Ana Sayfa  |  Site Haritası  |  Forum  |  Chat
‹ Anasayfaya geri dön  |  Sivaslilar.net  |  Sivastuning.com
Sivasspor


Hoşgeldiniz
Zurück   SivasSpor.com - Yiğidoların Özgür Sesi > Serbest Alan, Sivas Paylaşım, Sivas Forum, Sivaslılar > Heykel

Heykel Her Telden Muhabbet Burda

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil

Alt 18.12.2005, 15:24   #171
Sweetgirl
Yiğido
 
Sweetgirl - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 13.08.2005
Mesajlar: 394
Thanks: 399
58 Mesajına 127 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 797 Sweetgirl COK SEVILEN BIR KISISweetgirl COK SEVILEN BIR KISISweetgirl COK SEVILEN BIR KISI
Standart

Alıntı:
dogukan58 Nickli Üyeden Alıntı
eline sağlık çok guzel
sagol kardesim seninde gözlerine saglik
__________________
GÜLÜ SEVEN DIKENINE KATLANIR

Sweetgirl isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.12.2005, 03:55   #172
efe058
Acemi Yiğido
 
efe058 - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 30.08.2005
Yaş: 41
Mesajlar: 129
Thanks: 1
6 Mesajına 15 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 764 efe058 FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart

Yıldız ona sesleniverdi ansızın:

“Neden ağlıyorsun, çocuğum? Seni böyle hüzünlendirecek ne var?”

Çocuk, yanaklarından süzüle süzüle akan yaşları silerek yıldıza dedi ki:

“O kadar uzaktasın ki, hiçbir zaman sana dokunamayacağım.”

Ve yıldız, çocuğun hüznünü giderecek bir cevap verdi:


“Böyle uzaklarda durduğuma bakma, eğer yüreğinde olmasaydı asıl yerim, göremezdi beni senin gözün
__________________
SPOR SEVGİ,BARIŞ ve KARDEŞLİKTİR
efe058 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.12.2005, 03:59   #173
GuNaY
Gast
 
Mesajlar: n/a
Standart

Çok güzel hikayeler var ellerinize sağlık.....
  Alıntı ile Cevapla
ÜÇ EVLAT
Alt 19.12.2005, 04:27   #174
efe058
Acemi Yiğido
 
efe058 - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 30.08.2005
Yaş: 41
Mesajlar: 129
Thanks: 1
6 Mesajına 15 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 764 efe058 FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart ÜÇ EVLAT

Üç kadın çeşme başında toplanmış konuşuyorlardı.Az ötede ihtiyarın biri oturmuş, kadınların çocuklarını methetmelerini dinliyordu.

Kadınlardan biri: -Benim oğlum öyle marifetlidir ki, hiç kimse bu konuda onunla boy ölçüşemez...Tam bir cambazdır o! İp üzerinde bir yürüse de görseniz.

Diğer kadın heyecanla atılarak: -Benim oğlumun sesini bilseniz, dedi.Tıpkı bir bülbül gibi şakır.Yeryüzünde hiç kimsenin böyle bir sesi yoktur.Allah vergisi bu...

Üçüncü kadın susup duruyordu.Diğerleri sordular: -Sen çocuğunu niye övmüyorsun? Nesi var ki? -Çocuğumun çok üstün bir tarafı yok ki...Ne diye durup dururken öveyim onu.

Kadınlar kovalarını doldurup yola koyuldular.İhtiyar adam da peşleri sıra yürümeye başladı.Kadınlar ağır kovaları taşımakta güçlük çektikleri için ara sıra duruyor ve dinleniyorlardı.Sırtları ağrı içindeydi. Bu sırada çocukları onları karşılamaya çıktı.

Birinci çocuk hemen elleri üzerinde havaya kalkmış, çeşitli marifetler gösteriyordu.Kadınlar gözleri hayretten büyümüş haykırdılar:

-Aman ne kabiliyetli çocuk!.. İkinci çocuk altın gibi bir sesle öyle güzel şarkılar söyledi ki, kadınlar gözleri yaşlarla dolu hayranlıkla dinlediler onu... Üçüncü çocuk koşarak geldi, annesinin elinden kovayı aldı ve eve kadar taşıdı.

