Siyah çantanın sırrı
DÜNKÜ Vatan gazetesinden okuyorum:
“Siyah çantanın sırrı.” Bende Oradaydim Ertugrul Özkök.
İDDİAYA GÖRE: “Teknik takip” sonucu şöyle bir bilgiye ulaşılmış. Sivasspor maçından bir gün önce Aziz Yıldırım,Bülent İbrahim İşçen, Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz ve ikinci başkanı Mehmet Oflaz’ın Sivas BüyükOtel’de buluştuğu belirlendi. Sivasspor Yönetim Kurulu üyesi Faruk Taşseten 21.44 sıralarında otelden çıkarakaracından spor çanta getirdi. Taşseten gece yarısı çantayı arabasına geri götürdü.
“Polis’in teknik takibi” böyle.
* * *
Şimdi “o meşum” geceye ait başkalarının gözlemlerini aktarayım.
- Habere göre; bu kişilerin “Sivas Büyük Otel’de buluştuğu” belirlenmiş.
Yani ortada gizli bir takip varmış gibi anlatılıyor.
Oysa; Sivas Büyük Otel, Fenerbahçe takımının ve yöneticilerinin kaldığı otel.
Yani, herkesin gözü önünde gerçekleşen bir buluşmaya, “teknik takip” gibi gizemli bir görüntü verildiği anlaşılıyor. Bunu polis mi böyle vermiş, gazete mi böyle sunmuş bilmiyorum.
- Habere göre; Sivasspor Yönetim Kurulu üyesi Faruk Taşseten saat 21.44’te otelden çıkarak, arabadançanta getirmiş.
Tam o saatte, Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe yönetiminin önde gelen kişileri, otelin birinci katındaki restorandayemek yiyorlardı. Sivasspor Kulübü Başkanı da yemekteydi.
Bir de ayrıntı vereyim. Otelin listesindeki şaraplar beğenilmediği için, dışarıdan aldırıldı.
- Aziz Yıldırım otele girdikten sonra, zemin katın arka tarafındaki VIP salonuna geçti. Yemek dışında, bütüngece orada oturdu. Fenerbahçe yönetiminin öteki üyeleri de aynı salondaydı.
Bir ayrıntı vereyim. Bol bol çay içildi, fındık fıstık yendi.
- Faruk Taşseten’in otelden ayrıldığı saatlerden önce şehrin valisi de aynı salona gelip, gece yarısındansonraya kadar Aziz Yıldırım ve arkadaşları ile sohbet etti.
- Sivasspor Yönetim Kurulu bir açıklama yapmış. “Çantada getirilenler protokol biletleriydi” diyor.
- Evet, daha uçaktan inildiği anda, protokol biletleri sorunu yaşanmaya başlandı. Çünkü İstanbul’dan son anda gelen çok sayıda Fenerbahçeli vardı ve onlar için bilet bulunamıyordu.
- Bu sorun, yemek sırasında da uzun uzun tartışıldı. Sonunda biletler geldi.
- Maç gününün gündemi de şöyleydi. Öğle saatlerinde Aziz Yıldırım, Sivas’ın sanayi sitesi gibi bir yerinde“güvercin uçurmaya” gitti. Aynı gün, Sivas Fenerbahçe Derneği’nin engelliler için temin ettiği tekerlekli sandalye verme törenine katıldı. Oradan valiyi ziyaret etti. Valilikten, ünlü bir dönerciye gitti.
Oradan da maça.
* * *
Şimdi diyeceksin ki, polisin “teknik takiple” bile elde edemediği bu bilgileri sen nereden öğrendin.
Çok basit, çünkü o gece ve ertesi gün ben de aynı oteldeydim.
Fenerbahçe’nin uçağı ile maçı izlemeye ve yazmaya gitmiştim.
Peki başka günlerde, kapalı kapılar ardında başka “kirli işler” dönmüş olamaz mı?
Olabilir elbet.
Ben kimsenin avukatı değilim. Ama savcısı da değilim.
Sadece tanık olduğum bazı şeyleri yazıyorum. O gece Aziz Yıldırım ve valinin yanından saat 12.30’a doğruayrıldım. Onlar hâlâ aynı salonda oturmaya devam ediyorlardı.
