Cevap: Maçı Değerlendirelim
Değerli Arkadaşlar
Evet, lig uzun maraton, daha önümüzde çok maçlar var. Dolayısıyla bu yenilgi yolun sonu değil. Ama yolun sonu olan ne, biliyor musunuz? Ruhsuzluk. Evet ruhsuzluk. Diğer takımlara bakın, koşuyor, mücadele ediyor, ter akıtıyor, bizim takım ise durarak veya yürüyerek oynamak istiyor. Hal böyle olunca da "Türkiye'nin en iyi oyunu" ortaya çıkıyor. Böyle oynayınca da tabi ki yeniliyoruz. Zaten Carlos da bunu istemiyor mu! Carlos bu oyunu ve bu oyunu oynayan oyuncularını tebrik ediyor, ben de kendilerini tebrik ediyorum.
Maçı tribünde ve ekranlarının başında seyredenler gibi Carlos da yedek kulübesinden seyrediyor. Utaka, yayıla yayıla sahada çim bırakmadı, yanından geçenleri tren niyetine seyredip duruyor, yerine Ahmet'i almak gelmiyor. Neymiş efendim, şu, şu takımlarda ve şunlarla şunlarla oynamış. Ben ona değil, Sivasspor'da ne oynadığına bakarım! Geçtiğimiz yıllarda da Enaramo sahada yayılır ama Rıza Çalımbay onu sahada 90 dakika tutar, koşan Erman'ı yoruldu diye oyundan çıkartırdı. Kadir zor durumdaki arkadaşının verdiği topu yine ona atarak bomba elimde patlamasın mantığı ile oynuyor. İkinci yarı takım olarak fizik kondüsyon sıfırlanıyor ve kimsenin koşacak hali kalmıyor. Milyonlarca Avroyu cebine indirenlerin sahada bırakın 90 dakika 120 dakik macadele edecek kondüsyonları da olmalıdır.
Diğer takımlar maçların ertesi günü veya bir gün aradan sonra antenmanlara devam ederken bizimkiler 5 yedikleri için 4 gün izin veriliyor. Eee, hakları tabii.
İsimleri sayınca amma iyi defansımız var diyoruz, ama rakip vites artırıp hızlanınca veya arkalarına topu atınca bir bakıyoruz ki bizim defans oyuncuları nal topluyor. Cicinho öyle, Ziya öyle, Da Costa öyle. Biraz Ümit ümüt veriyor, o kadar.
Orta sahada, oynarsa Adem, Burhan, Atıf ve Mehdi iş yapabilecek oyuncular. Kadir ise serseri mayın ve çoğu kez de bize patlayan bir mayın. Lakin 2. bölgede biz oyun kuramıyoruz. Taç çizgisi kenarında 15-20 metre kareye topu sıkıştırıp kör döğüşü ile rakibimizi geçeceğimizi zannediyoruz. Oyuna yanal yönde veya ileriye doğru genişlik kazandıramıyoruz. Çünkü herkes çakılı oynuyor. Boş alana kaçan yok, saha boşaltan yok. Üç metre mesafeden aman top benden gitsin mantığı ile "al gülüm, ver gülüm" ondan sonra da "topu rakibe kaptırdık üzgünüm".
Sivasspor'un forvet hattında kim var? Hiç kimse. Oyunu başından sonuna hep 10 kişi oynuyoruz. Bazen bir karartı göze çarpıyor topu ayağına alıp eveleyip geveledikten sonra topu rakibe teslim eden. Sonra da olduğu yerde kalan. Top toplayıcı çocuklar bire bu gölgeden daha fazla hareket ediyor, koşuyor.
Bir an Carlos'un yerinde Yılmaz Vural'ın olduğunu düşünüyorum. Sahada ruh gibi dolaşan futbolcuları görünce ne yapardı? Hemen oyundan alır ve kıçlarına da tekmeyi basardı. Carlos ne yapıyor, seyrediyor. Ac ağzını da bari memnun olmadığını belirtecek bir iki kelime söyle be adam!
Kısaca bu oyun anlayışı ile Sivas'taki maçlarda bile topa basan ve biraz mücadele eden takımlar üç puanı alır, bize de iyi oynayıp yenilmek kalır.
|