Kadınlar ihtiyara dönüp: -Bizim çocuklarımız hakkında ne diyorsun, dediler. İhtiyar şaşkınlıkla: -Çocuklarınız mı? Dedi. Onları bilmem. Yalnız biri vardı, annesinin elinden kovayı alıp eve taşıdı. Onu çok beğendim
__________________
SPOR SEVGİ,BARIŞ ve KARDEŞLİKTİR
efe058 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ASLA YALAN SÖYLEME
Alt 19.12.2005, 04:29   #175
efe058
Acemi Yiğido
 
efe058 - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 30.08.2005
Yaş: 41
Mesajlar: 129
Thanks: 1
6 Mesajına 15 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 764 efe058 FORUMLARA KATILIMI BIRAZ DAHA ARTABILIR
Standart ASLA YALAN SÖYLEME

Eski zamanlarda, insanlar ilim öğrenmek için çok çalışırlar, her türlü güçlüklere katlanırlardı. Küçük yaşlarında köylerinden, ailelerinden ilim öğrenmek için ayrılırlar, yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında yaşarlardı.

Seyyid Abdulkadir’in de küçük yaşta içine öğrenme arzusu düşmüş, bunun çarelerini aramaya başlamıştı. Sonunda dayanamadı, annesine gelerek;

-Anneciğim, ilim öğrenmek için Bağdat’a gitmek istiyorum...dedi.

Annesi ise;

-Senden ayrılmaya gönlüm razı olmuyor. Ancak seni de Allah yolundan alıkoymak istemem.

Annesi Abdulkadir için yol hazırlıkları yaptı. En sonunda da oğluna lazım olur diyerek, 40 altını kaybetmemesi için bir kese içinde yeleğinin koltuk altına dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi;

-Sana son olarak nasihatim şudur ki, eğer beni ve Allah’ı memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme, doğruluktan ayrılma. Allah her zaman ve her yerde doğruların yardımcısıdır.

Seyyid Abdulkadir annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat’a giden bir kervana katılarak yola çıktı.

Hemedan yakınlarında dar bir geçide girdiklerinde kervanda bir bağrışma koptu. Eşkıyalar kervana saldırmışlardı. Bir anda bütün sandıklar yere yıkıldı, eşyalar yağma edilmeye başlandı. Haydutlar kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini alıyorlardı. Eşkıyalardan biri de Abdulkadir’in yanına geldi. Onun fakir haline bakarak şaka olsun diye;

-Söyle bakalım senin neyin var fakir çocuk?

Abdulkadir;

-Yalnız 40 altınım var, diye cevap verdi. Haydut önce şaşırdı sonra gülmeye başladı. İnanamadı ve tekrar sordu;

-Doğru mu söylüyorsun?

Abdulkadir:

-Evet, doğru söylüyorum, 40 altınım var.

Eşkıya meraklandı. Abdulkadir’i elinden tutup reislerine götürdü.

Durumu reislerine anlattı. Haydutların başı;

-Senin 40 altının varmış, doğru mu bu?

Abdulkadir;

-Evet doğru.

Reis;

-Söyle bakalım. Onu nereye sakladın?

Abdulkadir;

-Hırkamın içinde koltuğumun altında saklı.

Bunun üzerine haydutlar hırkasının içinde, koltuğunun altında saklı bulunan 40 altını bularak reislerine verdiler. Herkes çok şaşırmıştı.

Reis hayretle sordu;

-Peki evladım, sen niçin üzerinde altın olduğunu söyledin? Eğer bize söylemeseydin onları bulamazdık.

Abdulkadir;

-Ben annemden ayrılırken, asla yalan söylemeyeceğime dair söz vermiştim. Arkadaşınız senin bir şeyin var mı diye sorunca, altınlarım olduğunu söyledim. 40 altın için verdiğim sözden döneceğimi mi zannediyorsunuz?

Bu sözleri duyan haydutların reisi çok şaşırdı ve derin bir düşünceye daldı. Sonra etrafındakilere dönerek;

-Yazıklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadık. Bu çocuk annesine verdiği sözünden dönmemek için her şeyini veriyor. Bizler ise Allah’a söz verdiğimiz halde, hiçbir zaman verdiğimiz sözlerde durmadık. O’nun yapma dediklerini yaptık yarın Allah’ın huzuruna çıktığımızda halimiz nice olacak?

Sonra şöyle devam etti:

-Sizler şahit olun. Şuanda bu çocuk benim kötü yoldan dönmeme sebep oldu.Şimdiye kadar yaptığım bütün günahlarım için pişman olup tövbe ediyorum. Bundan sonra iyi bir insan olup, Rabbim’in sevmediği işleri yapmayacağım.