Peki Aziz Yıldırım veya öteki yöneticiler otelde başka bir yerde buluşup para alışverişi yapmış olabilirler mi?
Otelin kapısında çok sayıda gazeteci ve kameraman vardı. Ayrıca, benim bildiğim artık otellerin kat kameralarıda var. Oradan da tespit yapılabilir.
Umarım polisin elindeki “deliller” o geceye ait olanlardan daha sağlamdır.
Emniyet Müdürü ve vali “Elimizdeki deliller çok sağlam” dediğine göre, bunları mahkeme safahatındagöreceğiz.
Umarım sağlamdır ve futbolun güzelleşmesine, temizlenmesine katkısı olur.
FATURA SİZE KESİLDİ KENDİNİZİ YAKIN
Eyüp Can, dün Radikal’de Aziz Yıldırım’a şöyle sesleniyor: “Başkan sen kendini zaten yaktın, konuş ve bu kirliçarkı çeviren herkesi yak.” Devam ediyor: “‘Fatura size kesildi’ ama balyoz sizin elinizde Aziz Bey.”
Ben hayatımda böyle bir hukuk anlayışı görmedim.
BİR: Daha ortada iddianame yok ama demek ki birileri önceden “faturayı kesmiş”.
İKİ: Demek ki bu ülkedeki “temizlik” hareketini, “seçilmiş semboller” üzerinden yapacağız. “Arkadaş zatensenin imajın şöyle, sen yanmışsın. Bari ötekileri de yak.”
Bakın daha iddianame hazırlanmadan neler oldu:
- DÜNKÜ POSTA: Federasyon kararını şimdiden vermiş: “Yargı sonucu beklenmeden karar verilecek.Fenerbahçe küme düşürülecek. Eskişehir’in 15 puanı silinecek. Trabzon şampiyon ilan edilmeyecek.”
- TUTUKLANANI KOVDULAR Eskişehirspor şikeden tutuklanan Bülent Uygun ve Ümit Karan’ı, Sivasspor da kalecisi Korcan Çevikay’ı kovdu.
- SERBEST KALANI DA Eskişehir serbest bırakıldığı halde Mehmet Yıldız’ı kovdu.
- TÜRKİYE KARİYERİ BİTTİ Günlerdir şike parası aldığı yazılıp çizildiği halde, mahkemeye bile çıkarılmadan serbest bırakılan Emenike’nin Türkiye kariyeri bitti; kaderi Yabancılar Polisi’nin elinde.
- SEN DE YILDIRIM’I YAKTIN Eh Federasyon gibi, sen de “delilleri” basından okuyarak kararını verdin. Aziz Yıldırım’ın “faturası kesildi” dolayısıyla kendini yakması lazım.
Sevgili Eyüp, o zaman yargıya ne gerek var?
Hepimiz oturalım, kızdığımız adamların, sembol diye gördüğümüz insanların bir listesini çıkarıp, iddianameyiyazalım, kararı verelim, hazır bir araya gelmişken infazını da yapalım, memleket temizlensin.
Neticede bu ülkede “temiz olan” sadece “bizler” olduğumuza; kızdıklarımızın ve öteki sembollerin hepsinin de“kirli insanlar” olduğu konusunda “kesin inancımız” bulunduğuna göre...
“Masumiyet karinesi” şimdiye kadar şöyleydi:
“Bir insan, hakkındaki iddia yargı tarafından kesin karara bağlanıncaya kadar masumdur.”
O karine şimdi şöyle:
“Bir insan, hakkındaki iddialardan aklanıncaya kadar suçludur.”
Demek ki “Milli yargı siyaset belgemizin” değiştirilemeyecek yeni maddesi belli oldu:
“Polis delilleri yeterlidir, yargı zaman kaybıdır. Türkiye’nin temizlenme konusunda zaman kaybına tahammülüyoktur.”
Eh fena bir gerekçe de değil yani... Zaten bol miktarda inananı da, iman edeni de var.
Çak kibriti gitsin...
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/18208996.asp
Ulusal basin ruhunu satmis. Yerel basinimizda bu olayda onurunu satti Eminimki O gece Mecnun Otyakmazin yaninda yalakalik icin birden cok yerel gazeteci vardi. bunlari onlar yazmiyor ulusal basindan insanlar yaziyor. yaziklar olsun size.