doğru oyunculardan bir kısmı sırt üstü yere düşer, ayakta kalanlar yere serilenlerin göğüsleri üstüne basarak kahramanca bir tavır alırlar; sonra hoplatmaya geçilir. Bu âdeta küçük, fakat mânalı bir ballet-pantomime'- dir. Oyunda muhakkak bir vak'a, çok ifadeli bir müzik, çok ifadeli jest ve figürlerle tasvir edilmiştir. Abdurrahman'ın eski bir tütün kaçakçısı olduğu söylenir; belki de bu oyunda eski tütün kaçakçıları ile reji kolcuları arasındaki bir çarpışma tasvir edilmiş olacaktır.
__________________
HER İNSAN öLECEK YAŞTADIR
YÜKSELMEK İÇİN,ALÇALMAK GEREK
|