Reislerine çok bağlı olan haydutlar hep bir ağızdan;

-Reisimiz, biz senden ayrılmayız.Sen hangi yolda yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden pişman olup tövbe ettiler.

Kervandaki insanlardan ne aldılarsa hepsini geri verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarına söz verdiler.

Seyyid Abdulkadir ise yoluna devam ederek Bağdat’a ulaştı. Orada ilim tahsiliyle meşgul oldu. Kısa bir zaman içinde çok ünlü bir alim oldu. Binlerce insanın

Kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarına vesile oldu
__________________
SPOR SEVGİ,BARIŞ ve KARDEŞLİKTİR
efe058 isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
"Neme lâzım be Sultânım!"
Alt 22.12.2005, 19:15   #176
Sweetgirl
Yiğido
 
Sweetgirl - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 13.08.2005
Mesajlar: 394
Thanks: 399
58 Mesajına 127 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 797 Sweetgirl COK SEVILEN BIR KISISweetgirl COK SEVILEN BIR KISISweetgirl COK SEVILEN BIR KISI
Lächeln "Neme lâzım be Sultânım!"


Kanuni Sultan Süleyman, en yüksek duruma getirmiş olduğu devletin akıbetini hayal eder, günün birinde ‘Osmanoğulları da inişe geçer çökmeye yüz tutar mı’ diye derin derin düşünmeye başlar... Bu gibi soruları çoğu zaman süt kardeşi meşhur alim Yahya Efendi’ye sorduğundan bunu da sormaya niyet eder. Güzel bir hatla yazdığı mektubu keşfine inandığı Yahya Efendi’ye gönderir...
- Sen İlahi sırlara vakıfsın. Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları’nın akıbeti nasıl olur? Bir gün olurda izmihlale uğrar mı?” şeklinde mektubunu gönderir. Güzel bir hatla yazılmış mektubu okuyan Yahya Efendi’nin cevabı bir bakıma çok kısa bir bakıma içinden çıkılmaz bir hal alır:
- Neme lazım be Sultan’ım!
Topkapı Sarayı’nda bu cevabı hayretle okuyan Sultan, bir mana veremez. Yahya efendi gibi bir zatın böylesine basit bir cevapla işi geçiştireceğini pek düşünmez. Söylenmeye başlar: “Acaba bilmediğimiz bir mana mı vardır bu cevapta?” Nihayet kalkar, Yahya Efendi’nin Beşiktaş’taki dergahına gelir. Sitem dolu sorusunu tekrar sorar:
- Ağabey ne olur mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, soruyu ciddiye al!
- Sultan’ım sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi? Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz etmiştim.
- İyi ama bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece ‘neme lazım be Sultan’ım’ demişsiniz. Sanki beni böyle işlere karıştırma der gibi bir anlam çıkarıyorum.
- Sultan’ım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işitenler de ‘neme lazım’ deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa. Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryadı göklere çıksa da bunu da taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir...
Bunları dinlerken ağlamaya başlayan koca sultan, söyleneni başını sallayarak tasdik eder, sonra da kendisini böyle ikaz eden bir âlime memleketinin sahip olduğu için Allah’a şükreder.
__________________
GÜLÜ SEVEN DIKENINE KATLANIR

Sweetgirl isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
SEVGI NEDIR?
Alt 23.12.2005, 20:18   #177
1967_DERNEK_10UR
Usta Yiğido
 
1967_DERNEK_10UR - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Yaş: 43
Mesajlar: 5.650
Thanks: 0
29 Mesajına 32 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 1334 1967_DERNEK_10UR ist ein wunderbarer Anblick1967_DERNEK_10UR ist ein wunderbarer Anblick1967_DERNEK_10UR ist ein wunderbarer Anblick1967_DERNEK_10UR ist ein wunderbarer Anblick1967_DERNEK_10UR ist ein wunderbarer Anblick1967_DERNEK_10UR ist ein wunderbarer Anblick1967_DERNEK_10UR ist ein wunderbarer Anblick
Frage SEVGI NEDIR?

