Ceketin iç cebinde küçük bardak ve çeşme başında içme muhabbeti konusunda duyduğum bir hikayeyi anlatmak isterim. Doğru mu değil mi bilmem artık.
Bundan 40-50 yıl önce önceleri adı selçuk polis karakolu olan karakolda Sarı Nuri (yanlış hatırlamıyorsam) adında bir komser görev yapar. Orda burda içen hemşehrilerime kafayı takan Sarı Nuri kimseye göz açtırmaz, tuttuğuna dayak, tuttuğuna dayak. Bizim ekip baktı olacak gibi değil, seyyara çıkalım bari der. Bir cebine ekşi elma, diğer cebine kırık leblebi, ceketin iç cebine de küçük çay bardağını koyan dostlar her mahalle çeşmesinde (eskiden neredeyse her mahallede vardı, ve su sürekli aktığından mübarek buz gibi olurdu) iki kadeh muhabbet (!) ederler. Bu biraz da adet halini alır ve "çeşme başı" olarak sürer gider.
Hikayeyi çok eskiden dinlemiştim (veya okumuştum onu bile hatırlamıyorum). Eksik veya yanlışımız varsa affola, doğrusunu bilen varsa da anlatırsa pek bi makbul olur.
Söz buraya gelmişken Sivaslı'nın pratik olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Sarı Nuri'ye karşı Çeşmebaşı...

Saygılarımla...