Hemen hemen herkes bu soruya kendince bir cevap bulmustur.
Sevgi kimine göre bir duygudur,kiminin inanmadigi,kiminin taptigi bir duygu.
Sen arkadasim! Bana sevginin tanimini yap dedigimde ,bana verecegin ilk cevap ne olurdu?
Tahmin edebiliyorum.
Buna cevap vermek gerçekten çok zor.
Imkansiz degil ama zor.
Sevgi için bir çok tanim yapilir.
Ama gerçek cevabin "sevgi" kelimesinin içinde oldugunun kimse farkinda degildir.
Sevgi sevgidir!
Sevgi bir sakizi sevdiginle paylasmaktir,sevgi hissetmektir,sevgi dokunmaktir,sevgi aglamaktir sevgi gülmek,sevinmektir sevgi,düsünmektir,sevgi acimaktir,sevgi annedir,sevgi çocuktur,sevgi devlettir,sevgi Allah... Sevgi sensin ,sevgi ben,sevgi o....
Sevgi çok seydir,sevgi asktir,arkadasliktir,dostluktu r,komsuluktur...
Sevgi her seydir be güzelim...Sevgi her sey...
SEVGI SENSIN BE GÜZELIM SEVGI SENSIN ANLIYOR MUSUN SEN!!!
Bir Yürekte Cannn olabilir misiniz?
O yürege Can Katabilir misiniz?
Bir Cannn'immm kelimesine o yürekte bin anlam katabilir misiniz?
Gözlerde isiltilar, piriltilar görebilir misiniz?
Çalinmis Zamanlari renk renk yasayabilir misiniz?
Ellerin,gözlerdeki isiltilarin o yüregin sicakligini birebir yansittigini algilayabilir/algilatabilir misiniz?
Ya yüzlerce, binlerce renklerin disinda renkler bilir misiniz?
Can sesini duydugunuzda yüreginizde; ürperti ve titresimlerin getirdigi telasin midenize vurusunu bilir misiniz? Imge'lerin tadini bilir misiniz?
Ya kelimelerin, mimiklerin, ifadelerin yetersiz kaldigini bilir misiniz?
Dizlerinizin, omuzunuzun, gögsünüzün can atesini arayisini bilir misiniz?
Avuçlarinizin; Can Çiçeginin ellerini, saçlarini, yüzünü özümleyisini bilir misiniz?
Saçlarina, gözlerine, burnuna, dudaklarina ve tenine dokunusun hazini bilebilir misiniz?
Kalabaliklarda sessizlik sarkilari söylemeyi bilir misiniz?
Ya ellerin dansini bilebilir misiniz? Sikica sarmanin, yürege katmanin tadinin haza dönüsümünü, Onun dizlerinde, omuzlarinda, sonsuza kadar kalmayi hatta yok olmayi isteyebilir misiniz?
Yani dostlugu,yüregi,ruhu,mantigi ve bedeni tek tek sirayla yasamayi, yudum yudum yürege katmayi bilebilir misiniz?
Kim bilebilir!
kim bilebilir ki!..
kim yasamis ve yasatmistir, kim algilatmis ve algilamistir ki, kimin gözleri acimistir, kimin yüregi kanamistir, kim deli yürek olmustur, kimin yüregine yagmurlar yagmistir/yagdirilmistir ve kim bu "misiniz" leri ve"kim"leri birebir yasamsalina katmistir ki
Iste bütün bunlari sadece ama sadece CANA CAN KATANLAR bilir yani biz
1967_DERNEK_10UR isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
* VE KAPI ÇALMAZ *
Alt 27.12.2005, 16:25   #178
burcum
Acemi Yiğido
 
burcum - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 14.11.2005
Mesajlar: 181
Thanks: 0
0 Mesajına 0 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 0 burcum ist zur Zeit noch ein unbeschriebenes Blatt
Standart * VE KAPI ÇALMAZ *

Kapı çalar...
Sabah erken saatlerinde... Açarsınız sütçüdür gelen...
Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz.Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahfaltısı canlanır.İçinizden '' Bu gün kahfaltıyı bahçede yapalım '' diye geçirirsiniz.

***

Kapı çalar...
Gelen postacıdır.Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kağıda bir imza atarsınız.Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız.
Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır. '' Artık canım sıkılmayacak '' deyip keyiflenirsiniz.En çok merak ettiğinizi alıp şezlonga uzanırsınız...


***

Zil çalar...
Kapıya koşarsınız.
Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta günlerce sürer. '' Yaşamak ne güzel '' dersiniz içinizden.Hele böyle dostlar varken...


***

Kapı çalar...
Dürbünden bakarsınız.Kimseyi göremezsiniz.Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz.Bir daha çalar.Bakarsınız yine kimse yok tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız.Komşunuzun oğlu elindeki sopayla zile uzanmakta.Meğer tuzları bitmiş.İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz. '' Elbette göremem keratanın boyu bir metre... '' Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı. Hatta hanımınıza anlatırsınız.


***

Kapı çalar...
Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız.Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır. '' Oğlum benim '' diye hasretle kucaklarken gözyaşlarınızı zaptedemezsiniz.Mutluluğunuz oğlunuzun kadar uzar...


***

Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız.Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...

'' Ve kapı çalmaz... ''

En büyük misafir gelir.
Adeta kapı kırmıştır.Alıp gider sizi, şaşırırsınız. ''Niye haber vermedi ? '' diye içinizden geçirirken '' Doğduğundan beri zile basmaktayım '' der.Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.

'' Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir ''...
__________________
Rabbim
En sevdiğini en sevdiğim eyle
Ve değmesin sana yaklaşmayacak sevgi yüreğime
Rabbim
Habibini habibim eyle
Muhabbet bulmasın muhabbetim ulaşmayacaksa Muhammedine(s.a.v.)
burcum isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
*KUŞLAR *
Alt 28.12.2005, 17:00   #179
burcum
Acemi Yiğido
 
burcum - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 14.11.2005
Mesajlar: 181
Thanks: 0
0 Mesajına 0 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 0 burcum ist zur Zeit noch ein unbeschriebenes Blatt
Standart *KUŞLAR *

Bende sizin gibi olmak, her yere özgürce gitmek,insanları seyretmek isterdim.
Anlamaya çalışırdım onların yaptığı hareketleri
Sizlerde ağlamayı bilirmisiniz? üzülürmüsünüz sevdiğiniz birini kaybettiğinizde
Sizlerde üzülürmüsünüz yavrularınıza yiyecek bulamadığınızda
Dile gelseniz, bize ilk önce neyi söylemek isterdiniz
Elbette siz sessiz varlıklar!
Siz bizi bizden daha iyi bilirsiniz
Sizde yalan söylemeyi bilirmisiniz?
Sizinde mumunuz yatsıya kadar yanarmı?
Sizde özledinizmi? Resulullah'ı , Asr_ı Saadet günlerini
Onun bıraktığı gibi değilmisiniz?
Yoksa sizde değiştinizmi? ümmetler gibi değiştirildinizmi?
Kuşlar... Her nefeste Allah'ı zikreden varlıklar
Sizde isyan edermisiniz başınıza kötü bir şey geldiğinde
Yoksa bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Rabb'a şükürmü edersiniz?
Anlamıyorum sabahları neden çok ötersiniz?
'' Esselatu hayrumminen nevm '' derken ezanlar
Bizi namaza mı kaldırmak istersiniz?
Banada uçmayı öğretebilirmisiniz? benide alırmısınız bu çarkın içinden
Heeyy... Neden kaçtınız sorularıma cevap vermeden
Neden beni bu dünyada yalnız bıraktınız?
Evet biliyorum, sabret dünyaya umutla bak diyorsun
Yaradanına şükret imtihanını başar diyorsun
Sabırlı ol, dünyaya umutla bak diyorsun ya
Peki ya sessiz varlık
'' YA UMUTLARDA BİTERSE ''...
__________________
Rabbim
En sevdiğini en sevdiğim eyle
Ve değmesin sana yaklaşmayacak sevgi yüreğime
Rabbim
Habibini habibim eyle
Muhabbet bulmasın muhabbetim ulaşmayacaksa Muhammedine(s.a.v.)
burcum isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
iyi ve kötü
Alt 29.12.2005, 17:38   #180
emrullah_58_
Acemi Yiğido
 
emrullah_58_ - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 54
Thanks: 0
0 Mesajına 0 Kez Teşekkür Edildi.
Tecrübe Puanı: 0 emrullah_58_ isimli Üye Tecrübe Puanınızını Kapatmıştır.
Standart iyi ve kötü

Leonardo da Vinci 'Son Akşam Yemeği' isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı... İyi'yi İsa'nın bedeninde, Kötü'yü de İsa'nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı...

Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı... Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti..Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.. Aradan 3 yıl geçti.

'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı.. Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.. Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu..Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı..Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi... Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler.Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı..Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu..
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun Etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.
Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: 'Ben bu resmi daha önce gördüm'...

'Ne zaman diye sordu'Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.

'Üç yıl önce adam ..Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti'..

İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır..Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır..
.
__________________
BAZEN SEVİNÇ BAZEN KEDER SİVAS'I SEVMEKTE YETER
emrullah_58_ isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright © 2005
Bize Yazin  |   Sivasspor.com  |   Arşiv  |   Kullanım sözleşmesi  |   Yukarı Git